KARDEŞLİK TÜRKÜSÜNÜ ELBET SÖYLEYECEĞİZ ANCAK HER KARDEŞİN HAKKINI TESLİM EDEREK

KARDEŞLİK TÜRKÜSÜNÜ ELBET SÖYLEYECEĞİZ ANCAK HER KARDEŞİN HAKKINI TESLİM EDEREK
Birbirimiz duyduğumuz sürece ve birbirimizi kaale aldığımız sürece hem Çerkesler olarak kendi aramızdaki sorunları hem de bizimle bir şekilde kaderleri kesişen ve bir arada olan komşu halklar ve Çerkesya halkları arasındaki sorunları çözebileceğiz ki bu sorunların çoğu da sadece vizyonlarımızı konuşup belirli bir rotaya oturtmamış olmamızdan kaynaklı derin olmayan sorunlardır.
Son KAFFED genel kurulu tarihinde görülmemiş bir şekilde Çerkes halkının somut olarak sahiplendiği ve diğer komşu halkların da önemsediği en önemli toplantı olarak gerçekleşmiştir. Masaya yatırılması gerek türlü sorunlar ilk kez bu kadar geniş platformlarda tartışılmış, aday yönetimler kurum kurum gezerek vizyonlarını ve hedeflerini anlatmışlardır.İlk kez toplum dinamiklerini bu kadar önemseyen gruplar toplumdan gerekli karşılığı görerek , ilk kez bu kadar, tabanın önemsediği toplantı gerçekleşmiştir. Kurul sonunda oluşan tablodan da anlaşılacağı üzere toplumdan gelen talepleri önemseyen bu insanlarımıza toplum, kronikleşmiş sorunlarımızın çözümünde destek olacaktır.
MASADAKİ SORUNLARA TEMEL OLAN SORUNLAR:
1)Çerkes ifadesinin ve Çerkesya gerçeğinin politik gücünün ismen federasyonda yer almamasının bu ismin politik gücünden faydalanamayan Çerkesler açışından çözümlenmesi meselesi
2) Abazaların iki parçalı temsiliyet sorunu ve Çerkesya Abazaları ve Abhazya Abazalarının kurumla olan organik ilişkileri sorunu
3) Kendini Çerkes olarak gören ancak Çerkes olmayan halkların federasyon içinde işgal etmeleri gereken konum sorunu ve de Çerkes olmadıklarını bildikleri halde Kafkas teriminden dolayı federasyona dahil olan birleşenlerin işgal etmeleri gereken konum sorunu
4) Birbirine hiçbir şekilde düşman olmayan Çerkesya halkları ve komşu halkların, ekseriyetini Çerkeslerin oluşturduğu kurumdaki isim değişikliğinden kaynaklanacak dışlanmışlık ve ötekileştirilmişlik hissinin manipüle edilmesine müsaade etmeden ve düşmanlık çıkarılmasına izin vermeden somut bir çözüme kavuşturulması sorunu
5) Lobileşme sorunu
1) Çerkes ifadesinin ve Çerkesya gerçeğinin politik gücünün yansımasının ismen Federasyonda yer almaması Çerkesler açısından acilen çözülmelidir. Bu sorunun ve diğer sorunların çözümü için isimlendirmenin herkes açısından gerçeği ifade edecek şekilde yapılması gerekmektedir. Federasyonun mevcut isminin ÇERKESYA HALKLARI VE KOMŞU HALKLAR FEDERASYONU şeklinde değiştirilmesi sorunların kaynağının çözülmesi için en önemli adım olacaktır.
2) ÇerkesyaHalkFed Abaza halkının da temsiliyet sorununu giderecektir. Abaza halkı Çerkesya Abazaları ve Abhazya Abazalarından müteşekkildir. Siyasi ve tarihi olarak ayrı ayrı şartlara sahip Çerkesya ve Abhazya halkları aynı perspektifle yollarına devam etmeyeceklerdir. Komşu halklar olan Abhazya halkları ve Çerkesya halkları zaman zaman politik olarak ayrışacaklar, farklı ittifaklar yapacaklar ancak aynı coğrafyanın komşu halkları olarak birbirlerine düşman olmayacaklardır.
Çerkesya Abazaları iki vatanlı bir diyaspora halkıdır. Abaza halkından kaynaklı sorunların başlangıcı da buradan kaynaklanmaktadır. Abaza halkının birinci vatanları Çerkeslerle aynı kaderi paylaşarak zorla koparıldıkları Çerkesya ikincisi de Çerkesya’dan önce yaşamış oldukları ve şartlardan dolayı terk ettikleri günümüz Abhazya’sıdır. İki vatanlılık ve iki parçalılık hem bilgi eksikliği hem de manipülosyanların etkisiyle örgüt içinde nasıl yer alınacağı konusunda sorun yaratmaktadır. Sıkıntının aşılmasının tek yolu somut gerçeklerin örgütlenmeye yansıtılmasıdır. Çerkesya Abazalarının kimliklerini ve fiziki varlıklarını diyasporada Çerkeslerle beraber ve birlikte korudukları ve yaşantı tarzlarının da Çerkeslerle çoğu konuda birebir aynı olduğu bir gerçektir. Halk olarak en zor zamanda Çerkeslerle beraber kimliğini koruyan ve kader birliği yapan Çerkesya Abazalarının Çerkes derneklerinde ve mümkün olduğu durumlarda da renklerini daha ön planda korumaları için Abaza dernekleri olarak Çerkesya Dernek Federasyonları bünyesinde örgütlenmeleri gerekmektedir. Çerkesya Abazaları ayrıca Abhazya Abazalarının derneklerinde ve federasyonlarında da Çerkesya Abazası oldukları gerçeğiyle yer almalıdırlar. Abhazyanın Çerkesya Abazalarına vatandaşlık hakkı vermesi ve somut bir gelecek olanağı sağlaması elbette ki Çerkesya Abazaları için olumlu bir olanaktır, bir artı avantajdır. Bu noktada bu olanağın siyasi olarak Abhazya Devletinin ve Çerkesya diyasporasının aynı rotada olmasını gerektirmediği sadece Çerkesya Abazalarının kendi adlarına olumlu bir artı olanak olarak görüldüğünün karar alınarak somutlaştırılması bu konudaki manipülasyonları ortadan kaldıracaktır.
3-4-5) Diyasporada, uğranılmış haksızlığın giderilmesi için kullanılması gereken en önemli unsur tarihi geçmişi olan ve yitirilen siyasi gücü ifade eden kavramlarla ekonomik ve siyasi güç olacak şekilde bir araya gelmek ve lobi gücü oluşturmaktır. Çerkes ve Çerkesya kavramları siyasi güç taşıyan kavramlardır. Aynı coğrafyadan gelen Çerkesyaya komşu halklardan olan Çeçen, İnguş, Oset; Kumuk, Lezgi gibi halklar için «Çerkes» kelimesi bu halklar Çerkes olmadıkları halde bu halkların farklılıklarını korumalarında etkili olmuştur. Ancak tarihten gelen gerçeklerin dinamiğinde bu halklar mevcut durumda ayrı siyasi yapılanmalarla Kafkasya coğrafi bölgesinde Çerkesyanın komşu halkları olarak yollarına devam etmektedirler. Diyasporadaki örgütlenmelerimizde genelin küçük bir kısmını oluşturan bu halkların gerçeklerin gerektirdiği şekilde ilk başta federasyon içinde Çerkesya komşu halkları olarak ve daha sonraysa konfederasyon yapısı içinde kendi özgün politikalarıyla yollarına komşu ve kardeş halklar olarak devam etmelidirler. Bu, onları ötekileştirmek ve dışlamak değildir. Somut gerçeklerin ve tarihi geçmişin gerçeklerine uygun yapılanma modelidir.
ÇerkesyaHalkFed olarak yapılanıldığı ve herkesin enerjisini kendi alanına yönelttiği zaman dünyada ses getiren ve siyasi olarak geçmişten kopuk olmadığı için gelecek vizyonu sağlam temellere dayalı, güçlü bir lobi hareketi sağlanmış olacaktır.
Tarihe ve somut gerçeklere dayanmayan yaklaşımlar kısır döngüden öte bir duruma sebep olamaz. Mevcut yapılanmalarımızı tarih ve somut gerçeklere uyarladığımızda gerçekten ses getiren güce o zaman erişeceğiz. Tüm Kafkasya coğrafyası halklarının enerjisini emen «KAFKAS» dayatmasının derhal sonlandırılması gerekmektedir. «Kafkas» ifadesi kimlikleri eriten ve yok sayan bir ifadedir. «Kafkas» ifadesiyle sürekli geciktirilen Çerkes kimliğinin coğrafyadaki hiç bir halka faydası yoktur. Tarihi haksızlığa uğramış en büyük coğrafya Çerkes coğrafyasıdır. Çerkeslerin tarihi haklarının sağlanmadığı bir coğrafyada coğrafya asla gerçek rengini yakalayamayacaktır. %90’ı coğrafyasının dışında olan tek unsur Çerkeslerdir. Bu yüzden diyaspora örgütlerinin ekseri unsuru Çerkeslerdir. Diğer etnik unsurlar kalabalık unsur olan Çerkeslerle aynı kurumlarda bulunarak renklerini korumuşlardır. Mevcut durumda Çerkes ve Çerkesya kavramlarıyla politik sahneye çıkmak Çerkes halkının geleceği için elzemdir. Diyasporada bir araya gelip işbirliği yapmışlığı ve Çerkeslerin tarihi haklarının ifadesi olarak politik olarak sahneye çıkma iradelerini ifade eden ÇERKESYA HALKLARI VE KOMŞU HALKLAR ismiyle örgütümüz yoluna devam etmelidir. Mücadelenin politik kısmının Çerkeslere ait olduğu, kimlik koruma endişesiyle eklemlenen unsurların da değerli olduğuve bu unsurların yok sayılmadığı gibi manipülasyon unsuru olmalarına da izin verilmeyeceği onanmalıdır.
Meselenin birbirini kazanmak olmadığı, birbirinin gerçeğine saygı duyarak, kimsenin kimseye enerjisini boşa harcatmadan ve niçin bir arada olduğumuzu manipüle etmesine izin vermeden gerçeklerimizle geleceklerimizi inşa etmeye katkıda bulunmak olduğu vizyonuyla yola devam etmeliyiz.
29.11.2019
Vezir Marguş
13:09

ÇOCUKLARIMIZ ELİMİZDEN KAYIP GİDİYOR, KURUMSAL ÇÖZÜM BULMAK ZORUNDAYIZ

ÇOCUKLARIMIZ ELİMİZDEN KAYIP GİDİYOR, KURUMSAL ÇÖZÜM BULMAK ZORUNDAYIZ
Her gün yitiriyor, her gün kaybediyoruz. Yarına taşımamız gerekenlerden eksiltiyor ve sıradanlaşarak yaşıyoruz. Çocuklarımıza aktaramadıklarımızdan dolayı onları yitiriyor ve geleceksiz kalıyoruz. Sorunlarımızı çözebilecek kurumsal olanağımız olmadığı için gidişatı durdurmamız zor olmakta veya karşı konulamaz boyutlara ulaşmaktadır.
Bir insanın herhangi bir şeyi hayatında taşıması için o şeyin hayatta bir değer taşıması gerekmektedir. Çocuklar bizim en değer verdiğimiz varlıklarımızken ve biz kendimizi Çerkeslikle(Adıgağeyle) önemli hissederken bize önemli hissettiren bu duyguyu çocuklarımıza aktaramamaktayız. Bir şeye önem vermek onu değerli kılmıyor. Eğer ki bir şeyi hayatımızda taşıyacaksak o şeyin hayatımızda pratik bir karşılığının olması gerekmektedir. Çerkesliğe(Adıgağeye) pratik bir karşılık bulamıyor oluşumuz onu yanımızda taşıdığımız bir yüke dönüştürmektedir.
Mekanik hayatlarımıza ruh vr estetik katmamızın tek yolu duygusal zekamıza işlerlik kazandırıp onu fiziksel hayatımızda somutlaştırmaktır. Çerkeslik (Adıgeğe), duygusal zekanın fiziksel dünyaya estetik ve anlam kattığı en büyük insani eserdir.
Çocuklarımız ellerimizden kayıp gidiyor. Duygusal zekanın estetiğinin olmadığı her türlü olanak ve fiziki ilgiyi çocuklarımıza sağlamaktayız ancak çocuklarımız ellerimizden kaymaktadır. Çağın en iyi olanaklarını sağladığımız çocuklarımız hasta ve saldırgan bireylere dönüşmekte ve toplumumuzun neredeyse tamamına nüfuz etmek üzeredir. Buna dur demenini tek yolu Çerkesliğe (Adıgağeye) yeniden işlerlik kazandırmaktır. Çerkesliğin (Adıgağenın) nostaljik bir törensel gösteri olmadığı, insanı ilmek ilmek dokuyan ve hayat bulmuş en güzel denge olduğunu kavramak gerekmektedir. Çağımız insanının en büyük ihtiyaç olarak hissettiği ve yerine koyamadığı insan sıcaklığını toplumda ve kişide özgür iradeyle inşa etmenin yoludur Çerkeslik (Adıgağe).
Çerkesce (Adıge dili) Çerkesliğin (Adıgağenın) kodlandığı kutsal bir dildir. İnsanın kendisini inşa etmesine yarayacak her ipucu dilimizde mevcuttur. Farkında olarak yaşayana insan diyen, tanrısal(özsel) farkındalığın yerini yürek olarak adlandıran, tanrısal (var oluşsal) dengeyi ve dışa yansımayı düşünmek olarak adlandıran, iki insanın özgür iradesiyle yürüyüşünü evlilik diye adlandıran, en önemli sözcükleri duygusal zekanın yansıması sözcükler taşıyan bir dil..
Para kazanmaları için her türlü beceriyi kazandırmaya çabaladığımız çocuklarımıza bunu kazandırırken kaybetmelerine göz yumduğumuzla tüm hayatlarını, tüm insan yanlarını alevli bir cehenneme atıyoruz. Mekanik ve anlamsız bir şekilde yetiştirdiğimiz çocuklarımız her türlü travma ve istismara açık bir şekilde, insan yanları savunmasız bir şekilde onları yetiştiriyoruz.
Çerkeslik(Adıgağe) bir felsefedir. Çocuklarımıza her türlü fiziki olanağı sağlarlen bunun yanında ruhunu ve insanlığını besleyeceği fiziki kurumları da oluşturup besleyin. Çocuklarınıza Çerkesliğin (Adıgağenın) felsefesiyle beslenme olanağı tanıyın. Beslenmeye başladıklarında ellerine yüzlerine kangelecek, göreceksiniz!!!!!!!!!!!!!
17.11.2019 Pazar 16:08

BOŞLUK

BOŞLUK
Doldurulması gereken bir boşluk var Türkiye’de Çerkes diyasporasında ve bu boşluğu da KAFFED’in dönüşerek doldurması gerekmektedir. KAFFED yılların kazanımlarının yansımasının sonucunda kurulan bir yapılanma olsa da şu an yerinde sayan ve Çerkesya diasporasının umudu olmaktan uzaklaşmış bir kurumudur. Diyaspora Çerkeslerinin en etkili lobi kurumu olabilme kapasitesini barındıran KAFFED türlü nedenlerle lobi kurumu olmak yerine maalesef ki anti-lobi işlevi görmektedir.
Tüzüğünde “Kafkaslılık bilincini ve bilgilerini geliştirmek”, “Kafkas toplumu”, “Kafkasya, Kafkas tarihi ve kültürü ”, “ üyelerinin Kafkaslı ortak kimliğine yaraşır ve topluma örnek olacak biçimde yaşamaları için ”gibi ibareler bulunan KAFFED’in bilimsel olmayan yaklaşımları Çerkes halkını ve Çerkesya tarihi gerçeğini atlamakta ve bu da Çerkes halkının sesinin dünyada duyulmasını engellemektadir. Olmayan Kafkaslılık bilinci, olmayan Kafkas toplumu gerçeği, olmayan Kafkas tarihi ve kültürü, olmayan Kafkaslı kimliği gibi bir girdapta Çerkes kimliği yok sayılmakta ve boğulmaktadır. Eğer KAFFED Kafkaslı kimliği oluşturma gibi bir misyon taşıyor ve insanlık tarihi kadar eski bir halk olan Çerkesleri yok sayıyorsa vahametin boyutuna siz karar verin. Ayrıca Kafkasya bir coğrafyadır ve her halkın ayrı bir tarihi vardır. Kafkasyada soykırıma uğrayarak vatandaki nüfusunun %90’ını kaybeden halk Çerkes halkıdır. Şu an yine KAFFEDin tabanını da %90’dan fazla nüfusunu kaybeden ve diasporaya savrulan Çerkesler oluşturmaktadır. Ancak KAFFED enerjisinin büyük kısmını sanal bir KAFKAS olgusuna harcayarak Çerkes halkının ortak enerjisini boşluğa kanalize etmektedir.
Şu an ne Türk kamuoyu ne de dünya kamuoyu Çerkesleri tanımaktadır. Çerkeslerin uğradığı tarihi haksızlık bilinmemekte KAFFED ise kendi tabanının meselesini ele almak yerine tabanına zaman kaybettirmektedir.
Sonuç olarak yıllardır ihmal edilen büyük bir boşluk mevcuttur ve bu boşluk ya KAFFED Çerkesya Lobisine dönüşerek kapatılacak ya da bu boşluğa KAFFED düşerek ve yanında da Çerkes halkından önemli bir kitleyi de yanında sürükleyerek kendisiyle beraber yok olmasına yol açacaktır.

21.10.2019
21:28

SOSYAL MEDYADA KAFFED VE KONU ÜZERİNE PAYLAŞIMLARIM (FACEBOOK):

KAFFED ya Çerkesya Lobisine dönüşecek ve olması gereken iş bitirici saygın kurum olacak ya da çözümü engelleyen kafa karıştırıcı bir anti-lobi kurumu olarak yok oluşu seyredecek.

Üst kurum lobi ihtiyacındandır. KAFFED Çerkesya için lobi ihtiyacından dolayı isminden başlamak üzere kendini değiştirmelidir.

KAFFED, Çerkesya Lobi Kuruluşuna dönüşsün. DÇB’den ayrılsın ve sadece Çerkes meselesinin siyasi olarak ülke ve Dünya gündemine getirilip çözülmesine odaklansın. Ülke içindeki sorunlarımıza ve Çerkes diyasporasının Rusya Federasyonu ile ilgili sorunlarına odaklansın… Dernekler kimlik bilincine odaklanarak faaliyetlerini yürütsün… Her şey birbirini tamamlasın…

KAFFED kendi yarattığı, beslediği statükoyu net bir vizyon belirleyerek yıkmalıdır. Böylece statükodan beslenenlerin önünü kesmelidir. İşe ismiyle başlamalı ve merkezine Çerkes halkını koymalıdır net bir şekilde.

@KAFFED ЧЕРКЕС цӀэкӀэ гъуэгу ттехьажу МЫР АДЫГЭ ӀУЭХУЩ гупщысэм гъащӀэ еттмэ КАФФЕМым илъэс 16ым ищӀар зилъэс-ныкъуэм ищӀэфынущ.

@KAFFED @KayseriKafFed
Dernekçilk zor iştir. Özel hayatınızdan çala çala yaparsınız. Sizi demotive etmek için değil sizi eleştirmem. Biz atalarımızın vazgeçilmezinden vazgeçmemek için yola çıkmışken mevcut durumda maalesef kendi işimizi en sona bırakıyoruz, başkalarının adına mücadelelerini veriyoruz. İşi biten çekip gidiyor… İsyan bunadır.

@KAFFED
Kafkas Kafkasya=Herkes Herkesya
Vazgeçin!!!!!

@KAFFED хэти зырилъафэурэ Адыгэ Ӏуэхур зерылъэфыхьыгъуэ ещӀ. ФакӀэрыкӀ кхъэӀэ!!! Хэти я Ӏуэху иреплъиж!!!!

@KAFFED
ФакӀэрыкӀ зефлъафу, я Ӏуэху щыухам дей фкъызмидзэжынухэм!!!! Адыгэ Ӏуэхущ фи пщэдэлъыр!!!!

@KayseriKafDer @KAFFED
Başkalarının hayrı için KAFKAS adını kullanıyorsanız bilesiniz ki kendi hayrımıza bir dava yürütmemize engeldir KAFKAS adı. Davamız ikincil planda kalacak hep bu adla ve statüko sürecek….

ДыкъызэращӀэр “Черкес Дернеги” пэтрэ ди хасэхэр “кафкас дернегъи”щ. Хасэр зезыхьэхэр ЧЕРКЕСрэ пэт Черкес цӀэр яӀумпэмщ. Аращ ди цӀэкӀэ Ӏуэху щӀызэфӀэмыкӀыр. @KayseriKafDer @KAFFED

КАФФЕД, Кайсери Кавказ Хасэ,
@KayseriKafDer @KAFFED
Ди ныпкӀэ: “Черкесия”
Ди цӀэкӀэ: “Черкес”
Ди напэкӀэ: “Хабзэ”
ДибзэкӀэ:” “Адыгэбзэ” гъуэгу фытетмэщ гъуэгу къыщызэпытчынур.

Susmak garabettir. Diyasporanın en büyük çatı örgütü KAFFED (!) Susarak büyük olunmaz!!!!
#FreedomForMartin

KAFFED Martin Kochesoko konusunda sus(turul)uyor. Yazık. Üye derneklerinin açıklamalarını paylaşıyor. Bundan önemli hangi meselesi var! Derhal basın açıklaması bekliyoruz!!!!!
@KAFFED
#FreedomForMartin

Mücadele tarihi gerçeklere göre verilir ve kurumlar ona göre şekillendirilir. Akıllı olmak bunu gerektirir. “Çerkesya” tarihi gerçek iken, Abazalar Çerkesyanın unsuru iken, Abhazya tarih boyunca siyasi olarak Çerkesya ile kader birliği yapmamış bir ülke iken, Osetler ve Çeçenler fiziki/siyasi olarak şu an kendi işlerine bakarken KAFFED’in halen ısrarla bu gerçekleri görmezden gelerek isminde ısrar etmesi vizyonsuzluktur.
Ayrıca Abazalar Abhazlardan çok Çerkeslerle daha çok bağlantılıdır organik olarak mevcut durumda ve geçmişte. Karaçay-Çerkesden Abhazyaya yerleşen ama orada yapamayan Abazaları inceleyin… Abazalar yakın zamana kadar iki dilli idi, Çerkesce ve Abazaca bunu da bir kenara yazın…
Çerkesya siyasi gerçeği Abazalar ve Çerkeslerin gerçeği iken ve Abazalar Çerkesyanın bir halkı iken Çerkesyanın çocukları Adıgeler Abazaları dışlıyor diye yaygara koparmak geleceğe ve geçmişe ihanettir.
Çerkes köyleri Abazaların ikinci köyleri ve Abaza köyleri bizim ikinci köylerimizse bunun altında Çerkesya gerçeği vardır. Bizim kendi bölgemizde (Tufanbeyli) sürgünden sonra hayata tutunurken bize en çok yardım edenlerin Abazalar olmasının da altında Çerkesya gerçeği vardır. Abazaların bize olan saygısının altında da Çerkesya gerçeği vardır. İyi ki bizimle aynı yerden gelip iyi ki bize yakın yerlere yerleşmışler dememizin altında da Çerkesya gerçeği var…
“Çerkes” derneklerinde Çerkesya gerçeğini paylaşan herkese yer var bizim de Abaza derneklerinde yerimiz var(en azınsan Akpınardaki Abaza derneğinden eminim) ancak Çerkesya gerçeği yerine zorlama gerekçelerle Çerkes derneklerini vizyonsuz ve ilkesiz kılmak Çerkeslere fayda sağlamıyor.

KAFFED kendi yarattığı, beslediği statükoyu net bir vizyon belirleyerek yıkmalıdır. Böylece statükodan beslenenlerin önünü kesmelidir. İşe ismiyle başlamalı ve merkezine Çerkes halkını koymalıdır net bir şekilde.

KAFFED ismimizi ötekileştiren ismini değiştirmeli her şeyden önce.

Vizyon yerine polemik devralıp arpa boyu yol gidemeden statükoyu sürdürmek yerine KAFFED Çerkesyayı vizyonunun merkezine koymalıdır. İsmi dahi statükonun yansımasıdır. Önce isminden başlamalı değişime.

Sorun partiden kaynaklı değil ama Federasyon başkanının, kendi yerine teklif geldiğinde başkasını teklif etmesi daha mantıklı olurdu. Kaffed başkanlığının bir meclis üyeliğine tercih edilmesi Kaffed’i zayıflatır psikolojik olarak… Müzakere ile karar verilmesi ve başkanın Kaffed’i temsilden çekilmesi olumlu ancak Kaffed başkanıyken adaylık büyük bir hata olmuştur.

Y.A. beyin iyi niyeti ve insan sıcaklığı ve gayreti elbette ki takdire şayandır. Seçimini yaparken uygun olmayan tarzda yaptığına inanıyorum ayrıca seçtiği yolun kendisi için hayırlı olmasını diliyorum.

Kaffed’e:
КАФФЕДым:
КӀуэд зэфӀэсхын ахъшэ фимыӀэми фмувыӀэу псалъэн жьэи фиӀэкъэ!!!
ЛӀэу фзэжьэр!!! Жыф’Ӏэ, жыф’Ӏэ нэхъкӀэ ткъырамыдзэу зедзэн тхъунущ…
Фэ фи къэлэныр Черкесми, къэралыгъуэми ди Ӏуэхур зэхевгъэхыу зэфӀевгъэхынращ. ЛӀэу зыщӀэвущэхъур!!!

ÇERKES BİZİZ ÇERKESYA DA BİZİM


KAFFED, misyonumuza odaklansın!!!!

Dönüş şart. Sadece kendi rengimize, kendi idealimize, Çerkes rengimize, Çerkesya idealimize. Sonraysa rengimizle idealimizin tablosunda en güzel resmi çizeceğiz. İnanın.

Samsun’u, Uzunyayla’yı, Maraş’ı, Tokat’ı, Çorum’u, Düzce’yi, İstanbul’u, Xeku’u… bırakın. Kafkas’ı ve herkesçiliği bırakın… Çerkes ve Çerkesya ideali yoksa ayakta mı kalacağız sanıyorsunuz… Taş atmayı da bırakın, taş üstüne taş koyun!!!!

KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
(Tırnak içi yazılar Hareketin Facebook sayfasından alınmıştır. Değişim iyidir ve Harekete de başarılar…)

“”HAK TEMELLİ, SAYGIN VE ÖNCÜ KAFFED İÇİN
KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ””

Değişimin ilk adımı net bir şekilde asıl misyonun ÇERKESYA’nın kadim halkı ÇERKESLERin hem kültürel olarak var oluşunu sağlamak hem de Çerkeslerin gaspedilen tarihi haklarını uluslararası kamuoyunda gündeme getirip fiili olarak çözmek olduğunun ilan edilmesi olmalıdır. KAFFED isminden vazgeçilip ÇERKES DERNEKLERİ VE ÇERKESYA HALKLARI DERNEKLERİ FEDERASYONU gibi bir isimlendirmeyle yeniden yola çıkılmalıdır.

“””Kafkas-Rus savaşları sırasında gerçekleştirilen soykırım ve sürgün sonucunda anavatanından uzakta yaşamak zorunda bırakılmış, var olma mücadelesi veren nesillerin çocukları olarak tanımlayan bizler; bu varoluş mücadelesinin en büyük kazanımı, kimliğimizin ve kültürümüzün teminatı olarak gördüğümüz, Kafkas Diasporasının bugüne kadar oluşturabildiği dünyadaki en örgütlü ve istikrarlı yapısı olan KAFFED – Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun yönetimine talip olduk.”””

Kendimizi tanımlarken Kafkas diasporası olarak değil Çerkesya diasporası olarak tanımlamalıyız. Fiziki olarak sadece kişilerin bireysel çabasıyla ve fedakarlığıyla süren bu yapı yönetime kim gelirse gelsin tabanının desteğini ve farkındalığını toparlamadıkça var olan statükoyu sürdürmekten öte bir şey başaramayacaktır.

“”””özelde temsil ettiği Kafkas Halklarının”” “””anavatanımızdaki ve dünyadaki hak temelli mücadeleyi yükseltmek””””
“”ANAVATAN İLE İLİŞKİLER””
“soykırım ve sürgünün”””
“”UNPO (Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Organizasyonu) ile ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in ilgili organları başta olmak üzere yeni ve etkin ilişkiler kurulması, sorunlarımızın gündemde tutulması ve bu kuruluşlarla ortak çözümler aranması hedeflerimiz arasında yer almaktadır.”””
“””21 MAYIS ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜ”””

Kafkas Halkları derken aynı zamanda anavatan denmesi bir çelişkidir. Biz anavatandan sadece Çerkesya’yı anlıyoruz. Ama işin içine Kafkasya girince bir coğrafya ve pek çok farklı halkın vatanları işin içine girmekte ve otomatikman bir kavram kargaşası ortaya çıkmaktadır.

Soykırım ve sürgünün %90 muhattabı yine Çerkeslerdir ve Çerkesya boşaltılmıştır. Diğerleri kendi yerlerinde kendi isimleriyle durmaktadır.

UNPO’yla ilişkiler Çerkesler adına mı kurulacak yoksa UNPO’nun şartları birbirinden farklı Kafkasya topraklarındaki halkların tamamının adına mı etkin ilişkiler kurulacak?

21 MAYIS ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜ ifadesi gerçek misyonla örtüşen tek net seslendirmedir….

KAFFED sonuç olarak kavram ve eylemleriyle -içinde olan bizlerin bile anlayamadığı- bir misyonsuzluk ve yönsüzlük içine düşmüş kendi statükosunu yaratıp içine hapsolmuş bir kurumdur. Bu kırılmalıdır. Çerkes halkının bir bireyi olarak KAFFEDin net bir şekilde Çerkesya ve Çerkes halkının geleceği vizyonunu ilan edip, ismini de bunu yansıtacak şekilde değiştirip, faaliyetlerinde vizyonuna odaklanmasıyla tabanına gelecek sağlayan bir kurum olabileceğine inanıyorum.

Marguş Vezir

Noxhçi Çeçen Çeçenistan diyor sorun yok, Apsuwa-Aşuwa.. Abhaz Abhazya diyor sorun yok, başkaları Oset Osetya diyor sorun yok Adıge Çerkes Çerkesya diyor herkes sorun ediyor…
Hayır efendim yineliyoruz, biz Çerkes Çerkesya diyoruz.

Abazalar (Abazinler) yaşam tarzı olarak Çerkeslere Abhazlardan daha yakındır. Çerkesyaya organik olarak bağlıdırlar. İki dillidirler ve Çerkes toplumuyla kader birlikleri vardır.
Abhazlar kader birliğini tarih boyunca Çerkeslerle değil de daha çok güney halklarıyla yapmışlardır.
Çerkesler ve Abhazlar düşman halklar da değillerdir. Ancak Abazalar(Abazinler) ile Abhazlar arasında organik bir siyasi bağ uğraşı tarihi gerçeklere aykırıdır. Elbette ki Abazaların Abhazya vatandaşı edilmesinin ve doğal vatandaş kabul edilmesinin de bir sakıncası yoktur. Çerkeslerin Abaze diye adlandırdıkları bölgeler Çerkes bölgeleridir. Abazalar (Abazinler) Çerkesya’da kendi yaşam alanlarında Çerkeslerle aynı kaderi paylaşarak var olmuşlardır. Sürgün ve soykırıma da aynı şartlarda uğramışlardır. Sürgünde de yine Çerkeslerle içiçe aynı kaderi paylaşmışlardır. Abhazya sürgünü Çerkesya sürgünden farklı şartlarda gerçekleşmiştir.
Kurumlarımızın adının Çerkes olması Abazaları(Abazin) yok saymak değildir. Tarihi gerçeklere uygundur. Abazaların (Abazin) sürgün edildiği ülke Abhazya değil Çerkesyadır. Abazinlerin derneklerinin Çerkes dernekleri içinde yer alıp Çerkesya gerçeğine güç vermeleri gereklidir. Abazinlerin Abhaz ve Abhazya sempatisi elbette olacaktır. Tarihi geçmişe uygun çözüm ancak gerçekler üzerinden sağlanacaktır. Abazinler Çerkes ve Abhazlar arasında tarihi gerçeklere uymayacak şekilde malzeme edilmemelidir.
Kafkas, Kafkasya örgütlenmeleri sorunumuzun çözümü değildir. Çerkes ve Abazinler Çerkesya, Abhazlar Abhazya gerçeğiyle örgütlenmelidir. İki halkın gerçek işbirliği böyle sağlanacaktır.

“Var olmak için vizyona ihtiyaç vardır. “Çerkes ve Çerkesya” kavramları vizyondur. Yeniden hakkıyla taşımak çabayı ve sonucu yaratacaktır.” diyenleriniz, buyurun grubumuza.
“Ди ныпри ди цӀэри дыкъызэрацӀыху ди теплъэщ.” жзыӀэхэр фкъеблагъэ.

(Önce bu yazı, sonra linkler lütfen)
🙂
PROTOKOLKEŞLİK
2014 yılıydı. Çerkesyaya ilk ve tek gidişimdi. Masraflaıma bir dostum sponsor olmuştu ve Türkiye^den oraya geri dönen çok kıymetli bir dostumun misafiri idim. İnternette yayınladığım şiirleri okuyan bir kadın gazeteci arkadaşım(internetten) düzenlenen bir şiir programına beni de davet etmişti.Ben de kabul etmiştim. Yani elit tabakadan başlamıştı ilk organik temasım. Tek diyaspora şairi benken çok iyi bir şair olan ev sahibimi de politik bir hamleyle programa dahil olmak zorunda bırakmıştım. O da yine benimle aynı köylü olan bir şairi daha o gün orada bulunacağı için politik bir hamleyle programa dahil ettirmişti. Tabii ki ben dikkatleri yeterince dağıttığım için daha huzurlu ve rahattım.
Program başladı. Sırayla şiirlerimizi okuduk. Sıra bendeydi ve şiirlerimi okudum. Önceden tüyo almıştım… Şiirlerim bitince beni wunekhueşşlerimle tanıştıracaklardı. Tabii ki planlanan oyunu oynamayacaktım. Planlanan oyun da TV programlarındaki gibi sevinçten havalara uçan bir insan gibi davranmamdı. Wunekhueşlerim takdim edildi. Tokalaştık. Ben orada çok da duygusal olmayan ve hiçkimsenin beklemediği bir konuşma yaptım. Tabii ki arkadaşım olan gazeteci kadının ve patronlarının hoşuna gitmedi bu durum. Program sonlandıktan sonra wunekhueşlerimden iki kişi yanıma geldi , birisi bana ve şöyle dedi: “Ben anlayamadım. Öyle bir konuşma yaptın ki bizlerle tanıştığına memnun mu oldun yoksa hoşuna mı gitmedi çözemedik.” Ben de “Bakın” dedim siz beni tanışır tanışmaz Karmıhable’ye davet etmiştiniz ve ben de kabul etmiştim ya; beni iyi gözlemleyin. Ne söylediğimi ve niçin söylediğimiz siz bana açıklayacaksınız.”. Daha sonra beni alacakları günü kararlaştırıp, bilgileri teyit ettikten sonra gittiler… Bu arada beni davet edenler program bittikten sonra gerçekleşen söyleşi kısmında program esnasında gerçekleşeni telafi etmek için bir hamle teşebbüsü umudunda idiler ancak biz üç misafir kendi aramızda dışarıda muhabbet ederken bu da arada kaynadı…
Oluşan öfkeyi tahmin edersiniz… Gazeteci kadınla uzuzn uzun atıştıktan ve grubundaki şiirlerimden çekmeye başladıktan sonra iş şöyle bir noktada uzlaşıya vardı “Tarzlarımız ne olursa olsun halk ve vatan için birşeyler yapıyor oldukça aynı çizgide yürümemiz gerekmiyor.”… Tabii ki biliyordum o gazeteci kadının DÇBnin ağababasının gücünün kırılmaz ve sorgulanamaz olduğuna inandığını. Emin olduğum şey ise bu düşüncesinin sarsıldığı ve hoşuna gitmeyerek bu durumu sorguladığıdır. Bilinçaltımda beni böyle davranmaya iten ise vatana gidenlerin gerçeklerle orada bulunmak yerine pohpoh kültürüyle her şeyi unutup tüm enerjilerini bir işe yaramadan çöpe atmalarına duyduğum öfkeydi.
Neyse, Karmıhable köyüne gittim. Bizim sülalenin tüm ileri gelenleri , beni Nalçik’ten alan iki üst düzey devlet çalışanı wunekhueşş ve de internetten tanıştığım iki wunekhueşş delikanlı kalabalık bir sofrada toplandık. Daha önceden aldıkları bolca votka ile de sofrayı donattılar. Benim için kesilen ve güzelce de pişirilen koyun eti ve türlü mezeler de sofraya kondu. Xhuexhu yaptı sülalenin ileri geleni. Sonra ucundan ve kıyısından sorular gelmeye başladı. Savuşturulması gereken mükemmel bir protokol ve tam da samimi sayılmayacak bir muhabbet ortamı vardı. Ben konuya direkt girdim. Bana aslında kaçamak sorular sorduklarını, bunu yapmanın gereksiz olduğunu, bunun halk olarak geleceğimize katkı yerine kopukluklar yaratacağını, bana ilk olarak yıllar önce oraya giden ve tüm umutlarını kıran Türkiyeli wunekhueşımız ile ilgili kafalarında soruları olduğunu ve de ondan başlayarak sorular sormaları gerektiğini söyledim. Mutlu bir sessizlik oldu.. Alışkın olmadıkları misafirlerinin söylediklerini tek tek onaylayan büyük thamade şöyle dedi “Evet. Kafamızda pek çok sorularımız var. Birbirimizle açıkyüreklilikle iletişim kurmadık ve sen haklısın.” Sonra herkese döndü ve “Bu delikanlı ilk kez gerçekleri anlamamızı sağlayacak birisidir. Bu delikanlı sadece gerçekleri konuşuyor.” Sonrasında ise protokole uygun sırada xhuexhuler yerine onyılların merakı ve hasretiyle karşılıklı sorular soruldu, protokol yerine gerçeklerin ışığında yemek yenildi ve her şey netlikle konuşulduktan sonra xhuexhuler uygun şekilde ve gerçekler üzerine söylendi…Ben “Тхьэм пэжым тету дызэхуихьиж. Tha bizi gerçekler ışığında bii tekrar bir kılsın.” dediğimi hatırlıyorum xhuexhu olarak…
Karmıhableden çıktıktan sonra benim dediklerimi anlamadığını belirten wunekhueşımız “Seni artık net olarak anladım. Halkımızın gerçeklerle biraraya gelmesi lazım. Vatan da diyasporada gerçeklerle beslenmeli ve ortak gerçeklerle yeniden bir olmanın yoluna bakmalıyız…”

05.04.2019
22:09

ADIGE PROTOKOLÜNÜN KURBANI OLAN VATANSEVER YÜREKLER

Masal Değil Zamanın Gerçeklerine Bakalım

SOYKIRIM
Bir halkı topraklarından zorla koparmak ve teker teker öldürmek yerine topluca öleceklerini bilerek ölüm yolculuğuna çıkarmak elini kana bulaştırmadan soykırım yapmaktır.
Savaşta da ordu ile sistemli sivil katliamı yapmak zaten soykırımdır.
Barışta da sistemli bir politikayla bir halkın rengini ve hafızasını silmeye çalışmak da soykırımdır.
Soykırıma karşı adaleti talep etmek susturulamaz. Kapıları elbette zorlayacağız ve duymayan kulaklara işittireceğiz yeniden tohum olup düşmek ve yeşermek için Çerkesyada.
Kendi soykırımı karşısında susmak kendi soykırımına alet olmaktır.

Marguş Vezir
30 Mayıs 2018 23:28

ÇERKES BİZİZ ÇERKESYA DA BİZİM
Söz güçtür ilkesinin en büyük uygulayıcısı olan ve bu ilkeden aldıkları güçle coğrafyasında kesintisiz güç olmayı başarmış Çerkes halkı pratikte birlikteliğine ve dolayısıyla kurtuluşuna vesile olacak en önemli unsur olan, gücünün ve etkinliğinin yansıması olan kendi adına, yani ÇERKES adına sahip çıkmalıdır derhal. Kendi dilimizde adımız elbette ki Adıgedir ancak Adıge halkının dünyada güç olarak yansımasının adı ÇERKESdir ve ete kemiğe bürünmüş yaşama alanının adı da ÇERKESYAdır.
Yıllardır birliktelikten bahsederiz. Bir olmanın güçlü olmayı getireceğinden dem vururuz. Ancak neyin etrafında bir olacağımıza karar veremediğimiz gibi insanımızı bize ait olmayan olgularla birleştirmeye kalktık. Çerkesin HERKES olarak ve HERKESİ kucaklayarak kurtuluşa ereceğini zannederek Çerkes olmak dışında herkes olduk. Kendi ismimize sahip çıkmadığımız için de bize ait olanların deforme edilmesi kolaylaştı. Kafkas, Kuzey Kafkas, Adıge, Şapsığ, Kabardey vs ile biz burada meselemizi dolanırken vatandakiler Şapsığ, Kabardey, Çerkes, Adıge diye birliktelikten saptılar.
Gün umutsuzluk günü değildir. Yüreğini ve emeğini halkına adayan ve durmadan gerçekleri ifade den insanlarımız sayesinde Çerkes ve Çerkesya kavramları yaygınlaşmakta her gün. 10 yı öncesinde Çerkesya bayrağı Çerkesyada bile yaygın değilken şimdi suni olarak bölünmüş cumhuriyetlerde Çerkes halkının tek sembolüdür. Herkes Çerkescede ayırım yapmadan Adıgeyim demektedir. Şimdi ise Adıge insanının dünya siyasetinde güç olarak yer işgal etmesi için dünyanın kendilerini tanımış olduğu isim olan ÇERKES adını kullanma zamanıdır.
Rusya Federasyonunda 2020 yılında nüfus sayımı yapılacaktır. Rusya Federasyonundaki tüm Çerkeslerin ben Adıgeyim, Çerkesim, Kabardeyim, Şapsığım, Çemırgueyim demeden kendilerini ÇERKES olarak tescil ettirmeleri oradaki insanlarımıza ve bize siyasi manevra alanı ve güç sağlayacaktır. Rusya Federasyonu, zamanında yapılan suni ayırımların gerekçesini kendi halkına ve dünyaya açıklayamayacak ve ÇERKESYAnın kadim halkı ÇERKESLERin meselesini öteleyemeden çözmek zorunda bırakılacaktır.
Ayrıca diyasporada da tek bir isimle ve tek bir hedfle dillendireceğimiz talepler ses getirecektir. Çerkes ve Çerkesyanın fantastik hayaller olmadığı ve kanlı canlı olduklarının bilinir hale getirilmesi talepler konusunda Çerkes halkını dirayetli kılacaktır.
Hem diyasporada hem vatanda kendi ismimizle meydana çıkma vaktidir. Bölünen isimlerimiz değil geleceğimizdir. ÇERKES ve ÇERKESYAya sahip çıkma zamanıdır.

Marguş Vezir
10.02.2019
18:25

Çerkeslerin aynı ismi kullanmaları, hem bizi parçalara ayırıp kendimizin bile zamanla inandığı tek tek herkes başının çaresine baksın ve herkes kendine göre şirinlik yapsın ki var olabiliriz illüzyonunun çöpe atılmasıdır. Bu, siyasi irade gösterme kararlılığında birleşmektir. Yıllarca savaşmış bir halkın çocuğu “karşı tarafı kızdırırsak biteriz”le devam edemez. Ayrıca gerçeklerin araya serpiştirildiği söylemler ve uzun açıklamalarla net ve duru olan ÇERKES adıyla sahneye çıkmanın zorunluluğu fikrini haklı olarak topluma maletmek için çabalayanları oyalama amaçlı polemikler iyi niyetli olamaz… Biz ÇERKES ve ÇERKESYA gerçeğinin gücünün farkındayız. Net ve duruyuz. Gerekçelerle bu noktadayız. Mücadeleler sonuç-garanticisi bir yaklaşımla değil güncel gerçekliğe mücadele oturtularak yapılır.

Kadim örgütlülük yeteneği olan Çerkes halkı elbette ÇERKES ve ÇERKESYA kavramlarıyla yeniden örgütlenmesini tamamlayacak. Birileri bu işten çok korkuyor ve etkisizleştirmek için elinden geleni yapıyor. Yapan Ruslardan ziyade Çerkesler içindeki taşeronlar. Bu taşeronlar çıkarları için Rusları bizimle ilgili olmadık senaryolar uydurup inandırmakta. Bu hain grup Çerkes halkını her türlü manipülasyon ile oyalamaya çabalarken Ruslara da fazla özgüven pompalamaktalar. Böylece bu hainler hem Rusların hem Çerkeslerin zamanı okumasını engellemekte ve Rusya’yı böylece Batının planlandığı İkinci Ortadoğu Çerkesya projesinde TERÖRE ZEMİN HAZIRLAYAN ülke haline getirmekte olup Rusya’yı buna hizmet ettirmektedirler.
Gerçekler bize ve Ruslara barış içinde birbirine bağımlı ve saygılı bir çözüm arayışı gerektiğini söylemektedir. Ruslar her halükarda Çerkesya halkıyla uzlaşmak zorunda kalacaktır ya da ilk doğduğu topraklara kadar çekilmek zorunda kalacaktır. Geleceği yerine alacağı parayı hesap edebilecek bir potansiyeli Yeltsin ile iktidara taşıyan Rus halkı daha önce dünyayı değiştiren halk hareketleri de yaratmıştı. Belki kim bilir bu sefer de Çerkeslerle barışın ne anlama geldiğini okuyacak feraseti eyleme taşır.

“Çerkes ve Çerkesya farkındalığı” dedikçe rahatı bozulan ve keyfi kaçanlar bize bırakın o işleri de şunlarla oyalanın (ki zaman kaybetmeye devam edin) diyorlar… Kim adına vazgeçin diyorlar biliyoruz…
Biz devam edeceğiz farkındalık çalışmasına. 🙂

Çerkeslerin aynı ismi kullanmaları, hem bizi parçalara ayırıp kendimizin bile zamanla inandığı tek tek herkes başının çaresine baksın ve herkes kendine göre şirinlik yapsın ki var olabiliriz illüzyonunun çöpe atılmasıdır. Bu, siyasi irade gösterme kararlılığında birleşmektir. Yıllarca savaşmış bir halkın çocuğu “karşı tarafı kızdırırsak biteriz”le devam edemez. Ayrıca gerçeklerin araya serpiştirildiği söylemler ve uzun açıklamalarla net ve duru olan ÇERKES adıyla sahneye çıkmanın zorunluluğu fikrini haklı olarak topluma maletmek için çabalayanları oyalama amaçlı polemikler iyi niyetli olamaz… Biz ÇERKES ve ÇERKESYA gerçeğinin gücünün farkındayız. Net ve duruyuz. Gerekçelerle bu noktadayız. Mücadeleler sonuç-garanticisi bir yaklaşımla değil güncel gerçekliğe mücadele oturtularak yapılır.

KAFFED’İN İSMİNİ VE ANLAYIŞINI DEĞİŞTİRMELİYİZ
Kime sorarsanız sorun KAFFED Çerkeslerin federasyonudur. Hem vatanda hem de Türkiye’de gerçek olan budur. KAFFEDin omurgasını ise Çerkesler oluşturmaktadır ancak tüm kafkasyalıların sözde federasyonu olmak da en çok Çerkeslere zaman kaybettirmekte ve asimilasyonuna katkıda bulunmaktadır. Gerçekler şunu göstermiştir ki herkesin federasyonu olan bir yapı en az Çerkeslere fayda sağlamaktadır. Çerkeslerin davasının net bir tanımı ve Çerkeslerin net bir hedefi olmadığı için KAFFED sadece sonuç almadan oyalanma merkezine dönüşmüştür.

KAFFED’in yapısı doğamıza aykırıdır. Çerkes halkı farkındalıkla ve kendi gerçekleriyle örgütlenmelidir. Kendi ismi ve özgün yapısıyla örgütlenmelidir. Çerkes halkı iyi niyeti konusunda açıklama yapmaktan vazgeçip geleceğine odaklanmalıdır. Var olmak için vizyona ihtiyaç vardır. “Çerkes ve Çerkesya” kavramları vizyondur. Yeniden hakkıyla vizyonumuzu taşımak çabayı ve sonucu yaratacaktır. İsmimizin gücüne sahip çıkıp “Çerkesiz, Çerkesya’nın çocuklarıyız.” söylemlerine sahip çıkmamız bize güç verecektir.
KAFFED doğamıza aykırı bir örgütlenme olduğu için doğal olarak bizim faaliyet göstermemiz gereken alanlarda boşluklar oluşmuş ve bu boşluklar da adımız kullanıla kullanıla istismar edilmektedir.
Ruhlarımız türlü kavramlarla bize hizmet etmeyen kavramların işgali altındadır. Bu kavramlardan birisi de “Kafkas” kavramıdır. Bizi tanımak istemeyen bir sisteme türlü yollardan dolanarak bir parça kendimizi ifade edebilmek için kullandığımız bu ad bize yapışıp kalmış ve kendi ismimiz bize tabu olmuştur.Bizim olmayan imgeler bizi kemirmektedir. Biz de bizi dolaylı da olsa kabulleniyorlar, bir gün nasılsa kabullenirler yanılgısıyla buna alet oluyoruz. Zamanla o sözde değerler bizi hareketsiz kılan zincirlere dönmektedir.. Kimseye açıklama borcumuz yok. Var olmak için dönüşmeye değil kendimiz olmaya ihtiyacımız var…Kafkas, Kuzey Kafkas vs gibi kavramlar çöpe atılmalıdır derhal.
Eğer Çerkesler işgal altındaki ruhlarını kurtarırsa -ki kurtaracak- o zaman üstesinden gelemeyecekleri bir iş kalmayacaktır. Çerkeslikle ilgili illüzyonu yırtıp gerçeğin resmini görmemiz hedefe yürüme konusunda bizi teşvik edecektir.Kadim örgütlülük yeteneği olan Çerkes halkı elbette yeniden örgütlenmesini tamamlayacaktır. Ayrıca Çerkes ve Çerkesya kavramlarına hayat vermemiz hem vatandaki bölünmüşlüğü de ortadan kaldıracak ve buradakilerle vatandakilerin söylem birliği tarihi haksızlığı ortadan kaldırmak için Rusya’ya karşı siyasi güce dönüşecektir.
Şu an taşıdığımızı zannettiğimiz dava tam olarak bizim davamız değildir. Sislerle kaplı davamızı aydınlığa çıkarıp onu Çerkes gibi taşıma vaktidir. Kabul görmek için yeter artık gerçekleri dolanmalar.
Statüko değil, fark yaratan, ilkeli, hedefleri net, çalışmaları net, halkının sahiplenip taşıdığı bir örgütlülük anlayışına evrilmelidir KAFFED. Çerkes ve Çerkesya gerçeği tüzükte vurgulanmalıdır. Kafkas adı değişmelidir. Herkesi deren dernek değil de Çerkesleri deren/toplayan bir yapı olmalıdır federasyon. Net hedefi Çerkes kültürünü yaşatmak ve Çerkeslerin Çerkesyada uğradığı haksızlığı dile getiren bir söyleme odaklanmalıdır kurum, acilen. Yeter artık kendi kurumumuzda kendi davamıza misafir muamelesi yapmalar!!!!

Vezir Marguş
11.03.2019
22:01

ÇERKES, ÇERKESYA KAVRAMLARI GÜÇLÜDÜR
“Çerkes” adı başkalarının bize taktığı isim olsa da Adıge halkının tanınan ve devletleşmesini ifade eden bir addır. Devlet, bir halkın kamu gücünün en üst ifadesidir. Devlet, diğer devletlerin bir halkın kamu gücünü tanıması demektir. Adıge halkının dünya devletleri tarafından kamu gücü olarak tanındığı kavramlar Çerkes ve Çerkesya kavramlarıdır. Çerkesya dışında çoğu halkın devlet ve halk isimleri de kendi dillerinde değil, kamu gücü olarak tanıyan devletlerin dillerindedir. Adıge halkının kamu gücünü yeniden tanımasını istediğimiz hiç bir devlet bizi Adıge olarak tanımamaktadır. Adıge, adıyla kamu gücü hayali tarih sahnesine ilk kez ortaya çıkmak gibidir. Çerkes adıyla uğradığımız haksızlığı telafi konusunda elimizi zayıflatmaktadır. Elbette ki kendi dilimizde Adıgeyiz. Adıge halkının yeniden kamusal güç olması için devletler nezdinde bize haksızlık yapıldığı kamusal adımız Çerkes ve Çerkesya’yla derdimizi anlatmamız ve çözüm üretmemiz çok daha kolaydır. O yüzden Çerkes ve Çerkesya adlarına sahip çıkmalıyız.

Tarihi Geçmişimize ve Siyasi Gerçekliğe Göre Örgütlenmeliyiz

Tarihi geçmişimize ve siyasi gerçekliğe göre örgütlenmeliyiz ki birbirimizin enerjisini yormadan geleceklerimizi kurabilelim.
Türkiyedeki Çerkes diyasporası olarak yaşadığımız en büyük sorunlardan birisi Çerkes diyasporasının Çerkes meselesini çözmek için kendi özgün terminolojisi yerine başka terminolojilere takılmış olmasıdır. Kafkas ismi ilk başlarda resmi olarak Çerkes adının yasak olmasından dolayı bir çalıyı dolanma durumuyken zaman içinde hem Abhaz hem Çeçen savaşlarında komşu halklarla dayanışma gösteren Çerkes halkının zorunlu üvey evladı durumuna getirilmiştir. Ayrıca Çerkesya Abaza diyasporasının kafa karışıklığı ve tarihe ve siyasi gerçekliğe uymayan yaklaşımlar sonucunda Kafkas adı yerine Çerkes adıyla örgütlenilmesine şiddetli karşı çıkışlar ve alınganlıklar gösterilmiştir.
Siyasi geçmişi Çerkesya ile ilgili olan Çerkesya Abazaları hem Çerkeslerle kardeş halk olduklarını ifade ederek Kafkas adının değiştirilip Çerkes adı yapıldığında ayırımcılığa uğradıklarını ifade etmekte hem siyasi geçmişleri aynı olmayan Abhazya’nın Çerkesya Abazalarını her türlü olanaktan faydalandırmasına rağmen Çerkesleri faydalandırmamasına ses çıkarmamakta ve bu konuda ayırımcılık yapıldığını hiç ifade bile etmemektedirler. Ayrıca Çerkeslerle kardeşiz diyen Çerkesya Abazaları, vatandaşlık konusunda siyaseten Ermeni ve Gürcülerden geri tutulan Çerkesleri hiç hatırına getirmemektedir.
Elbette kişiler bazında Çerkeslere yaklaşım konusunda olumlu tutumlar da vardır. Ancak kurumsallaşmamış ve Abhazyanın siyasi kararının sonucu olmayan bu tutumların gerçekte somut bir değeri yoktur…
Çerkesya Abazaları konusunda en önemli sıkıntı Çerkesya Abazalarının tarihi ve siyasi gerçeklerle örgütlenmemeleri ve Çerkesya ve Abhazya siyasi gerçekleri yerine duygusal davranmaları sonucunda manipülasyon aracına dönüşmeleridir.
Siyaseten Çerkeslerin Gürcülerle herhangi bir temasını yerden yere vuran Abhazya’nın Gürcülerin soykırım ve sürgün enstrümanını ellerinden almak için ne Çerkes sürgün ve soykırımını dillendirebilmektedir ne de siyasi bir karar alabilmektedir. Ancak Abhazlar Çerkeslerin Gürcülerle her temasını hainlik, düşmanlık ve fitne olarak nitelendirmektedir. Ancak asıl fitne Çerkesleri bu konuda suçlamaktır.
Tarihi Abhazya tarihi Çerkesya’nın komşu ülkesidir. Abhaz ve Çerkes halkları siyasi olarak komşu halklardır. Abhazlar Çerkesya için komşu diğer halklarla aynı statüdeyken Çerkesya Abazaları yaşam tarzı olarak Çerkeslere yakın ve aynı zamanda Abaza özgün rengine sahip bir halktır. Siyasi olarak aynı ülkenin halkıdırlar. İki dillidirler ve Çerkes olmadıkları halde Çerkeslerle en derin ilişkilere sahip halklardandır. Şu anda bile hem tarihi Çerkesyada hem diyasporada durum aynıdır. Ayrıca Abhazya’ya doğal vatandaşlık hakları tanınan Çerkesya Abazalarının pek çoğunun Abhazya’da bir süre yaşayıp, yaşam tarzını benimsemeyip nihayetinde yeniden tarihi Çerkesya’ya döndükleri vakalar sıktır. Ayrıca Türkiye diyasporasından hem Abhazya hem Çerkesya’yı ziyaret edip gözlemleyen Çerkesya Abazalarının birleştiği nokta, siyaseten kendilerine somut gelecek vaad eden Abhazya’ya rağmen kendi hayat tarzlarının Abhazlara uymamasından dolayı Çerkeslerle daha yakın olduklarını ifade etmeleridir yaşam tarzı açısından.
Çerkesler olarak nihai hedefimiz tarihi toprağımız Çerkesya’da yeniden kök salmaktır. Uğradığımız tarihi haksızlığı dünya milletleri nezdinde gündeme getirmek ve hem siyasi hem de ekonomik olarak meselemizi çözmektir. Bizim için Çerkesya Abazaları Çerkes halkına yaşam tarzı olarak en yakın halklardandır. Kendi renklerini ve kimliklerini koruyarak geleceğe uzanmalarını istiyoruz. Çerkesya’dan sürgün ve soykırımla atılan, Çerkesya’yı vatanı kabul eden ve orada Abaza olarak gelecek inşa etmek isteyen her Abazayla nihai amacımız ortaklaşmaktadır.
Geleceğini Abhazya’da gören Çerkesya Abazalarına da saygımız var, bu siyasi bir tercihtir. Ancak Çerkesya’nın geleceği için zaman zaman Abhazya’yla ters düşeceğimiz, bazen onlarla komşu bir halk olarak ortaklaşacağımız gerçeğini atlamasınlar.
Ancak Çerkesya’nın tarihi ve siyasi geçmişini yok sayarak yalnızca Abhazya’nın siyasi tezleriyle bize yaklaşılmasını haksızlık olarak kabul ediyor ve bu yaklaşımı reddediyoruz.
Abhaz atasözünde mealen “Tanrı bütün halkları özgür ve mutlu kılsın ama bizi de (Abhazları) unutmasın.” diyor. Abhaz halkı da unutmasın, siyasi bağımsızlığının arkasında hep durduğumuz Abhazya siyaseten Çerkes halkını unutmakta ve üstüne üstlük bir de haksız bir alınganlık göstermektedir.
Hepimiz halk olarak komşu ve dostken tarihi ve siyasi gerçeklerimiz ayrı ayrıdır. Geleceğimizi içiçe değil dostça ve ayrı ayrı örgütlemek zorundayız. Tarih ve siyasi şartlar bunu gerektiriyor.
Birbirimizle enerjimizi yormayacağız.

04.11.2019
Marguş Vezir
23:25

ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE

ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE
Çerkes ve Çerkesya kavramları psikolojik, siyasi ve tarihi olarak var olabilmek için sahip çıkmamız gereken kavramlardır. Bu kavramlar tecrübe edilip hayata geçmiş kavramlardır ve dünya üzerinde kimliğimizle var olabilmek için etrafında kenetleneceğimiz kavramlardır. Çerkeslerin bu kavramlara sahip çıkmadan yürüttükleri bütün mücadeleler bir güce dönüşmeden zayıflayıp yok olmaya mahkumdur. Çerkes ve Çerkesya kavramları Çerkes halkının sinerjisinin diğer halklar, milletler ve devletler tarafından tarihi olarak kabul edilmiş somut gücünün karşılığıdır.
Çerkes halkını belli güçlerin kullanılacak enstrümanı olarak gören hiç bir ideolojide Çerkes halkı için hayır yoktur. Ne Kafkas ne Birleşik Kafkasya ne herkes=Çerkes yaklaşımı Çerkes toplumunun sorununa çare değildir. Kendi organik birlikteliği için çalışmayan bir halk geleceğini yaratamaz. Sinerjisini yeniden Çerkes ve Çerkesya kavramlarında birleştirmeyen Çerkesler tamamen dağılmaya ve yok olmaya varacaklardır.
Çerkes halkı Çerkesyanın kadim halkı Adıge halkının dünyada tanındığı ismidir. Çerkes halkı uğradığı soykırım ve sürgüne Çerkes olarak uğramıştır. Meselesini dünya gündemine Çerkes kimliğiyle taşıyıp sorunu Çerkes adıyla çözecektir. Tarihi olarak Çerkeslare yapılanlar belgeleriyle ortadadır ve Çerkesler sinerjilerini sorunu çözmeye odaklamak yerine kendilerine ait olmayan kavram ve ideolojilerle oyalanmaktadırlar.
Çerkesya ana unsuru Çerkesler dışında pek çok farklı halkın da vatanı olmuştur. Herkesin rengini ve ismini koruduğu bu ülkede Karaçay/Balkarlar, Abazalar ve diğer halklar da mevcuttu. Ekseriyeti Çerkes olmak üzere diğer halklar da Çerkeslerle beraber soykırıma uğramış ve sürülmüşlerdir. Çerkeslerin %90 dan fazla nüfusu vatan topraklarından çıkarılmıştır. Çerkesya topraklarında sanki hiç sürülen olmamış gibi yeni statükolara göre oluşan durumda Çerkes soykırım ve sürgünü inkar edilmiş, Çerkeslerin tarihi hakları yok sayılmış, bu yok sayma Çerkesyada kalan ancak İkinci Dünya Savaşında sürülüp yeniden Çerkesyaya yerleştirilen halkların Çerkeslerle eşit isimlerde cumhuriyetleri Çerkeslere dayatılmış ve Çerkeslerin kendi vatanlarındaki temsiliyet güçleri ellerinden alınmıştır. Yerlerine dönen halklar kendi bölgeleri dışında tarihi Çerkes yerleşim alanlarına serpiştirilmiş bu halklar sanki orada hiç Çerkes yaşamamım ve sürgün edilmemiş gibi davranışlar geliştirmiştir. Ayrıca kendi sürgünlerini hiç dillerinden düşürmemelerine ve çoğunlukla geri dönebilmelerine rağmen Çerkeslerin sürgünü ve uğradıkları haksızlıkları da unutmuşlardır ve Çerkes halkının tarihi haklarını yok sayıp yeni statükonun içinde alanlarını genişletmişlerdir. Bu noktada Çerkes halkının tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrası sürgünündeki gibi Büyük Çerkes Sürgünündeki Çerkeslerin aynı haklarla dönüşlerini talep etmesi ve tarihi olmayan fiziki oluşumları reddetmesi ve bunları organize şekilde yapması elzemdir.
Çerkesler tarihi Çerkesyadaki gibi tüm halkların kimliklerini ve geleceklerini koruduğu bir yapı için mücadele etmelidir. Balkar olsun, Rus olsun, Kazak olsun, Abaza olsun tüm halklar Çerkesyanın parçasıdır ve en çok ta Çerkesyada kimlikli gelecek Çerkesyada Çerkeslerin hakkıdır. Çerkes sorununun görmezden gelmeye devam edilmesi ve manipüle edilmeye devam edilmesi tüm halkları birbirine düşürmeye devam edecektir. Çerkes sorununun çözülmesi ise Çerkesyayı doğal insani iklimine kavuşturacaktır.
Çerkes adıyla örgütlenmemize karşı çıkışlarda mikro milliyetçilik yaptığımız, diğer halkları ötekileştirdiğimiz, kardeş olduğumuz için ortak bir isim olması gerektiği gibi argümanlar ortaya atılmaktadır. Çerkes ve Çerkesya gerçeğini yok sayan bu argümanlara kulak vermemiz bizim sinerjik bir mücadele vermemizi engellemektedir.
Biz öncelikli olarak mikromilliyetçilik yapmıyoruz. Geleceğin, geçmişin gerçekleri üzerine kurulması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de her halkın kendi kimliğiyle örgütlenip rengini koruması taraftarıyız. İster Çerkes, ister Balkar, ister Abaza olsun kendi isimleriyle örgütlenmeleri taraftarıyız. Hepimiz ayrıca Çerkesya misyonuyla örgütlenmiş bir üst örgütlenmede pekiala buluşup siyasi ve ideolojik olarak tarihi olarak bize yapılan haksızlığın da birleşik mücadelesini verebiliriz.
Abaza halkıyla hem diyasporada hem vatanda derin bir kaynaşma ve alışveriş içinde olmamıza rağmen Abaza Abaza kimliğiyle Çerkes Çerkes kimliğiyle kabul görmüştür aramızda her zaman. Özellikle diyasporadaki Çerkesya Abazalarının Çerkeslerle en kutsal kavramlarda bir olmalarına rağmen Abaza hiç bir zaman Çerkes olmamıştır. Kendi renkleriyle var olmuşlardır ve var olacaklardır. Çerkesya Abazalarında Adıga Xabze, Adıge Nemıs gibi birebir Çerkesce kavramlar aynı ortak değerlere örnektir.
Örgütlenmemizde kardeşlik hukukumuzdan dolayı alınganlık gösteren Çerkesya Abazaları için özel bir durum mevcuttur. Yaşam tarzı olarak Abhazya Abazalarından ziyade Çerkes yaşam tarzı baskındır. Güncel zamanda diasporadaki Çerkesya Abazaları Çerkesyadaki Abazaların ve Çerkeslerin yaşam tarzının kendilerine daha yakın olduğunu bizzat dile getirmektedirler. Ayrıca Çerkesya Abazalarının eski tarihi vatanları Abhazyaya karşı bir sevgi ve sempatileri vardır. Bu da geleceğe uzanmanın kurumsallaşmış bir birliktelikle daha kolay olmasından ve Abhazyanın geleceğe uzanmak için somut bir şans olmasından kaynaklanmalıdır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazaları duygusal bir ikilemde kalmaktadırlar. Abazalığın geleceği için Abhazya somut olarak öne çıkarken yaşam tarzı ve gelenek olarak da günümüzdeki Çerkesyadaki Abazalara daha yakın oldukları duygusu öne çıkmaktadır. Bu da örgütlenmelere kesin bir yön vermeyi zorlaştırmaktadır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazalarının tarihi Çerkesya ve Abhazya gerçeğiyle örgütlenmeleri gereği ortaya çıkmaktadır. Çerkesya Abazalarının hem tarihi Çerkesyayla ilgili mücadeleleri hem de Abhazyada somut gelecek arayışı bu örgütlenmelerce yürütülmelidir. Bu örgütlenmeler hem Çerkesya hem de Abhazya örgütlenmelerinde temsil edilmelidir. Kendi gerçek rengiyle mücadele edecek bu örgütlenmeler hem Abhazya Abazaları hem de Çerkes halkı ilişkilerindeki gerilimi tolere edecek ve hem de ilişkiyi olması gereken rotaya sokacaktır.
Sonuç olarak Çerkes ve Çerkesya adları geleceğe uzanmak için Çerkeslerin vazgeçilmez kavramlarıdır. Somut karşılığı vardır ve Çerkes halkının geleceğe uzanması için sinerjisini toparlayacak güçtedir. Bu yüzden de örgütlenmelerde bu isimler somut olarak kullanılmalıdır. Kimse de bu kavramlardan vazgeçmemizi isteme hakkına sahip değildir. Bu kavramları kullanmak bir çatışma ve güçleri bölme girişimi değildir. Bu kavramlar gerçeğimizin kavramlarıdır ve sinerjimizi odaklayacak kavramlardır.
Özetle olması gereken şudur:
1) Çerkesler sadece Çerkesya gerçeğiyle Çerkes ismiyle örgütlenir çünkü iki kavram da tarihi olarak siyasi güç taşımaktadır. Siyasi olarak meselenin tanınması için bu şarttır.
2) Aşuwa Aşkarıwa Abazaları iki gerçekle örgütlenir..1) Son yitirdikleri vatan Çerkesya 2) Tarihi vatanları Abhazya… hem Çerkeslerle Abazalar arasında köprü olurlar ve de tarihi vatanları Abhazyayla yeniden organik bağ oluşturup güçlendirdikleri gibi Çerkesyadaki bağlarını da koruyup güçlendirirler…
3) Apsuwa Abazaları Abhazyaya yüzleri dönük ve diğer Abazaların da fiziki gerçeklerinin politikalarını somutlaştırarak mücadele ederler…siyasi bir güç olarak alanları daha geniştir…
4) Tarihi Çerkesya gerçeğiyle örgütlenen 2. maddedeki Abazalar 1 ve 2. maddedeki örgütlenmelerin her ikisinde de yer alır… Çünkü Çerkeslerle organik olarak iç içedirler, organik olarak tarihi Çerkesyadaki soydaşlarıyla daha yakındırlar, ve tarihi vatanları Abhazya onların fiziki olarak geleceğe uzanabilecekleri fiziki bir şanstır..

Marguş Vezir
24.07.2019
01:37

COĞRAFYA

COĞRAFYA
Aynı coğrafyanın çocuğuysanız ve aynı iklimi paylaşıyorsanız hepiniz için felaket olabilecek veya hepinizi daha iyi günlere götürecek güç uzaktaki güçlere değil de kendi potansiyelinize bağlıdır. Eğer ki birbirinizle anlaşmak yerine kavga ediyorsanız ve biriniz diğerini eziyorsa ve bunda ısrar ediyorsa coğrafyanızda insanca yaşam kurup geleceğe bakmak yerine sadece geleceğinizi uzak coğrafyaların sömürüsüne açık hale getiriyorsunuz demektir.
Çerkes ve Rusların mücadelesi yüz yılı aşan bir mücadele olsa da Çerkeslerin Tatarlarla mücadelesi daha uzundur.. Eğer ki gelecek düşmanlıklar üzerine kurulacaksa mücadele edilen coğrafyadaki halklar hiç bir zaman özledikleri mutlu günlere kavuşamayacaklardır. Halkların enerjisi sadece birbirini yok etmeye odaklanacağından coğrafya ne kadar güzel olursa olsun kimse o coğrafyanın hayrını görmeyecektir.
Öncelikli olarak Rus halkı ve Çerkes halkı tehlike algısını değiştirmeli ve kendi aralarında denge oluşturup coğrafyalarındaki düşmanlık ve güvensizlik algısını yok etmelidirler. Diasporaya savrulmuş Çerkes halkının uğradığı felaketler konuşulmalı, çözüme kavuşturulmalı ve paylaşılan coğrafyada güvensizliklerle enerji tüketmek yerine ortak dengeyle geleceğe uzanmalıdır halklar. Diaspooraya savrulmuş Çerkeslerin vatana dair umutlarının tüketildiği vakit uzak coğrafyadaki güçlerin tam da istediği gerçekleşecektir. Geleceksiz ve umutsuz Çerkesler gözü kara her türlü vurucu provakasyonun geri adım atmayan unsurları olacaklardır. Çerkesler barış içinde yaşayabilme düşüncesi konusunda manipüle edildiklerinde ve bunun yerine öç alma duygusuyla donatıldıklarında Çerkesya coğrafyası ucu belirsiz kanlı olayların merkezi haline gelecektir. Ruslardan öç almak isteyen Çerkesler dünyanın her yerinde Ruslara Rusların müdahale demeyecekleri çoklukta ve çeşitlilikte zararlar verip başlarına işler açacaklardır. Gelişecek olaylar ne Ruslara ne de Çerkeslere hayır getirecektir. Rusların bu olayların Çerkesya coğrafyasındaki yansımalarını bastırma girişimleri hem enerjilerini tüketmek anlamına gelecek hem de Rusyanın başka coğrafyalarında dikkati zayıflatıp başka coğrafyalardaki provakasyonlara ve fiili karışıklıklara zemin hazırlamaya hizmet edecektir. Coğrafyadaki kan ve şiddet; coğrafyanın ikliminin, doğasının, insanlarının ayrıca telafisi zor zararlar yaşaması demektir.
Yüz yılı aşkın savaş ve ertesinde diğer halkı sürgün ve soykırıma uğrattıktan sonra soykırıma ve sürgüne uğrayan halkın coğrafyanın saldırıya uğradığı II. Dünya savaşında coğrafyayı savunma refleksiyle Ruslara karşı değil de dışarıdan gelenlere karşı mücadele refleksi göstermesi aynı coğrafyanın komşu halkları için geleceğe dair atılmış en değerli adım olarak alınmalı ve Çerkesya coğrafyasının sahipleri olan Çerkeslerle geleceğe dair barışçıl bir çözüm iradesinin yansıması olarak alınmalıdır. Meseleye, hiç bir halkı dışarıdan fısıldananlara ve ırkçılara itibar etmeden geleceği çizme iradesi göstererek yaklaşmalıdır. Çerkesya, aynı coğrafyada yaşamanın gerektirdiklerine göre Çerkesler ve Rusların uzlaşısıyla her türlü fısıltı, provakasyon ve düşmanlıklardan arındırılmalıdır. Piyonlar ve ikili oyuncuların iki halkı da zehirlemesine müsaade edilmemelidir.

Vezir Marguş
10.05.2019
22:34

ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM

ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM
Hedeflerimizi net olarak koyduktan sonra hepimiz en iyi yaptığımız işlere odaklanarak yolumuza devam etmeliyiz. Enerjimizi en çok yoran durum öne çıkarılıp ileriye götürülmesi gereken sayıca çok alanın olması ve bunların kaybolmaması gerektiği kaygısıyla pek çok alanda gücümüzü aşan konulara enerji harcamamızdır. Hepimizin kaygısı Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamaktır. Kadim örgütlülük yapımıza rağmen örgütlenemeden her şeyi bir arada taşımaya çalışan duyarlı ve kaygılı insanlarımızla yolumuza yarım yamalak devam etmekteyiz. Her gün sahip olduklarımız azalmakta, taşıması da zorlaşmaktadır.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunda birleştiğimize göre ve bu konuda birleşenler de sayıca az olmadığına göre her şeyi bir arada taşımaktan vazgeçip en iyi olduğumuz konularda çalışmalar yapmalı ve çalışmalarımızı daha nitelikli hale getirmeliyiz.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunun pek çok ayağı vardır:
İsmimiz, farkımız, farklılığımız, yarınımız, hedeflerimiz, duruşumuz, politik dünyadaki yerimiz ve varmamız gereken yer ve değerlerimizin farkındalığı çalışmaları:
Kimlik, vatan ve gelecek farkındalığının işlenmesi…
Dünya gerçeklerini güncel olarak okuyan, hedeflerimiz açısından halkımıza uyarlayan, duruşumuzun ve tutumumuzun nasıl olması gerektiğini gerekçelerle ortaya koyan, genç nesillere vizyonumuzu aktarıp motive eden, ismimizin ve vatanımızın anlamını işleyen yayınlar, toplantılar, konferanslar…
Vatandaki insanlarımızla ortak bakış açıları oluşturulması, düşünsel koordinasyon…
Bilinen her dilde o dili anlayan insanlarla kamuoyu oluşturmak…
Çerkes felsefesiyle dünyaya bakıp, güncele uyarlayıp halka blilinir kılmak….
Dilimizle edebi yapıtlar üretmek, yayınlar çıkarmak, TV gibi platformlar kurmak:
Dilimizde şiirler yazmak, meselelerimizi dilimizde tartışacak platformlar oluşturmak, makaleler yazmak somut olarak dili yaşatmak… Yayınlar ve kitle iletişim araçlarında somut olarak yer işgal etmek….
Tarihimizi bilinir kılmak ve tarih farkındalığı oluşturmak:
Farklı farklı kaynaklardan anlatılan, yazılan tarihimizi yeniden süzgeçten geçirip gerçeklik temeline oturtup bilgilendirerek halkın özgüvenini canlandırmak…
Dilimizi korumak:
Halkı anadilinde okuryazar hale getirmek, materyaller hazırlamak, anasınıfı, ilkokul, ortaokul gibi kurumlar kurmak, devlet nezdindeki Milli Eğitim, Kültür Bakanlığı gibi kurumların işbirliğini sağlamak….
Xabzelerimize yeniden işlerlik kazandırmak:
Cenaze, düğün, thamadelik, xase vs gibi kavramlardan yola çıkarak zamana ve yeni uyarlanmış, bizi yansıtan xabzelere işlerlik kazandırmak…
Mitolojimiz:
Avrupa ve batısının hayran olduğu ve yeni bir yaşama odaklanmak için kullandığı Grek Mitolojisinin ve diğer mitolojilerin kadim kökeninin Çerkes Mitolojisi olduğunu gerekçeleriyle ortaya koyup dünyada bilinir kılmak, bunun her platformdaki propagandasını yapmak…..
Folklorümüzün korunması ve geliştirilmesi
Tüm alanlardaki çalışmaların maddi ve somut olarak desteklenmesi
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonuyla hareket eden bir kurumun vizyonumuzu temsil edecek söylemlerle bizi temsil etmesi.
Listeye ilk aklıma gelenleri yazdım. “ Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunu paylaşıyoruz diyenlerin bir araya gelip haydi demesi bu iş için başlangıç olacaktır.

Marguş Vezir
16.03.2019
22:00

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ
Çerkes Halkını acılar örgütlemiyor. Eğer acılarla örgütlenmek Çerkesler için mümkün olsaydı 21 Mayıslarda çoktan örgütlenmiş olurduk. Ancak acı temelinde örgütlenmemiş olmamız örgütlenme konusunda çıkış noktası bulamayıp bize has örgütlenmenin yolunu bulamamamıza rağmen aslında olumsuz da değildir. 21 Mayısta insanlarımızın bir araya acılardan dolayı geldiği açıktır. Acıların insanlarımızı bir araya getirmesine rağmen acılarımızla örgütlenmek bize göre olmadığı, Çerkes insanının doğasına uymadığı için örgütlenmemize yetmemiştir. Her 21 Mayısta örgütlenmemiz gerektiği konusunda hayıflanıp, bunca büyük bir acıya rağmen örgütlenemeyişimize hayıflanıp yeni bir 21 Mayısa kadar zaman kaybediyoruz.
Çerkes Halkının kavraması gereken durum örgütlenmeye çalıştığı modellerin aslında doğasına uymadığını farketmesi gerektiğidir. Acılarla örgütlenme doğamıza uymamaktadır. Çerkes insanının geleceğini örgütleyecek tek seçenek kendi gerçeklerinin farkındalığıdır. Çerkes Halkının FARKINDALIKLA örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu yaşanan tüm tecrübelerin işe yaramaması göstermektedir.
Örgütlenmenin klasik argümanlarından en çok başvurulanı acıları kullanma ve acılarla halkı motive edip, öç alma duygusunu toplu bir güce veya -son zamanlarda olduğu gibi- asimetrik terörize eylemleri besleyen ideolojilere çevirmektir. Bu ise oluşturulan bu güç, fonksiyonunu tamamlayınca sadece devleti zorla bir arada tutacak güç olarak dönüşmekte ancak sosyal alanda acıyla bir araya gelen toplumun yaşam kalitesini arttırmak konusunda işe yaramadığı gibi toplumu ideolojilere hapsedip sürekli olarak iç husursuzluklara evrilmektedir. Ayrıca acıdan doğan güç, deneyimlediği tüm acılardan fazlasını acıların sebebi olan düşmanına yaşatmakta sakınca görmemektedir.
Çerkes Halkının çoğunluğu klasik argümanlarla kurulmuş veya kurdurulmuş devletlerde yaşamaktadırlar. Bu devletlerin kurucu unsurlarının acılardan kaynaklı reflekslerle biraraya gelmiş olmalarından dolayı ve bir halkın örgütlenmesinin tek nedeninin güç oluşturup öç almak gereğinden kaynaklandığına inandıkları için Çerkeslerin her örgütlenme çabasını tehdit olarak algılamışlardır. Çerkesler ise iyi niyetli olduklarını ispat için örgütlenme konusunda oldukça çok zaman kaybetmişlerdir. Tüm Çerkes örgütlenmeleri arafta faaliyet gösteren ucube örgütlenmelerden öteye geçememiştir.
Acıyla bir araya gelmiş insanların reflekslerinin organize edilmesiyle oluşan devletlerdeki güçler kaliteli insanlar yetiştirmeye odaklanmak yerine bir daha acı yaşatacaklara şiddetle dersini vermek konusuna odaklandığı için fiziksel savaş olmamasına rağmen ülkeler gelişememiş, ülkelerin insanları dış rakiplerin de manipülasyonuyla birbiriyle enerjisini tüketmiştir. Kaynaklar sosyal yaşamı iyileştirip kaliteli yaşamak yerine bir daha acı yaşamamak için ölmenin kutsandığı ve savunmaya odaklanıldığı bir yapı içinde çarçur edilmiştir. İnsan kalitesi eğitimle arttırılmadığı için genelde iyi örneklerinden taklit edilen yapılar her zaman deforme edilerek içi boşaltılmış, ölmek konusunda özgüveni yüksek ancak kaliteli yaşamak konusunda geri toplumsal yapılar oluşmuştur. Çerkes Halkı da sosyal şartlarda hareket alanı bulamadığı için acı temelli yapılanmaları taklit etmiş ancak içselleştiremediği kurumlar ortaya çıktığı için de bu kurumlarla hiç bir zaman ciddi bir yol alamamıştır.
Çerkes halkı farkındalıkla ve kendi gerçekleriyle örgütlenmelidir. Kendi ismi ve özgün yapısıyla örgütlenmelidir. Çerkes halkı iyi niyeti konusunda açıklama yapmaktan vazgeçip geleceğine odaklanmalıdır. Farkındalıkla örgütlenmenin sonucunda acılara sebep olan çatışmaların derin kaynağı çözülüp yokedileceği için hedeflenen çatışma değil de insanın kaliteli yaşayacağı bir işleyiştir.
Çoğunluğu diyasporada yaşayan bir halk acılarla örgütlendiğinde örgütlülüğüyle elde edeceği güç terör ve de istismar edilebilecek bütün alanlarda kullanılmaya kalkılacak bu ise o halka ağır bedeller ödetecektir. Aynı zamanda bu durum rakibine de büyük ve telafi edilemez bedellere yol açacaktır. Rus halkı da geleceğini en az acıyla örgütlenmek kadar tehlikeli olan korku ve çatışmaya odaklı güçler tarafından değil de sahip olduğu fiziki kaynakları kaliteli insanlar yetiştirerek ve gerçekleri güçle bastırmak yerine gerçeklerle dayalı çözümlerle yeniden örgütlemelidir. Bu da Çerkes halkıyla insanları yeni acılara sürüklemeden uzlaşmak anlamına gelmektedir.
21 Mayıslar bizi çözüm getirecek gerçeklerimize odaklamadığı için örgütlenmeye dönüşmeden sadece bizi bir araya getirmektedir. Acılar elbette Çerkes halkını da bir araya getirmektedir ancak acılarla geleceğini örgütlemek Çerkes halkının doğasında yoktur. Çerkes halkı elbette ki acılarını hatırlayacaktır ancak acılarını hatırlamasının nedeni topluma o acıları getiren koşulları ve toplumun idrakını elinden alarak toplumu bu olumsuz duruma sürükleyen sebepleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Farkındalıksız mücadeleler toplumlarda acı ve yıkım yaratmaktadır. Çünkü temelinde acı ve korku gibi karşı tarafa saldırma ve öç alma ve de etkisizleştirme içgüdüsü yatmaktadır. Ayrıca acıya sebep olan güçler de etkiye tepki ilkesinden dolayı aynı acıya muhattap olacakları acıyla örgütlenen bir dünyada şiddetle muhtemeldir. Bir devlet birlikteliğinin geleceğe uzanmak için insanlarının kaliteli düşünüp yaşadıkları bir toplumsal yapıya ihtiyaçları vardır. Böyle bir toplumsal yapı acıyla ya da korkuya dayalı olarak geleceğe uzanmak isteyen toplumlardan daha güçlüdür. Çünkü toplumun tüm enerjisi toplumun geleceğinin hayrına harcanacaktır.Özetle hepimizin tek düşmanı ilkesiz ve insana değer vermeyen güçle hareket etmektir.
Çerkes halkı bilinen tüm zamanlardan beridir kaliteli bir toplum yapısıyla hep güçlü kalmış ve var olmanın en güçlü ilkesini koruduğu için coğrafyasında tutunmuştur. Çerkes halkının bölünmesi ve ayrışmasının sebebi de birleştiği insanlık kalitesi yerine farkındalıksız temelli akımlarla manipüle olmuş idrakıdır. Çerkes halkını örgütleyecek tek şey tarihindeki misyonu olan kaliteli bir toplumsal yapıda yaşamı paylaşmak noktasından hareket etmek olacaktır.

Marguş Vezir
28.02.2019
22:10

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

 

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

“Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras, hürriyet uğruna savaşmak hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır.”

Bu sözleri sarfettikten sonra hürriyet uğruna savaşan insanların savaşı hakkında tek kelime etmeden düşmanınızın sizi ağırladığı korunaklı sarayınızda rahat rahat yaşamaya devam edeceksiniz. Sık aralıklarla dönemin Avrupalı gazetecilerine demeçler vereceksiniz.  Hürriyet aşığı ve ölümden korkmayan sözler edeceksiniz. Ölümü kutsadığınız halde yaşamayı seçtiğinizi unutturacaksınız. Biz ölüp haksızlığa uğrarken  hakkın yanında hiç yer almamanıza rağmen bize hakkı savunacaksınız. İnsanca bir dengeyi kurup yüzyıllarca yan yana yaşamayı başarmış bir coğrafyaya radikalizmi öğreterek yaşamaktan koparıp rengini zehirleyeceksiniz.

Davası için annesini öldürmeye kalkan bir insanı(!) oğlu rehinmiş diye pasifliği konusunda aklamaya çalışacaksınız. Muhammed Eminlerle Çerkeslerin haklı davasını Avrupa ve insanlık gözünde eşkıyalığa yol açarak gözden düşürüp Ruslara soykırım yapmaları için gerekçe olacaksınız. Çerkeslere yaptığınız baskın ve katliamları unutmamızı isteyeceksiniz. Dokusunu radikalizmle bozduğunuz cenneti bize unutturup kafanızdaki cennetle yaşama enerjimizi ve yaşama alanlarımızı manipüle edeceksiniz. Düşlerimize ve yarınımıza kalite katmayan fikirlerinizle bize sadece ölümü güzel kılacaksınız.

Suudi Arabistan’daki radikalizmle aynı zamanlamayla ortaya çıkmışlık ve aynı şeyleri savunmuşluk ne tesadüf….

Yetmezmiş gibi önümüze atamız olarak konulmanız ne tuhaf. Çerkeslerin sizin çocuklarınız olarak lanse edilmesi ne tuhaf. Duyarsız olduğunuz ve tetiklediğiniz soykırımın çocuklarını n sizin gayretlerinizle hidayete erdiklerinin lanse edilmesi çok garip…

Evet, müthiş bir miras bıraktınız… İnsanlara ölmeyi ve radikalleşmeyi öğrettiniz. Birileri bizi silahla öldürürken o silahı çekmelerinin gerekçesi çoğunlukla siz oldunuz…

Bir proje… Birilerinin çok güzel başardığı global bir proje… Hani biz açlıktan kırılırken bize peksimet teklif edip parasını da başkalarından alan ülkenin derinlerinin projesi… Her kutsalın içine sızan ve mutantlaştıranların projesi… Bir dereden geçince iki balığın arasını bozanların projesi… Başka bir ülkede aydınlanan ve yaşamak istediğinin farkına varan insanların önünü kesmek için türlü şekillerde ideolojilerin içine sızarak birbirine düşüren ülkenin projesi… Yine aynı ülkede vatanseverlere güçle ezmeyi telkin ederken diğer tarafın eline silah tutuşturarak özgürlük savaşçıları olduklarına inandıran böylece kesintisiz kan akışını statükoya dönüştüren ülkenin derinlerinin projesi… Avrupa’nın en batısında,  kendi kızı parkta tacize uğradığında bu saldırı tüm kızlarımızadır diyebilen bir insani anlayış refleksiyle davranmayı başaran ancak insan gibi yaşamayı sadece kendi türleriyle sınırlı tutan ırkın derin bir projesi… Kutsal mutsal değil… Düpedüz istismar…

Her şeyi insan olma kalitesine değer katıp katmama masasına yatırıp ondan sonra hayatımıza katmalı veya tamamen çıkarmalı.

Vezir Marguş

22.04.2019

12:54

ÇERKES’E GÖRE DEĞİL BUNLAR ÇERKES’E YAKIŞTIĞI GİBİ DAVRANMAYA BAŞLAYINCA YIRTILACAK KARANLIK

ÇERKES’E GÖRE DEĞİL BUNLAR
ÇERKES’E YAKIŞTIĞI GİBİ DAVRANMAYA BAŞLAYINCA YIRTILACAK KARANLIK
Kabul görmek için yeter artık gerçekleri dolanmalar!!!
Elimize tutuşturduğunuz bizim davamız değil.Biz sizin sislerle kapattığınız davamızı aydınlığa çıkarıp onu Çerkes gibi taşıyacağız.
Bizim olmayanı elimize tutuşturup onyıllardır Çerkes değeriymiş gibi gezdirtiyorlar. Bir şekilde kendilerine bizi yamayacak imgeler bizi kemiriyor. Biz de bizi dolaylı da olsa kabulleniyorlar, bir gün nasılsa kabullenirler yanılgısıyla buna alet oluyoruz. Zamanla o sözde değerler bizi hareketsiz kılan zincirlere dönüyor. Kimseye açıklama borcumuz yok. Var olmak için dönüşmeye değil kendimiz olmaya ihtiyacımız var…
Kafkas, Kuzey Kafkas, Şamil vs vs…
Şeyh Şamil diasporada kimliğimizi kabul etmeyen zihniyetlerin bize siz ondansanız ancak sizi kabul ediyoruzun imgesidir. Dayatmadır. Bir kurtarıcı veya kahraman değildir. En büyük acıları biz yaşarken kendisi tahsis edilen sarayında yaşıyordu. Biz öldük ve o kahraman oldu. Ey Çerkes, bizim mücadelemiz özgürlük içindi. Şamil hem doğu Kafkasyanın hem de Çerkesyanın organik yapısını bozan zihniyetin tezahürüdür. Şeyh Şamilin torunusunuz diyerek bizi pohpohlayanlar hiç bir zaman bizim gerçeklerimizi kabul etmeyenlerdir. Biz Çerkesiz. Çerkesyamızı yitirdik ve onu tekrar elde etmenin yolu Şamilist fikirlerle ölüm kusan ideolojinin esiri olmakla değildir. Önce ne olduğumuzu sorgulayıp kendimiz olabilirsek ancak o zaman Çerkesyaya sahip çıkabiliriz.
Адыгэр зешэн хъуакъым ӀумпӀэкӀэ.
Çerkessen razı olamazsın böyle dolanmalara.

Marguş Vezir
16.02.2019
(Eski yazılarımın birleştirilmiş halidir.)