ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE

ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE
Çerkes ve Çerkesya kavramları psikolojik, siyasi ve tarihi olarak var olabilmek için sahip çıkmamız gereken kavramlardır. Bu kavramlar tecrübe edilip hayata geçmiş kavramlardır ve dünya üzerinde kimliğimizle var olabilmek için etrafında kenetleneceğimiz kavramlardır. Çerkeslerin bu kavramlara sahip çıkmadan yürüttükleri bütün mücadeleler bir güce dönüşmeden zayıflayıp yok olmaya mahkumdur. Çerkes ve Çerkesya kavramları Çerkes halkının sinerjisinin diğer halklar, milletler ve devletler tarafından tarihi olarak kabul edilmiş somut gücünün karşılığıdır.
Çerkes halkını belli güçlerin kullanılacak enstrümanı olarak gören hiç bir ideolojide Çerkes halkı için hayır yoktur. Ne Kafkas ne Birleşik Kafkasya ne herkes=Çerkes yaklaşımı Çerkes toplumunun sorununa çare değildir. Kendi organik birlikteliği için çalışmayan bir halk geleceğini yaratamaz. Sinerjisini yeniden Çerkes ve Çerkesya kavramlarında birleştirmeyen Çerkesler tamamen dağılmaya ve yok olmaya varacaklardır.
Çerkes halkı Çerkesyanın kadim halkı Adıge halkının dünyada tanındığı ismidir. Çerkes halkı uğradığı soykırım ve sürgüne Çerkes olarak uğramıştır. Meselesini dünya gündemine Çerkes kimliğiyle taşıyıp sorunu Çerkes adıyla çözecektir. Tarihi olarak Çerkeslare yapılanlar belgeleriyle ortadadır ve Çerkesler sinerjilerini sorunu çözmeye odaklamak yerine kendilerine ait olmayan kavram ve ideolojilerle oyalanmaktadırlar.
Çerkesya ana unsuru Çerkesler dışında pek çok farklı halkın da vatanı olmuştur. Herkesin rengini ve ismini koruduğu bu ülkede Karaçay/Balkarlar, Abazalar ve diğer halklar da mevcuttu. Ekseriyeti Çerkes olmak üzere diğer halklar da Çerkeslerle beraber soykırıma uğramış ve sürülmüşlerdir. Çerkeslerin %90 dan fazla nüfusu vatan topraklarından çıkarılmıştır. Çerkesya topraklarında sanki hiç sürülen olmamış gibi yeni statükolara göre oluşan durumda Çerkes soykırım ve sürgünü inkar edilmiş, Çerkeslerin tarihi hakları yok sayılmış, bu yok sayma Çerkesyada kalan ancak İkinci Dünya Savaşında sürülüp yeniden Çerkesyaya yerleştirilen halkların Çerkeslerle eşit isimlerde cumhuriyetleri Çerkeslere dayatılmış ve Çerkeslerin kendi vatanlarındaki temsiliyet güçleri ellerinden alınmıştır. Yerlerine dönen halklar kendi bölgeleri dışında tarihi Çerkes yerleşim alanlarına serpiştirilmiş bu halklar sanki orada hiç Çerkes yaşamamım ve sürgün edilmemiş gibi davranışlar geliştirmiştir. Ayrıca kendi sürgünlerini hiç dillerinden düşürmemelerine ve çoğunlukla geri dönebilmelerine rağmen Çerkeslerin sürgünü ve uğradıkları haksızlıkları da unutmuşlardır ve Çerkes halkının tarihi haklarını yok sayıp yeni statükonun içinde alanlarını genişletmişlerdir. Bu noktada Çerkes halkının tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrası sürgünündeki gibi Büyük Çerkes Sürgünündeki Çerkeslerin aynı haklarla dönüşlerini talep etmesi ve tarihi olmayan fiziki oluşumları reddetmesi ve bunları organize şekilde yapması elzemdir.
Çerkesler tarihi Çerkesyadaki gibi tüm halkların kimliklerini ve geleceklerini koruduğu bir yapı için mücadele etmelidir. Balkar olsun, Rus olsun, Kazak olsun, Abaza olsun tüm halklar Çerkesyanın parçasıdır ve en çok ta Çerkesyada kimlikli gelecek Çerkesyada Çerkeslerin hakkıdır. Çerkes sorununun görmezden gelmeye devam edilmesi ve manipüle edilmeye devam edilmesi tüm halkları birbirine düşürmeye devam edecektir. Çerkes sorununun çözülmesi ise Çerkesyayı doğal insani iklimine kavuşturacaktır.
Çerkes adıyla örgütlenmemize karşı çıkışlarda mikro milliyetçilik yaptığımız, diğer halkları ötekileştirdiğimiz, kardeş olduğumuz için ortak bir isim olması gerektiği gibi argümanlar ortaya atılmaktadır. Çerkes ve Çerkesya gerçeğini yok sayan bu argümanlara kulak vermemiz bizim sinerjik bir mücadele vermemizi engellemektedir.
Biz öncelikli olarak mikromilliyetçilik yapmıyoruz. Geleceğin, geçmişin gerçekleri üzerine kurulması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de her halkın kendi kimliğiyle örgütlenip rengini koruması taraftarıyız. İster Çerkes, ister Balkar, ister Abaza olsun kendi isimleriyle örgütlenmeleri taraftarıyız. Hepimiz ayrıca Çerkesya misyonuyla örgütlenmiş bir üst örgütlenmede pekiala buluşup siyasi ve ideolojik olarak tarihi olarak bize yapılan haksızlığın da birleşik mücadelesini verebiliriz.
Abaza halkıyla hem diyasporada hem vatanda derin bir kaynaşma ve alışveriş içinde olmamıza rağmen Abaza Abaza kimliğiyle Çerkes Çerkes kimliğiyle kabul görmüştür aramızda her zaman. Özellikle diyasporadaki Çerkesya Abazalarının Çerkeslerle en kutsal kavramlarda bir olmalarına rağmen Abaza hiç bir zaman Çerkes olmamıştır. Kendi renkleriyle var olmuşlardır ve var olacaklardır. Çerkesya Abazalarında Adıga Xabze, Adıge Nemıs gibi birebir Çerkesce kavramlar aynı ortak değerlere örnektir.
Örgütlenmemizde kardeşlik hukukumuzdan dolayı alınganlık gösteren Çerkesya Abazaları için özel bir durum mevcuttur. Yaşam tarzı olarak Abhazya Abazalarından ziyade Çerkes yaşam tarzı baskındır. Güncel zamanda diasporadaki Çerkesya Abazaları Çerkesyadaki Abazaların ve Çerkeslerin yaşam tarzının kendilerine daha yakın olduğunu bizzat dile getirmektedirler. Ayrıca Çerkesya Abazalarının eski tarihi vatanları Abhazyaya karşı bir sevgi ve sempatileri vardır. Bu da geleceğe uzanmanın kurumsallaşmış bir birliktelikle daha kolay olmasından ve Abhazyanın geleceğe uzanmak için somut bir şans olmasından kaynaklanmalıdır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazaları duygusal bir ikilemde kalmaktadırlar. Abazalığın geleceği için Abhazya somut olarak öne çıkarken yaşam tarzı ve gelenek olarak da günümüzdeki Çerkesyadaki Abazalara daha yakın oldukları duygusu öne çıkmaktadır. Bu da örgütlenmelere kesin bir yön vermeyi zorlaştırmaktadır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazalarının tarihi Çerkesya ve Abhazya gerçeğiyle örgütlenmeleri gereği ortaya çıkmaktadır. Çerkesya Abazalarının hem tarihi Çerkesyayla ilgili mücadeleleri hem de Abhazyada somut gelecek arayışı bu örgütlenmelerce yürütülmelidir. Bu örgütlenmeler hem Çerkesya hem de Abhazya örgütlenmelerinde temsil edilmelidir. Kendi gerçek rengiyle mücadele edecek bu örgütlenmeler hem Abhazya Abazaları hem de Çerkes halkı ilişkilerindeki gerilimi tolere edecek ve hem de ilişkiyi olması gereken rotaya sokacaktır.
Sonuç olarak Çerkes ve Çerkesya adları geleceğe uzanmak için Çerkeslerin vazgeçilmez kavramlarıdır. Somut karşılığı vardır ve Çerkes halkının geleceğe uzanması için sinerjisini toparlayacak güçtedir. Bu yüzden de örgütlenmelerde bu isimler somut olarak kullanılmalıdır. Kimse de bu kavramlardan vazgeçmemizi isteme hakkına sahip değildir. Bu kavramları kullanmak bir çatışma ve güçleri bölme girişimi değildir. Bu kavramlar gerçeğimizin kavramlarıdır ve sinerjimizi odaklayacak kavramlardır.
Özetle olması gereken şudur:
1) Çerkesler sadece Çerkesya gerçeğiyle Çerkes ismiyle örgütlenir çünkü iki kavram da tarihi olarak siyasi güç taşımaktadır. Siyasi olarak meselenin tanınması için bu şarttır.
2) Aşuwa Aşkarıwa Abazaları iki gerçekle örgütlenir..1) Son yitirdikleri vatan Çerkesya 2) Tarihi vatanları Abhazya… hem Çerkeslerle Abazalar arasında köprü olurlar ve de tarihi vatanları Abhazyayla yeniden organik bağ oluşturup güçlendirdikleri gibi Çerkesyadaki bağlarını da koruyup güçlendirirler…
3) Apsuwa Abazaları Abhazyaya yüzleri dönük ve diğer Abazaların da fiziki gerçeklerinin politikalarını somutlaştırarak mücadele ederler…siyasi bir güç olarak alanları daha geniştir…
4) Tarihi Çerkesya gerçeğiyle örgütlenen 2. maddedeki Abazalar 1 ve 2. maddedeki örgütlenmelerin her ikisinde de yer alır… Çünkü Çerkeslerle organik olarak iç içedirler, organik olarak tarihi Çerkesyadaki soydaşlarıyla daha yakındırlar, ve tarihi vatanları Abhazya onların fiziki olarak geleceğe uzanabilecekleri fiziki bir şanstır..

Marguş Vezir
24.07.2019
01:37