RUSYA FEDERASYONU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE ÇERKESLER

RUSYA FEDERASYONU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE ÇERKESLER

-Gerçekleri hatırlatmamızın nedeni nefret tohumları ekmek için değil, geleceğe uzanırken içimize öfke tohumları ekmemek içindir.-

Kadim renkleri ve kadim halkların geleceklerini gasp ederek ve yaşama haklarını her türlü insanlık suçunu işleyerek ortadan kaldıran haksız yönetimin mirasçılığı söylemlerini insanlığa karşı suç işlemeyi övme olarak alıyoruz. Ayrıca fiili olarak Rus halkı dışındaki federasyon halklarını ikinci plana atan her türlü girişimi de kültürel soykırım teşebbüsü olarak alıyoruz. Rusya Federasyonunun lingua frankası olarak Rusçanın ortak iletişim ve ortak bilim dili olmasının yanısıra diğer tüm etnik dil ve kültürlerin açıkça güvenceye alınmasını talep ediyoruz. Bu talebi de nüfusunun şu an yüzde 90’ı Rusya Federasyonu topraklarında olması gerekirken soykırım ve sürgün sonucu diyasporada yaşamak zorunda bırakılan Çerkes halkı olarak yapıyoruz ve buna da sonuna kadar hakkımız olduğunu ifade ediyoruz.
Çarlık Rusyası tarafından uygulanan ilk soykırım maalesef ki insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında iki kategoride birden yer almaktadır. Bu soykırımdır ve birinci kategori budur, ikincisi bu BİYOLOJİK SALDIRI şeklinde gerçekleşmiştir. 1800’lü yıllarda işgale boyun eğmeyen doğu Çerkesya halkına karşı yürütülen saldırılarda geri adım attıramayan Çarlık Rusya’sı insanlığa karşı suç teşkil eden biyolojik saldırıda bulunmuş ve bu saldırı tarihi kayıtlara da geçmiştir. Bu saldırı veba mikrobunun hem orman hayvanlarına bilinçli olarak bulaştırılması, hem Çerkeslerin arasına sığınmacı görüntüsüyle virüs taşıyan insanların gönderilmesi, hem de evcil hayvanlara bulaştırılması şeklinde gerçekleşmiştir. Bu saldırı sonunda doğu Çerkesya halkının toplam nüfusu 300 binden 30 bin gibi bir rakama düşürülmüş, Rus ordusu savaş meydanında geriletemediği Çerkes halkını toplu şekilde veba hastalığıyla yok etmiştir.
Çarlık Rusyasının ikinci insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamındaki suçu 1864 yılında resmi olarak son bulan Rus-Çerkes savaşında Rusların hem soykırım gerçekleştirmiş olması hem de savaşın bitiminde Çerkesya’nın ana unsuru Çerkesleri yaşama kaynaklarını da yok ederek zorla topraklarından sürmüş olmasıdır. İkinci soykırım sonrasındaki bu sürgün bu sefer hayatta kalan tüm Çerkes ulusunun nüfusunun %90’ının sürgün yolunda ve yeni yaşam alanlarında nüfusun büyük kısmını yok edecek dolaylı üçüncü soykırıma dönmüştür. Ayrıca vatanında kalan Çerkesleri de uzun dönem fiziki olarak rahatsız ederek ve de propagandalarla ülke dışına çıkarmıştır Çarlık Rusyası.
100 yıl süren savaş ve ertesinde insanlık tarihi boyunca Çerkeslerin kesndi vatanlarındaki geçmişe dair tüm kalıntılar planlı bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca Çarlık Rusyası Çerkeslerden askeri güç olarak da sürekli faydalanmış, ön saflarda Çerkesler kanlı savaşlarda yitmiştir. Sovyetler döneminden önce Çerkesya Kızıl ve Beyaz orduların boğuşma sahası olmuş, Çerkes halkı yine kanlı bedeller ödemiştir. Sovyet iktidarı kurulurken de bilinçaltında ırkçılık kokan bahanelerle pek çok yerleşim biriminde katliamlar gerçekleştirilmiştir.
Sovyet iktidarı zamanında da tamamen suni olan birlikteliklerle Sovyetlerin ruhuna aykırı şekilde Çerkes Ulusunun kendi kendini yönetmesine engel olunmuştur. Sonuç olarak hem Çarlık Rusyası hem Sovyetler Birliği zamanında bir şekilde Çerkes halkının geleceğe uzanma gücü elinden alınmıştır. Rusya Federasyonu zamanında ise ilk başlarda hakları teslim edecek izlenim uyandırılıp ertesinde Çerkeslere karşı yapılan kamusal haksızlık bu sefer istihbarat güçleri marifetiyle devam ettirilmiştir. Mesele o kadar vahim bir hale getirilmiştir ki Çerkesya’nın kalbi olan Soçi’de sanki hiç Çerkes yaşamamış gibi Çerkesler Rusya Federasyonu tarafından inkar edilmiş, gerçekleri ifade edenler vahşi bir şekilde baskılanmıştır.
Ancak dünyada konjenktürler değişmiştir. Baskı ve inkarla hareketsiz kılınmaya çalışılan tüm halkların asimetrik unsurlar olarak barış ve huzuru yok etme potansiyelleri aşikardır. Birbirine rakip küresel güçlerin bunu etkin kullandıkları ve bu konuda birbirlerine taviz vermekten kaçındıkları da bir gerçektir. Rusya Federasyonunun en büyük zayıflığı da Rusya Federasyonunu güçlü kılacak en büyük şans da burada yatmaktadır. Birlikte yaşamak için bir tarafın herkese efelenmesi devri kapanmıştır. Birlikte yaşamanın artık tek unsuru gönüllü birliktelikle alınterinin sömürülmeden serbest dolaşabildiği ekonomik alanlar yaratmak ve bu alandaki herkesin bu alanlarla ilgili ekonomik ve psikolojik bağının olmasıdır.
Çerkes halkı barışçıl ve üretken bir halktır. Çerkes halkının geçmişte uğradığı haksızlığın telafisi Çerkesya’da onlara eski alanlarını açmak ve alan açarken de bunu alınteri ve psikolojik olumlamayı Rusya Federasyonu ekonomik alanına eklemlemek gayesiyle planlı bir şekilde yapmak gerekmektedir. Travmaları iyileşmiş bir Çerkes ulusu üretimin ve kaliteli yaşamanın ve dolayısıyla sürdürülebilir barışın teminatı olacaktır. Aksi sadece kaostur. Anayasaya bu yüzden Çerkes halkının tarihi haklarını onayan, Çerkeslerin bir devlet programıyla yeniden eski topraklarında yeşermesinin önünü ekonomik ve psikolojik olarak açacak hükümlerin konmasını istiyoruz. Pazarda herkesin Rusçayla anlaştığı ancak herkesin renklerinin de belirgin olduğu, kadim ulusların emeği ve varlığının saygı gördüğü bir Rusya Federasyonu istiyoruz. Ayrıca Rusya Federasyonunun sürdürülebilir refah için ihtiyaç duyduğu insan kaynağı olarak Çerkes halkının yeniden vatanlarına dönüşlerinin teşvik edilmesini de öneriyoruz. Çerkes halkının özgün geleneklerinin de saygı ve insan kavramlarına dayandığını ve bunun da modern devlet kavramının temel unsurları olduğunu hatırlatıyoruz.

Marguş Vezir
26.03.2020
23:44

ДЭЛАФЭ КЪЫДЭФПЛЬРЭ!!!

ДЭЛАФЭ КЪЫДЭФПЛЬРЭ!!!Былэжь Iуэхум и цIэр жомыIэфмэ а пщIэ Iуэхум пщIэ епткъым. Узыхуейр жомыIэу узыхуейр къаIипхижыфыркъым. Ди лъэпкъ Iуэхур адрей лъэпкъхэм хъуэрыбзэкIэкъыми занщIэущ язэржетIэнур.

Ди Адыгэра мы дияспорам я нэхъ Iулэр?

ИкIи Къафкъасям и хъэлъэ зелъафу псори зэдеплъэфэнущ, икIи быщIэ Iуэхум и цIэр жомыIэфын хуэдиз шынэ къэрабгъэ ухъунущ. Псори уэ уи цIэкIэ къыоджэ щхьэ уэ а цIэр уи Iуэхуми уи лэжьыгъэми фомыщыфын хуэдизу ушынэмэ а Iуэхум укIэрыкIын хуейщ.

Зы лъэпкъыр зэрагъэкIуэд щIыкIэр:
1) А лъэпкъым лъапсэ гъэкIуэд къыхуэхьын 2) А лъэпкъым и блэкIар щегъэгъупщэжын е фIызыхэгъэзэрыхьын 3) А лъэпкъым имыIуэху куэдыр Iуэху тхьэбзэу егъэлъытэн

1) Мыр Урысхэм къыдащIащ ди цIыхури зэтыраукIащ ди хэкуми лIыгъэкIэ дыкъырагъэкIащ.
2) Мыр зыщхьэпэр Урысхэмрэ, мы дызэрыс къэралыгъуэр езыр зызбзыщIурэ къэралыгъуэр щэхурэ зезгъакIуэ гуэрхэмрэ, дэ ди Адыгэу ахэм ядекIуурэ я лъэпкъ епцIэкIиж гуэрхэщ. Мыхэм къэбгъэдэкI Iуэхухэм ящыщщ: Ди хасэхэм Адыгэ Iуэху ирамгъэщIэн щхьэ Къафкъас цIэр кIэрыгъэпщIэныр, Хэкум и цIыхухэмрэ хэхэсымрэ пэжкIэ зэлъэмгъэIэсыныр, Адыгэ Iуэху зи ужь итхэр япыудыныр, егъашхэ егъафэкIэ цIыхухэр пэжыгъэ Iэнэм быгъэдэшыныр, зэкъуэшныгъэ напцIэкIэ Адыгэр щыгъэуэныр, Адыгэм и тарихьыр пхэнжурэ зэдзэкIа тхылъхэмкIэ зэхэтхъуэныр, Адыгэр къэзгъэушыну щыт тхылъхэр зэхэтхъуэныр, Адыгэ Iуэхур щэхуурэ зыбзыщI тхакIуэхэр ипэ игъэщыныр…(Мыхэр дэнэ щалэжьыми икIи хэтхэм ялэжьыми нахуэщ…)
3) Зищхьэ Iуэху ирамгъэплъиж Адыгэрь Къафкъас псомрэ Тыркумрэ я Iуэху тхьэбзащIэу ягъэгушхуэр. Шэшэныри, Апхъазыри адрейри мыдрейри Адыгэ Iуэхуу Адыгэм и куэщIым къырадзэри Адыгэр ягъэхьэулейр.

1) Урысейм Лъапсэ ГъэкIуэд къыдыщIилIащ. Мыр макъ инкIэ жыфIэнущ.
2) Хасэхэм Адыгэм щхьэмыпэ Iуэху зезыхуэхэр фэри хэтхэми зэрызурэ фощIэри ахэм ялэжьауэ фылъэгъуахэр фымыбзыщIу занщIэу утыку къивгъэхуэнущ. “Къафкъас” делагъэм фыкIэрыкIынурэ ТыркубзэкIэ ди хасэхэр ÇERKES DERNEĞİ/ÇERKESYA HALKLARI DERNEĞİ, хасэ зэгуэхьэныгъэхэри ÇERKESYA HALKLARI FEDERASYONU фыщIынущ. Адыгэр IуэхукIэ ипэ щиткIэ и цIэр мис мыпхуэдэу ипэ къивгъэщынущ. Адыгэ хэкур дунейм къызэращIэ и цIэ ЧЕРКЕСИЯмрэ езы Адыгэр дунейм къызэращIэ и цIэ ЧЕРКЕСымрэ Тыркуми Урсей Федерациеми ипэ ивгъэщижынущ.
3) Адыгэм и Iуэху Адыгэ нэхъ химгъэпсалъэжу, езым, и Iуэху ипэ иригъэщижынущ.

Маргъущ Везир
16.02.2020

ODAK NOKTAMIZ

ODAK NOKTAMIZ

(Çerkes=Адыгэ)
Neden yıllardır motive olamıyoruz?
Derneklerimizin lokomotifi olması gereken derneklerin üzerine ölü toprağı serilmiş gibi. Fark yaratamayan ve olsa da olmazsa da çok farketmeyen kurumlarımıza yeniden değil gerçekten hayat vermeli.
90’larda yükselmeye başlayan enerjimiz en diplere çekilmiş durumda bazı lokomotif olması gereken derneklerimizde ve toplumun büyük kesiminde. Vizyonsuz ve günü kurtarma derdinde olan sevimsiz ve soğuk binalara hapsedilmiş dernekçiliğimiz can çekişiyor.

Tabanın da her türlü manipülasyonlara açık olduğu, bilgisizliğin kırılamadığı kurumlarımıza yeniden değil gerçekten Çerkesliğin nefesini üflemeli ve canlandırmalıyız.

Yüzümüzü önce vatanımız Çerkesya’ya dönmeliyiz.
Sonra Çerkes adımızla ve inanarak yola çıkmalıyız.
Emeklerimizi sadece kendi ismimize ve geleceğimize harcamalıyız.
Çerkes ve Çerkesya kavramları etrafında birleşmenin bize kamu gücü kazandıracağını bilmeliyiz.
Kültürel oyalanmalarla zaman kaybetmeden bir an önce sadece Çerkes ve Çerkesya kavramlarıyla karşılık bulan gasp edilmiş geleceğimizi yeniden elde edebilmek için bu kavramları kanlı canlı bir şekilde yeniden insanlarımızın zihnine işlemeliyiz. Bu isimlerin taşıdığı anlamı yeniden ve yeniden hatırlatıp vizyonumuzu netleştirmeliyiz.
Vatanımızdaki insanlara yapmacıksız ve yürekten yönelmeliyiz.
Sonra ismimizin gerektirdiği ağırlık ve sorumluluğu insanlarımızdan talep etmeliyiz.
Kimseyi kazanmak ve taşımak sorumluluğunda olmadığımızı sadece yeni neslin insan onuruyla kendi vatanında geleceğe uzanmasını arzu eden ve bunu netçe içselleştiren insanlarımızla yürümenin gerekliliğini bilmeliyiz. En önemli sorumluluğumuzun insanları gerçeklerle bilgilendirmek olduğunu bilerek zamanı Çerkes ruhuyla yaşayabilmenin yöntemlerini ve pratiğini oluşturmalıyız.

Ben bir başıma dahi gerçeklerle mesafe katedebiliyorsam Çerkes halkının kendi gerçekleriyle manipüle edilmeden yola çıktığında nelerin değişeceğini bir hayal edin…
Asla birey olarak kendinizi küçümsemeyin. Yaptığınız her şeyi Çerkes halkına adayın ve Çerkesya’ya yüzünüz dönük yaşayın. Gerçeklerden ve Çerkes yüreğinizden taviz vermeyin. Yaptığınız her şeyi halkınıza adamanız ve yüzünüzün Çerkesya’ya dönük olması hepimizi birleştiren ve sonuç getiren yegane odak noktasıdır. Odak noktamız aynı olursa o zaman göreceksiniz halkımızın ortak enerjisini ve kudretini… Yılmak yok.

Marguş Vezir
18.02.2020
22:05

KUTSAL ÇATI

KUTSAL ÇATI
Kutsal çatımız “Kafkas” değil, “Çerkesler ve Çerkesya Halkları” kavramıdır. Çerkesler Adıge Halkıdır ve Çerkesya Halkları Abazalar(Çerkesya Abazaları), Karaçay/Balkarlar’dır… Üst yapılanma(konfederasyon) ihtiyacı doğduğunda bile isimde yine Çerkesya vurgulanmalıdır çünkü %90 taban Çerkesya Halkları ve bu %90’ın %90’ından fazlası etnik Çerkeslerdir… Önce herkes kendi ismiyle örgütlenmeli (Tufanbeyli Abaza, İnegöl Çerkes gibi). Nüfusların iç içe olduğu durumlarda (Mersin gibi) isimlendirme Çerkesya Halkları Derneği olmalı ve ilk planda Çerkesce ve Abazalar için tarihi olarak önce Abazaca ve sonra Çerkesce olmak üzere çift dillilik teşvik edilmelidir. Çerkesya Abazalarının Abhazya ilişkileri ortak derneklerde Çerkesya Abazalarınca Çerkesya ve Abhazya tarihi gerçeği temelinde Çerkeslerle istişare halinde masalar marifetiyle; ortak olmayan Çerkes derneklerinde bir komşu ülke ve karşılıklı çıkarlar mantığıyla; Abaza (Çerkesya) derneklerinde de kadim tarihi bağların Abhazya’yla korunması ve Çerkes halkıyla Abhaz halkının ilişkilerini karşılıklı olarak ekonomik ve siyasi anlamda ileri götürmek mantığıyla sürdürülmelidir.
Abhaz dernekleri ve Abhazya ilişkileri Çerkesya Halkları Federasyonlarınca karşılıklı siyasi ve ekonomik çıkarlar ve Çerkesya Halklarının tarihi çıkarları temelinde inşa edilip sürdürülmelidir.
Konfederasyon kurulması halinde de Çerkesya ve Komşu Halklar Konfederasyonunun temel misyonunun önce Çerkesya Halklarının davasının ülke ve uluslararası arenada desteklenmesi, Abhazya, Çeçenistan, Osetya gibi bölgelerin barış temelli ekonomik ve siyasi işbirliğinin halklar bazında olanaklarının hayata geçirilmesi olmalıdır.
Şu an mevcut Çerkesya Halkları Derneklerinin hem ismen revize edilmeleri hem de tarihi geçmişe uygun olarak misyonlarını revize edip daha çok çalışmaları gerekmektedir.
Çerkesya Abazaları Çerkes olmadıkları gibi Çerkeslerle en çok kader ve yaşam tarzı birliği olan halktır (Uzunyayla, Akpınar). Her iki halk da Çerkesya’ya güç birliği yaparak yüzünü dönmelidir. Bu dönüş Çerkesya Abazalarını Abhazya’dan koparmak anlamına gelmez aksine Çerkes ve Abhaz Halkları arasında daha gerçekçi somut bir ilişki olanağı sağlarken Abaza halkının geleceği için olumlu fırsat ve dostluklar yaratır. Bu dönüş Çerkeslerin Çerkesya Abazalarıyla dengeli, istismara ve de duygusallığa değil gerçekler üzerine temellenmiş ilişkileri anlamına gelir.
Çerkesya Abazalarının Abhazya ile özel ilişkilerinin olmasının doğal olması kadar Çerkesya’ya adını veren ve kahir unsuru olan Çerkeslerin Çerkesya özeline odaklanması ve Abhazya konusunda Çerkesya Abazaları gibi duygusal değil de komşu ülke mantığıyla davranması da doğaldır.
Birbirini kardeş ilan etmek veya düşman ilan etmek halkları iyiye taşımaz. Halkların geçmişten gelen gerçeklerini idrak eden yaklaşımlar ancak halklar arası ilişkileri daha iyiye götürür…
Hem Çerkesler hem de Çerkesya Abazaları için “kafkas” ucubesini çöpe atma vaktidir. “Kafkas” kavramı bizi ortaklaşmış geçmişimizden bizi koparmakta ve geleceğe ortaklaşarak bakabilme şansını elimizden almaktadır.
Ayrıca aynı kanı taşımak gelecek konusunda aynı kanıda olmayı gerektirmediği gibi gelecek konusunda aynı kanı için aynı kandan olmak gerekmiyor.
Çatımızın altında buluşma vaktidir. Birbirimize boşu boşuna kaş çattığımız yeter.

Marguş Vezir
24.01.2020
17:26

KAFFED-DÇB (RF)-ÇERKES-İRADE-ÇÖZÜM

KAFFED-DÇB (RF)-ÇERKES-İRADE-ÇÖZÜM

 

KAFFED DÇB kurulduğunda Çerkes adını somut olarak kullanamıyordu ancak Çerkes adıyla örgütlü bir yapılanmaya kurucu üye olarak dahil olarak Çerkes halkının geleceği için mücadele ettiğini ilan etmiştir. O mevcut zamanda bu durum Çerkes halkı için hem demokratik bir kazanım hem de Çerkes halkının geleceğine sahip çıkacağının bir ilanıydı. KAFFED kurulu olduğu ülkenin özel şartlarından dolayı ismini kullanamadığı halkın mücadelesini “kafkas” adıyla ilk yıllarda heyecanı yitirmeden yürütse de bu isim mücadeleyi sabote eden bir unsura dönmüştür. Çeçen ve Abhaz savaşları sebebiyle dikkat ve enerjisini bu komşu halkların mücadelesine destek olmaya yönelten Çerkes halkının dikkati kendi mücadelesini kendi adıyla yürütmenin somut öneminden uzaklaşmış/uzaklaştırılmıştır. Çerkes halkının somut desteğiyle bu halkların isimlerini kullanmaları bu isimleri kullanmanın sakıncalı kabul ettirildiği şartlarda normalleşmiştir. Asıl büyük kitlenin ismi ise dikkatlerden kaçırtılmıştır. Abhaz ve Çeçenler kendi mücadelelerini kendi isimleriyle fiziki olarak yürütürken ve yasal olarak anipatik bir tavırla karşılaşmazken Çerkesler gelecek mücadelelerini kendi adlarıyla yapmadıkları için kendi adlarına olan mücadeleleri komşu halkların hanesine “kafkas” olarak yazılmış ve tüm alınteri somut bir karşılığa dönmeyecek şekilde heba olmuş, dolayısıyla Çerkes halkı 90’lardan beri en kıymetli zamanı diyasporada ses getiren bir lobi gücü olmak ve gelecek sahibi olmayı zorlamak yerine boşa harcamıştır. Bu durumu okuyabilen ve Çerkes halkının mücadelesini ötelemek isteyen RF, mevcut durumu dolaylı ticari rantlar sağladığı şahıslar vasıtasıyla Çerkesler için tehlikeli bir statükoya dönüştürmeyi başarmıştır. Çok azı hariç kurumdaki insanlar bu durumun farkına bile varamamıştır. İyi niyetli insanları dostluk ve kardeşlik söylemleriyle harekete geçiren sinsi akıl(RF) Çerkes adını Çerkes halkının elinden almıştır ve bunu da kah rantlarla kah istihbari fısıldamalarla götürmüştür. Aynı RF DÇB’nin fiziki olarak RF topraklarında olmasının avantajıyla DÇB’yi bilinen tüm yöntemleri kullanarak yörüngesine oturtmuştur. Çerkes halkı için siyasi irade göstermenin somut yansıması olması gereken DÇB böylece etkisizleşmiştir.
Ancak şu andaki mevcut durumun sürmesi yüzde 90’ı vatanı Çerkesya dışında olan ve hakları yağmalanan Çerkes halkından hem çok yıkıcı dinamikler üretilmesine sebep olacaktır ya da tam tersine bu potansiyelin farkına varan “RF=DÇB Merkezi” ile diyaspora Çerkesleri Çerkes halkına haklarını teslim edecek barışçıl ve hem RF hem Çerkes halkının yararına olacak bir çözüm/işbirliği sürecini inşa edeceklerdir ki biz ikincisini tercih ve talep ediyoruz.
Yukarıdaki sebeplerle KAFFED’in Çerkesya halklarının ve en çok asıl unsur ÇERKES halkının temsilcisi olduğunu ismi ve eylemleriyle ilan etmesini talep ediyoruz. KAFFED’in manipülatif zehirlenmeden sıyrılması ve Çerkes halkının ismen ve fiziki olarak arkasında olduğu bir lobi kurumu olarak irade göstermesi gerekmektedir. Bu hem Çerkes halkına soluk aldırıp enerji katacak hem de RF’nin kuruntularının sebep olduğu ve kendilerinin de farkına vardığı tehlikeli gidişatı önlemenin somut adımı olacaktır. Bu beyaz sayfadır, beyaz sayfa demek meseleyi gerçeklere oturtup empatik çözüme odaklanıp ortak yararı yaratmak demektir. Çözüm, manipüle edilen iradelerin bulanıklığında değil iradelerin özgürlüğünün gerçeklerin ışığında ulaşacağı gerçek işbirliğinde yatıyor.

Marguş Vezir
23.01.2020
14:23

BÜROKRASİYİ AŞMAK

BÜROKRASİYİ AŞMAK
“Şu etkinliği, şu talebi Çerkes adıyla değil Kafkas adı altında yapın sıkıntı çıkmaz.” diyenlerin antiinsani ve antimokratik yaklaşımlarını sıkıntıları aşmak için Çerkes olanı Kafkas adıyla yapmak kendi renginden feragat etmektir. Kaffed Çerkes rengimizi korumakla mükelleftir. Kaffed eğer rengimizi dönüştürerek yaşatacağı misyonu taşımıyorsa derhal hem ismini değiştirmeli hem de kamuoyu nezdinde Çerkes adı ile yapılmak istenen etkinlikleri ve çıkarılan zorlukları açıklamalıdır. Çerkes adı bir sıkıntı unsuru ise önce bu durum açıklanmalı bu adın mücadelesi verilmelidir.
… folklorik oyunlarımızın Çerkes adıyla resmi olarak tescili ve öğretimi, el sanatlarımızın Çerkes adıyla tescili ve öğretimi… sıcak sorunlar. Sorunlarımızın çözümü ve aşılması için Çerkes adını sakıncalı gören ve bize “kafkas”ı dayatan zihniyeti ve çözüm adına Çerkes’i kafkasa dönüştüren bizdeki zihniyeti reddediyoruz.
Devletin zihniyetini bizim sakıncalı olduğumuzu fısıldayarak zehirleyen odakları da lanetliyoruz.
Biz rengimizle ve adımızla varız ve var olacağız. Sözde rengimizi koruma görüntüsüyle bize dayatılan renkleri ve adları reddediyoruz…

Marguş Vezir
15.12.2019
14:01

ULUSLAŞMA

ULUSLAŞMA

Biz Çerkesler diyasporada uluslaşmıyoruz. Biz soykırıma uğramış ve zorla vatanından koparılmış bir ulusuz. İnsanlık tarihi boyunca kendi coğrafyasında, kendi rengiyle var olmuş kadim bir ulusuz. Gerçek budur ve bunu tüm tarihî haritalarda, kaynaklarda görebilirsiniz.

Biz uluslaşmaya çabalamıyoruz. Dağıtılmış bir ulusu yeniden uyandırmaya ve geleceğine sahip çıkmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Diyasporada rengini Çerkes adıyla koruyan ve Çerkes olmayan halklarla yeniden Çerkes adıyla bir ulus oluşmaz. O halkların diyasporada Çerkes ulusuna gönüllü entegeasyonları o halkları bütünde temsil etmez. Bu sadece o halkların diyasporada başka bir ulusa eklemlendikleri anlamına gelir çünkü bu halkların ekseriyetleri zaten kendi vatanlarında fiziki olarak vardırlar ve uluslaşma konusunda onları bağlamaz. Kendi kadim coğrafyasında Çerkesya siyasi yansımasıyla var olmuş Çerkes ulusunun yeni bir isimle ya da farklı halkların eklemlenmesiyle veyahut da Adıge adı ile yeniden uluslaşmaya ihtiyacı yoktur… Çerkes olmayan Çerkesya halkları oransal olarak diyasporada diyaspora Çerkesya nüfusunun çok az bir kısmını oluşturmaktadırlar. Temsiliyet noktasında geçmişte Çerkesya’da hem kendi renklerini koruyarak hem de Çerkesya’nın ortak dili ve ismiyle temsil edildiklerinden kurumlarda bu gerçek somutlaştırılmalıdır. Çerkes olmayan Çerkesya komşu halklarının kendi örgütlerini oluşturmaları ve de vatanlarındaki kendi fiziki siyasi yapılarıyla entegre şekilde yollarına devam etmeleri gerekmektedir.

Özetle Çerkes ulusunun kendi gerçekleriyle yeniden ulusal bilincini uyandırıp Çerkesya’da geleceğini yaratmaya odaklanmaya ihtiyacı vardır. Çerkesya halklarının da Çerkesya gerçeğiyle hareket etme zorunlulukları vardır.

Marguş Vezir

12.12.2019

15:39

Her Şeyin İstismar Edildiği Yerde Cumhuriyeti de İstismar Ettiler

Her Şeyin İstismar Edildiği Yerde Cumhuriyeti de İstismar Ettiler

Biz olmazsak şöyle olur böyle olur diyen zatlar siz gelir gelmez onca emeğimize rağmen iktidarı elinize alınca elimizde olanı aldınız, hak kullanmayı canavarlaştırdınız, gıdım gıdım dalga geçer gibi sözde haklarımızı verdiniz… Çağdaşlıkla bizi tavladınız, çağdaşlığı kaybetme korkumuzu sömürdünüz, modern görünümünüze rağmen küf kokuyorsunuz…
Elbette cumhuriyet ama insanı yücelten ve vatandaşından korkmayan, sömürüyü eleştirip yeni sömürünün önünü açmayan, sıcak ve herkesi ısıtan…

Marguş Vezir
24.01.2019
02:13

Osmanlı-Cumhuriyet-Çerkesler

Osmanlı-Cumhuriyet-Çerkesler
Yüzyılların yanlışlarıyla tökezlerken bile rengini koruma hakkı ve kurumsallaşma hakkını kullandıran çağdaş yaşamın gerisindeki Osmanlı Devleti… Bir yanda çağdaş yaşamı müjdeleyerek hayat bulan ancak renkleri ve kurumsallaşmalarını istismar bahanesiyle ortadan kaldıran Türkiye Cumhuriyeti… Keşke Türkiye Cumhuriyeti fiziki çağdaş hedefine hayat verirken Osmanlıdan devraldığı ve çağdaş olmanın gereği olan renkleri yaşatma felsefesini ileri taşısaydı ve istismar alanlarını da bunu gözeterek yok etseydi.. Taşımadı. Hem renkler soldu hem de istismar alanları yok edilemedi…. Yakın döneme kadar da renklere karşı sert tutum devam etti…
Çağdaşlık ve insan sıcaklığının hayat bulduğu bir Cumhuriyet istiyoruz. İnsanların birbirinden korkmadıkları, müreffeh ve -bırakın halkların rengini- her bireyin kendi rengiyle var olmasının garantisi sıcacık bir Cumhuriyet istiyoruz.
Cumhuriyet, ilan edildiğinde var olan tarihi köklere sahip ve tecrübe edilmiş olumlu demokratik ve insani gelişmeleri sistemini kurmak için yerle bir etme yanlışının izlerini silmelidir..
Fikrin ve vicdanın hür olduğu, bunun yarattığı insan sıcaklığının yarınları ısıttığı güzel günler diliyorum ülkemiz insanlarına.

Marguş Vezir
29.10.2019
15:04

ÇERKES GERÇEĞİ

ÇERKES GERÇEĞİ
Yeni düşmanlara değil gerçeklere ihtiyacımız var. Çerkes ve Çerkesya gerçeğimizle geleceğimizi çizeceğiz. Çerkes eşittir Adıge’dir ve Çerkesya ana ton olarak Adıge halkının rengini taşır. Ayrıca Çerkesya halkları gerçeği de vardır. Her Çerkesya halkının tıpkı Çerkesler gibi Çerkesya’da geleceğe uzanma hakları vardır. Çerkesyada Çerkesler %90 nüfuslarını yitirmiştir ve diyasporaya savrulmuşlardır. Diğer Çerkesya halklarının hiç biri %90 nüfusunu yitirmemiştir. Çerkesya’da soykırım ve sürgünden sonra oluşan durumu mevcut nüfusa göre siyasi olarak istismar ettirmeyeceğimiz gibi diyasporaya nüfuslarının Çerkeslere göre çok az bir kısmı savrulmuş halkların Çerkes adıyla, Çerkes kurumlarında varlıklarını etnik köklerini hatırlayarak sürdürdükleri gerçeğini Çerkesya’da Çerkeslerin siyasi gücünü ellerinden almaya yönelik anlayışa hizmet ettirme yönünde birilerinin istismar etmesine izin vermeyeceğiz. Çerkesya Çerkesya’ya adını veren Çerkes halkının yeniden siyasi olarak ayağa kalkmasıyla ayağa kalkacak ve Çerkesya halkları adil şekilde geleceğe uzanacaktır.
Ayrıca Çerkesya halkları (Çerkes, Abaza, Balkar, Karaçay) dışındaki komşu halklardan da toplamda genel nüfuslarından az bir oranı diyasporaya savrulan Çeçen, Oset, İnguş, Oset, Kumuk, Lezgi, Nogay gibi halkların da Çerkes adıyla uzun bir dönem kimliklerini korumuş olması ve bir kısmı için Çerkes adının kimlikleri ile halen iç içe geçmiş şekilde bulunması dolayısıyla hiç kimse Çerkeslerden siyaseten ve ismen eşit temsiliyet bekleme hakkına sahip değildir. “Kafkas” ibaresi bu noktada Çerkesleri ismen ve siyaseten hareketsiz kılan bir unsurdur. %5’in %95’i ismen ve siyaseten hareketsiz kılması meselesi budur.
Biz Çerkesiz ve Çerkesya’nın siyasi mirasçılarının oran olarak en az %90’ını oluşturuyoruz. Lobi ve siyasi olarak da bu hakkımızı ete ve kemiğe büründüreceğiz. Herkesin gerçeğine saygı duyduğumuz gibi gerçeklerimize de herkesin saygı göstermesini talep ediyoruz.

11.12.2019
13:26
Vezir Marguş