ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ
Çerkes Halkını acılar örgütlemiyor. Eğer acılarla örgütlenmek Çerkesler için mümkün olsaydı 21 Mayıslarda çoktan örgütlenmiş olurduk. Ancak acı temelinde örgütlenmemiş olmamız örgütlenme konusunda çıkış noktası bulamayıp bize has örgütlenmenin yolunu bulamamamıza rağmen aslında olumsuz da değildir. 21 Mayısta insanlarımızın bir araya acılardan dolayı geldiği açıktır. Acıların insanlarımızı bir araya getirmesine rağmen acılarımızla örgütlenmek bize göre olmadığı, Çerkes insanının doğasına uymadığı için örgütlenmemize yetmemiştir. Her 21 Mayısta örgütlenmemiz gerektiği konusunda hayıflanıp, bunca büyük bir acıya rağmen örgütlenemeyişimize hayıflanıp yeni bir 21 Mayısa kadar zaman kaybediyoruz.
Çerkes Halkının kavraması gereken durum örgütlenmeye çalıştığı modellerin aslında doğasına uymadığını farketmesi gerektiğidir. Acılarla örgütlenme doğamıza uymamaktadır. Çerkes insanının geleceğini örgütleyecek tek seçenek kendi gerçeklerinin farkındalığıdır. Çerkes Halkının FARKINDALIKLA örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu yaşanan tüm tecrübelerin işe yaramaması göstermektedir.
Örgütlenmenin klasik argümanlarından en çok başvurulanı acıları kullanma ve acılarla halkı motive edip, öç alma duygusunu toplu bir güce veya -son zamanlarda olduğu gibi- asimetrik terörize eylemleri besleyen ideolojilere çevirmektir. Bu ise oluşturulan bu güç, fonksiyonunu tamamlayınca sadece devleti zorla bir arada tutacak güç olarak dönüşmekte ancak sosyal alanda acıyla bir araya gelen toplumun yaşam kalitesini arttırmak konusunda işe yaramadığı gibi toplumu ideolojilere hapsedip sürekli olarak iç husursuzluklara evrilmektedir. Ayrıca acıdan doğan güç, deneyimlediği tüm acılardan fazlasını acıların sebebi olan düşmanına yaşatmakta sakınca görmemektedir.
Çerkes Halkının çoğunluğu klasik argümanlarla kurulmuş veya kurdurulmuş devletlerde yaşamaktadırlar. Bu devletlerin kurucu unsurlarının acılardan kaynaklı reflekslerle biraraya gelmiş olmalarından dolayı ve bir halkın örgütlenmesinin tek nedeninin güç oluşturup öç almak gereğinden kaynaklandığına inandıkları için Çerkeslerin her örgütlenme çabasını tehdit olarak algılamışlardır. Çerkesler ise iyi niyetli olduklarını ispat için örgütlenme konusunda oldukça çok zaman kaybetmişlerdir. Tüm Çerkes örgütlenmeleri arafta faaliyet gösteren ucube örgütlenmelerden öteye geçememiştir.
Acıyla bir araya gelmiş insanların reflekslerinin organize edilmesiyle oluşan devletlerdeki güçler kaliteli insanlar yetiştirmeye odaklanmak yerine bir daha acı yaşatacaklara şiddetle dersini vermek konusuna odaklandığı için fiziksel savaş olmamasına rağmen ülkeler gelişememiş, ülkelerin insanları dış rakiplerin de manipülasyonuyla birbiriyle enerjisini tüketmiştir. Kaynaklar sosyal yaşamı iyileştirip kaliteli yaşamak yerine bir daha acı yaşamamak için ölmenin kutsandığı ve savunmaya odaklanıldığı bir yapı içinde çarçur edilmiştir. İnsan kalitesi eğitimle arttırılmadığı için genelde iyi örneklerinden taklit edilen yapılar her zaman deforme edilerek içi boşaltılmış, ölmek konusunda özgüveni yüksek ancak kaliteli yaşamak konusunda geri toplumsal yapılar oluşmuştur. Çerkes Halkı da sosyal şartlarda hareket alanı bulamadığı için acı temelli yapılanmaları taklit etmiş ancak içselleştiremediği kurumlar ortaya çıktığı için de bu kurumlarla hiç bir zaman ciddi bir yol alamamıştır.
Çerkes halkı farkındalıkla ve kendi gerçekleriyle örgütlenmelidir. Kendi ismi ve özgün yapısıyla örgütlenmelidir. Çerkes halkı iyi niyeti konusunda açıklama yapmaktan vazgeçip geleceğine odaklanmalıdır. Farkındalıkla örgütlenmenin sonucunda acılara sebep olan çatışmaların derin kaynağı çözülüp yokedileceği için hedeflenen çatışma değil de insanın kaliteli yaşayacağı bir işleyiştir.
Çoğunluğu diyasporada yaşayan bir halk acılarla örgütlendiğinde örgütlülüğüyle elde edeceği güç terör ve de istismar edilebilecek bütün alanlarda kullanılmaya kalkılacak bu ise o halka ağır bedeller ödetecektir. Aynı zamanda bu durum rakibine de büyük ve telafi edilemez bedellere yol açacaktır. Rus halkı da geleceğini en az acıyla örgütlenmek kadar tehlikeli olan korku ve çatışmaya odaklı güçler tarafından değil de sahip olduğu fiziki kaynakları kaliteli insanlar yetiştirerek ve gerçekleri güçle bastırmak yerine gerçeklerle dayalı çözümlerle yeniden örgütlemelidir. Bu da Çerkes halkıyla insanları yeni acılara sürüklemeden uzlaşmak anlamına gelmektedir.
21 Mayıslar bizi çözüm getirecek gerçeklerimize odaklamadığı için örgütlenmeye dönüşmeden sadece bizi bir araya getirmektedir. Acılar elbette Çerkes halkını da bir araya getirmektedir ancak acılarla geleceğini örgütlemek Çerkes halkının doğasında yoktur. Çerkes halkı elbette ki acılarını hatırlayacaktır ancak acılarını hatırlamasının nedeni topluma o acıları getiren koşulları ve toplumun idrakını elinden alarak toplumu bu olumsuz duruma sürükleyen sebepleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Farkındalıksız mücadeleler toplumlarda acı ve yıkım yaratmaktadır. Çünkü temelinde acı ve korku gibi karşı tarafa saldırma ve öç alma ve de etkisizleştirme içgüdüsü yatmaktadır. Ayrıca acıya sebep olan güçler de etkiye tepki ilkesinden dolayı aynı acıya muhattap olacakları acıyla örgütlenen bir dünyada şiddetle muhtemeldir. Bir devlet birlikteliğinin geleceğe uzanmak için insanlarının kaliteli düşünüp yaşadıkları bir toplumsal yapıya ihtiyaçları vardır. Böyle bir toplumsal yapı acıyla ya da korkuya dayalı olarak geleceğe uzanmak isteyen toplumlardan daha güçlüdür. Çünkü toplumun tüm enerjisi toplumun geleceğinin hayrına harcanacaktır.Özetle hepimizin tek düşmanı ilkesiz ve insana değer vermeyen güçle hareket etmektir.
Çerkes halkı bilinen tüm zamanlardan beridir kaliteli bir toplum yapısıyla hep güçlü kalmış ve var olmanın en güçlü ilkesini koruduğu için coğrafyasında tutunmuştur. Çerkes halkının bölünmesi ve ayrışmasının sebebi de birleştiği insanlık kalitesi yerine farkındalıksız temelli akımlarla manipüle olmuş idrakıdır. Çerkes halkını örgütleyecek tek şey tarihindeki misyonu olan kaliteli bir toplumsal yapıda yaşamı paylaşmak noktasından hareket etmek olacaktır.

Marguş Vezir
28.02.2019
22:10

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

 

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

“Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras, hürriyet uğruna savaşmak hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır.”

Bu sözleri sarfettikten sonra hürriyet uğruna savaşan insanların savaşı hakkında tek kelime etmeden düşmanınızın sizi ağırladığı korunaklı sarayınızda rahat rahat yaşamaya devam edeceksiniz. Sık aralıklarla dönemin Avrupalı gazetecilerine demeçler vereceksiniz.  Hürriyet aşığı ve ölümden korkmayan sözler edeceksiniz. Ölümü kutsadığınız halde yaşamayı seçtiğinizi unutturacaksınız. Biz ölüp haksızlığa uğrarken  hakkın yanında hiç yer almamanıza rağmen bize hakkı savunacaksınız. İnsanca bir dengeyi kurup yüzyıllarca yan yana yaşamayı başarmış bir coğrafyaya radikalizmi öğreterek yaşamaktan koparıp rengini zehirleyeceksiniz.

Davası için annesini öldürmeye kalkan bir insanı(!) oğlu rehinmiş diye pasifliği konusunda aklamaya çalışacaksınız. Muhammed Eminlerle Çerkeslerin haklı davasını Avrupa ve insanlık gözünde eşkıyalığa yol açarak gözden düşürüp Ruslara soykırım yapmaları için gerekçe olacaksınız. Çerkeslere yaptığınız baskın ve katliamları unutmamızı isteyeceksiniz. Dokusunu radikalizmle bozduğunuz cenneti bize unutturup kafanızdaki cennetle yaşama enerjimizi ve yaşama alanlarımızı manipüle edeceksiniz. Düşlerimize ve yarınımıza kalite katmayan fikirlerinizle bize sadece ölümü güzel kılacaksınız.

Suudi Arabistan’daki radikalizmle aynı zamanlamayla ortaya çıkmışlık ve aynı şeyleri savunmuşluk ne tesadüf….

Yetmezmiş gibi önümüze atamız olarak konulmanız ne tuhaf. Çerkeslerin sizin çocuklarınız olarak lanse edilmesi ne tuhaf. Duyarsız olduğunuz ve tetiklediğiniz soykırımın çocuklarını n sizin gayretlerinizle hidayete erdiklerinin lanse edilmesi çok garip…

Evet, müthiş bir miras bıraktınız… İnsanlara ölmeyi ve radikalleşmeyi öğrettiniz. Birileri bizi silahla öldürürken o silahı çekmelerinin gerekçesi çoğunlukla siz oldunuz…

Bir proje… Birilerinin çok güzel başardığı global bir proje… Hani biz açlıktan kırılırken bize peksimet teklif edip parasını da başkalarından alan ülkenin derinlerinin projesi… Her kutsalın içine sızan ve mutantlaştıranların projesi… Bir dereden geçince iki balığın arasını bozanların projesi… Başka bir ülkede aydınlanan ve yaşamak istediğinin farkına varan insanların önünü kesmek için türlü şekillerde ideolojilerin içine sızarak birbirine düşüren ülkenin projesi… Yine aynı ülkede vatanseverlere güçle ezmeyi telkin ederken diğer tarafın eline silah tutuşturarak özgürlük savaşçıları olduklarına inandıran böylece kesintisiz kan akışını statükoya dönüştüren ülkenin derinlerinin projesi… Avrupa’nın en batısında,  kendi kızı parkta tacize uğradığında bu saldırı tüm kızlarımızadır diyebilen bir insani anlayış refleksiyle davranmayı başaran ancak insan gibi yaşamayı sadece kendi türleriyle sınırlı tutan ırkın derin bir projesi… Kutsal mutsal değil… Düpedüz istismar…

Her şeyi insan olma kalitesine değer katıp katmama masasına yatırıp ondan sonra hayatımıza katmalı veya tamamen çıkarmalı.

Vezir Marguş

22.04.2019

12:54

RUS VE ÇERKESLERİN (ADIGELERİN) DENGE İHTİYACI

RUS VE ÇERKESLERİN DENGE İHTİYACI
Çerkeslerin çoğu tarihi vatanlarından kopmuş haldedir ve bu durum kimliklerinin yok oluşunun en büyük sebebidir. Çerkeslerin tarihi vatanlarıyla ilgili hakları mevcuttur ancak hakkın mevcut olması bu hakların kullanılabilmesi anlamına gelmez.
Günümüzde Ukrayna, Gürcistan gibi ülkeler ABD ile Rusya’nın mücadele alanıdır. Uzun dönemde ise Kuzey Kafkasya ABD ile Rusya’nın mücadele alanı olacaktır. ABD ve Batı, demokrasi adı altında her zaman Rusya’nın etki alanındaki ülkelerin düzenlerine müdahale etmişler ve Rusya’yı köşeye sıkıştırmaya çabalamışlardır. Bunda kısmen başarılı olmuşlardır. Ancak Rusya bütün bu çabaların farkındadır ve geleneksel stratejilerini gözden geçirmiş ve günün ve geleceğin gereklerine göre vizyonel yeni bir strateji belirlemiştir. Rusya en büyük tehlike olarak kendi nüfuz alanı içindeki halkların kendinden kopacak olması paranoyasını bir kenara bırakarak asıl büyük tehlike olan ABD ve Batı’nın Rusya’yı istikrarsızlaştırarak Rusya’yı bir şekilde yarı sömürge haline getirme isteğini engelleme stratejisini ön plana almışlardır. Sadece Rus milliyetçiliğini ön planda tutmak Rusya’yı uzun dönemde bir arada tutmayacaktır. Ruslar da bunun farkındadır. Rusya’nın ihtiyacı Rusların önder olduğu Ruslardan farklı halkların da gönül bağıyla Rusya’ya bağlı olduğu bir devlete evrilme ihtiyacıdır. Kendi kendini yönetme, Ruslardan intikam alma gibi isteklerle oluşacak toplumsal hareketler Rusya ve o toplumlara uzun dönemde sadece kan ve istikrarsızlık getirecektir. Zayıflayan Rusya enerjisini ekonomik gelişmeye değil iç sorunlara harcayacaktır ve bu durum zayıf bir liderle birleşirse Rus kaynaklarının Batı tarafından sömürülmesi önlenemez hale gelecektir. Rusya ile fiili olarak mücadele eden toplum da bedeli kan ve ekonomik perişanlıkla ödeyecektir.
Rusya’nın Abhazya’yı tanımasını okursak eğer şu anlama gelir: Gürcistan bölgenin Truva atıdır çünkü ABD’nin müttefikidir. Gürcistan’ın müttefik olması ABD çıkarlarına çok uzun bir dönem hizmet edecek bir durumdur çünkü Gürcistan’ı kullanarak uzun dönemde Rusya’yı istikrarsızlaştırmak pekiala mümkündür. Kuzey Kafkasyada en büyük haksızlığa uğrayan ve vatanlarını kaybeden Çerkesleri uzun dönemde milliyetçilik ve radikalliğe evirip Gürcistan üzerinden Kuzey Kafkasyaya sokmak ve Kuzey Kafkasyada bağımsızlık ve intikam akımını başlatmak gayet mümkündür. Gürcistan bunun ilk duygusal altyapısı olarak Çerkes soykırımını tanımıştır. Bu uzun soluklu bir toplum mühendisliği çalışmasıdır. Çerkes kimliği diasporada asimile olduğunda ve yeniden kimlik arayışına girdiklerinde Gürcistan ABD ve Batı için daha da değerli olacaktır. Arayış içindeki Çerkesler zamanla arayışlarına ulaşmak için kan dökmek gerektiği fikrine önce alıştırılacak sonra da inandırılacaklardır. Milliyetçi Çerkesler ikna edilirken Gürcü ve Çerkes halklarının ne kadar çok ortak yanları olduğu vurgulanacak, dincileştirilen Çerkesler için ise Hristiyan Gürcüler sevgi bakımından Müslümanlara en yakın topluluk olarak takdim edileceklerdir.Ne Gürcüler ne de Çerkesler ne de Ruslar bu durumdan kazançlı çıkmayacaktır. Bu durum sadece istikrarsızlıktan nemalanan bölge dışı ülkelerin işine gelecektir. Bölge ikinci bir Ortadoğu olacaktır.
Rus Devleti güçlenmek ve uzun dönemli istikrarsızlığı engellemek için Çerkeslerle denge kurmak zorundadır. Çerkeslerin ise kimliklerini yitirmemek ve yeniden güçlü ve mutlu bir halk olmak için dengeye ihtiyaçları vardır. Çerkesler ve Rusların gelecekleri bu noktada kesişmektedir. Ruslar Çerkesleri önce gönül bağıyla Rusya’ya inandırmalıdır. Eğer bunlar gerçekleşmezse Çerkesleri fiziksel bir yok oluş, Rusları da kanlı bir istikrarsızlık beklemektedir.
Putin güçlü bir liderdir. Gücünü ise global düşmanlarının hamlelerini önceden fark edip gereğini yapması ve vizyonel bir siyaset geliştirip uygulamasındadır. Rusya Çerkes halkının acılarını anladığını ifade etmeli ve orta dönemde Çerkes halkının tarihi acılarını çözeceğini ilan etmelidir. Atacağı iyi niyetli adımlarla da bunu pekiştirmelidir. Ne Çerkeslerin ne de Rusların düşmanlıklardan kazanacağı bir şey vardır. Rusya güneyini güvenceye almak ve Çerkeslerin orta ve uzun dönemde en büyük fiili düşmanlarına evrilmelerini önlemek için bunu yapmalıdır. Çerkesler ise yok olmaktan ve dünya halkları arasında hakettikleri onurlu yeri yeniden edinmek ve global güçlerin satranç taşı olmamak için bunu desteklemek zorundadır.
21.04.2014
Маргъущ Vezir