BÜROKRASİYİ AŞMAK

BÜROKRASİYİ AŞMAK
“Şu etkinliği, şu talebi Çerkes adıyla değil Kafkas adı altında yapın sıkıntı çıkmaz.” diyenlerin antiinsani ve antimokratik yaklaşımlarını sıkıntıları aşmak için Çerkes olanı Kafkas adıyla yapmak kendi renginden feragat etmektir. Kaffed Çerkes rengimizi korumakla mükelleftir. Kaffed eğer rengimizi dönüştürerek yaşatacağı misyonu taşımıyorsa derhal hem ismini değiştirmeli hem de kamuoyu nezdinde Çerkes adı ile yapılmak istenen etkinlikleri ve çıkarılan zorlukları açıklamalıdır. Çerkes adı bir sıkıntı unsuru ise önce bu durum açıklanmalı bu adın mücadelesi verilmelidir.
… folklorik oyunlarımızın Çerkes adıyla resmi olarak tescili ve öğretimi, el sanatlarımızın Çerkes adıyla tescili ve öğretimi… sıcak sorunlar. Sorunlarımızın çözümü ve aşılması için Çerkes adını sakıncalı gören ve bize “kafkas”ı dayatan zihniyeti ve çözüm adına Çerkes’i kafkasa dönüştüren bizdeki zihniyeti reddediyoruz.
Devletin zihniyetini bizim sakıncalı olduğumuzu fısıldayarak zehirleyen odakları da lanetliyoruz.
Biz rengimizle ve adımızla varız ve var olacağız. Sözde rengimizi koruma görüntüsüyle bize dayatılan renkleri ve adları reddediyoruz…

Marguş Vezir
15.12.2019
14:01

ULUSLAŞMA

ULUSLAŞMA

Biz Çerkesler diyasporada uluslaşmıyoruz. Biz soykırıma uğramış ve zorla vatanından koparılmış bir ulusuz. İnsanlık tarihi boyunca kendi coğrafyasında, kendi rengiyle var olmuş kadim bir ulusuz. Gerçek budur ve bunu tüm tarihî haritalarda, kaynaklarda görebilirsiniz.

Biz uluslaşmaya çabalamıyoruz. Dağıtılmış bir ulusu yeniden uyandırmaya ve geleceğine sahip çıkmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Diyasporada rengini Çerkes adıyla koruyan ve Çerkes olmayan halklarla yeniden Çerkes adıyla bir ulus oluşmaz. O halkların diyasporada Çerkes ulusuna gönüllü entegeasyonları o halkları bütünde temsil etmez. Bu sadece o halkların diyasporada başka bir ulusa eklemlendikleri anlamına gelir çünkü bu halkların ekseriyetleri zaten kendi vatanlarında fiziki olarak vardırlar ve uluslaşma konusunda onları bağlamaz. Kendi kadim coğrafyasında Çerkesya siyasi yansımasıyla var olmuş Çerkes ulusunun yeni bir isimle ya da farklı halkların eklemlenmesiyle veyahut da Adıge adı ile yeniden uluslaşmaya ihtiyacı yoktur… Çerkes olmayan Çerkesya halkları oransal olarak diyasporada diyaspora Çerkesya nüfusunun çok az bir kısmını oluşturmaktadırlar. Temsiliyet noktasında geçmişte Çerkesya’da hem kendi renklerini koruyarak hem de Çerkesya’nın ortak dili ve ismiyle temsil edildiklerinden kurumlarda bu gerçek somutlaştırılmalıdır. Çerkes olmayan Çerkesya komşu halklarının kendi örgütlerini oluşturmaları ve de vatanlarındaki kendi fiziki siyasi yapılarıyla entegre şekilde yollarına devam etmeleri gerekmektedir.

Özetle Çerkes ulusunun kendi gerçekleriyle yeniden ulusal bilincini uyandırıp Çerkesya’da geleceğini yaratmaya odaklanmaya ihtiyacı vardır. Çerkesya halklarının da Çerkesya gerçeğiyle hareket etme zorunlulukları vardır.

Marguş Vezir

12.12.2019

15:39

Her Şeyin İstismar Edildiği Yerde Cumhuriyeti de İstismar Ettiler

Her Şeyin İstismar Edildiği Yerde Cumhuriyeti de İstismar Ettiler

Biz olmazsak şöyle olur böyle olur diyen zatlar siz gelir gelmez onca emeğimize rağmen iktidarı elinize alınca elimizde olanı aldınız, hak kullanmayı canavarlaştırdınız, gıdım gıdım dalga geçer gibi sözde haklarımızı verdiniz… Çağdaşlıkla bizi tavladınız, çağdaşlığı kaybetme korkumuzu sömürdünüz, modern görünümünüze rağmen küf kokuyorsunuz…
Elbette cumhuriyet ama insanı yücelten ve vatandaşından korkmayan, sömürüyü eleştirip yeni sömürünün önünü açmayan, sıcak ve herkesi ısıtan…

Marguş Vezir
24.01.2019
02:13

Osmanlı-Cumhuriyet-Çerkesler

Osmanlı-Cumhuriyet-Çerkesler
Yüzyılların yanlışlarıyla tökezlerken bile rengini koruma hakkı ve kurumsallaşma hakkını kullandıran çağdaş yaşamın gerisindeki Osmanlı Devleti… Bir yanda çağdaş yaşamı müjdeleyerek hayat bulan ancak renkleri ve kurumsallaşmalarını istismar bahanesiyle ortadan kaldıran Türkiye Cumhuriyeti… Keşke Türkiye Cumhuriyeti fiziki çağdaş hedefine hayat verirken Osmanlıdan devraldığı ve çağdaş olmanın gereği olan renkleri yaşatma felsefesini ileri taşısaydı ve istismar alanlarını da bunu gözeterek yok etseydi.. Taşımadı. Hem renkler soldu hem de istismar alanları yok edilemedi…. Yakın döneme kadar da renklere karşı sert tutum devam etti…
Çağdaşlık ve insan sıcaklığının hayat bulduğu bir Cumhuriyet istiyoruz. İnsanların birbirinden korkmadıkları, müreffeh ve -bırakın halkların rengini- her bireyin kendi rengiyle var olmasının garantisi sıcacık bir Cumhuriyet istiyoruz.
Cumhuriyet, ilan edildiğinde var olan tarihi köklere sahip ve tecrübe edilmiş olumlu demokratik ve insani gelişmeleri sistemini kurmak için yerle bir etme yanlışının izlerini silmelidir..
Fikrin ve vicdanın hür olduğu, bunun yarattığı insan sıcaklığının yarınları ısıttığı güzel günler diliyorum ülkemiz insanlarına.

Marguş Vezir
29.10.2019
15:04

ÇERKES GERÇEĞİ

ÇERKES GERÇEĞİ
Yeni düşmanlara değil gerçeklere ihtiyacımız var. Çerkes ve Çerkesya gerçeğimizle geleceğimizi çizeceğiz. Çerkes eşittir Adıge’dir ve Çerkesya ana ton olarak Adıge halkının rengini taşır. Ayrıca Çerkesya halkları gerçeği de vardır. Her Çerkesya halkının tıpkı Çerkesler gibi Çerkesya’da geleceğe uzanma hakları vardır. Çerkesyada Çerkesler %90 nüfuslarını yitirmiştir ve diyasporaya savrulmuşlardır. Diğer Çerkesya halklarının hiç biri %90 nüfusunu yitirmemiştir. Çerkesya’da soykırım ve sürgünden sonra oluşan durumu mevcut nüfusa göre siyasi olarak istismar ettirmeyeceğimiz gibi diyasporaya nüfuslarının Çerkeslere göre çok az bir kısmı savrulmuş halkların Çerkes adıyla, Çerkes kurumlarında varlıklarını etnik köklerini hatırlayarak sürdürdükleri gerçeğini Çerkesya’da Çerkeslerin siyasi gücünü ellerinden almaya yönelik anlayışa hizmet ettirme yönünde birilerinin istismar etmesine izin vermeyeceğiz. Çerkesya Çerkesya’ya adını veren Çerkes halkının yeniden siyasi olarak ayağa kalkmasıyla ayağa kalkacak ve Çerkesya halkları adil şekilde geleceğe uzanacaktır.
Ayrıca Çerkesya halkları (Çerkes, Abaza, Balkar, Karaçay) dışındaki komşu halklardan da toplamda genel nüfuslarından az bir oranı diyasporaya savrulan Çeçen, Oset, İnguş, Oset, Kumuk, Lezgi, Nogay gibi halkların da Çerkes adıyla uzun bir dönem kimliklerini korumuş olması ve bir kısmı için Çerkes adının kimlikleri ile halen iç içe geçmiş şekilde bulunması dolayısıyla hiç kimse Çerkeslerden siyaseten ve ismen eşit temsiliyet bekleme hakkına sahip değildir. “Kafkas” ibaresi bu noktada Çerkesleri ismen ve siyaseten hareketsiz kılan bir unsurdur. %5’in %95’i ismen ve siyaseten hareketsiz kılması meselesi budur.
Biz Çerkesiz ve Çerkesya’nın siyasi mirasçılarının oran olarak en az %90’ını oluşturuyoruz. Lobi ve siyasi olarak da bu hakkımızı ete ve kemiğe büründüreceğiz. Herkesin gerçeğine saygı duyduğumuz gibi gerçeklerimize de herkesin saygı göstermesini talep ediyoruz.

11.12.2019
13:26
Vezir Marguş

ÇAĞDAŞ ÇERKES SOYKIRIMI

ÇAĞDAŞ ÇERKES SOYKIRIMI
Ülkemiz Çerkesya’yı biz Çerkeslerden arındırmak ve Adıge halkının siyasi adı “Çerkes” ve Adıge halkının ülkelerinin siyasi adı “Çerkesya” kavramından Çerkesleri (Адыгэ) arındırmaya çalışmak aynı soykırımın farklı yansımalarıdır.
Ülkemizi birilerinin kendine ait kılma gayesiyle her şeyi mübah görmesiyle kavramlarımızı herkese ait kılma gayesinin hedefi aynıdır. Hedef Çerkes halkına ait olanı gasp girişimidir. Tarih, coğrafya, değerler, mitoloji, kültür gasp edilmeye çalışılanların başta gelenlerdir. Bunları anonimleştirmek ve herkese ait kılmak girişimi Çerkes düşmanlığı yapmaktır.
Фыкъэуш маржэ!!!!!

Marguş Vezir
10.12.2029

ÇERKES İFADESİ

ÇERKES İFADESİ
Çerkes ifadesi diyasporada Çerkes olmayan halkların kendi rengini korumaları için kullandıkları bir ifadeydi. Komşu coğrafyalardan savrulan herkes bunu kullandı. Bu sağır yok oluşa bir çareydi. Herkes Çerkes olmadığı halde buna itiraz etmedi. Çerkes=kimliğini koruma çabasıydı… İsmin sahibi de ismin politik mirasçısı da biziz… Kimliğinizi gölgesinde koruduğunuz Çerkes ifadesi bize aittir. Herkesi Çerkese eşitleyerek bize kardeşlik değil kötülük yapıyorsunuz. Kendi renginizle kardeşimiz olabilirsiniz. Çerkes ve Çerkesya Adıge halkının siyasi mirasıdır ve siyasi sermayesidir. Siyaseten var olmaya çalıştığımız dünyada bundan da vazgeçemeyiz. Siz Çerkes kimliğiyle kendi renginizi korumaya devam edin ama biz Çerkeslerin söz hakkını da size kullandıramayız kusura bakmayın…

Marguş Vezir
10.12.2019
09:21

Marguş Vezir

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Bazı meseleler içerden olduklarımızdır ve her türlü söz hakkı bizimdir. Bazı meseleler dışarıdan gördüklerimizdir ve insanlığımıza dokunuşu kadar söz hakkımız vardır… Gündemimiz, içeriden olduğumuz meselelerin irademiz içinde yön bulmasıdır. İrademizi gündemimizden alıkoyan ve dış meseleden devşirilen sonuçlarla olumsuz anlamda insanımıza odaklayan her türlü teşebbüs sinsidir…
İnsanların özel bir alanla ilgili kişisel dünya görüşlerini beyan etmeleri haktır. Böyle beyanlar üzerinden hareketle kendi meselemize hiç bir faydası olmamış insanların meselemize odaklanan insanları linç etmesine izin vermiyoruz.

05.12.2019
22:01

Marguş Vezir

KARDEŞLİK TÜRKÜSÜNÜ ELBET SÖYLEYECEĞİZ ANCAK HER KARDEŞİN HAKKINI TESLİM EDEREK

KARDEŞLİK TÜRKÜSÜNÜ ELBET SÖYLEYECEĞİZ ANCAK HER KARDEŞİN HAKKINI TESLİM EDEREK
Birbirimiz duyduğumuz sürece ve birbirimizi kaale aldığımız sürece hem Çerkesler olarak kendi aramızdaki sorunları hem de bizimle bir şekilde kaderleri kesişen ve bir arada olan komşu halklar ve Çerkesya halkları arasındaki sorunları çözebileceğiz ki bu sorunların çoğu da sadece vizyonlarımızı konuşup belirli bir rotaya oturtmamış olmamızdan kaynaklı derin olmayan sorunlardır.
Son KAFFED genel kurulu tarihinde görülmemiş bir şekilde Çerkes halkının somut olarak sahiplendiği ve diğer komşu halkların da önemsediği en önemli toplantı olarak gerçekleşmiştir. Masaya yatırılması gerek türlü sorunlar ilk kez bu kadar geniş platformlarda tartışılmış, aday yönetimler kurum kurum gezerek vizyonlarını ve hedeflerini anlatmışlardır.İlk kez toplum dinamiklerini bu kadar önemseyen gruplar toplumdan gerekli karşılığı görerek , ilk kez bu kadar, tabanın önemsediği toplantı gerçekleşmiştir. Kurul sonunda oluşan tablodan da anlaşılacağı üzere toplumdan gelen talepleri önemseyen bu insanlarımıza toplum, kronikleşmiş sorunlarımızın çözümünde destek olacaktır.
MASADAKİ SORUNLARA TEMEL OLAN SORUNLAR:
1)Çerkes ifadesinin ve Çerkesya gerçeğinin politik gücünün ismen federasyonda yer almamasının bu ismin politik gücünden faydalanamayan Çerkesler açışından çözümlenmesi meselesi
2) Abazaların iki parçalı temsiliyet sorunu ve Çerkesya Abazaları ve Abhazya Abazalarının kurumla olan organik ilişkileri sorunu
3) Kendini Çerkes olarak gören ancak Çerkes olmayan halkların federasyon içinde işgal etmeleri gereken konum sorunu ve de Çerkes olmadıklarını bildikleri halde Kafkas teriminden dolayı federasyona dahil olan birleşenlerin işgal etmeleri gereken konum sorunu
4) Birbirine hiçbir şekilde düşman olmayan Çerkesya halkları ve komşu halkların, ekseriyetini Çerkeslerin oluşturduğu kurumdaki isim değişikliğinden kaynaklanacak dışlanmışlık ve ötekileştirilmişlik hissinin manipüle edilmesine müsaade etmeden ve düşmanlık çıkarılmasına izin vermeden somut bir çözüme kavuşturulması sorunu
5) Lobileşme sorunu
1) Çerkes ifadesinin ve Çerkesya gerçeğinin politik gücünün yansımasının ismen Federasyonda yer almaması Çerkesler açısından acilen çözülmelidir. Bu sorunun ve diğer sorunların çözümü için isimlendirmenin herkes açısından gerçeği ifade edecek şekilde yapılması gerekmektedir. Federasyonun mevcut isminin ÇERKESYA HALKLARI VE KOMŞU HALKLAR FEDERASYONU şeklinde değiştirilmesi sorunların kaynağının çözülmesi için en önemli adım olacaktır.
2) ÇerkesyaHalkFed Abaza halkının da temsiliyet sorununu giderecektir. Abaza halkı Çerkesya Abazaları ve Abhazya Abazalarından müteşekkildir. Siyasi ve tarihi olarak ayrı ayrı şartlara sahip Çerkesya ve Abhazya halkları aynı perspektifle yollarına devam etmeyeceklerdir. Komşu halklar olan Abhazya halkları ve Çerkesya halkları zaman zaman politik olarak ayrışacaklar, farklı ittifaklar yapacaklar ancak aynı coğrafyanın komşu halkları olarak birbirlerine düşman olmayacaklardır.
Çerkesya Abazaları iki vatanlı bir diyaspora halkıdır. Abaza halkından kaynaklı sorunların başlangıcı da buradan kaynaklanmaktadır. Abaza halkının birinci vatanları Çerkeslerle aynı kaderi paylaşarak zorla koparıldıkları Çerkesya ikincisi de Çerkesya’dan önce yaşamış oldukları ve şartlardan dolayı terk ettikleri günümüz Abhazya’sıdır. İki vatanlılık ve iki parçalılık hem bilgi eksikliği hem de manipülosyanların etkisiyle örgüt içinde nasıl yer alınacağı konusunda sorun yaratmaktadır. Sıkıntının aşılmasının tek yolu somut gerçeklerin örgütlenmeye yansıtılmasıdır. Çerkesya Abazalarının kimliklerini ve fiziki varlıklarını diyasporada Çerkeslerle beraber ve birlikte korudukları ve yaşantı tarzlarının da Çerkeslerle çoğu konuda birebir aynı olduğu bir gerçektir. Halk olarak en zor zamanda Çerkeslerle beraber kimliğini koruyan ve kader birliği yapan Çerkesya Abazalarının Çerkes derneklerinde ve mümkün olduğu durumlarda da renklerini daha ön planda korumaları için Abaza dernekleri olarak Çerkesya Dernek Federasyonları bünyesinde örgütlenmeleri gerekmektedir. Çerkesya Abazaları ayrıca Abhazya Abazalarının derneklerinde ve federasyonlarında da Çerkesya Abazası oldukları gerçeğiyle yer almalıdırlar. Abhazyanın Çerkesya Abazalarına vatandaşlık hakkı vermesi ve somut bir gelecek olanağı sağlaması elbette ki Çerkesya Abazaları için olumlu bir olanaktır, bir artı avantajdır. Bu noktada bu olanağın siyasi olarak Abhazya Devletinin ve Çerkesya diyasporasının aynı rotada olmasını gerektirmediği sadece Çerkesya Abazalarının kendi adlarına olumlu bir artı olanak olarak görüldüğünün karar alınarak somutlaştırılması bu konudaki manipülasyonları ortadan kaldıracaktır.
3-4-5) Diyasporada, uğranılmış haksızlığın giderilmesi için kullanılması gereken en önemli unsur tarihi geçmişi olan ve yitirilen siyasi gücü ifade eden kavramlarla ekonomik ve siyasi güç olacak şekilde bir araya gelmek ve lobi gücü oluşturmaktır. Çerkes ve Çerkesya kavramları siyasi güç taşıyan kavramlardır. Aynı coğrafyadan gelen Çerkesyaya komşu halklardan olan Çeçen, İnguş, Oset; Kumuk, Lezgi gibi halklar için «Çerkes» kelimesi bu halklar Çerkes olmadıkları halde bu halkların farklılıklarını korumalarında etkili olmuştur. Ancak tarihten gelen gerçeklerin dinamiğinde bu halklar mevcut durumda ayrı siyasi yapılanmalarla Kafkasya coğrafi bölgesinde Çerkesyanın komşu halkları olarak yollarına devam etmektedirler. Diyasporadaki örgütlenmelerimizde genelin küçük bir kısmını oluşturan bu halkların gerçeklerin gerektirdiği şekilde ilk başta federasyon içinde Çerkesya komşu halkları olarak ve daha sonraysa konfederasyon yapısı içinde kendi özgün politikalarıyla yollarına komşu ve kardeş halklar olarak devam etmelidirler. Bu, onları ötekileştirmek ve dışlamak değildir. Somut gerçeklerin ve tarihi geçmişin gerçeklerine uygun yapılanma modelidir.
ÇerkesyaHalkFed olarak yapılanıldığı ve herkesin enerjisini kendi alanına yönelttiği zaman dünyada ses getiren ve siyasi olarak geçmişten kopuk olmadığı için gelecek vizyonu sağlam temellere dayalı, güçlü bir lobi hareketi sağlanmış olacaktır.
Tarihe ve somut gerçeklere dayanmayan yaklaşımlar kısır döngüden öte bir duruma sebep olamaz. Mevcut yapılanmalarımızı tarih ve somut gerçeklere uyarladığımızda gerçekten ses getiren güce o zaman erişeceğiz. Tüm Kafkasya coğrafyası halklarının enerjisini emen «KAFKAS» dayatmasının derhal sonlandırılması gerekmektedir. «Kafkas» ifadesi kimlikleri eriten ve yok sayan bir ifadedir. «Kafkas» ifadesiyle sürekli geciktirilen Çerkes kimliğinin coğrafyadaki hiç bir halka faydası yoktur. Tarihi haksızlığa uğramış en büyük coğrafya Çerkes coğrafyasıdır. Çerkeslerin tarihi haklarının sağlanmadığı bir coğrafyada coğrafya asla gerçek rengini yakalayamayacaktır. %90’ı coğrafyasının dışında olan tek unsur Çerkeslerdir. Bu yüzden diyaspora örgütlerinin ekseri unsuru Çerkeslerdir. Diğer etnik unsurlar kalabalık unsur olan Çerkeslerle aynı kurumlarda bulunarak renklerini korumuşlardır. Mevcut durumda Çerkes ve Çerkesya kavramlarıyla politik sahneye çıkmak Çerkes halkının geleceği için elzemdir. Diyasporada bir araya gelip işbirliği yapmışlığı ve Çerkeslerin tarihi haklarının ifadesi olarak politik olarak sahneye çıkma iradelerini ifade eden ÇERKESYA HALKLARI VE KOMŞU HALKLAR ismiyle örgütümüz yoluna devam etmelidir. Mücadelenin politik kısmının Çerkeslere ait olduğu, kimlik koruma endişesiyle eklemlenen unsurların da değerli olduğuve bu unsurların yok sayılmadığı gibi manipülasyon unsuru olmalarına da izin verilmeyeceği onanmalıdır.
Meselenin birbirini kazanmak olmadığı, birbirinin gerçeğine saygı duyarak, kimsenin kimseye enerjisini boşa harcatmadan ve niçin bir arada olduğumuzu manipüle etmesine izin vermeden gerçeklerimizle geleceklerimizi inşa etmeye katkıda bulunmak olduğu vizyonuyla yola devam etmeliyiz.
29.11.2019
Vezir Marguş
13:09

ÇOCUKLARIMIZ ELİMİZDEN KAYIP GİDİYOR, KURUMSAL ÇÖZÜM BULMAK ZORUNDAYIZ

ÇOCUKLARIMIZ ELİMİZDEN KAYIP GİDİYOR, KURUMSAL ÇÖZÜM BULMAK ZORUNDAYIZ
Her gün yitiriyor, her gün kaybediyoruz. Yarına taşımamız gerekenlerden eksiltiyor ve sıradanlaşarak yaşıyoruz. Çocuklarımıza aktaramadıklarımızdan dolayı onları yitiriyor ve geleceksiz kalıyoruz. Sorunlarımızı çözebilecek kurumsal olanağımız olmadığı için gidişatı durdurmamız zor olmakta veya karşı konulamaz boyutlara ulaşmaktadır.
Bir insanın herhangi bir şeyi hayatında taşıması için o şeyin hayatta bir değer taşıması gerekmektedir. Çocuklar bizim en değer verdiğimiz varlıklarımızken ve biz kendimizi Çerkeslikle(Adıgağeyle) önemli hissederken bize önemli hissettiren bu duyguyu çocuklarımıza aktaramamaktayız. Bir şeye önem vermek onu değerli kılmıyor. Eğer ki bir şeyi hayatımızda taşıyacaksak o şeyin hayatımızda pratik bir karşılığının olması gerekmektedir. Çerkesliğe(Adıgağeye) pratik bir karşılık bulamıyor oluşumuz onu yanımızda taşıdığımız bir yüke dönüştürmektedir.
Mekanik hayatlarımıza ruh vr estetik katmamızın tek yolu duygusal zekamıza işlerlik kazandırıp onu fiziksel hayatımızda somutlaştırmaktır. Çerkeslik (Adıgeğe), duygusal zekanın fiziksel dünyaya estetik ve anlam kattığı en büyük insani eserdir.
Çocuklarımız ellerimizden kayıp gidiyor. Duygusal zekanın estetiğinin olmadığı her türlü olanak ve fiziki ilgiyi çocuklarımıza sağlamaktayız ancak çocuklarımız ellerimizden kaymaktadır. Çağın en iyi olanaklarını sağladığımız çocuklarımız hasta ve saldırgan bireylere dönüşmekte ve toplumumuzun neredeyse tamamına nüfuz etmek üzeredir. Buna dur demenini tek yolu Çerkesliğe (Adıgağeye) yeniden işlerlik kazandırmaktır. Çerkesliğin (Adıgağenın) nostaljik bir törensel gösteri olmadığı, insanı ilmek ilmek dokuyan ve hayat bulmuş en güzel denge olduğunu kavramak gerekmektedir. Çağımız insanının en büyük ihtiyaç olarak hissettiği ve yerine koyamadığı insan sıcaklığını toplumda ve kişide özgür iradeyle inşa etmenin yoludur Çerkeslik (Adıgağe).
Çerkesce (Adıge dili) Çerkesliğin (Adıgağenın) kodlandığı kutsal bir dildir. İnsanın kendisini inşa etmesine yarayacak her ipucu dilimizde mevcuttur. Farkında olarak yaşayana insan diyen, tanrısal(özsel) farkındalığın yerini yürek olarak adlandıran, tanrısal (var oluşsal) dengeyi ve dışa yansımayı düşünmek olarak adlandıran, iki insanın özgür iradesiyle yürüyüşünü evlilik diye adlandıran, en önemli sözcükleri duygusal zekanın yansıması sözcükler taşıyan bir dil..
Para kazanmaları için her türlü beceriyi kazandırmaya çabaladığımız çocuklarımıza bunu kazandırırken kaybetmelerine göz yumduğumuzla tüm hayatlarını, tüm insan yanlarını alevli bir cehenneme atıyoruz. Mekanik ve anlamsız bir şekilde yetiştirdiğimiz çocuklarımız her türlü travma ve istismara açık bir şekilde, insan yanları savunmasız bir şekilde onları yetiştiriyoruz.
Çerkeslik(Adıgağe) bir felsefedir. Çocuklarımıza her türlü fiziki olanağı sağlarlen bunun yanında ruhunu ve insanlığını besleyeceği fiziki kurumları da oluşturup besleyin. Çocuklarınıza Çerkesliğin (Adıgağenın) felsefesiyle beslenme olanağı tanıyın. Beslenmeye başladıklarında ellerine yüzlerine kangelecek, göreceksiniz!!!!!!!!!!!!!
17.11.2019 Pazar 16:08