ÇERKES GENÇLİĞİNE

...

ÇERKES GENÇLİĞİNE

İnsanlık tarihinin bilinen tüm çağlarından beri yaşadığımız vatanımızı kaybederek kokumuzda ve rengimizde olmayan iklimlere savrulmuş bir halkın çocuklarıyız. Savrulduğumuz iklimlerde köylerimize kendi rengimizi ve kokumuzu vermeye çalışarak son 20 yıl öncesine kadar rengimizi ve kokumuzu yaşatmaya devam edebildik. Rengimizden ve kokumuzdan çok şey yitirmiş olsak da yine de büyük ölçüde rengimiz ve kokumuz yaşamaktaydı. Korunaklı köylerimizden kopmak zorunda kalınca hızla rengimizi ve kokumuzu kaybetmeye başladık. Rengimizin hiçbir şey ifade etmediği yeni yaşamlarımızda kendi rengimiz ve biz olan şeyleri kutsamak ve yaşatmak yerine kendimizi değişik renklere boyadık ve kendimize değişik kokular süründük.

Kendi rengi ve kokusunu yaşamış olan bizler rengimizin ve kokumuzun hazzını aldığımız için onu öyle bir özlemekteyiz ki… Ve sizler, gençlerimiz, bizim günlük hayatımızda dokunduğumuz ve yaşadığımız kendin gibi olmayı aktaramadığımız gençlerimiz; sizler bizim yaşayarak dokunduğumuz kendi rengimiz ve kokumuza ruhlarınızda dokunuyorsunuz. Haz almıyorsunuz ve acı çekiyorsunuz. Ruhunuzda olan ancak gündelik yaşamda dokunamadığınız Çerkeslik haz yerine acıya dönüşüyor. Kiminizde öfkeye dönüşüyor. Bir şeyler yapmak için bocalıyor ve bir şeyler yapamamak çıldırtıyor sizleri. Bir kısmınız da ne yapacağınızı bilemeden hayatın keşmekeşinde yitip gidiyor ve ruhunuzun ikliminde olmayan hayatlar içinde ruhunuzu büyütemeden kayboluyorsunuz.

Acilen bir şeyler yapmalıyız. Zamanın ruhuna uygun şekilde kendi rengimiz ve kokumuza yeniden hayat vermeliyiz. Kendi felsefemizle, kendi düşüncelerimizle düşlerimizi hayata çizmeliyiz, yeniden Çerkes olmayı bulmalı ve yaşamalıyız. Ruhumuzu kemiren kendin gibi yaşamamak duygusunu yok etmeliyiz.

Kimseden medet ummayacaksınız ilk önce. Birilerine umut bağlayıp hayal kırıklığı yaşamayacaksınız. Güç ve imkanı siz yaratacaksınız ve kullanacaksınız. Büyüklerinizin umursamaz tavırlarını görmezden gelip canla başla çalışacaksınız. Üç beş kuruşluk harçlıklarınızı bir araya getirip birlik olup imkansız denilenleri başaracak cebine akrep kaçmış büyüklerinizi utandıracaksınız. Size gençlik anılarını anlatan büyüklerinizin sözünü kesecek ve size anı yaratacak güzellikleri niçin yaratmadıklarını soracaksınız. Niçin Çerkeslik için bu kadar cimri ve vurdumduymaz olduklarını soracaksınız. Niçin çocuklarının ellerinden geçmişlerini alıp atalarına ihanet ettiklerini soracaksınız.

Yüzünüzü vatanınıza döneceksiniz. Köklerinizi arayacaksınız. Masallarla gerçekleri ayıracak ve zamanın şartlarında düşüneceksiniz ve kurgulayacaksınız. Size Çerkeslik oynayan ve çerkescilik yapanlara aldanmayacaksınız. Size çerkeslik oynayıp anavatanı bir yanılsamaya çeviren tiplere prim vermeyeceksiniz. Çerkes kıyafeti giyip resim çektiren, anavatanda yiyip içen ve bunlarla kendisini adam zanneden ve dilinden çerkesliği düşürmeyen ancak halkının geleceği de umurunda olmayan tiplerden uzak duracaksınız. Sadece ruhunuzda duyduklarınızı anlamlandırmanıza yardımcı olan ; vatanınıza çıplak gerçekler ışığında sahip çıkmanız gerektiğini söyleyen ve size vatana gerçeklerle dokunmanıza ve anlamanıza yardımcı olan insanlara inanacaksınız ve onlara güç vereceksiniz. Size savaşla kutsal vatanı vaad eden tiplerden uzak duracaksınız. Kan ve ölümle yaşam kurulamayacağını bileceksiniz. Vatanı haketmenin vatan için terlemek ve yeri ve zamanı geldiğinde vatanda terlemek ve oranın gündelik yaşamının parçası olabilmek olduğunu unutmayacaksınız.

Vatanda Çerkesliğin kurtarılmış ve mükemmel olduğunu düşünerek hayal kırıklığına uğramayacaksınız. Vatanı efsaneleştirip gerçekler karşısında bocalamayacaksınız. Vatana kavuşmakla sizi kolay bir yaşantının beklediğiyle kendinizi aldatmayacaksınız. Vatanın Çerkesliğin doğal iklimi olduğu ve bu iklimde harcanan emeklerin boşa gitmeyeceği inancıyla oraya varacaksınız. Orada da türlü türlü insanlar olduğu bilinciyle gideceksiniz. Haini, üçkağıtçısı, serserisi olduğunu bileceksiniz vatanın. Korkmayacaksınız ve diyasporada herhangi bir yerde kendi hayatımızı kazanmak gibi olduğunu bileceksiniz hayatınızı kazanmanın vatanda.

Vatana ideolojilerle ve düşmanlıklarla gitmeyeceksiniz. Orada yaşamak ve ruhunuzun ikliminde yaşayan gelecek nesil içindir vatan, bunu bileceksiniz. Vatanda hangi işi yaparsanız yapın canla başla yapacaksınız. Terlemeyi ve haketmeyi göze alacaksınız.

Ve yüzünüzü vatana dönünce, kendi anadilinizi öğrenmek için çaba içinde olacaksınız. Kendi ruhunuzun öz sesinden ruhunuzun kelimelerini seslendirmeyi öğreneceksiniz. Ruhunuzla birbirine bağlı olduğunuz vatandaki insanlarımızla aynı frekansta buluşacaksınız. Ve elbette ki orada konuşulan resmi dili de öğrenme gayreti içinde olacaksınız. Zamanın ve dünyanın şartlarını gözardı etmeden kendinize hareket alanı yaratacaksınız.

Herşeyi kendi bileklerinizle kazanacaksınız gençler. Önce kendi rengimiz ve kokunuzu yaratacaksınız hayatınızda. Sonra ruhlarınız kendi iklimine akacak. Bir kısmınız ruhuyla beraber bedenini de ruhunun iklimine taşımayı başaracak. Bedenini ruhunun iklimine taşıyamayanlar dahi kendi ikliminin hazzını ve enerjisini tadacak … Ruhunuzun melodisini duymak yetmiyor gençler. Ona hayat vermek ve hayatı kendi rengi ve kokusunda yaşamak gerek…

Marğuş Vezir

20.08.15

00:34

Bir cevap yazın