ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE

ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE
Çerkes ve Çerkesya kavramları psikolojik, siyasi ve tarihi olarak var olabilmek için sahip çıkmamız gereken kavramlardır. Bu kavramlar tecrübe edilip hayata geçmiş kavramlardır ve dünya üzerinde kimliğimizle var olabilmek için etrafında kenetleneceğimiz kavramlardır. Çerkeslerin bu kavramlara sahip çıkmadan yürüttükleri bütün mücadeleler bir güce dönüşmeden zayıflayıp yok olmaya mahkumdur. Çerkes ve Çerkesya kavramları Çerkes halkının sinerjisinin diğer halklar, milletler ve devletler tarafından tarihi olarak kabul edilmiş somut gücünün karşılığıdır.
Çerkes halkını belli güçlerin kullanılacak enstrümanı olarak gören hiç bir ideolojide Çerkes halkı için hayır yoktur. Ne Kafkas ne Birleşik Kafkasya ne herkes=Çerkes yaklaşımı Çerkes toplumunun sorununa çare değildir. Kendi organik birlikteliği için çalışmayan bir halk geleceğini yaratamaz. Sinerjisini yeniden Çerkes ve Çerkesya kavramlarında birleştirmeyen Çerkesler tamamen dağılmaya ve yok olmaya varacaklardır.
Çerkes halkı Çerkesyanın kadim halkı Adıge halkının dünyada tanındığı ismidir. Çerkes halkı uğradığı soykırım ve sürgüne Çerkes olarak uğramıştır. Meselesini dünya gündemine Çerkes kimliğiyle taşıyıp sorunu Çerkes adıyla çözecektir. Tarihi olarak Çerkeslare yapılanlar belgeleriyle ortadadır ve Çerkesler sinerjilerini sorunu çözmeye odaklamak yerine kendilerine ait olmayan kavram ve ideolojilerle oyalanmaktadırlar.
Çerkesya ana unsuru Çerkesler dışında pek çok farklı halkın da vatanı olmuştur. Herkesin rengini ve ismini koruduğu bu ülkede Karaçay/Balkarlar, Abazalar ve diğer halklar da mevcuttu. Ekseriyeti Çerkes olmak üzere diğer halklar da Çerkeslerle beraber soykırıma uğramış ve sürülmüşlerdir. Çerkeslerin %90 dan fazla nüfusu vatan topraklarından çıkarılmıştır. Çerkesya topraklarında sanki hiç sürülen olmamış gibi yeni statükolara göre oluşan durumda Çerkes soykırım ve sürgünü inkar edilmiş, Çerkeslerin tarihi hakları yok sayılmış, bu yok sayma Çerkesyada kalan ancak İkinci Dünya Savaşında sürülüp yeniden Çerkesyaya yerleştirilen halkların Çerkeslerle eşit isimlerde cumhuriyetleri Çerkeslere dayatılmış ve Çerkeslerin kendi vatanlarındaki temsiliyet güçleri ellerinden alınmıştır. Yerlerine dönen halklar kendi bölgeleri dışında tarihi Çerkes yerleşim alanlarına serpiştirilmiş bu halklar sanki orada hiç Çerkes yaşamamım ve sürgün edilmemiş gibi davranışlar geliştirmiştir. Ayrıca kendi sürgünlerini hiç dillerinden düşürmemelerine ve çoğunlukla geri dönebilmelerine rağmen Çerkeslerin sürgünü ve uğradıkları haksızlıkları da unutmuşlardır ve Çerkes halkının tarihi haklarını yok sayıp yeni statükonun içinde alanlarını genişletmişlerdir. Bu noktada Çerkes halkının tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrası sürgünündeki gibi Büyük Çerkes Sürgünündeki Çerkeslerin aynı haklarla dönüşlerini talep etmesi ve tarihi olmayan fiziki oluşumları reddetmesi ve bunları organize şekilde yapması elzemdir.
Çerkesler tarihi Çerkesyadaki gibi tüm halkların kimliklerini ve geleceklerini koruduğu bir yapı için mücadele etmelidir. Balkar olsun, Rus olsun, Kazak olsun, Abaza olsun tüm halklar Çerkesyanın parçasıdır ve en çok ta Çerkesyada kimlikli gelecek Çerkesyada Çerkeslerin hakkıdır. Çerkes sorununun görmezden gelmeye devam edilmesi ve manipüle edilmeye devam edilmesi tüm halkları birbirine düşürmeye devam edecektir. Çerkes sorununun çözülmesi ise Çerkesyayı doğal insani iklimine kavuşturacaktır.
Çerkes adıyla örgütlenmemize karşı çıkışlarda mikro milliyetçilik yaptığımız, diğer halkları ötekileştirdiğimiz, kardeş olduğumuz için ortak bir isim olması gerektiği gibi argümanlar ortaya atılmaktadır. Çerkes ve Çerkesya gerçeğini yok sayan bu argümanlara kulak vermemiz bizim sinerjik bir mücadele vermemizi engellemektedir.
Biz öncelikli olarak mikromilliyetçilik yapmıyoruz. Geleceğin, geçmişin gerçekleri üzerine kurulması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de her halkın kendi kimliğiyle örgütlenip rengini koruması taraftarıyız. İster Çerkes, ister Balkar, ister Abaza olsun kendi isimleriyle örgütlenmeleri taraftarıyız. Hepimiz ayrıca Çerkesya misyonuyla örgütlenmiş bir üst örgütlenmede pekiala buluşup siyasi ve ideolojik olarak tarihi olarak bize yapılan haksızlığın da birleşik mücadelesini verebiliriz.
Abaza halkıyla hem diyasporada hem vatanda derin bir kaynaşma ve alışveriş içinde olmamıza rağmen Abaza Abaza kimliğiyle Çerkes Çerkes kimliğiyle kabul görmüştür aramızda her zaman. Özellikle diyasporadaki Çerkesya Abazalarının Çerkeslerle en kutsal kavramlarda bir olmalarına rağmen Abaza hiç bir zaman Çerkes olmamıştır. Kendi renkleriyle var olmuşlardır ve var olacaklardır. Çerkesya Abazalarında Adıga Xabze, Adıge Nemıs gibi birebir Çerkesce kavramlar aynı ortak değerlere örnektir.
Örgütlenmemizde kardeşlik hukukumuzdan dolayı alınganlık gösteren Çerkesya Abazaları için özel bir durum mevcuttur. Yaşam tarzı olarak Abhazya Abazalarından ziyade Çerkes yaşam tarzı baskındır. Güncel zamanda diasporadaki Çerkesya Abazaları Çerkesyadaki Abazaların ve Çerkeslerin yaşam tarzının kendilerine daha yakın olduğunu bizzat dile getirmektedirler. Ayrıca Çerkesya Abazalarının eski tarihi vatanları Abhazyaya karşı bir sevgi ve sempatileri vardır. Bu da geleceğe uzanmanın kurumsallaşmış bir birliktelikle daha kolay olmasından ve Abhazyanın geleceğe uzanmak için somut bir şans olmasından kaynaklanmalıdır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazaları duygusal bir ikilemde kalmaktadırlar. Abazalığın geleceği için Abhazya somut olarak öne çıkarken yaşam tarzı ve gelenek olarak da günümüzdeki Çerkesyadaki Abazalara daha yakın oldukları duygusu öne çıkmaktadır. Bu da örgütlenmelere kesin bir yön vermeyi zorlaştırmaktadır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazalarının tarihi Çerkesya ve Abhazya gerçeğiyle örgütlenmeleri gereği ortaya çıkmaktadır. Çerkesya Abazalarının hem tarihi Çerkesyayla ilgili mücadeleleri hem de Abhazyada somut gelecek arayışı bu örgütlenmelerce yürütülmelidir. Bu örgütlenmeler hem Çerkesya hem de Abhazya örgütlenmelerinde temsil edilmelidir. Kendi gerçek rengiyle mücadele edecek bu örgütlenmeler hem Abhazya Abazaları hem de Çerkes halkı ilişkilerindeki gerilimi tolere edecek ve hem de ilişkiyi olması gereken rotaya sokacaktır.
Sonuç olarak Çerkes ve Çerkesya adları geleceğe uzanmak için Çerkeslerin vazgeçilmez kavramlarıdır. Somut karşılığı vardır ve Çerkes halkının geleceğe uzanması için sinerjisini toparlayacak güçtedir. Bu yüzden de örgütlenmelerde bu isimler somut olarak kullanılmalıdır. Kimse de bu kavramlardan vazgeçmemizi isteme hakkına sahip değildir. Bu kavramları kullanmak bir çatışma ve güçleri bölme girişimi değildir. Bu kavramlar gerçeğimizin kavramlarıdır ve sinerjimizi odaklayacak kavramlardır.
Özetle olması gereken şudur:
1) Çerkesler sadece Çerkesya gerçeğiyle Çerkes ismiyle örgütlenir çünkü iki kavram da tarihi olarak siyasi güç taşımaktadır. Siyasi olarak meselenin tanınması için bu şarttır.
2) Aşuwa Aşkarıwa Abazaları iki gerçekle örgütlenir..1) Son yitirdikleri vatan Çerkesya 2) Tarihi vatanları Abhazya… hem Çerkeslerle Abazalar arasında köprü olurlar ve de tarihi vatanları Abhazyayla yeniden organik bağ oluşturup güçlendirdikleri gibi Çerkesyadaki bağlarını da koruyup güçlendirirler…
3) Apsuwa Abazaları Abhazyaya yüzleri dönük ve diğer Abazaların da fiziki gerçeklerinin politikalarını somutlaştırarak mücadele ederler…siyasi bir güç olarak alanları daha geniştir…
4) Tarihi Çerkesya gerçeğiyle örgütlenen 2. maddedeki Abazalar 1 ve 2. maddedeki örgütlenmelerin her ikisinde de yer alır… Çünkü Çerkeslerle organik olarak iç içedirler, organik olarak tarihi Çerkesyadaki soydaşlarıyla daha yakındırlar, ve tarihi vatanları Abhazya onların fiziki olarak geleceğe uzanabilecekleri fiziki bir şanstır..

Marguş Vezir
24.07.2019
01:37

COĞRAFYA

COĞRAFYA
Aynı coğrafyanın çocuğuysanız ve aynı iklimi paylaşıyorsanız hepiniz için felaket olabilecek veya hepinizi daha iyi günlere götürecek güç uzaktaki güçlere değil de kendi potansiyelinize bağlıdır. Eğer ki birbirinizle anlaşmak yerine kavga ediyorsanız ve biriniz diğerini eziyorsa ve bunda ısrar ediyorsa coğrafyanızda insanca yaşam kurup geleceğe bakmak yerine sadece geleceğinizi uzak coğrafyaların sömürüsüne açık hale getiriyorsunuz demektir.
Çerkes ve Rusların mücadelesi yüz yılı aşan bir mücadele olsa da Çerkeslerin Tatarlarla mücadelesi daha uzundur.. Eğer ki gelecek düşmanlıklar üzerine kurulacaksa mücadele edilen coğrafyadaki halklar hiç bir zaman özledikleri mutlu günlere kavuşamayacaklardır. Halkların enerjisi sadece birbirini yok etmeye odaklanacağından coğrafya ne kadar güzel olursa olsun kimse o coğrafyanın hayrını görmeyecektir.
Öncelikli olarak Rus halkı ve Çerkes halkı tehlike algısını değiştirmeli ve kendi aralarında denge oluşturup coğrafyalarındaki düşmanlık ve güvensizlik algısını yok etmelidirler. Diasporaya savrulmuş Çerkes halkının uğradığı felaketler konuşulmalı, çözüme kavuşturulmalı ve paylaşılan coğrafyada güvensizliklerle enerji tüketmek yerine ortak dengeyle geleceğe uzanmalıdır halklar. Diaspooraya savrulmuş Çerkeslerin vatana dair umutlarının tüketildiği vakit uzak coğrafyadaki güçlerin tam da istediği gerçekleşecektir. Geleceksiz ve umutsuz Çerkesler gözü kara her türlü vurucu provakasyonun geri adım atmayan unsurları olacaklardır. Çerkesler barış içinde yaşayabilme düşüncesi konusunda manipüle edildiklerinde ve bunun yerine öç alma duygusuyla donatıldıklarında Çerkesya coğrafyası ucu belirsiz kanlı olayların merkezi haline gelecektir. Ruslardan öç almak isteyen Çerkesler dünyanın her yerinde Ruslara Rusların müdahale demeyecekleri çoklukta ve çeşitlilikte zararlar verip başlarına işler açacaklardır. Gelişecek olaylar ne Ruslara ne de Çerkeslere hayır getirecektir. Rusların bu olayların Çerkesya coğrafyasındaki yansımalarını bastırma girişimleri hem enerjilerini tüketmek anlamına gelecek hem de Rusyanın başka coğrafyalarında dikkati zayıflatıp başka coğrafyalardaki provakasyonlara ve fiili karışıklıklara zemin hazırlamaya hizmet edecektir. Coğrafyadaki kan ve şiddet; coğrafyanın ikliminin, doğasının, insanlarının ayrıca telafisi zor zararlar yaşaması demektir.
Yüz yılı aşkın savaş ve ertesinde diğer halkı sürgün ve soykırıma uğrattıktan sonra soykırıma ve sürgüne uğrayan halkın coğrafyanın saldırıya uğradığı II. Dünya savaşında coğrafyayı savunma refleksiyle Ruslara karşı değil de dışarıdan gelenlere karşı mücadele refleksi göstermesi aynı coğrafyanın komşu halkları için geleceğe dair atılmış en değerli adım olarak alınmalı ve Çerkesya coğrafyasının sahipleri olan Çerkeslerle geleceğe dair barışçıl bir çözüm iradesinin yansıması olarak alınmalıdır. Meseleye, hiç bir halkı dışarıdan fısıldananlara ve ırkçılara itibar etmeden geleceği çizme iradesi göstererek yaklaşmalıdır. Çerkesya, aynı coğrafyada yaşamanın gerektirdiklerine göre Çerkesler ve Rusların uzlaşısıyla her türlü fısıltı, provakasyon ve düşmanlıklardan arındırılmalıdır. Piyonlar ve ikili oyuncuların iki halkı da zehirlemesine müsaade edilmemelidir.

Vezir Marguş
10.05.2019
22:34

ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM

ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM
Hedeflerimizi net olarak koyduktan sonra hepimiz en iyi yaptığımız işlere odaklanarak yolumuza devam etmeliyiz. Enerjimizi en çok yoran durum öne çıkarılıp ileriye götürülmesi gereken sayıca çok alanın olması ve bunların kaybolmaması gerektiği kaygısıyla pek çok alanda gücümüzü aşan konulara enerji harcamamızdır. Hepimizin kaygısı Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamaktır. Kadim örgütlülük yapımıza rağmen örgütlenemeden her şeyi bir arada taşımaya çalışan duyarlı ve kaygılı insanlarımızla yolumuza yarım yamalak devam etmekteyiz. Her gün sahip olduklarımız azalmakta, taşıması da zorlaşmaktadır.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunda birleştiğimize göre ve bu konuda birleşenler de sayıca az olmadığına göre her şeyi bir arada taşımaktan vazgeçip en iyi olduğumuz konularda çalışmalar yapmalı ve çalışmalarımızı daha nitelikli hale getirmeliyiz.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunun pek çok ayağı vardır:
İsmimiz, farkımız, farklılığımız, yarınımız, hedeflerimiz, duruşumuz, politik dünyadaki yerimiz ve varmamız gereken yer ve değerlerimizin farkındalığı çalışmaları:
Kimlik, vatan ve gelecek farkındalığının işlenmesi…
Dünya gerçeklerini güncel olarak okuyan, hedeflerimiz açısından halkımıza uyarlayan, duruşumuzun ve tutumumuzun nasıl olması gerektiğini gerekçelerle ortaya koyan, genç nesillere vizyonumuzu aktarıp motive eden, ismimizin ve vatanımızın anlamını işleyen yayınlar, toplantılar, konferanslar…
Vatandaki insanlarımızla ortak bakış açıları oluşturulması, düşünsel koordinasyon…
Bilinen her dilde o dili anlayan insanlarla kamuoyu oluşturmak…
Çerkes felsefesiyle dünyaya bakıp, güncele uyarlayıp halka blilinir kılmak….
Dilimizle edebi yapıtlar üretmek, yayınlar çıkarmak, TV gibi platformlar kurmak:
Dilimizde şiirler yazmak, meselelerimizi dilimizde tartışacak platformlar oluşturmak, makaleler yazmak somut olarak dili yaşatmak… Yayınlar ve kitle iletişim araçlarında somut olarak yer işgal etmek….
Tarihimizi bilinir kılmak ve tarih farkındalığı oluşturmak:
Farklı farklı kaynaklardan anlatılan, yazılan tarihimizi yeniden süzgeçten geçirip gerçeklik temeline oturtup bilgilendirerek halkın özgüvenini canlandırmak…
Dilimizi korumak:
Halkı anadilinde okuryazar hale getirmek, materyaller hazırlamak, anasınıfı, ilkokul, ortaokul gibi kurumlar kurmak, devlet nezdindeki Milli Eğitim, Kültür Bakanlığı gibi kurumların işbirliğini sağlamak….
Xabzelerimize yeniden işlerlik kazandırmak:
Cenaze, düğün, thamadelik, xase vs gibi kavramlardan yola çıkarak zamana ve yeni uyarlanmış, bizi yansıtan xabzelere işlerlik kazandırmak…
Mitolojimiz:
Avrupa ve batısının hayran olduğu ve yeni bir yaşama odaklanmak için kullandığı Grek Mitolojisinin ve diğer mitolojilerin kadim kökeninin Çerkes Mitolojisi olduğunu gerekçeleriyle ortaya koyup dünyada bilinir kılmak, bunun her platformdaki propagandasını yapmak…..
Folklorümüzün korunması ve geliştirilmesi
Tüm alanlardaki çalışmaların maddi ve somut olarak desteklenmesi
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonuyla hareket eden bir kurumun vizyonumuzu temsil edecek söylemlerle bizi temsil etmesi.
Listeye ilk aklıma gelenleri yazdım. “ Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunu paylaşıyoruz diyenlerin bir araya gelip haydi demesi bu iş için başlangıç olacaktır.

Marguş Vezir
16.03.2019
22:00

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ
Çerkes Halkını acılar örgütlemiyor. Eğer acılarla örgütlenmek Çerkesler için mümkün olsaydı 21 Mayıslarda çoktan örgütlenmiş olurduk. Ancak acı temelinde örgütlenmemiş olmamız örgütlenme konusunda çıkış noktası bulamayıp bize has örgütlenmenin yolunu bulamamamıza rağmen aslında olumsuz da değildir. 21 Mayısta insanlarımızın bir araya acılardan dolayı geldiği açıktır. Acıların insanlarımızı bir araya getirmesine rağmen acılarımızla örgütlenmek bize göre olmadığı, Çerkes insanının doğasına uymadığı için örgütlenmemize yetmemiştir. Her 21 Mayısta örgütlenmemiz gerektiği konusunda hayıflanıp, bunca büyük bir acıya rağmen örgütlenemeyişimize hayıflanıp yeni bir 21 Mayısa kadar zaman kaybediyoruz.
Çerkes Halkının kavraması gereken durum örgütlenmeye çalıştığı modellerin aslında doğasına uymadığını farketmesi gerektiğidir. Acılarla örgütlenme doğamıza uymamaktadır. Çerkes insanının geleceğini örgütleyecek tek seçenek kendi gerçeklerinin farkındalığıdır. Çerkes Halkının FARKINDALIKLA örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu yaşanan tüm tecrübelerin işe yaramaması göstermektedir.
Örgütlenmenin klasik argümanlarından en çok başvurulanı acıları kullanma ve acılarla halkı motive edip, öç alma duygusunu toplu bir güce veya -son zamanlarda olduğu gibi- asimetrik terörize eylemleri besleyen ideolojilere çevirmektir. Bu ise oluşturulan bu güç, fonksiyonunu tamamlayınca sadece devleti zorla bir arada tutacak güç olarak dönüşmekte ancak sosyal alanda acıyla bir araya gelen toplumun yaşam kalitesini arttırmak konusunda işe yaramadığı gibi toplumu ideolojilere hapsedip sürekli olarak iç husursuzluklara evrilmektedir. Ayrıca acıdan doğan güç, deneyimlediği tüm acılardan fazlasını acıların sebebi olan düşmanına yaşatmakta sakınca görmemektedir.
Çerkes Halkının çoğunluğu klasik argümanlarla kurulmuş veya kurdurulmuş devletlerde yaşamaktadırlar. Bu devletlerin kurucu unsurlarının acılardan kaynaklı reflekslerle biraraya gelmiş olmalarından dolayı ve bir halkın örgütlenmesinin tek nedeninin güç oluşturup öç almak gereğinden kaynaklandığına inandıkları için Çerkeslerin her örgütlenme çabasını tehdit olarak algılamışlardır. Çerkesler ise iyi niyetli olduklarını ispat için örgütlenme konusunda oldukça çok zaman kaybetmişlerdir. Tüm Çerkes örgütlenmeleri arafta faaliyet gösteren ucube örgütlenmelerden öteye geçememiştir.
Acıyla bir araya gelmiş insanların reflekslerinin organize edilmesiyle oluşan devletlerdeki güçler kaliteli insanlar yetiştirmeye odaklanmak yerine bir daha acı yaşatacaklara şiddetle dersini vermek konusuna odaklandığı için fiziksel savaş olmamasına rağmen ülkeler gelişememiş, ülkelerin insanları dış rakiplerin de manipülasyonuyla birbiriyle enerjisini tüketmiştir. Kaynaklar sosyal yaşamı iyileştirip kaliteli yaşamak yerine bir daha acı yaşamamak için ölmenin kutsandığı ve savunmaya odaklanıldığı bir yapı içinde çarçur edilmiştir. İnsan kalitesi eğitimle arttırılmadığı için genelde iyi örneklerinden taklit edilen yapılar her zaman deforme edilerek içi boşaltılmış, ölmek konusunda özgüveni yüksek ancak kaliteli yaşamak konusunda geri toplumsal yapılar oluşmuştur. Çerkes Halkı da sosyal şartlarda hareket alanı bulamadığı için acı temelli yapılanmaları taklit etmiş ancak içselleştiremediği kurumlar ortaya çıktığı için de bu kurumlarla hiç bir zaman ciddi bir yol alamamıştır.
Çerkes halkı farkındalıkla ve kendi gerçekleriyle örgütlenmelidir. Kendi ismi ve özgün yapısıyla örgütlenmelidir. Çerkes halkı iyi niyeti konusunda açıklama yapmaktan vazgeçip geleceğine odaklanmalıdır. Farkındalıkla örgütlenmenin sonucunda acılara sebep olan çatışmaların derin kaynağı çözülüp yokedileceği için hedeflenen çatışma değil de insanın kaliteli yaşayacağı bir işleyiştir.
Çoğunluğu diyasporada yaşayan bir halk acılarla örgütlendiğinde örgütlülüğüyle elde edeceği güç terör ve de istismar edilebilecek bütün alanlarda kullanılmaya kalkılacak bu ise o halka ağır bedeller ödetecektir. Aynı zamanda bu durum rakibine de büyük ve telafi edilemez bedellere yol açacaktır. Rus halkı da geleceğini en az acıyla örgütlenmek kadar tehlikeli olan korku ve çatışmaya odaklı güçler tarafından değil de sahip olduğu fiziki kaynakları kaliteli insanlar yetiştirerek ve gerçekleri güçle bastırmak yerine gerçeklerle dayalı çözümlerle yeniden örgütlemelidir. Bu da Çerkes halkıyla insanları yeni acılara sürüklemeden uzlaşmak anlamına gelmektedir.
21 Mayıslar bizi çözüm getirecek gerçeklerimize odaklamadığı için örgütlenmeye dönüşmeden sadece bizi bir araya getirmektedir. Acılar elbette Çerkes halkını da bir araya getirmektedir ancak acılarla geleceğini örgütlemek Çerkes halkının doğasında yoktur. Çerkes halkı elbette ki acılarını hatırlayacaktır ancak acılarını hatırlamasının nedeni topluma o acıları getiren koşulları ve toplumun idrakını elinden alarak toplumu bu olumsuz duruma sürükleyen sebepleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Farkındalıksız mücadeleler toplumlarda acı ve yıkım yaratmaktadır. Çünkü temelinde acı ve korku gibi karşı tarafa saldırma ve öç alma ve de etkisizleştirme içgüdüsü yatmaktadır. Ayrıca acıya sebep olan güçler de etkiye tepki ilkesinden dolayı aynı acıya muhattap olacakları acıyla örgütlenen bir dünyada şiddetle muhtemeldir. Bir devlet birlikteliğinin geleceğe uzanmak için insanlarının kaliteli düşünüp yaşadıkları bir toplumsal yapıya ihtiyaçları vardır. Böyle bir toplumsal yapı acıyla ya da korkuya dayalı olarak geleceğe uzanmak isteyen toplumlardan daha güçlüdür. Çünkü toplumun tüm enerjisi toplumun geleceğinin hayrına harcanacaktır.Özetle hepimizin tek düşmanı ilkesiz ve insana değer vermeyen güçle hareket etmektir.
Çerkes halkı bilinen tüm zamanlardan beridir kaliteli bir toplum yapısıyla hep güçlü kalmış ve var olmanın en güçlü ilkesini koruduğu için coğrafyasında tutunmuştur. Çerkes halkının bölünmesi ve ayrışmasının sebebi de birleştiği insanlık kalitesi yerine farkındalıksız temelli akımlarla manipüle olmuş idrakıdır. Çerkes halkını örgütleyecek tek şey tarihindeki misyonu olan kaliteli bir toplumsal yapıda yaşamı paylaşmak noktasından hareket etmek olacaktır.

Marguş Vezir
28.02.2019
22:10

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

 

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

“Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras, hürriyet uğruna savaşmak hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır.”

Bu sözleri sarfettikten sonra hürriyet uğruna savaşan insanların savaşı hakkında tek kelime etmeden düşmanınızın sizi ağırladığı korunaklı sarayınızda rahat rahat yaşamaya devam edeceksiniz. Sık aralıklarla dönemin Avrupalı gazetecilerine demeçler vereceksiniz.  Hürriyet aşığı ve ölümden korkmayan sözler edeceksiniz. Ölümü kutsadığınız halde yaşamayı seçtiğinizi unutturacaksınız. Biz ölüp haksızlığa uğrarken  hakkın yanında hiç yer almamanıza rağmen bize hakkı savunacaksınız. İnsanca bir dengeyi kurup yüzyıllarca yan yana yaşamayı başarmış bir coğrafyaya radikalizmi öğreterek yaşamaktan koparıp rengini zehirleyeceksiniz.

Davası için annesini öldürmeye kalkan bir insanı(!) oğlu rehinmiş diye pasifliği konusunda aklamaya çalışacaksınız. Muhammed Eminlerle Çerkeslerin haklı davasını Avrupa ve insanlık gözünde eşkıyalığa yol açarak gözden düşürüp Ruslara soykırım yapmaları için gerekçe olacaksınız. Çerkeslere yaptığınız baskın ve katliamları unutmamızı isteyeceksiniz. Dokusunu radikalizmle bozduğunuz cenneti bize unutturup kafanızdaki cennetle yaşama enerjimizi ve yaşama alanlarımızı manipüle edeceksiniz. Düşlerimize ve yarınımıza kalite katmayan fikirlerinizle bize sadece ölümü güzel kılacaksınız.

Suudi Arabistan’daki radikalizmle aynı zamanlamayla ortaya çıkmışlık ve aynı şeyleri savunmuşluk ne tesadüf….

Yetmezmiş gibi önümüze atamız olarak konulmanız ne tuhaf. Çerkeslerin sizin çocuklarınız olarak lanse edilmesi ne tuhaf. Duyarsız olduğunuz ve tetiklediğiniz soykırımın çocuklarını n sizin gayretlerinizle hidayete erdiklerinin lanse edilmesi çok garip…

Evet, müthiş bir miras bıraktınız… İnsanlara ölmeyi ve radikalleşmeyi öğrettiniz. Birileri bizi silahla öldürürken o silahı çekmelerinin gerekçesi çoğunlukla siz oldunuz…

Bir proje… Birilerinin çok güzel başardığı global bir proje… Hani biz açlıktan kırılırken bize peksimet teklif edip parasını da başkalarından alan ülkenin derinlerinin projesi… Her kutsalın içine sızan ve mutantlaştıranların projesi… Bir dereden geçince iki balığın arasını bozanların projesi… Başka bir ülkede aydınlanan ve yaşamak istediğinin farkına varan insanların önünü kesmek için türlü şekillerde ideolojilerin içine sızarak birbirine düşüren ülkenin projesi… Yine aynı ülkede vatanseverlere güçle ezmeyi telkin ederken diğer tarafın eline silah tutuşturarak özgürlük savaşçıları olduklarına inandıran böylece kesintisiz kan akışını statükoya dönüştüren ülkenin derinlerinin projesi… Avrupa’nın en batısında,  kendi kızı parkta tacize uğradığında bu saldırı tüm kızlarımızadır diyebilen bir insani anlayış refleksiyle davranmayı başaran ancak insan gibi yaşamayı sadece kendi türleriyle sınırlı tutan ırkın derin bir projesi… Kutsal mutsal değil… Düpedüz istismar…

Her şeyi insan olma kalitesine değer katıp katmama masasına yatırıp ondan sonra hayatımıza katmalı veya tamamen çıkarmalı.

Vezir Marguş

22.04.2019

12:54

ÇERKES’E GÖRE DEĞİL BUNLAR ÇERKES’E YAKIŞTIĞI GİBİ DAVRANMAYA BAŞLAYINCA YIRTILACAK KARANLIK

ÇERKES’E GÖRE DEĞİL BUNLAR
ÇERKES’E YAKIŞTIĞI GİBİ DAVRANMAYA BAŞLAYINCA YIRTILACAK KARANLIK
Kabul görmek için yeter artık gerçekleri dolanmalar!!!
Elimize tutuşturduğunuz bizim davamız değil.Biz sizin sislerle kapattığınız davamızı aydınlığa çıkarıp onu Çerkes gibi taşıyacağız.
Bizim olmayanı elimize tutuşturup onyıllardır Çerkes değeriymiş gibi gezdirtiyorlar. Bir şekilde kendilerine bizi yamayacak imgeler bizi kemiriyor. Biz de bizi dolaylı da olsa kabulleniyorlar, bir gün nasılsa kabullenirler yanılgısıyla buna alet oluyoruz. Zamanla o sözde değerler bizi hareketsiz kılan zincirlere dönüyor. Kimseye açıklama borcumuz yok. Var olmak için dönüşmeye değil kendimiz olmaya ihtiyacımız var…
Kafkas, Kuzey Kafkas, Şamil vs vs…
Şeyh Şamil diasporada kimliğimizi kabul etmeyen zihniyetlerin bize siz ondansanız ancak sizi kabul ediyoruzun imgesidir. Dayatmadır. Bir kurtarıcı veya kahraman değildir. En büyük acıları biz yaşarken kendisi tahsis edilen sarayında yaşıyordu. Biz öldük ve o kahraman oldu. Ey Çerkes, bizim mücadelemiz özgürlük içindi. Şamil hem doğu Kafkasyanın hem de Çerkesyanın organik yapısını bozan zihniyetin tezahürüdür. Şeyh Şamilin torunusunuz diyerek bizi pohpohlayanlar hiç bir zaman bizim gerçeklerimizi kabul etmeyenlerdir. Biz Çerkesiz. Çerkesyamızı yitirdik ve onu tekrar elde etmenin yolu Şamilist fikirlerle ölüm kusan ideolojinin esiri olmakla değildir. Önce ne olduğumuzu sorgulayıp kendimiz olabilirsek ancak o zaman Çerkesyaya sahip çıkabiliriz.
Адыгэр зешэн хъуакъым ӀумпӀэкӀэ.
Çerkessen razı olamazsın böyle dolanmalara.

Marguş Vezir
16.02.2019
(Eski yazılarımın birleştirilmiş halidir.)

ÇERKES BİZİZ ÇERKESYA DA BİZİM

ÇERKES BİZİZ ÇERKESYA DA BİZİM
Söz güçtür ilkesinin en büyük uygulayıcısı olan ve bu ilkeden aldıkları güçle coğrafyasında kesintisiz güç olmayı başarmış Çerkes halkı pratikte birlikteliğine ve dolayısıyla kurtuluşuna vesile olacak en önemli unsur olan, gücünün ve etkinliğinin yansıması olan kendi adına, yani ÇERKES adına sahip çıkmalıdır derhal. Kendi dilimizde adımız elbette ki Adıgedir ancak Adıge halkının dünyada güç olarak yansımasının adı ÇERKESdir ve ete kemiğe bürünmüş yaşama alanının adı da ÇERKESYAdır.
Yıllardır birliktelikten bahsederiz. Bir olmanın güçlü olmayı getireceğinden dem vururuz. Ancak neyin etrafında bir olacağımıza karar veremediğimiz gibi insanımızı bize ait olmayan olgularla birleştirmeye kalktık. Çerkesin HERKES olarak ve HERKESİ kucaklayarak kurtuluşa ereceğini zannederek Çerkes olmak dışında herkes olduk. Kendi ismimize sahip çıkmadığımız için de bize ait olanların deforme edilmesi kolaylaştı. Kafkas, Kuzey Kafkas, Adıge, Şapsığ, Kabardey vs ile biz burada meselemizi dolanırken vatandakiler Şapsığ, Kabardey, Çerkes, Adıge diye birliktelikten saptılar.
Gün umutsuzluk günü değildir. Yüreğini ve emeğini halkına adayan ve durmadan gerçekleri ifade den insanlarımız sayesinde Çerkes ve Çerkesya kavramları yaygınlaşmakta her gün. 10 yı öncesinde Çerkesya bayrağı Çerkesyada bile yaygın değilken şimdi suni olarak bölünmüş cumhuriyetlerde Çerkes halkının tek sembolüdür. Herkes Çerkescede ayırım yapmadan Adıgeyim demektedir. Şimdi ise Adıge insanının dünya siyasetinde güç olarak yer işgal etmesi için dünyanın kendilerini tanımış olduğu isim olan ÇERKES adını kullanma zamanıdır.
Rusya Federasyonunda 2020 yılında nüfus sayımı yapılacaktır. Rusya Federasyonundaki tüm Çerkeslerin ben Adıgeyim, Çerkesim, Kabardeyim, Şapsığım, Çemırgueyim demeden kendilerini ÇERKES olarak tescil ettirmeleri oradaki insanlarımıza ve bize siyasi manevra alanı ve güç sağlayacaktır. Rusya Federasyonu, zamanında yapılan suni ayırımların gerekçesini kendi halkına ve dünyaya açıklayamayacak ve ÇERKESYAnın kadim halkı ÇERKESLERin meselesini öteleyemeden çözmek zorunda bırakılacaktır.
Ayrıca diyasporada da tek bir isimle ve tek bir hedfle dillendireceğimiz talepler ses getirecektir. Çerkes ve Çerkesyanın fantastik hayaller olmadığı ve kanlı canlı olduklarının bilinir hale getirilmesi talepler konusunda Çerkes halkını dirayetli kılacaktır.
Hem diyasporada hem vatanda kendi ismimizle meydana çıkma vaktidir. Bölünen isimlerimiz değil geleceğimizdir. ÇERKES ve ÇERKESYAya sahip çıkma zamanıdır.

Marguş Vezir
10.02.2019
18:25

RUS HALKINA ACİL ÇAĞRIMIZDIR:

RUS HALKINA ACİL ÇAĞRIMIZDIR:
Biz Çerkesler vatanlarından koparılmış ve çok azı vatanında kalabilmiş bir halkız.
Vatanımızda kitlesel katliamlara ve soykırımlara uğradık. Kitleler halinde vatanımızdan zorla koparıldık.
Rus halkına sesleniyoruz, dün uğradığımız haksızlıkların yarınlara taşınmasını istemiyoruz ve desteğinize ihtiyacımız var. Aynı coğrafyanın ve aynı iklimin insanlarıyız. Çarlarınız sizi bize karşı savaştırıp felakete uğramadan önceki 200 yılda çoğunlukla dostane ilişkiler içindeydik. Bize karşı çarlarınız tarafından 100 yıl savaştırılmanıza rağmen daha iyi bir yaşam için çarlığa son veren de sizin halkınız. Bir halk manipüle edilmediğinde diğer halkın acılarını anlayacağına ve adaletin sağlanması için harekete geçeceğine inanıyoruz.
İnsanların birbirine kırdırıldığı savaşlar insanlığa hayır getirmez ve başkalarının acısı üzerine mutluluk inşa edilmez. Elbette ki dedelerinizden acımıza sebep olanlar vardır. Şundan eminiz ki eğer ki dedeleriniz savaş konusunda özgürce karar verebilecek durumda olsalardı bu acılara sebep olmaktan uzak dururlardı. Savaşta ve sonrasında yazılanlardan anlıyoruz vicdanınızın acılarımızı onaylamadığını.
Hiçbir insan başka insanlarının kanı ve canı üzerine mutluluk inşa edileceğine inanmaz. Bizi zehirleyen ideolojilerimizdir ve bizi insan olarak yaşatmak yerine canımızı, kanımızı kullanan devletlerimizdir. Devletler halklarını vahşete alet edebilecekleri gibi o devletin halkları devleti insan gibi yaşamanın kamusal gücü haline de getirebilirler. Eğer ki halk devlete insanlığını istismar ettirtmezse halk da devletin gücünün basit bir tetikçisi olmaktan kurtulur ve insanca yaşanan bir ülke kurulur.
Rus halkı olarak tarafımıza yapılan haksızlığın telafisi için bize destek olunuz. Bizim yeniden topraklarımızda kendi renklerimizle yeşerebilmemiz için destek olunuz.
Şu an 3 milyonu aşkın bir Çerkes topluluğundan bahsedilmektedir Rusya Federasyonu dışında. Bizi Rusya Federasyonu eski düşmanlar olarak kabul etmekte ve bizi unutmak istemektedir. Rusya Federasyonunun düşmanları ise bizi bulunmaz bir koz olarak kabul etmekte ve Rusya Federasyonuna karşı nasıl kullanacağının saha çalışmalarını yapmaktadır. Rusya Federasyonunun rakipleri için Çerkesler Rusya Federasyonuna karşı kullanılacak asimetrik terör unsurlarının insan kaynağıdır. Asimilasyonumuzun tamamlanmasıyla bu mümkündür ve Rusya Federasyonu yöneticilerinin Çerkes Soykırımına ve Vatansızlık problemlerine duyarsız tutumu Çerkeslerin orta vadede teröre malzeme yapılmasının önünü açmaktadır. Bu ise hem Rus hem Çerkes halklarına acı ve ölüm olarak dönecektir. Biz ölüm ve çatışma istemiyoruz. Biz halkların ölüm ve çatışma istemediğini biliyoruz. Rus halkına sesleniyoruz: Halk olarak bize yapılan haksızlığa karşı devletinizi çözüme zorlayın, derdimizi anlatmamıza yardımcı olun. Biz halk olarak eski Çerkesya topraklarına barış içinde yaşamak istediğini beyan ederek dönmek isteyen ve orasını vatanı olarak kabul edip orada barış içinde geleceğini çizmek isteyen herkese Rusya Federasyonu vatandaşlığının verilmesini ve orada yaşamaları için gereken altyapının devletçe sağlanmasını istiyoruz.
Bize empati yapmanızı istiyoruz sizden. Bizi anladığınızda hepimizin insan ve sıcak olduğunu göreceksiniz. Bizi tanıdıkça adaletin niçin gerektiğini kendiniz göreceksiniz. Karanlıklara fırsat vermemek elinizde.
Vezir Marguş
31.12.2018
12:42

FSB ФСБ

FSB ФСБ

İstihbarat örgütlerinin devletler için çok önemli işlevleri vardır. CIA ve FSB gibi örgütler dünyada en çok bilinen örgütlerdir. Konumuz bir istihbarat örgütünün dedikodu örgütüne dönüşmesidir.

Birkaç gün önce bir dostumuzun Rusya Federasyonuna bağlı tarihi Çerkesya topraklarındaki Kabardey-Balkar Cumhuriyetindeki oturumunun iptali ile ilgili davası görüldü. FSB aracılığıyla yapılan bir ihbarla oturumun iptali istendi ve taraflardan birisi FSB diğeri ise dostumuz. Meseleyi burada bırakalım ve size şunu hatırlatayım. Şamil Basayev adlı şahsın Rusya Federasyonu içindeki rüşvet ve satın alma operasyonuyla Rusyanın kalbine kadar sokulup kalabalık bir grupla gerçekleştirdiği silahlı eylemi hepimiz hatırlıyoruz. İnsanların rüşvetle kolaylıkla satın alınabildiği o günler maalesef geçmişte kalmadı. FSB gibi ciddi Putin’i de yetiştiren bir örgüt maalesef Şamil Basayevin geçmişte yaptığı satın alma işlerini halen devam ettiriyor. Yerelde kendisine çalışmak için satın aldığı kişilerle sözde tarihi Çerkesya topraklarını kontrol ettiğini sanıyor. Yerelde kendisine çalışan işbirlikçilerinin, kulağına fısıldadığı her türlü komplolara inanıyor ve asıl gözünden kaçırmaması gerekenleri gözünden kaçırıyor. Yerel işbirlikçiler demokrasi karşıtı ispiyonlarda bulundukça efendileri de daha fazla keyifleniyor ve işlerin yolunda olduğunu zannediyorlar. Ancak Rusyanın her yerinde olduğu gibi tarihi Çerkesyada da bu yerel işbirlikçiler para ile başkaları tarafından da satın alınabilmekte ve yerelde her şey yolunda izlenimi verdikleri için de bu iş FSBnin gözünden kaçmaktadır. Sonuçta dostumuzun davası da bu yerel işbirlikçilerin geleceğe dönük statükolarını korumak için açtırdıkları bir davadır.

Eğer bir istihbarat örgütü ciddiyse ve dünya gücü olmaya oynuyorsa gerçeklerden kaçarak ve gerçeklerden saklanarak bunu başaramaz. FSBnin önünde çok ciddi bir mesele vardır. O da Çerkes halkının ertelenen ve ötelenen meselesidir. Bu meseleyi hem RF ve hem Çerkesler lehine çözmek mümkünken yereldeki istihbaratını dedikoducu mahalle karımsı işbirlikçilere teslim etmiştir, dışarıda da meseleyi beraber oturup çözmek zorunda olduğu insanlarla ciddi bir işbirliğine gitmesi gerektiğini görememektedir… Dünya o kadar değişmiştir ki artık ayının kış uykusuna yatacağı bir kış dahi yoktur.

FSBnin dikkatine:

http://margusvezir.net/lepk/?p=437

http://margusvezir.net/lepk/?p=434

http://margusvezir.net/lepk/?p=519

http://margusvezir.net/lepk/?p=513

http://margusvezir.net/lepk/?p=568

http://margusvezir.net/lepk/?p=564

http://margusvezir.net/lepk/?p=555

http://margusvezir.net/lepk/?p=545

http://margusvezir.net/lepk/?p=536

http://margusvezir.net/lepk/?p=525

http://margusvezir.net/lepk/?p=459

 

Vezir Marguş

30.12.18

20:44

 

Хэт Дэ КъэдгъэпцIэжыр

Хэт дэ къэдгъэпцIэжыр?

Хэкурысым зэпымычу жывоIэ: ФкъэкIуэж, фкъэкIуэж! жоуэ. Дэ тщIэкъэ зы лъэпкъым пщэдей иIэн папщIэ щIырэ гурэ зэрыхуэныкъуэр! НобэкIэ дэ хэхэсми хэкурысми дэ ди уэрэдхэр къыдош къудей нэхъ зэжыдытIэу зы уэрэд диIэкъым.

Зы лъэпкъым пщэдей иIэн щхьэ абы и лъэр зытеувэфын щIырэ, а щIы гущIыIум зэфIыныгъэрэ (мамырыгъэрэ) хуэныкъуэщ. Нобэ фыкъэкIуэж жыхуэфIэ ХэкумкIэ абы нихьэжыр ивгъэсыфыну амалыгъуэи, къэру намили фиIэкъым. ЩiывимыIэри аращи фэ псэури фищхьэ фхуэАдыгэжщ. Ар амыпхуэдатэмэ игъащIэ лъандэрэ «хэку, адыгэ» жызыIэу къэсхьа, хэхэсым никIыу нэкIуэжа ди лъэпкъэгъухэм факъыщхьэщыжынт. Дэ куэду фIыуэ дощIэри Адыгэм и напэтехыу къытхэт гуэрхэм (хэкумкIэ) ФСБм пцIы хузэхэзылъхьэу щымыIэ къэхъугъэм и бзэгур яхузезыхьахэм фIи IэмыщIэ ирахащ лъэпкъ Iуэхур. «ФкъэкIуэж» жоуэ зыжэф’Iа фи къуэшхэр зэрмыбзэджащIэхэуэ бзэджащIэу ягъэлъэгъуауэ хэкум къырахуижынущ. ЦIыхухэр хэкум нырекIуэж ауэ ахэм ящхьэ Iуэху къыщырикIуам деж ящхьэ зэрыхьыу къэвгъэнэнущ ара!

Iуэхур и пэжыпIэм тедгъувэхукIи Адыгэ Iуэхури кIуэтэнукъым, диIэ тIэкIури дытырахынущ. Фэ ипэ Хэкум исхэр фитхьэкIумэхэм къиIущащэурэ фызгъэхьэулей, фызгъэшынэ, фщызгъауэхэм яжьэхэр щIэвкъутыхь. Хэт щэхуу, гъэпщкIуауэ къывэпсалъэми хэт «Iэйм фыкъызогъэл» жоуэ къывэпсалъэми ар пцIыупсщ. ФызщIэдэIукIмэ, ахэр хэтми гу лъыфтэнщ. КъывэIущащэхэр лIыуэ щытатэмэ мыIущащэу занщIэу псэуми зэхырагъэхыурэ псалъэнт.

Фэ фызэкъуэтмэ, фэ фи фIэщ хъуурэ яужь фитмэ, фэ мы Iуэхур мамырыгъэкIэ фыIэтмэ хэт къыфпэрыуэфын!!! Лъэпкъ Iуэхур зезыхуэн къыффIэзгъэщIхэр лъэпкъым и бзэгузехьэхэщ нобэм. Лъэпкъ Iуэхур къэIэщIэфхиж икIэщIыпIэкIэ нэхъкIэ и кIэщIыпIэкIэ дагъэкIэдын я гугъэщ!!!!

 

Маргъущ Везир

30.12.2018

19:44