Madem biat kültürünü bırakmıyoruz. O zaman kendi gerçeğimize biat edelim.
Övünülecek bir gidişatımız yokken asaletinizle övünemezsiniz. Övündüğünüz, övgüye değer atalarımızın dik duruşuna sahip olduğunuz iddiasıdır. Gerçek ise, asil bir duruş taşımak yerine mirasyedi olduğumuz gerçeğidir.
19. yüzyılda Kızılderililerin, İnkaların, Çerkeslerin aynı zamanlamayla işlerinin bitirilmesi(!) tesadüfî değil. Özellikle İngilizler, İspanyollar, ABD bin yıllardır yer altından dünyayı fesada boğan yeraltı örgütlerinin tetikçleridir. O karanlığı yırtacak güce ve potansiyele sahip halklar tek tek imha edilmek istenmişlerdir… Yüreğiyle yani duru idrakın gözüyle akla, yani yeraltı örgütlerinin piramidine çizili kanlı ve doyumsuzluğun gözüne meydan okuyan halklara selam olsun.
18 Ara 2018 16:49
Gerçekleri duymazdan gelerek ve eksik bilgilendirme yapmakla kurumsallaşmaya değil kurum bağlamış kurum(!)un daha çok kurum bağlamasına katkıda bulunuyorsunuz.
Her tarafınız is olmuş.
Rusya Federasyonuna:
Silahla düzen kurmaya yönelik her türlü eylem aşırılıktır ve şiddettir, doğru. Ayrıca adaleti uygulamamak da aşırılıktır ve aynı derecede şiddettir. Şiddetin bu iki türüne de Çerkesler olarak karşıyız.
İsmine sahip çıkmadan İSİM YAPMA iddiasıyla ortada gezenler o ismin düşmanlarıdır.
“Çerkes, Çerkesya” demek, odaklamaktır tüm enerjini geleceğe. “Çerkes, Çerkesya” demek, odaklamaktır tüm enerjini geleceğe.
ÇAĞDAŞ ÇERKES SOYKIRIMI
Ülkemiz Çerkesya’yı biz Çerkeslerden arındırmak ve Adıge halkının siyasi adı “Çerkes” ve
Adıge halkının ülkelerinin siyasi adı “Çerkesya” kavramından Çerkesleri (Адыгэ) arındırmaya çalışmak aynı soykırımın farklı yansımalarıdır.
Ülkemizi birilerinin kendine ait kılma gayesiyle her şeyi mübah görmesiyle kavramlarımızı herkese ait kılma gayesinin hedefi aynıdır. Hedef Çerkes halkına ait olanı gasp girişimidir. Tarih, coğrafya, değerler, mitoloji, kültür gasp edilmeye çalışılanların başta gelenlerdir. Bunları anonimleştirmek ve herkese ait kılmak girişimi Çerkes düşmanlığı yapmaktır. Фыкъэуш маржэ!!!!!
Marguş Vezir
10.12.2019
“Cehaletin (insanlık için) en tehlikeli hali, örgütlü eyleme geçme halidir.(Goethe)”
Çerkesler için en tehlikeli hal ise derinlerin, gerçekleri manipüle ederek Çerkes halkının iradesinden çaldıkları örgütlerini Çerkes halkının geleceğini sabote edecek eylemlerle kendi amaçları için kullanmalarıdır, bunu da ruhunuz duymadan yapmalarıdır.
Çerkesleri “Kafkas” adına mahkûm eden makrocu anlayış Çerkes halkına en büyük
düşmanlıktır. Gerçekleri ifade edenleri mikrocu ilan eden bu anlayışın sahipleri Çerkes
halkına ait olanı anonimleştirip Çerkes halkının elinden alanların destekçisidirler.
Çerkeslerin vatanlarıyla ilgili hakları, kültürü, maddi ve manevi değerleri anonimleştirilerek veya flulaştırılarak Çerkeslerden gaspedilmek istenmektedir. “kardeşiz…kafkasız…herkes
çerkes…adıgece….mikrocusunuz…kefken…” diyenler ve bunları ısrarla dedirtenlerdir bize en büyük çelmeyi takanlar. Uyan ey halkım.
Çerkesleri “Kafkas” adına mahkûm eden makrocu anlayış Çerkes halkına en büyük
düşmanlıktır. Gerçekleri ifade edenleri mikrocu ilan eden bu anlayışın sahipleri Çerkes
halkına ait olanı anonimleştirip Çerkes halkının elinden alanların destekçisidirler. Çerkeslerin vatanlarıyla ilgili hakları, kültürü, maddi ve manevi değerleri anonimleştirilerek veya flulaştırılarak Çerkeslerden gaspedilmek istenmektedir.
“kardeşiz…kafkasız…herkes çerkes…adıgece….mikrocusunuz…kefken…” diyenler ve bunları ısrarla dedirtenlerdir bize en büyük çelmeyi takanlar.
Uyan ey halkım.
Mutlu olacağımız veya yıldızlara dokunacağımız gün “Kafkas”zincirini Peterez’in Nesren Jjak’e’yi kurtarmak için bağlandığı zinciri kırdığı gibi kırdığımız gün olacaktır. Tanrıların
gazabından korkan insancıkların Nesren Jjak’e’yi zincirledikleri “Kaf Dağı” gibi ‘tanrılaştırılan imgelerin gazabından korkanların’ Çerkesleri bağladıkları “Kafkas” zincirini kırıp Çerkesleri özgür bırakacak ve ateşi yeniden getirecek bir Peterez elbet çıkacak aramızdan… O zaman biz de ateşi getirenin ardından yürüyeceğiz ve mutlu öyküleri gerçek kılıp yıldızlara dokunacağız. 🙂 🙂 🙂
Zincir…
Kirli pazarlıklarla sürgüne savurdukları Çerkes halkının vatana dönmelerinin önünü açmaları hem Rusya hem de Çerkesler için iyi bir seçenek gibi duruyor. Bunu da ekonomik yapıya entegrasyonu planlayarak ve paranoyalarını bir kenara bırakarak yapmaları gerekiyor.
Alınanlarla ve üzerine alınması gerekirken alınmayanlarla bir yere varılmaz.
Çerkesleri iyi günlerinde yok sayan orantısız anlayışın orantısız ilan ettiği mücadelesine pişkince Çerkes halkının desteğini talep edip manşetten duyurmalar…
Sürgün olmuş ve yerlerine dönmüş, dönüşlerinde kendilerine destek olan Çerkesyadaki Çerkeslerin çabasını unutarak Çerkes meselesinde Çerkeslere çelme atan Karaçayların sürgününü manşetten hatırlatmalar…
SADECE ÇERKES MESELESİNİ MANŞETİNİZE ALIP GERÇEK GÜNDEMİNİZE DÖNMEDİKÇE BU HALKI SADECE ALDATIYOR OLACAKSINIZ.
Çerkes’e ait olanı Çerkes’e ötekileştirerek Çerkes’i anonimleştiremezsiniz!
Çerkes el sanatı Trabzon işi olmuş
Çerkesce Adıgece olarak tescil ettirilerek siyasi ismimiz gaspettirilmiş
Çerkes atı Karaçay atı oluvermiş, Çerkes tazısı Kafkas tazısı, Çerkes türküleri Karaçay edilivermiş
Çerkes adının tanımı sulandırılmış ve herkes Çerkes edilivermiş SERMAYESİ BİZE AİT OLANIN KÂRI PEŞKEŞ ÇEKİLMİŞ
Ciddi hiç bir kamusal kazanım elde edilmemiş
…
Bu mücadele değil yok oluşa ortaklıktır.
YETER.
GERÇEĞİMİZİ SULANDIRMANIZA İZİN VERMİYORUZ
Çerkes=Adıge’dir. Çerkesya Halkları Çerkesler, Abazinler, Karaçay/Balkarlar’dır. Çerkes adı altında kimliklerini korumaya çalışmış halklar da var ve Çerkesya’nın ortak dili de Çerkesceydi.
Asıl ötekileştirici sizsiniz. Çerkes’e ait olanı Çerkes’e ötekileştirerek Çerkes’i anonimleştiremezsiniz! Çerkesya mücadelesini Çerkesya’lı olarak kendi kimliğinizle ve bizimle(Çerkes=Adıge) yaparsanız ya da mücadelemizi sulandırarak mücadele edeceğimiz bir unsur olarak devam edersiniz yola.
Her dara düşüldüğünde Çerkesleri yanında isteyen ancak Çerkesleri iyi günlerinde yok sayan orantısız anlayışın orantısız ilan ettiği mücadelesinde onlara başarılar… Ayrıca Çerkes halkına meselesi konusunda çelme atarken kendi meselelerini hep manşette tutturuyorlar ve mazlum mazlum hep desteklerini alıp derinlere çekiliyorlar…
Dava insanını davası için tehlikeli kılan ve dava insanına davasına zarar verdiren şey manipüle edilmiş davasını içselleştirmiş olmasıdır.
UMUT VE AVANTAJ
Umutsuz bırakılan kitleler başıboş kalır ve bu kitlelere şiddet tohumu ekilir global derin
güçler tarafından. Bu yüzden:
Bir, Çerkesler umutlarını birleştirmelidir.
İki, RF devleti Çerkeslerin umudunu kırmak yerine somut adımlar atarak Çerkeslerin sorununu çözme yoluna girmelidir.
Üç, Türkiye Cumhuriyeti Çerkes rengini yaşatmak konusunda güçlü adımlarla Çerkes halkının yanında olduğunu kurumsal olarak daha fazla hissettirmelidir.
Kimlikli ve umutlu bir halk üç tarafın da yararına bir duruma sebep olacaktır yani, tüm manipülosyanları engelleyerek üç tarafa da avantajlı alanlar açacaktır. Çerkesler kimlikli bir gelecek elde edecek, Türkiye Cumhuriyeti diğer sorunlarını risksiz bir örnekten çözecek, RF hem global terörün yumuşak karnından kendisine zarar vermesini engelleyecek hem de barışa inanan nitelikli bir halkın ülkesine insan gücü ve ekonomik değer üreten bir kitle olarak eklemlenmesinin avantajını elde edecek.
İmkanlarını barışçıl potansiyellerine uygun kullanarak yarınınını kurmak isteyen Çerkeslere potansiyel düşman yaklaşımında bulunarak RF istihbaratını yanıltan istihbarat kanadı ve Çerkesya’daki işbirlikçileri tasfiye edilmedir herkesin hayrına.
Ey Çerkes, yeniden kuşan yüreğini! O zaman dönüşeceksin kendine…
Dönüş şart. Sadece kendi rengimize, kendi idealimize, Çerkes rengimize, Çerkesya idealimize. Sonraysa rengimizle idealimizin tablosunda en güzel resmi çizeceğiz. İnanın.
Demokratik Çerkesya idealine Çerkesler, Çerkesya’daki Ruslar ve Kazaklar, Karaçay/Balkarlar ve Abazinler de destek olmalılar. Miras bölüşme hırsı yerine geçmişe dayalı adil birliktelik herkes için daha sağlıklı.
Siyaset toplum için yol bulma sanatı olmalıyken toplumu atlatıp yolunu bulma sanatı oluvermiş.
Sen kendini anlamazsan seni sandıkları gibi kabullenirler ve sen de zamanla o sandıkları gibi olduğunu sanmaya başlarsın kendini ey halkım.
Diyasporada ses getirmenin de yolu ÇERKES dışındaki kavramları bir kenara bırakmaktan geçiyor.
TAMAM, ÇERKES = АДЫГЭ AMA NASIL KULLANMALI?
ÇERKES, ADIGE KULLANIMI
Halen Çerkes ve Adıge adlarını doğru kullanmamakta ısrar çok ilginç. Adıgey/Adıgeya derseniz Adıge Xeku anlaşılmayacak, yine Çerkesya’yı inkar etmiş olacaksınız. Çerkes
=Адыгэ ‘dir. Çerkesya=Адыгэ Хэку dir. Birbiriyle eşit olarak aynı halkı ifade eden bu kavramlar kullanımda eşit değildir. Birisi siyasi olarak güçlüdür ve dışarıdan verilenidir ve milletler nezdinde etkilidir. Diğeri yüreklerimizi anadilimizde birleştiren güçtür.
Anadilimizde yüreklerimizi bir kılarken Адыгэ, o yüreklere siyasi alan açarken Çerkesiz. Çerkesya yerine Adıgeya siyasi olarak kullanılamaz çünkü Çerkesya ‘nın siyasi gücünü inkar etmiş olursunuz. Sanki tarih sahasına yeni çıkmış gibi geçmişten getirdiklerinizi bir kenara atmış olursunuz.
Biz şu anda siyasal bir var olma mücadelesi veriyoruz tüm milletler nezdinde. O yüzden siyasal arenada Çerkes kullanılmalıdır. Gönül ister ki – Çerkes (Adıge)- olarak herkes bizi bilsin. O yüzden tüm yabancı lisanlarda bilinen adımız
Çerkes/Circassian/Черкес/Şerakese ve parantez içinde Adıge kullanımı uygundur. Çünkü hem siyasal olarak ismimizi kullanmış oluruz hem de anadilimizdeki eşitini de tanıtmış ve
böylece duygusal yönümüz de tatmin etmiş oluruz…
Ne içimiz içimize sığıyor, ne de biz bulunduğumuz hayata…
Yürek genişliğinde olsun hayatın karşılık verişi…
İyi bir şey istersiniz bu topraklarda. Başka yolu yoksa olur ama bir bakarsınız istediğiniz zombileştirilmiş şekilde hayatınıza girmiştir, tadı tuzu ayıklanmıştır.
Gönül koymadık hayata ama hayat elinden geleni ardına koymadı üç kuruşluk hevesimiz
için.
Ey halkım, sözlerimizi yarıştırırken koşmayı unuttuk. Yarışı kaybedeceğiz koşmazsak.
Yüreğim atıyor ağzımda
Düşler büyüyor durmaksızın. Kabardı yürek sığmıyor artık Kesiyor nefesimi.
Can havliyle dişliyorum yüreğimi Sözcükler akıyor kesiklerden…
Dönüşümüz muhteşem olsun istedik dönüşüm kırdı dallarımızı.
Davada, yürekli olanların yüreğine basıp ezmek yerine yüreğini koyamayanlar o yüreklere yol açıp yürümelerini kolaylaştırmalı. Ezilen yüreğin ahı büyük olur.
ÇERKES MESELESİNİ HEP ERTELEYENLERİMİZ
Karın doymadan mücadele olmuyor. Ancak hayat kavgasında belirli bir işte mesafe katedip Çerkes meselesini hep erteleyenlerimiz var. Bir yanımız bunun için bizimle kavga ediyor. O yanımızı oturup bir dinleyelim. Ertelemek için vakit yok artık. O yanımıza bir sorun. Daha da iyi bir gelecek derken halkımızın geleceğini ve o sıcak yanımızı yarına bırakmıyoruz. Daha iyi bir geleceğin tadı Çerkes olarak hayata tutunmaktan geçiyor.
KÜSKÜNLER VE KENARDA DURANLAR
Küskünler ve kenarda duranlar, lütfen Çerkes yanınıza sorun “Yangındaki halkımın geleceği için üzerime düşen yok mu?” diye. Sadece Çerkes yanınıza sorun ama.
Umut aramayın. Umut, yaptıklarınızın sonucunda.
HERKES ÇERKES DEĞİL
Çerkes=Adıge dir lakin diyasporada Çerkes ifadesi ayrıca Çerkesler dışındaki halklar için bir şemsiyedir. Nasıl ki Çerkesler şemsiyenin altına gelenlere saygı duyup şemsiyenin altında olmalarına ses çıkarmamışsa şemsiyenin altında olan Çerkesler dışındaki halklar da Çerkes isminin kurumsal isim olmasına ses çıkarma hakkına sahip değildir.
BARIŞ İKLİMİNDEKİ MÜCADELEMİZ
Savaş savaşçı, silah, yiyecek, içecek vs ile yürür ve bunu 300 yıl başardık…
Şimdi barış içinde Çerkesya için mücadele var. Bunun için bilgi, propaganda, ısrar, lobileşmek, vatana yüzleri ve gönülleri çevirmek, alınteri ve insanları vatana çekmek için fiziki şartlar sağlamak var. Para, çaba, nüfuz, etkileşim vs ise gerekenler.
Övündüğümüz atalarımız mücadele için canları ve mallarıyla 300 yıl en zoru olanı finanse etti. Eğer biz zamanımızın mücadelesini finanse edemiyorsak atalarımızın canları huzura etmeyecek ve biz lanetli bedeller ödeyeceğiz.
Savaşı becermiş bir halk barış ikliminde mücadele etmeyi öğrenmeli ve ondan sonra
Çerkesliğiyle gurur duymalı.
DURUM TESPİTİ
Kabul edelim. Değer üretmek (ekonomik, insan ilişkileri) yerine değer tüketiciliği yüzünden bu haldeyiz.
Değerleri yaşamadan, o değerleri yeni değerlere temel yapıp günlük ilişkilere uyarlamadan o değerler yaşamıyor….
Ego, kumpas, değersizleştirme… Bunlardan kurtulmalı ki Çerkes gibi yürüyelim.
Ne istediğinizi kendiniz bilmeyip söylem üretip çatışıyorsanız bunun tek karşılığı muhattaplarınızda size karşı olumsuz zanları ve ciddiye alınmamak olacaktır. Sizde
zamanınızı ve geleceğe uzanma şansını yitireceksiniz. Net olursanız muhattaplarınızda da net olacaktır.
ÖZGÜVENİMİZİ AYAĞA KALDIRMAK
Özgüvenimizi ayağa kaldırmak ilk hamle olmalı. Bugünkü en büyük düşmanımız özgüven kırıcısı, her iyi niyetli girişimi olumsuzlayarak enerjimizi yok eden kendi insanımızdır.
000.000.5 ÇERKES
Sorunumuz, kendimize var olan konumumuzda kendimize olumlu fırsatlar
yakalayabilecekken bunu heba etmemiz ve tembel davranırken bunu aynı sesi çıkarmak yerine birşeyler yapmak isteyen kişi ve kurumlara destek olmak yerine onları demotive ederek yıkıcı bir enerji ve gidişata dönüştürerek tembelliğimizi gerekçelendirmektir.
Mesela Türk halkı ve Türkiye Cumhuriyetinin Çerkeslere olumlu bakışını onlara kolayca anlatıp kendimize kamusal gücü arkamıza alarak kurumsallaşma alanları açabilecekken bunu yapmıyor ve tembelliğimiz ve de egomuzla bunu heba ediyoruz. İçinde yaşadığımız devlet ve vatandaşları bizi tanımıyor sevgili 5 milyon!
Önümüze tembelliğimize rağmen alan açanları yererek ve arkalarından iş çevirerek yoruyor ve toplumumuza en çok biz zarar veriyoruz.
Bir kısmımız slogan ve olumsuz eleştirileri örgütleyip halkımızın işini daha da zorlaştırıyoruz. Onlara demem odur ki bize karşı gösterilen sempatiyi derdimizi anlatmak için kullanıp kendimize kamusal alan açmak seçeneğini niçin kullanmamaktasınız. Devlet ideolojisiyle kavga ve siyasi kavgalar bize alan açmıyor. Birbirimize sopa göstermeye değil anlayışlı olmaya ihtiyacımız var. Ters giden her şeyi anlatıp ikna edecek yeteneğimiz var oysa ki.
İDEOLOJİ VE ÇERKES DURUŞU
Çerkeslik konusunda ideolojik terminolojiler yerine Çerkes duruşunun mesele için gereken terminolojileri kullanmaya başlamalıyız. Toplum önünde bulunduğumuz ve toplumun geleceğine katkıda bulunduğumuz anlayışıyla meseleyi ele aldığımızda meselemiz çözüm yoluna girecek.
Her konuşmamızı meselenin özüne uygun ve katkı amaçlı yapmalıyız.
ÇERKES DURUŞUYLA İLGİLİ :
Bir düğünde bir toplu etkinlikte iki kişi veya grup arasında münakaşa olduğunda taraflara
ortamın huzurunu kaçırmayın ve meselenizi gidin dışarıda, uzakta halledin, isterseniz kavga edip birbirinizin canına kastedin ama bu toplumu huzursuz etmeyin denir ve gereği o
şekilde uygulanır, kimse itiraz etmezdi. Toplumun önüne sadece etkinliğin amacına uygun katılınırdı.
Sosyal medyada da toplumun önündeki münakaşa ve kavgalar iki sonuç yaratıyor. Bir, sosyal medyada bulunma amacı gündemden düşüyor ve meseleyi kişiler ve destekçilerinin akıl yarışıyla toplumun bölünmesine ve de asıl sorunumuz olan Çerkes kimliğini koruyup
Çerkesya gerçeğine pozitif katkıda bulunma amacından saptırarak takım tutar gibi
atışmalara ve kültürü magazinleştiriyor hem onu hem de Çerkesya gerçeğini çöpe atıyor. Kendi elimizle yok oluyoruz. İki, diğer toplumlar önünde iç sorunlarını ve şahsi kavgalarını veren bir toplum ciddiye alınmak yerine görmezden geliniyor…
Çerkeslik konusunda ideolojik terminolojiler yerine Çerkes duruşunun mesele için gereken terminolojileri kullanmaya başlamalıyız. Toplum önünde bulunduğumuz ve toplumun
geleceğine katkıda bulunduğumuz anlayışıyla meseleyi ele aldığımızda meselemiz çözüm yoluna girecek.
Her konuşmamızı meselenin özüne uygun ve katkı amaçlı yapmalıyız.
24 Ağu 2020 14:29
Ata ata içimize
Yığılmış her bir şey Binmiş üst üste…
Atmak yerine yürek Atmaya çalışır kendini dışarı…
Yarına taşınacak her haksız acıda bugün konuşabilecekken konuşmayanların parmağı olacak…
Biz tutuşmuş, yanıp kavrulurken yanımızdaki son bir avuç suyu başkasının yangınını
söndürmek için onların yüreklerine serpenlerdeniz.
Kim bilir belki söndürecek yağmur gelecek ışığın sahibinden… Biz o ışığa sevdalıyız… Yanan ruhumuz ışığa karışıyor, acıyor varlığımız. Biz ışığın gölgesinde gülümsemeyi özledik.
Çerkesce uzlaştırıcı, felsefi olarak eğitici bir enerji taşımaktadır.
Atalarımızı şövalye ruhuyla savaştıran Çerkesliğin ruhunu yeniden yakalarsak zamanın modern şövalyeleri olmuş olacağız.
Mücadelemizde Çerkes duruşunu yakalayıp o şekilde mücadele etmeyi başaracağız.
Sözümüz, tavrımız, hareketimizde kendi duruşumuzla meselemiz eğileceğiz. Söz güçtür ve onu değerli kılan duruştur.
ŞİRİNYALILAR
UMURLARINDA DEĞİLSİNİZ, HEPSİ ŞİRİNLEYECEK akıllı şirin, şirin baba vs vs 🙂
taahhüt etme-ucundan kıvırma-ülkeye alınmama-sessizlik-daha büyük taahhüt-taahhüdü ispat için gidemediği yerden kovdurma-hesaba katılmayan değişkenlerin bilgisiyle şantaja uğrama-başka sofraya oturma-bilgiler not edilmiş-şeytanın sofrasında yerken sofranın garsonu olma-getir ama götürememe-esaret-yular
kurma-pazarlık-enformasyonu ele geçirme-deforme etme-demoralize etme-dikkati başka yöne çekme – sözde çekilinen köşeden – iyi işleri şirinleme ve şirin baba olma
başta olma-baş olmama-iş çevirirken çarka kapılma-gün yüzü görebilmek için misyonu ucuza kapatma
arama-şu böyle böyle uzak dur ha-yörüngeye girince haydi beraber şirinleyelim da! – teslim alma-tüm emekleri iç edip dolandırma-halkını olumsuzlama
herkes bizden ha-yaw aman şunları şirinletmeden tutalım ha-üç gün sonra beş gün sonra – hooop ortadan kaybolma
hava atma caka satma-pohpoh ve iltifata tav olma-poh baş pişmemiş aş
Vesaire, ve saire 🙂
Savaş ilan etmedik kimseye. Sadece gerçeklerimizi ve gerçeklerimizle yürüyeceğimizi ilan ettik. Gerçeklerimizden dolayı bize savaş açanlar bilsin ki gerçeklerle yürüyen bizi yenemeyeceksiniz.
ONLARA BU YÜZDEN “HAİN” DİĞERLERİNEYSE BU YÜZDEN “DÜŞMANLIK YAPIYORLAR” DİYORUZ ALDATILANLARA SESLENİYORUZ
Ülkeler neden tanınmak ister?
-Tanıdıkları zaman tanıyanlar eşdeğer hukukla ilişki kuracaklarını ve ekonomik olarak
üretilenlerin değer kabul edildiğini onarlar dolayısıyla kendi sahip olduklarının karşılarında da olduğunu onarlar. Bu da tanınan ülkenin fiziki olarak dünyada işgal ettiği yerin ona ait kabul edilmesi ve hayat hakkının gaspedilmemesinin fiziki taahüdüdür. Siyasi olarak güç olmak olmaktır bu ve ülkeler ve milletler tanınmak isterler. Tanınmamak, size ait olanın hep iç edilme tehlikesine açık olması demektir.
Çerkes ismi bu bağlamda millet boyutunda bilinen ve tanınan(siyasi anlamda) bir isimken bunu Çerkes olarak kullanmamak kendi halkına ihanet, bunun yabancı biri olarak
kullanılmaması için uğraş vermek ise düşmanlıktır. Bugün Çerkese ait olanın gaspı yeniden ve sadece Çerkes ismiyle mücadele edilerek engellenir. Düşmanlarımızın marifetiyle
ülkemiz Çerkesyanın bölünmüş fiziki isimlendirmesi bu gerçek yüzündendir ve tanındığı ismi yok etmek içindir . Bize dayatılan ve diğer milletlerin tanımadığı Adıge isminin propagandası bu yüzdendir.
Siyasi güce sahip ismimiz Çerkes’te manipülasyondan kurtulup birleşmek zaten ilk ve en
önemli var olma hamlesidir çünkü siyasi gücü vardır ve milletlerin kendilerine eşdeğer olarak tanıdığı isimdir. Gerisinde Çerkesya’yı anlatmak ve dünyanın fiziki geleceğinde yeniden var olma hakkını kullanmak da olanaklı olacaktır.
Yol haritası, finansman, eylem… Sonra ses olur.
“Halkım için kaygılıyım. Peki bugün kaygım için ne yaptım?”ın hesabıyla yürümeli uykuya… 🙂
“Sözlerimizi bir araya getirecek bir lider….”
Eylemsizlik sendromunun yol açtığı tutarsızlık ve tükenmişlik hallerinde sevgili halkım…
Duruşu olmayan ve yerinde duramayanlar içimizdeki derinlerin kullanışlı malzemesidir.
Kendi gerçeğini sansürleyen kurumlar kurum tutmuştur.
YAW
Biri TV için miting yapar, yaw onu tanıyon mu! Biri TV için kampanya yapar, yaw o şöyle
böyle! Biri çarpıtılmış tarihi gerçekleri yazar, yaw o mikrocu! Biri lobicilik yapar, yaw o kalpakçı! Biri bismillah der, yaw tövbe estağfurullah! Biri Çerkes der, yaw wolihi diğerleri
küser! Biri enkaz kurumu ayağa kaldırmak ister, yaw boşver hajı. Biri…., yaw yaw yaw ki yaw! Yahu asıl siz kimsiniz! Ne eliniz ne gönlünüz Çerkes halkı için cebinize gider. Oyun
havasında koşa koşa ayaklarınız sahneye gider!
300 yıl can veren milyonların ve türlü coğrafyalarda acı çekenlerin yaşatmaya çalışarak bize getirdiklerini biz çöpe atıyoruz.
Elimizle işlediklerimizin hayattaki karşılığıdır şu an yaşadıklarımız.
Konuşurken külhanbeyi eylerken YAW Ki YAW olmaz.
Muhatap deyince düşman anlaşılmamalı yaşanan sorunun çözümünde irade sahibi olanlar anlaşılmalıdır.
Net, kısa ve muhattaplarda kafa karışıklığına neden olmayacak ifadelerle seslenmeli.
Acıtıcı gerçeklere ısrarla vurgu demotive etmek için değil. Ola ki yemık’us belki harekete geçirirse diyedir.
İstediğimiz kadar kendimize sözlerle makyaj yapıp örtelim. Çirkinleştik…Hayat bunu yüzümüze vuruyor. Ondandır daha çok makyaj.
Kıblesi egosu olanın ibadeti hasettir.
Tek derdi paye olan payeler(пагэ)den kilitleniyor tüm teşebbüsler.
Çerkes=Adıge dir lakin diyasporada Çerkes ifadesi ayrıca Çerkesler dışındaki halklar için bir şemsiyedir. Nasıl ki Çerkesler şemsiyenin altına gelenlere saygı duyup şemsiyenin altında
olmalarına ses çıkarmamışsa şemsiyenin altında olan Çerkesler dışındaki halklar da Çerkes isminin kurumsal isim olmasına ses çıkarma hakkına sahip değildir.
Değer üretemeyen toplum geleceğini inşa edemez.
Gereğini yerine getirmediğin şey mücadele değil ego yarışıdır.
Hem sözde istekler hem de o istekleri gerçekleştirmeye teşebbüs edenleri hiçleştirmeler…
İstiyormuş gibi yapmak ve nedenini ortaya koyarak istemek kaale alınmanızın ölçütüdür.
Ne istediğinizi kendiniz bilmeyip söylem üretip çatışıyorsanız bunun tek karşılığı muhattaplarınızda size karşı olumsuz zanları ve ciddiye alınmamak olacaktır. Sizde
zamanınızı ve geleceğe uzanma şansını yitireceksiniz. Net olursanız muhattaplarınızda da net olacaktır.
Ne istediğini ve niçin istediğini bilen bilinçli bir noktada olmadıkça, böylece kamusal yapıyı harekete geçirip desteğini almadıkça yok oluş kaçınılmazdır.
Özgüvenimizi ayağa kaldırmak ilk hamle olmalı. Bugünkü en büyük düşmanımız özgüven kırıcısı, her iyi niyetli girişimi olumsuzlayarak enerjimizi yok eden kendi insanımızdır.
Kabul edelim. Değer üretmek (ekonomik, insan ilişkileri) yerine değer tüketiciliği yüzünden bu haldeyiz.
Tabandan tabana kuvvet kaçarak kurumsallık olmuyor…
Değerleri yaşamadan, o değerleri yeni değerlere temel yapıp günlük ilişkilere uyarlamadan o değerler yaşamıyor….
Ego, kumpas, değersizleştirme… Önünü görmediği halde geleceği öngörenler… Bunlardan kurtulmalı ki Çerkes gibi yürüyelim.
Tek büyüttüğümüz egomuz ve kendi gölgemizle kavgamızsa büyüyemeyiz.
Çerkes halkı çıkmazlarına rağmen dişiyle tırnağıyla davayı taşıyanlara güç verdiğinde o zaman gerçekten başı dik yürüyecek geleceğine.
Gerçekleri siz bulup çıkarmıyorsanız önünüze çıkan ve anladığınız gerçekleri paylaşın.
Çerkes halkının, geleceğe uzanması için zaten var olan isim birliğini kendi iradesi olarak tescil etmesi kendi vatanında bölünmüşlüğünü ortadan kaldıracak devamında da bu durum sinerjik bir birliktelik doğuracaktır. Bu birlikteliğin ekonomik ve siyasi olarak işletilmesi ve barış içinde beslenmesi merkezi RF yönetiminin Çerkes halkına karşı olan paranoyalarını
yok edecektir. Bu da Çerkesya Çerkeslerine diaspora ilişkilerinde olumlu alanlar açacaktır. Dolayısıyla bu durum da diaspora ve vatan Çerkeslerini ortak gelecek konusunda olumlu etkileyecektir.
Diyaspora Çerkeslerinin tüm suni isimlendirmelerden sıyrılarak Çerkes adıyla mücadele etmesi Çerkesya ve diyasporanın gerçek köprüler kurmasına neden olacak ve bu da hem RF hem diğer diyaspora ülkeleri için ekonomik menfaat alanları açacaktır. En önemlisi de
Çerkesler üzerinden tasarlanan asimetrik çatışma alanları etkisizleşecektir. Böylece
Çerkesler ve RF Çerkes sorununu Çerkeslere vatanlarında fiziki alan açacak şekilde çözebileceklerdir.
Gerçek düğün vatanda nefes almaktır. ХьэгъуэлIыгъуэм и пэжыр Хэкум къыщыпсэ жьыращ.
Atımız, itimiz, mitimiz, ülkemiz, hayallerimiz peşkeş çekilecek ta ki biz adımız Çerkes’e sahip çıkıp dur diyene kadar…
İdeolojiniz ne olursa olsun onu Çerkesce ile bir süzgeçten geçirin. Emin olun Çerkesce onu size olması gerektiği gibi gerçeklerle kodlayıp size çok şey öğretecektir. Deneyin.
RF öfkeye değil Çerkes sorununun çözülmesine yatırım yapmalı. Öfke herkese kaybettiriyor.
Yeterince söyledik, yeterince teşhis koyduk. Eyleme zamanındayız, eylenmeden eylemek gerekiyor. Sadece onamak kafi ve samimi değil ayrıca.
Yaşadığımız ülkelerde kendi rengimizle kaliteli yaşamı desteklerken ülkemiz Çerkesyanın geleceğinin olumlu ve fiziki parçası olmak çabası içindeyiz.
RF’nin geçmişten gelen zulmün izlerini silmemesi geleceğini silmesine yol açacaktır.
Eğer biz şiddete teslim olsaydık şiddeti finanse edecek RF düşmanları sıraya girerdi. Biz adaletli gelecek talep ederken RF’nin şiddette ısrar etmesi ve halkları yok sayması RFnin kendi geleceğine yaptığı provokasyondur.
Biz Çerkesler RF ile barış temelli birliktelik arayışındayken RF devletinin faşizme teslim olması rakiplerinin ekmeğine yağ sürmesidir.
Çerkes halkını ve diğer halkları eşit kabul etmeyen RF huzursuzluğu güçle bastıramayacak ve dağılacaktır. RF halklarla barışırsa güçlü olacaktır.
Yüreğini zehirleyemediklerinin hayatını olumsuzlayıp zehirleyerek keyif alanlar…
Vasıfsız işçi gibi Çerkes meselesiyle ilgili her bir işe koşturuyoruz. Karın tokluğuna her şey. Herkes lüks içinde, biz ser sefil 🙁
Bir of çeksek de karanlıklar yıkılsa…
Fikirsel dolandırıcılıkla kendimize vizyon ve misyon koyamadan dolandırılmaya son vermek lazım…
Temel sorunumuz bu.
12 Tem 2020 21:16
Her Çerkesin Adıge=Çerkes gerçeğinden hareketle tarihi gerçeklere uygun olduğu için bunu kurumsallaştırma isteği ve teşebbüsü haktır. Çerkesya halklarının(Balkar, Karaçay, Abaza) ve Çerkesya komşu halklarının(Asetin, Çeçen, Lezgi vb) diyasporada kimliklerini
Çerkes adıyla korumuş olmaları Çerkeslerin bu hakkı kullanması hakkını ellerinden almak
için enstrüman olamaz. Bu noktada mikro milliyetçilik söylemleri Çerkeslerin kardeşlik
söylemiyle siyasi yok oluşuna zemin hazırlamaktır. Kendini Çerkes adının gölgesinde koruyan halklar için gerçeklerin sorun olarak lanse edilmesi asıl sorundur. Diyasporada oldukça Çerkes adıyla örgütlenmemiz işbirliğiyle mücadeleye engel olmadığı gibi aidiyet hissederek Çerkes kurumlarında bulunmaya devam etmeye engel değildir. Siyasi gerçekler kurumsal çözüm için tabandır ve Çerkes meselesinin çözümü bu taban üzerinde
gerçekleşecektir.
Yasaları ele geçirdiniz. Peki ya yürekler!?
Yüreksiz yasalarınız ne kadar dayanacak, ya da yasalarınızı hangi yürekle koruyacaksınız! Rüşvet ve satınalma bir yere kadar. İnsanına kan kokusunda gelecek sunmak milliyetçilik değildir. Tanrıya değil putuna kulluk ediyorsunuz. Put ölünce tanrısız ne yapacaksınız!!! Ölümlü ve ölümcül Rusya değil renkli ve sıcak bir ülke düşleyin.
Kültür dernekleri federasyonlarıyla değil sadece Çerkesya Lobisiyle koparırız hem fırtına hem de tuttuğumuzu!!!
Özgüven sadece…
Yıkıldığımız yerden yekinmeliyiz.( Prof. Nevzat Özkan)
Kabul edelim. Çerkes olarak yere yıkıldık. Kalkmak için ayağa, yekinmemiz lazım. Haydi!
“Yok öyle olmaz!” demek senin bilgili olduğunu değil zır cahil olduğunu gösterir. Değilsen gerekçe sunardın!!!
Arsızlığımdan değil ağır konuşmam.
Ağır geliyor kendimize reva gördükleriniz.
Kimi eleştiriyorsunuz eleştirin de pespaye sözcüklerle yapmayın bunu. Biraz estetik katın, yemık’us.
Yok sayan ideolojileri öncelleyip, onlar için zararsız olduğunu ispatlayarak varlık mücadelesi verilmez.
Kendi gerçeğini taşımıyorsan başkalarının ideolojik hamalısın.
Diasporadaki Sorunsalımız
Biz ilkelere ve toplum yararına inandığımız için, bu bizim özümüzde olduğu için kolay
aldatıldık, kolay aldatılıyoruz. Biz toplum yararına ilkelerle yaklaşırken birileri toplum yararı deyip ilkeleri çarpıtırken bizi hareketsiz kılmayı başardı bu yüzden ve halen başarıyor…
Bunlar derinlerde ve kendileri dışındaki herkese düşman. Herkesi bir şekilde iyi yaptığına inandırma konusunda başarılılar. Bu özelliklerini kullanma becerileri yüksek.
Gerçekler daha güçlüdür manipülasyonlardan ve aydınlık karanlıktan daha güçlüdür. Gerçeğin tohumu düştüğü yüreklerden gövde gövde yeşerip büyüyecek ve aydınlıkla
buluşan yürekler kazanacak. Çerkes yüreğin güneşi içerek gerçeğini büyütmeye hazır…
Güneşe dön yüzünü… Çerkes yüreğinde Çerkesya’nın büyüt…
Düşman= “””Küresel Akıl için her şeyi istediği gibi kurgulamak haktır. (Küresel Akıl Yasası Madde 1)
Katlettireceksiniz, katlettiremediğinizde hayatları cehenneme çevirteceksiniz. (Küresel Akıl Yasası Madde 2)… “”””
SÜRGÜN ZAMANIN EY ÇERKES Sürgüne canlarını veren Çerkes, Sürgün zamanındır bilesin.
Uzat yüreğini Çerkesya’ya.
Önce gönlün tutunsun
Sonra filizlen gövde gövde… Kendi ikliminde
Sıkıca tutun yeryüzüne…
Marguş Vezir 21.06.2020
22:17
Ya gerçeklere teslim edeceksiniz meselemizi ya da gerçeklerle mesele sizi teslim alacak. Gerçeğimiz=Çerkes/Çerkesya
21 Haz 2020 20:38
Ünlü ve keyfi yerindeki şahıs,
Satır arasında “Çerkesim” demekle borcunu ödemiyorsun 300 yıl kesintisiz savaşıp üstüne 156 yıldır sürgünde canı acıyan halkına…
Bırak artık istismarı.
Sevdaların eylemi olur ey Çerkes! Sevdalıysan halkına gereğini yap, istismarcısı değilsen sevda sözlerinin…
20.06.2019
10:04
Aynı gerçekleri paylaşmadan mı paylaşılan güzel bir gelecek yaratacağını düşlüyorsun!
Biz savaşı ve savaşmayı kutsamıyoruz. Savaş ve şiddeti değil barış dolu yarınları kurgulamaya çabalıyoruz. Kolayına kaçıp adi Ruslar, yok edilesi Ruslar demiyoruz. Kin ve nefret gütmüyoruz. Gerçeğimizin kavgasını veriyoruz. Çerkes ve Çerkesya gerçeğimizdir. Gerçeklerin baskı ve şiddetten güçlü olduğunu biliyoruz.
Hayata kendi rengimizi verebilme gücümüzü hatırlayınca yeniden Çerkes rengimize kavuşacağız.
İstismar etmeyen, yüreğini ve idrakini yanında getiren her insanımız bizim için değerlidir… Sağdan ve soldan ideolojik akıl hocalarıyla ve ayrıca icazet alan acizlerle hiç işimiz olmaz Çerkes Meselesinde…
Çerkes Meselesini Çerkes kimliğiyle ele alan herkes değerlidir bu meselede. Ancak ideolojik kimliğini öne alarak o kimliğinin izin verdiği kadarıyla mücadele eden veya
Çerkesliğini o ideolojiye uydurup mutantlaşan herkes dışımızdadır…
Çerkesliğe ideolojini giydirmek senin zayıf, bencil, dönüşmüş olduğunu gösterir. Ruhunun ideolojisini ruhunun dili Çerkesce fısıldıyor sana. Ona hayat ver.
“Hukuk Kisvesinde Darbe” diyenlerin pek çoğu maalesef “Çerkes” kisvesinde darbe yapar Çerkes Meselesine…
Empati zannettiğiniz şey bazen şizofrenik zaafınızdır ve kullanışlılıktan sıyrılmanız zordur. Ben olmak bencil olmak değildir.
Elbette ki ruhumuza göre dokunmak zorunda kalacak hayat bize. Ondandır sevinç, ordadır yenilmezliğin sırrı.
Kendi gerçeklerinden sapanlar başkalarının gerçeğinden putlar yapar ve tapar. Onlar için tek gerçek budur ömür boyu.
Yeni bir kimlik inşa edince değil Çerkes(=Adıge) kimliğine sahip çıkınca bitecek dehşetli kabus.
Dönüşmemek için dövüşüp toprağa düşenlerin çocukları ya yüzlerini dönecek Çerkesya’ya ya da arafta sonsuza kadar dönüşmenin lanetini yudumlayacak acıyla.
İçimizdeki arsızlardan başlayacağız…
… Noter gibi her fikri onayından geçiren ve heves kıran çok bilmişlerden,
Empati ve anlayışlılık diyerek kendi insanından bunu esirgeyerek insanına ihanete ortak olan hümanistlerden,
Çerkes meselesine ideolojisi ve inanışından sonra önem veren ve Çerkes ve Çerkesya kavramlarını bilmeyen bulanık su uzmanlarından,
Global ve zehirli balı tutan parmağını yalayan aldanmışlardan,
Efendi edinip biat edenlerden
Kurtaracağız davamızı.
İhanet içindeki herkes hain olduğu için ihanet içinde değildir.
Empati ve iyi niyeti istismar edilerek alet edilenleri de vardır çok sayıda.
Empati ve anlayışlılık kavramlarını gösterdiklerin sana göstermezken ve sen bunları kendi insanına hiç göstermezken empatiye devam etmen kendi davana ve insanına ihanettir.
“derinlerin sığ tetikçileri”… Sayıları çok…
Rusya Federasyonunun federasyon olduğunu unutup yöneten ırkçı kadroların, Çerkese ait olan Çerkesya’nın siyasi ve kültürel mirasını iç etmeye çalışan akbabaların, Çerkesleri mutantlaştırıp kullanmak isteyen küresel efendilerin, işbirlikçi ruhların duymak istemedikleridir:
Çerkeslerin %95’ini sürgün ve soykırımla Çerkesya’dan arındırıp kalan %5i 6’ya bölüp 2sindeki halkları siyasi olarak Çerkeslerle (K. Çerkes, Kabartay B.) eşitleyeceksin ve 1ini duygusal olarak ismen kafa karışıklığına hizmet ettireceksin(Adıgey), diğerini Çerkesya’yı fiziki olarak daraltmak için araç yapacaksın (K.Çerkes), birinde onları her manada yok sayacaksın (Şapsığya), diğer ikisinde onları erittiğini düşüneceksin (Krasnodar, Stavrapol), 1inde de dinlerini bahane edip diğerlerinden koparacaksın (Osetya Mozdok)…
Bir de “kafkas” komedisi var…
Gerçekler için mücadele ederek bunları elbet tersine çevireceğiz.
Sürüldük ve soykırıma uğradık ama gerçeklere kimsenin gücü yetmez. Elbette biz gerçekle yeniden ayağa kalkacağız.
Başkalarının arkasından ve gölgesinden yürüyerek kendi davanın hedefine ulaşamazsın. Kimi kandırıyorsun…
UYANIN
Küresel zincirlere vurulmuş zavallı insanlık…
İnsanı aç bırakan, paylaşmayı bilmemiş açgözlülükler…
İnsanı iyileştirmek yerine para ve biriktirmeye odaklanmış açgözlü sağlık sektörü… Paraya ve güce secde ettirilen insansı makineler…
Sürgünle, soykırımla, yok etmekle kazanılan hiçlikler…(Çarlık vb)
İnsanlığa kalite katmak yerine sömürmeye güç katan ideolojiler…
İnsanlık mutlu olamayacak insanı iyi hissettirmeye odaklamadıkça insanlık sinerjisini… Şeytan da, ezen de, kötü de mutantlaşmış insanlıktır…
Ya alaşağı edilecek kötü olan küresel zalimlik
Ya da her gün aşağı düşerek karanlığa gömülecek insanlık…
Uyanın artık ve alınterimizi iyileşmek için bir kılalım…
Marguş Vezir 09.04.2020
23:59
“Kafkas bilinci”ymiş… Haydi ordan!!! Адрей мыдрейм я бзэджэнаджэр мыбыкӏэ Адыгэм къыкӏэрызыӏур Адыгэм и бийщ. Kafkasкъым Çerkesyaщ зыфчэтхъэжми.
Büyük olmak için, yönetmek için, iyi sağ iyi sol olmak için, yılanların dokunmaması için, arkanın güvende olması için, etiketli ve havalı olmak için, her türlü ballı vs için derinlerdeki küresel bukalemun efendiye biat etmekle ömrü hiç edişler niçin…
Bu listedeki sözde en uçlar bu yüzden buluşuyorlar sessizlikle yanlışı onarken…
Daha da kadim yok ediş ve zulümleri var elbet… Yakın zamanımızda Çerkes, Kızılderili, Rum, Ermeni… Dün Türk, Afrikalı, Arap…
Bugün Avrupalı, Amerikalı, Dünyalı… Umurunda mısınız sanırsınız
Kan ve kötülüklerle beslenen
Dünyayı zincirlemiş
Küresel efendilerin…
3 Haz 2020 15:41 güncellendi
Kanıt sunanın değil de hoşunuza gideni söyleyenin peşindeyseniz gazı alınan ve sürüklenen kullanışlı bir zavallısınız.
Korkarak ve susarak değişmez ki hayat. Terleyip kokarak, susayarak kazanılır hayat. Ne dersiniz 🙂
İnsanlığı unutup bunun yerine insanının başına gelen olumsuzluktan sevinç devşiren zihniyettir düşman си Адыгэ.
Gönlümün kalpağını takıyorum gönlüme her gün
Temiz elbiseleri özenle giydiriyorum gönlüme her gün
İnatla giriyorum her gün gönül meclisine
Yırtıcı kurtlar parçalıyorsa da elbiseyi
Kalpağı alıp kaçırsa da kargalar
Her gece yeni bir kalpak dikiyorum Sabaha temiz kıyafetler hazırlıyorum
16 May 2020 13:15
Öğretmenlik, her şeyi bilmek ve taşımak değil öğrencilerle beraber keşfedebilmektir içselleştirme yolculuğunda.
16 Nis 2020 19:21
Salgın hastalık mı dediniz!!!
Salgın açgözlülükten daha masum, inanın.
Kutsal olan davalardır, insanlar değil. İnsani ilişkileriyle davamızı zehirleyenlerin insan ve dava yönlerini ayıklamalı…
Karalar bağlayarak karartılmış geçmişini silip aydınlığa çıkamazsın ey Çerkes. Geçmişini bilip alınterinle aydınlat geleceğini.
En büyük tehlike bize ait olan her şeyin yerini bilen ve bunlarla ilgili hesabı olan ayrıca aramıza rahatça girip çıkandır.
…bu maskeli balo(!) ve senin sahte yüzlerin…(şarkı)
Maskesiz ve insan sıcaklığında günlerin cemresi düşsün insan iklimine. 3 Nis 2020 20:36
Kesintisiz 100 yıl bizimle savaşanlar ve savaştan sonra geçmişimizi ve de geleceğimizi kapışmaya çalışan fırsatçılar arasındaki tek fark ikincisinin daha korkak ve çürümüş olmasıdır…
Soykırım ve sürgüne sebep olan işgalci ile onu alkışlayan şakşakçılar aynı suçu işlemiştir… Çerkes halkı elbette yeniden ayağa kalkacak.
Doymak bilmez iştahın seni yönetirken, nasıl yönetilir zıvanadan çıkan iştah 🙂 29 Mar 2020 18:23
Azdılar…
Aynı zamanda sesini çıkaranlar da azdılar… Azan çökmeden evvel
İlk, sessizlik çöker.
Sessizlikle diz çöken
Kendi bağırtısında boğulur…
Duruşunuz ve bulunuşunuz kalite katıyorsa bir yere veya davaya; orada durun ve bulunun. Aksi halde ne işiniz var orada!
26 Mar 2020 11:09
Bütün Kafkasya coğrafyasını kuzey ve güneyiyle insan rengi ile tarih boyunca hep olumlu anlamda etkilemiş olan Çerkesya’nın kadim ulusu Çerkeslere(Adıge) ait olanı sürgün,
soykırım ve dağılmışlıklarını fırsat görüp herkese aitmiş gibi Kafkas adıyla gasp etmek ve anonimleştirmek en büyük arsızlıktır.
Bilinsin ki kadim olanların kadim dirençleri vardır.
24 Mar 2020 14:53
Başkalarının sizin adınıza hiçbir şey yapamayacağı konularda KAYTARMAYINIZ 🙂
Yanıbaşlarında soykırıma uğrayan Çerkes halkı için ses çıkarmayan ve yeni statükodan nemalanmak için zulmü alkışlayan yasalara eyvallah diyen, dün uğradıkları zulümde
kendilerine insani olarak arka çıkan Çerkeslere karşı her fırsatta alan genişletenler ya onurlu bir duruşla Çerkeslere arka çıkacak ya da soykırımı alkışlayan ellerinin uzandığı her şeyi kaybedecekler.
Her şey çok açık.
Uğradıkları zulmü unutup zalimle iş tutanların sonu hüsran olacaktır.
Çerkesya halkları Çerkes(Adıge) halkına derhal arka çıkmaya başlamalıdır.
Çerkeslerin(Adıge) yeniden ayağa kalkması herkesin geleceğe barışla uzanmasının garantisidir.
Гур зыдырикӏуэр гупщысэщи щхьэр зыдырикӏуэр шыпсэщ. Гур зылъэӏэсыр пэжщи, щхьэм уздынихьэсыр щхьэусыгъуэщ.
Çerkes=Adıge’dir. Gerisi ya cehalettir ya da talan girişimidir.
İnsiyatif almak varken kaçınırsanız arsızların insafına kalırsınız.
Kamusal arenada tanınmayan sese kimse dönüp bakmaz.. “Çerkes ve Çerkesya” kamusal arenada herkesin tanıdığı kadim seslerdir…
Biz birbirimize odaklanıp enerjimizi harcamak yerine fikirlerimizi kumusal arenada ifade etmeliyiz… Kamusal arenada karşılığı olmayan bir şeyleri birbirimize dayatmak kısır ve
sonuçsuz bir eylemdir ve zaman kaybıdır. (Sayın Ömer Atalar’ın genişlettiği bir fikirdir bu, bende geçen günlerdeki bir toplantıda…)
“Çerkes” ve “Çerkesce” kavramları işte tam o arenada geçerliliği olan kavramlar… Adıge ve Adıgece kavramlarını bu açıdan değerlendirmeli. Yani bu kelimelerin dilini kullandığımız arenada bir karşılığı yok demeye getiriyorum…
Kapalı kapılar ardında onaylanarak korku ve mutant bilgi ile halkı manipüle ederek halka kabul ettirilmeye çalışılanı reddediyor ve gerçeklerle varacağımız adaletli çözüm dışında her yöntemi reddediyoruz Çerkes halkı olarak RF yönetimi nezdinde.
Gaspçılık soykırımcılarla aynı suçu işlemektir…
Herkesin “en”i olan boyunun ölçüsünü öğrenir elbet 🙂
Sıfır idrak ve koca sloganlarınla insan olma evreninde küçücük bir varımsısın dostum.
Kabul ediyorum, her şeyin “en”i sensin. İyi ve kötü her şey… Her şeyi üst üste koyarsak birbirini nötürlüyor. Yani koca bir hiçliksin yani sıfıra eşitsin, dostum (!)
Onurlu geleceğimiz için gerçeklerimizi ifade etmek elzemdir. İfade etmeden irade doğmaz!!!!
Gerçeğe ilk siz ihanet ederseniz kimse size geleceğinizi gelip ellerinize tutuşturmaz… “Kefken”, gerçeği sulandırmaktır…
Elimizden kayıp gideni yıldız kayıyormuş gibi izlemek ve dilek tutmak değildir Adıgağe. Elimizden kayıp gideni tutmaya çalışanlara güç vermektir somut olarak, Adıgağe.
Büyük ve şeytanî manipülasyonlar tek bir gerçeğe bile tahammül edemez. Siz Çerkes meselesi için gerçeklerimizi söylemeye devam edin, o zaman o malum odakların ne kadar güçsüz olduklarını deneyimlemenin hazzını yaşarsınız…
Paylaştığınız gerçeğiniz yoksa geleceğiniz sadece bir kurgudur. Çerkes ve Çerkesya somut geleceğimizdir.
“Gerçekler ifade edilirken kişilerin hoşuna gidecek şekilde ayarlanmaz bizde..” diyen herkesleyim.
Yüreğini al gel davaya. Gerisi kendiliğinden gelir.
Kır egonu Çerkes. Yüreğini referans al sadece!
Gerçeğin yörüngesine gir… O zaman anlamlı olur dönüşlerin…
Kendi egosunu aşamayanla hiç bir yol aşılmaz. Biz inandığımızla yolumuzdayız.
Bazen şahsa tavır koyduğunu zannederek geleceğine dinamit koyuyorsun.
Destek vermediğin, yalnız bıraktığın “kendin” olma!!! Meselene destek ol Çerkes!!
Davamız ve kaygılarımız aynı…Özel hayatlara göre değil davaya katkısına göre destek verin veya karşı çıkın bir insanın yaptıklarına…
Kavga etmediğiniz ve hiç bir hukukunuz olmadığı halde referansla insanları düşmanınız ilan etmeyin 🙂
Herkes insan olma evreninde bir boşluk işgal ediyor işte 🙂
Bazen şeytan kendini size o kadar şirin zannettirir ki artık sizin bir numaralı danışmanınız olmuştur..Gerçekleri yüreğinize sorun…
Çerkes olmak hayata estetik bir anlam katmakken, estetik değerleri egonuz için pazarlamanın etinizi pazarlamaktan farkı yoktur.
24.02.2019
15:52
Sözde aydın özde cahil bazı zevatlar gerçeklere erindiklerinden ve de egoları mutaassıp olduğundan cehaletlerinin gereği olarak Çerkes ve Çerkesya kavramlarını inkâr ederek birbirlerini onure ediyorlar…
Karanlık ışığa yenilir, biliriz.
Gerçeklerimizi ciddiye almayan hiç bir kurumumuz(!) bize ait değildir ve ele geçirilmiş kabul ediyoruz!!!!
“Anadil=Çerkesce=Адыгэбзэ
Çerkes=Адыгэ
Anavatan=Çerkesya=Адыгэ Хэку” diyemedikçe samimi değilsiniz…
Anadilimizi üstümüzden çekmelerine yardım edenler elbet bundan hesaba çekilip kınanacak…
Sorun mikrocu zannettiğiniz kişiler değil. Sorun şirin baba görünümlü mikropçuklar, her şey enfekte… Dezenfekte etmek tek çözüm…
Ey Çerkes anla ki seni Çerkes ve Çerkesya gerçeğinden alıkoyan herkes ve kurum işte bu böyle insanların maşasıdır. Uyan!!!!!
21 Mayıs’ta Kefken değil işte bu zihniyetin temsilciliklerinin karşısında haykırmak gerekiyor!!!!!
Sözde en büyük kurum kendi adına sahip çıkmıyorsa …..
Uyan ey Çerkes, birileri bizi yok sayarak bize ait olanı talan ederken birileri de davamızı isimsizleştirip onların önünü bilinçli olarak açıyor.
Mikroculukla insanları suçlayarak makro ihanetin önünü açmak böyle bir şey…
Rüyanız varsa riyası olanlardan korkmayın. Ayakları bir şekilde riyalarına takılacaktır.
Yanlışını düzeltmiyorsan o yanlışın arkasındasın.
Yamyamlık sadece kendi türünün etini yemek değildir. Kendi halkının umudunu yemek, en büyük yamyamlıktır.
İhanet ederek mesela…
9 Şub 2020 02:03
Gerçekler(лъэпкъ Ӏуэхур) dostluklara göre bir kenara bırakılamaz. Bırakılmışsa ya da gerçeğin tersi çıkıyorsa ağızdan bu ilişki ya karşılıklı kişisel bir çıkar ilişkisidir ve ‘gerçek’ satılmıştır ya da dostun biri diğerine oldukça okkalı bir kazık atmıştır.
Kardeşlik gerçekler üzerine oturur… Gerçekler, gerçeklerin üzerine oturulup kapatılamaz… Gerçekler sivridir, ondandır rahatsızlık.
Linç kültürüyle gerçekleri “hiç” etmeye çalışanlardır halklar arası kardeşliği yok edenler. 7 Şub 2020 11:37
“Thamade” denip ortada bulunan kişi sinerjik bir liderse baş üstüne, ancak heyecanları çıkar odaklı tetikleyen bir beyinse sadece istismarcının alasıdır.
ÇERKES, ÇERKESYA KAVRAMLARI GÜÇLÜDÜR“Çerkes” adı başkalarının bize taktığı isim
olsa da Adıge halkının tanınan ve devletleşmesini ifade eden bir addır. Devlet, bir halkın kamu gücünün en üst ifadesidir. Devlet, diğer devletlerin bir halkın kamu gücünü tanıması demektir. Adıge halkının dünya devletleri tarafından kamu gücü olarak tanındığı kavramlar Çerkes ve Çerkesya kavramlarıdır. Çerkesya dışında çoğu halkın devlet ve halk isimleri de kendi dillerinde değil, kamu gücü olarak tanıyan devletlerin dillerindedir. Adıge halkının kamu gücünü yeniden tanımasını istediğimiz hiç bir devlet bizi Adıge olarak
tanımamaktadır. Adıge, adıyla kamu gücü hayali tarih sahnesine ilk kez ortaya çıkmak gibidir. Çerkes adıyla uğradığımız haksızlığı telafi konusunda elimizi zayıflatmaktadır. Elbette ki kendi dilimizde Adıgeyiz. Adıge halkının yeniden kamusal güç olması için devletler nezdinde bize haksızlık yapıldığı kamusal adımız Çerkes ve Çerkesya’yla derdimizi anlatmamız ve çözüm üretmemiz çok daha kolaydır. O yüzden Çerkes ve Çerkesya adlarına sahip çıkmalıyız.
Marguş Vezir 06.02.2020
Kendi kahramanlarını unutup,
Kahraman devşirerek yürümez bu işler…
Çerkes adının yerine Kafkas,
Çerkesya yerine Kafkasya diyerek kurtarılmaz geleceğin karanlıktan… Pusluysa idrakin
Avsın, pus bir tuzak…
Pusarsan ve susarsan
Susarsın, su değmez kursağına,
Edemezsin idrakini
Ölümünün bile…
Herkesin acısını sen duyuyorken kimse senin acını umursamıyorsa o zaman sadece safsın. Зэрыпхуэфащэу щӀэ!!!
Адыгэ лъэпкъым и пэжыр ипӀэ изышхэ фыкъэдаӀуэ, Адыгэр и пэж кӀэлъыкӀуэу ипӀэ къикӀиэ фэ дэнэ фыкӀуэжыну апщыгъуэм!!!!
“Kafkas” saçmalığıyla Çerkese ait her şeyi “Çerkesya’yı; Çerkes folklorünü, kıyafetini, mitolojisini, tarihini, umutlarını” pazara düşürenden kim daha zalim olabilir!!! Folklorün
Abazek Çir olur, adın Kara Çerkes olur, Abaze adın Abaza olur, Çerkeskan herkesin milli kıyafeti olur, atını çalarlar, mutfağını çalarlar bir de üstüne sana kara çalarlar…
Herkes elbet kendi rengini yaşasın ama senin rengini çalıp onu kendi rengi diye renginle başkalarına satmasın!!!
Yüreğimin uçurumundan düşenler ve düşmesine yardım ettiklerim var bugünlerde… Hafifliyorum 🙂
İnsanlar birilerinin pisliğini sadece onların yediği rantı ele geçirmek için önümüze döküyor. Rant yiyen herkes birden zombileşiyor 🙂
Sahip çıkmıyorsan kendi elinle onu değersizleştiriyorsun demektir Çerkes adını. 26 Oca 2020 14:53
Sonuna kadar tabii ki iyi niyet ama her tarafta kumpas, her tarafta hizip(içten bölücülük), her tarafta kirletilmiş idrakler… Çözüm netlik, çözüm donanımlı olmak, çözüm ertelemeden cesaretle karşı durmak…
(Çerkes meselesine dair)
Önemsenmek için değil önemsediğiniz için taşısaydınız davayı belki hedefe az kalmıştı.
Rusya Federasyonu Halklarına:
““Geçmiş cinayetleri kolaylıkla unutan bir toplum, bundan sonra dökülecek kanların da sorumluluğuna ortak oluyor demektir.”
(Uğur Mumcu)”” demiş ….güzel yürekli insan….
Ki unutmuş gibisiniz Çerkes halkına karşı işlenen cinayetleri!!!
Yüreğinin alınteriyle yürüyen herkes aynı yere varacak davada… Yüzünü vatana/Çerkesya’ya dönen herkese selam olsun…
Heyecanını yatıştırmak için değil de gerçeklerle yol almak için gelen hoş gelmiştir..
Gerçekleri değil de heyecanınızı konuşturuyorsanız provakasyona uğramış olabilirsiniz
Birileri davaya bir arkadaşa bakıp çıkmaya uğrar birileri yüreğini alır da gelir 🙂
Tavrını koyamıyorsan mücadele falan etmiyorsun… Tavrını koy ve Çerkes ve Çerkesya mücadelene sahip çık… Kimse gelip senin adına geleceğine sahip çıkmayacak. Herkesin değil kendi geleceğinin mücadelesini öne al.
.. Ya da kendini aldatmaya devam et…
Uyanmadan yürüyemezsin geleceğe. Uyanacaksın ve geleceğe yürüyeceksin sevgili halkım. Çerkesya geleceğimizdir.
ADINI KOYALIM, KAYBEDECEK ZAMAN YOK
Diyasporada kimliği koruyarak zaman kazanmanın (ki kesintisiz gelecek vatanla
mümkündür), devamında güçlü bir lobi hareketinin şartı kamu gücü oluşturup bu gücü ekonomik ve siyasi olarak kullanmaktır. Kamu gücü oluşturmanın ilk adımı varılmak istenen hedefin isminin altında toplanmaktır çünkü isim sembol ve umudu hep hatırlatandır. Hedefimiz Çerkes olarak yaşamak ve Çerkesya’da yeniden geleceğe uzanan bir ulus olarak var olmaktır.
Hedefin adını koyamadan mücadele, sözdedir ve bir aldatmacadır… Dün hedefimizin adını söyleyemezken hedefimizin “Çerkes ve Çerkesya” olduğunu herkes onaylarken bugün hedefimizin adını söyleyebilecekken başka isimler söylemek hedef saptırmak ve ihanettir hem geçmişe hem de geleceğe…
Ne geçmişe ne de geleceğe ihanet etmeyelim. Siyasi ve fiziki hedeflerimizin sembolü olan Çerkes ve Çerkesya’da birleşmek enerjimizi de birleştirecek ve çok iş başaracağız. O zaman kamusal güç ve ekonomik güç olabileceğiz… Gerisi boş, gerisi kendimize ihanet!!!!
ÇERKES, ÇERKESYA KAVRAMLARI GÜÇLÜDÜR
“Çerkes” adı başkalarının bize taktığı isim olsa da Adıge halkının tanınan ve devletleşmesini ifade eden bir addır. Devlet, bir halkın kamu gücünün en üst ifadesidir. Devlet, diğer devletlerin bir halkın kamu gücünü tanıması demektir. Adıge halkının dünya devletleri
tarafından kamu gücü olarak tanındığı kavramlar Çerkes ve Çerkesya kavramlarıdır. Çerkesya dışında çoğu halkın devlet ve halk isimleri de kendi dillerinde değil, kamu gücü olarak tanıyan devletlerin dillerindedir. Adıge halkının kamu gücünü yeniden tanımasını istediğimiz hiç bir devlet bizi Adıge olarak tanımamaktadır. Adıge, adıyla kamu gücü hayali tarih sahnesine ilk kez ortaya çıkmak gibidir. Çerkes adıyla uğradığımız haksızlığı telafi konusunda elimizi zayıflatmaktadır. Elbette ki kendi dilimizde Adıgeyiz. Adıge halkının yeniden kamusal güç olması için devletler nezdinde bize haksızlık yapıldığı kamusal adımız Çerkes ve Çerkesya’yla derdimizi anlatmamız ve çözüm üretmemiz çok daha kolaydır. O
yüzden Çerkes ve Çerkesya adlarına sahip çıkmalıyız.
10.10.2019
İyi niyetimizi kanıtlamaya çalışmaktan vazgeçip reddedilen taleplerimizin reddedilme gerekçesinin izahını talep etmeliyiz.
ÇERKESSİZ ÇERKESYA, ÇERKESYASIZ VE İSİMSİZ ÇERKES TALANIDIR ÇERKESE AİT OLANIN
Kana susamış ve acıma bilmeyen ordularla
Talan ettiler güzel ülkem Çerkesya’yı
…
Onlar kanlı ordularla gelmişlerdi
Çerkessiz Çerkesya’ydı gayeleri…
Kırıldık insan insan
Savrulduk ülke ülke
Bize bunu yapanlar Kuruldular ülkeme
Parça parça ettiler
Bir avuç Çerkesi de..
Ama yenemediler onları
Yeşerdiler yeniden
…
Ülke ülke savrulanlara
Yasaktı isimleri
Silindi hafızalar
Silindi düşlerimiz.
(Kimdir, herkesi biliriz.)
İşbirlikçi ellerle
El edildi ismimiz..
Bulundu bize isimler
Siz busunuz denildi…
Dinledik ruhumuzu
Hatırladık ismimizi
Çalınan düşlerimiz
Aradı ve buldu bizi…
Biz Çerkesiz dedikçe
Kudurdular hepsi de.
…
Vardı hepsinin hesabı Talan için her bir şeyi.
Biri toprak düşlerken
Biri düşlerimize düşman…
…
Çerkesiz ismimiz bu,
Çerkesya da gerçeğimiz.
Talan ettirmeyeceğiz geleceği
Dokunacağız ülkemize.
…..
Marguş Vezir
19.12.2019
23:38
Ruh çekip gitmek isterken beden, beden çekip gitmek isterken de ruh göndermek istemez… Arada kalan zavallıya da insanoğlu diyoruz…
…çaresiz ve ikisine de söz geçiremez insanoğlu…
10 Oca 2020 13:17
Bedende şehvet ve huzur var sanırken, onda yanan şehvetli cehennem ateşinin sönmeyen malzemesi olduk çoğumuz. Çekip gitmek istesek de cehennemden, kıvılcım olup
tutuşturmaktan korkarız güzel olanı… Yanarız hepsi bu.
Bahanelerle değil gerekçelerle içsel dünyanızı inşa etmeniz ve ona inanmanız değişimdir ve kişisel devriminizin önceliğidir. İnşa ettiğiniz dünyanıza hayat vermek, onun için ter akıtmak devriminizdir.
Nasıl bir cehennem taşıyorsun ki alev alev gözlerinden çıkan ateş yalıyor ve kavuruyor geçeni… Öyle sözcükler kopuyor ki isyan eden yüreğinden, kopan bir fırtınanın sağır edici dehşetinde savuruyor yürekleri…
Vere vere bitiremediğiniz aklınız davaya hizmet etmiyor. Davaya omuz verin, can verin. Verdiğiniz her sözün arkasında durun ve karanlıkta saklanmayın. Size hizmet edeceğine korumak için kölesi olduğunuz imkanlarınızı davanız için harcamadıkça harcadığınız sadece insanlığınızdır bilin.
Kültürel benliğin, ruhunun yaşama ve kendini ifade etme alanıdır. Kültürel benliğini yok eden her zihniyet ruhsal soykırım işlemektedir… Kültürünün yaralanması, ruhunun
kesiklerden akıp benliğinin toprağa dökülmesi ve ölmesi demektir, kanının toprağa
dökülmesinin ruhsal versiyonudur… Benliğin yoksa ruhun soluktur ve de soluksuzdur…
Aydınlık olsaydı ruhunuz, yüzünüze düşerdi aydınlığı. Yüzünüz de karanlık ruhunuz da. Karanlığınız var sadece sizin, buz gibisiniz.
İnsanlar gerçekler onları sürüklediği için davaya sahip çıkıyorsa o zaman korkmayın, dava sürer. Ama insanları siz sürüklüyorsanız vazgeçin bu işten ve farkındalıklarını beslemeye odaklanın. Eğer insanlar uyanır da yanınıza gelirlerse işte o zaman başardınız.
“Kul” olma korkularına!!! “Cool” ol!!!
Toprağa değmeyen ve toprağa tutunmayan tohum hayata tutunamaz, büyüyüp güneşi
içemez ve yarına uzanamaz. Çerkesya’daki Çerkesler kök salabilir yarına kaygısızca. Biz diyasporadakiler rüzgârın insafına kalmışız. Olur da rüzgâr inanırsa bize savuracak tekrar kendi toprağımıza. Ve iklimimizde, ÇERKESYA’mızda tutunacağız yarına… Biliriz, rüzgâr tohuma inandığı için gezer yeryüzünü…
Bana akıllı olduğunu gösterme, değiştirdiklerini veya içinde olduklarını göster.
İyiyi ve güzeli çok iyi bilen çok bilmişler hep iyi ve güzeli olumsuzlayarak iyi ve güzele yeşerme fırsatı vermediklerini unutarak iyi bir kurtarıcı gelmesini umuyor.
Sizi özgürlüğünüzle başbaşa bırakan güzeldir.
….
İlken yok senin
Hamaset yapıyorsun
Herkesten daha çok
Kendine tapıyorsun…
Seni çoktan terkeden ruhunu
Arar gibi yapıyorsun
….
(bitmedi gibi 🙂 ) MW
Eleştirirken hiç bir sözünü esirgemeyen ama “Haydi, beş kuruşluk faydan olsun, bir el atıver de!” deyince ortadan kaybolan nicelerini gördük bu günlerde…
“Kafkas” isminde diretmek Çerkeslerin Terminolojik Soykırımına yol açmaktır, truva atı olmaktır.
Çerkes ve Çerkesya kavramları direnmek, yeniden ayağa kalkmaktır ve de geçmişin üstüne geleceği yükseltmektir.
“Çerkesya Diyasporası ve İnsan Hakları” demeye başladığınızda güce dönüşecek söz… “Kafkasya ve Diyaspora” değil “Çerkesya ve Diyaspora” denilecek…
İzin verildiği şekilde değil hakettiğimiz gibi yaşayacağız… Bize dayatılan ve hoşlarına giden “kafkas” ucubesiyle değil “ÇERKES” ismiyle yaşayacağız.
KAFFED sözde mücadelesini verdiği davayı zaten %95 tabanı ve varlık sebebi olan
Çerkesleri kafkaslaştırarak inkâr edilmesine sebep olup insan haklarını kendi eliyle
çiğniyor…
…
KAFFED’e:
%95 tabanınız ve varlık sebebiniz biz Çerkesleriz, Çerkes Meselesi ve Çerkesya’dır. Çerkes ve Çerkesya’yı sansürleme hakkınız yok!!!!
Sözleriniz gerçekse, elbet düşüp yeşerecek gerçek bir yürekte, belki de yüzlerce yürekte. Kadim gerçeklerin ormanı büyüyecek….
Kendi olamayandır elbette ki en çok işe yarayan günümüz dünyasında. Her iş için maşa, her sofraya meze, her salataya maydanoz edilirler… Bunların hiç birine yaramayana selam olsun.
“ЧЕРКЕС” цӀэр политику дызыхуейм дынэсхьэсыну дишщи абы фтемтӀысхьэ жызыӀэр дишкъым. Дэ дызэшэсынумкӀэ Адыгэр зыми деупщӀижынукъым
Çerkesler elbette ki ulusuz. Binyıllarca kendi topraklarında özgün yaşantısı ile var olmak ulus olmaktır.. Mücadelemiz dağıtılan, tarihi, mitolojisi, coğrafyası gasp edilen bir ulusun haklarını geri alma ve geleceğe uzanabilme mücadelesidir. Bunu farklı anlamaya çalışan ve başka noktalara çekenler de bize ya düşmandır ya cahildir ya da iyi niyetli ve manipülasya
uğramıştır… Sonuçta hiç birini mücadelemiz açısından ciddiye almıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.
Senin tohumunda güneşin sevdası var ey Çerkes. Kimsenin gölgesinde ağaç olamazsın. Dallarını güneşe, sevgiliye uzat ey halkım!!!
Sevgili ülken Çerkesya güneşindir!!!!
Soldurmayın ruhunuzu Güneş değsin üzerine…
Çerkes meselesinde zihinleri yıllardır işgal eden ancak çok bilmişlikleri dışında
uygulanabilir bir çözümleri olmadığından meselenin çözümünde hiçbir yer işgal etmeyen, thamade etiketini gasp eden ve onure edilmeye dayanamadıkları bir yana meseleye
gerçeklerle yaklaşan insanlarımıza fırça atan ve demotive eden şahısları işgal ettikleri yerlerden kaldırma vaktidir… Bu şahıslar ayrıca meselemiz için hem sabotaj hem de
manipülasyon unsurudur çünkü önemsenmek dışında derin bir kaygı taşımamaktadırlar. Bu yüzden şeytanla işbirliği kapıları da hep açıktır.
Konu açarsınız ve birileri konuyu açtığınız zeminde değil de ısrarla başka zeminde
tartışmaya odaklanırsa bilin ki onlar sadece egolarıyla size tahakküm kurma peşindedirler. Onlar dava mava adamı değil PALAVRA adamıdır.
Manipülasyonun kör kurşunu idrakınıza isabet edebilir ve onu yitirebilirsiniz. Uyanık olma zamanıdır, havaya ateş eden çok… Gerçeklerinizi giyin… Manipülasyon kurşununu
geçirmiyor gerçekler….
Къэуш Адыгэ!!!
Cehaletle beslenip cehaleti besleyenlere rağmen herkes eşit değildir Çerkes…
Nezaketimizden tahammül, tahammülümüzden manipülasyon, manipülasyondan çıkar devşirenler Çerkes ve Çerkesya gerçeğimizi seslendirdikçe panik içinde!
Olan bu.
Kavgamız Çerkes olarak tattığımız anılarımızı diri tutmak kavgası değil, kavgamız Çerkes halkının geleceğinin kavgası.
Halklar kardeşlik türküsü ile değil siyasi gerçeklerle geleceğe uzanır… Çerkes ve Çerkesya kavramları geleceğimizi üzerine yükselteceğimiz tarihi ve siyasi zeminimizdir. Bize aittir. Çerkes (Адыгэ) һalkinin siyasi gerçeklerini gasp ettirmeyeceğiz.
ÇERKES İFADESİ
Çerkes ifadesi diyasporada Çerkes olmayan halkların kendi rengini korumaları için
kullandıkları bir ifadeydi. Komşu coğrafyalardan savrulan herkes bunu kullandı. Bu sağır yok oluşa bir çareydi. Herkes Çerkes olmadığı halde buna itiraz etmedi. Çerkes=kimliğini koruma çabasıydı… İsmin sahibi de ismin politik mirasçısı da biziz… Kimliğinizi gölgesinde koruduğunuz Çerkes ifadesi bize aittir. Herkesi Çerkese eşitleyerek bize kardeşlik değil
kötülük yapıyorsunuz. Kendi renginizle kardeşimiz olabilirsiniz. Çerkes ve Çerkesya Adıge halkının siyasi mirasıdır ve siyasi sermayesidir. Siyaseten var olmaya çalıştığımız dünyada bundan da vazgeçemeyiz. Siz Çerkes kimliğiyle kendi renginizi korumaya devam edin ama biz Çerkeslerin söz hakkını da size kullandıramayız kusura bakmayın…
Marguş Vezir 10.12.2019 09:21
Kurban isteyen her sistem insanlık düşmanıdır… Yaşamları ve renkleri kurban edip yaşatılan sistemler kokuşmuştur ve kurtulunması gerekmektedir. Bu sistemlerden beslenen insanlar çürümüştür ve insan olandan ayıklanması gerekmektedir.
Renklere alışkın olmayan siyah beyaz yaşamlar düşmanlar düşkünce, renklere düşkün olanlara…
İsmimize tahammül edemeyen ve insanların zihninde haksız olarak baş köşelere yerleşen, bizden görünen ancak bizden olmayan tüm insanları davamızdan ayıklama vaktidir.
İlkesi, çıkarı olanlara ilkeli davranmak, tüm emeğinin hiç edilmesi ve iç edilmesiyle sonuçlanır. Üstüne de linç edilirsin.
Yılların umutsuz ama vazgeçmediğin kavgasında çizgimi gördün, yanaştın, mutlu oldun. Sonra da beni -eski alışkanlığından mı bilinmez- kendince bir yerlere yakıştırdın. Birileriyle beni kafanda uzlaştırdın… Arzu ettiğin yerde olmadığımı görünce hem hayal kırıklığına
döndün hem de tuhaflaştın…
Ben kolaylıkla ‘canın cehenneme’ diyebilen biriyim ki umutlarını git başka biriyle şarj et si khueş….
Size hayatın hediye olarak sunduklarının kıymetini bilmediğinizde o şeyden dolayı lanete uğrarsınız.
Sen, birilerinin kutsalına sadakat ispatı isteyen soytarı, sen önce bir bizden olduğunu ispatla… ХьэкӀэкхъуэкӀэ…
Çerkes meselesinin sahibi yüreği Çerkes olan her Çerkes’dir. Meseleye sahip çıkıp abdurrahman çelebilerden kurtulmamızın vaktidir, ha marje!!!
Ruhunun ipi başkalarının elinde olan kuklalar özgür insanlara “Sen kimin maşasısın!” diyor… Alkış sesi de çok gür ve ses çıkaran ellerde de ipler takılı….
Geç kalmak koyar insana ama alıkonmak, ulaşamamak ve heveslerinizin kırılmasına eşdeğer bir acı yok. Delip geçiyor insanı.
,
İnsanlara olan inancınızı yitirdiniz diye ışığınızı yitirmeyin.
3 Ara 2019 12:08
“Heves kırmak, her şeyi olumsuzlayarak zehirlemek, cehaletiyle çirkefçe her şeyin içine etmek…”
(Son bulacak!!!)
3 Ara 2019 10:16
Çerkesya geçmişini inkâr ederek, manipüle edilmiş duygularınla sadece enerjini tüketmiş ve ömrünü boşa harcamış olursun!!!!
Biz üretiyoruz. Halkımız ürettiğimizi ve emeğimizi tüketiyor. İlgisizlikle, çok bilmişlikle
tüketiyor ürettiklerimizi. Önce heveslerimizi tüketiyorlar sonra yarına bırakabileceklerimizi soluksuz bırakıyorlar.
İnsanından arındırılan, tarihinden ve geleceğinden koparılmaya çalışılan Çerkesya yeniden ayağa kalkacak.
Gerçeğimiz yırtık olmadığı halde üzerine yamanmış ve gerçeğimizi pejmürde eden yamalardan kurtulma vaktidir ey Çerkes!!!!
Biz rüyamızla yürürken birileri riya ile yanımızda geliyormuş gibi yapıyor.
Kimliksel bir duruşumuz olacak ve temsil edilecek, ya da sessiz bir yok oluşumuz olacak.
Herkesin varlığına eşit saygı, ancak herkese kendi somut katkısı oranında imkan ve enerjimizi seferber etme vakti…
Onu bunu idare ederek, ona buna açıklama yaparak dava yürümez. Bu enerjini bitirir. Davanı deklare edersin ve yolunda yürürsün. Gelen seninledir, seni anlamak istemeyenle de işin yoktur.
Şirin sözcüklerle mücadelenize sızmış ve yoldaşlık hukukunuzla size karşı söz hakkı verilmiş kişiler idare değil, kapı dışarı edilir.
“Çerkes, Çerkesya” demek, odaklamaktır tüm enerjini geleceğe.
Farklı olanı tehdit olarak görmek bölücülüğün alasıdır. Kendi farklılığı için açıklama bekleyen zihniyete açıklama yapmak da kabullenilmiş zavallılıktır.
Özgüvenin yoksa, dava adamı değil davaların enstrümanısın.
Taraftar devşiren ve onları fanatik savunuculara dönüştüren her ideoloji insanlığın prangasıdır. Kırmalı onları ki yürüyebilsin insanlık.
25 Kas 2019 09:06 güncellendi
Kamusal güç ile soldurulan rengimizi kamusal güç ile kurumsal olarak canlandırmak haktır.
PARÇA
İyinin parçası olmaktır
Ya da iyi olanın parçalarını
Yeniden birleştirmektir güzel olan.
O yüzdendir vazgeçilmez oluşu davanın O yüzdendir düşe kalka
Düşümüze koşuşumuz…
Marguş Vezir 24.11.2019
14:44
Beğenmek ve onaylamakla olmuyor. Beğendiğinize ve onayladığınıza somut katkınız yoksa muhtemelen istismarcısınız.
Aleyhimize alan genişletmek yerine empatik olsaydınız biz de sempatik olurduk.
🙂
Tarihimizi, vatanımız Çerkesya’daki geleceğimizi, güncel enerjimizi, Çerkes adımızı gözümüzün içine bakarak hep bana hep bana diyerek ve kardeşlik kardeşlik diyerek
insanımızı manipüle ederek istismar etmenize izin vermeyeceğiz… Yaygara koparmakla gerçekleri ürkütemezsiniz!!!
Canı cehenneme, (bizden olup) davasını sloganlarla gaza gelmek sananların ve iyi işleri beğenip beğenilesi iyi işler yapmayanın…
Kendimizin olmayana inandığımızda (inandırıldığımızda) yaptıklarımızdaki adanmışlığımızı görenler kendimizin olanı görmememiz ve kendimize ait olana inanmamamız için ellerinden geleni yapıyor… Boşuna… Engel olamayacaklar ve kendimiz olanı görüp, inanıp, kendimizi adayacağız. İstismarcıları da sileceğiz yolumuzdan.
Sizin “gerçek kurtuluş” dediklerinizin çoğu zavallı birer illüzyondan ibaret.
Kurumlarımızda statüko sahiplerinin kaprislerini dikkate alıp onlara açıklama yapıp egolarını beslemek onlara istedikleri secdeyi etmektir. Bu statükoperestliktir. Kurumlarımızdaki statükoları yıkma zamanı ey Çerkes.
Heves kırarak ve hamaset yaparak varacağımız tek yer toplumun tükendiği noktadır.
Onaylanmadan yola devam edemeyenler davalarında hedeflerine varamaz.
Birbirinize ağız dolusu küfredin, kabul. Ancak önce terleyene kadar iş yapın, ondan sonra.
Çerkeslerin çok anlaşamayanlı denklemi çözülecek elbet. “anlaşamayan=birbiriyle aynı ancak bihaber”lik anlaşılırsa..
🙂
İş yapışını beğenmediklerimizi olumsuzlamak ve yerin dibine gömmek yerine kendi işimizi kendi tarzımızla yapmaya başlasak!!!
Çerkesler olarak üzerine yükselteceğimiz temel, toplumsal farkındalıktır. İlk gayemiz bunu sağlamaktır.
Akıl verene değil, akılla iş yapana ihtiyacımız var.
Çocuklarının geleceği için mevcut kurumlarımıza veya mevcut kurumları beğenmeyenler
için olası kurumların altyapısına harcama yapmayanlar veyahut destek olmayanlar
ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNDEN H A R C I Y O R U Z!!!!!!
Şu, çocuklarınıza gelecek kazandırmak için harcadığınız paranın bir kısmını yine onların geleceği için somut kurumlar oluşturup veya mevcut olan kurumlar için harcamanız gerektiğini, yoksa çocuklarımızın geleceğini harcadığımızı NE ZAMAN idrak EDECEĞİZ sevgili ÇERKES (Адыгэ) halkı!!!!
Hayatınıza katmaya çalıştığınız, gerçekten ihtiyaçtan mı yoksa size lanse edilen bir şey mi o?
Duyuyorsunuz… Duymazdan gelip duyarsız davranıyorsunuz… Ama duyuyorsunuz duyarsızlığınızın sağır edici azabının sesini…
🙂
Herkese göz kırparak dava yürümez. Dik durursanız ve net olursanız dava sahiplenilir. “Çerkesya ve Çerkes”diyebilmek net olmaktır.
“Değişim” derken öze dönüşüm istiyoruz.
“Çerkes” adını yarım ağızla değil, haykırarak söyleyin inanalım.
Besle egonu oysun insan yanını.
🙂
MV
Çerkesliği zamana gömüp, iyi bilirdik deyip dağılıp evine gitmekte çoğunuz… (Ki canınız cehenneme!)
B..ktan olanlar çoktan kaplamışsa her bir yeri, Temizlik zamanıdır,
Giyin eldivenleri
🙂
Siz, kafası basmadığı halde her konuda havasını basanlar: Eğlenceli değilsiniz. 🙂
HAYAT
Her anında ruhunda duymak o kutsal sesi Ama şeytana uymayı tercih etmektir
Çerkescenin sana dediklerini gözardı edip Bağıra bağıra çağıra hayata devam etmek
Marguş Vezir 17.11.2019
Yanımızda taşıdığımız şeyle değer yaratıp yaşamıyorsak onu neden taşıyalım?
MV
Bulunduğun eylemin kararı aynı zamanda seninse ben thamadeyim. Karar sadece benimse ben senin tépşşe/тепщэnım.
MV
Fısıltı tonunda duyduklarınız gerçeğin değil manipülasyonların sesidir ve siz ona kulak verdikçe gerçeğe ihanet edersiniz.
Kendi meselesine duyarsızlık, en büyük yemık’u ey Çerkes!!!
Ey halkım, yüz kızartıcı suçumuz, yüz kızartıcı suskunluğumuzdur…. Yok oluşumuz bu yüzden!!!
Yüreğini, düşlerini ve zihnini işgalden kurtardığında özgünsün. Özgünsen özgürsün ey Çerkes.
Özgürlük isteyenler!?
İnsan, kendi zihnini tutsak eden zinciri kırdığında gerçeğe dokunabilecektir ancak. (Kendi kitabımdan…)
Abhaz Devleti Çerkesya Abazaları üzerinden manipülasyona son versin…
Nemalandığı oranda dava diyenlerin tek derdi menfaatleridir. Birilerinin uykusu kaçıyor Çerkes/Çerkesya dedikçe..Keyifle izleyin.
Siyasi olarak devlet olan Abhazya’nın siyasi gücünü Çerkesler için kullandığını görelim… Siyasi ve net olarak…Gerisi polemik..
Al birini
Vur ötekinelik insanların dünyasında alımlık biri ve vurumluk ötekinelik olmadan yaşamak zorsa da, değer 🙂
Sancı var, doğum yakındır… Çerkes’e doğacak Güneş…
Yüreklerimiz aynı izden gidiyorken, birbirimizi yiyor görünüyorsak da aynı yere gittiğimizden
-gün yakın- paylaşacağız azığımızı..
Alttan almıyor, net ve duruyuz… Amacı üzüm yemek olan herkesleyiz. Alttan alta vurmayan ve akıl gösterisi yapmayan herkes..
Hedefi koyduktan sonra her şey hedefe göre şekillenecek:
-Hedef belli olduğu için her birey üzerine düşene kendi karar verip elinden geleni yapacak
– Benzemezler kavgadaki yerlerini değil, puzzle-daki kendilerine ait yerleri alacak
-Polemikler bitecek
– Herkes işe odaklanacak…
… Çerkes gibi ayağa kalkıp yürüyeceğiz…
Proaktif ve provakatif, aydın ama yüreği ışımamış, hizacı…
Yerim senin mizacı!!!
Sen zaten ötede duruyordun… Ben ötede durduğunu söyledim… Kıyameti koparma! Gerçeği ötelemenin anlamı yok…
Maksat ötekileştirmek değil, birbirinden oldukça öteki kendi işlerimize dönmek.
HALININ ALTINDAN TAŞIYOR
“Biz kardeşiz. Sorun olamaz ki aramızda. Sorun var demek provokatörlüktür.” diyenlerdir sorunun kaynağı.
Sorun bal gibi var, yıllardır halının altına süpürttürdüğünüz koca sorunlar var. Diyalog dediğiniz şey sorunları halının altına süpürmekse yokuz.
Diyalog dediğiniz herkesin kendi geleceğine saygıysa ve manipülasyonları ortadan kaldırmak içinse varız.
Kendi geleceğimize odaklıyız şu an ve enerjimizin her damlası bize lazım.
Çerkeslere uygulanan soykırım ve sürgünün yarattığı durumu tarihi gerçekleri hiç ederek istismar etmelerine izin vermeyeceğiz!!!!
Çerkeslik ruhumuza ve hayatımızı kazandığımız işimize odaklanacağız. Ruhumuzun akı ve alnımızın teriyle yaşayacağız hayatı.
Niyetimizi bildikleri halde polemik yapıp niyet sorgulayanlarla işimiz yok. Niyetimizden şüphesi olan kendi işine bakar zaten….
ÇERKESYA’DAKİ MEVCUT BULUNAN HALKLARA:
(Balkar, Karaçay, Kazak, Rus, Ermeni, Abaza, Oset, Ermeni…)
10’da dokuzu vatanından olmuş bir halkın geleceğini kurma hakkının olduğu vatanında yaşıyor olabilirsiniz.Ancak kendinize daha çok alan açmak için o halkın geleceğinden
çalmanıza hiç kusura bakmayın izin vermeyeceğiz. Elbette ki var olan ve gasp edilmeyen alanlarda varlığınıza saygı duyuyoruz. Ancak bugün geçmişi unutarak biz hiç olmamışız gibi davranırsanız o zaman buna izin vermemek için her türlü enstrümanı da kullanarak sizi engelleyeceğiz.
Çerkesya’nın kadim halkı Çerkeslerin uğradıkları tarihi haksızlığı görmezden gelmeyip
Çerkeslere destek olarak Çerkesya’nın halkı olarak Çerkeslerle geleceğe yürüme iradesinde birleşirseniz elbette ki herkesin kendi rengiyle yürüdüğü Çerkesya’da barış
içinde bir ortak geleceğimiz olacak.
Kardeşiz ancak evimiz ayrı, geçimimiz ayrı…
İlk olmaya çalışma, ilkeli ol.
🙂
Bize saldıranlara acaba bir yerlerde haksızlık mı yaptık ona diye yaklaşmayın… İş saldırıya gelmişse zaten hakkı yerine koyma işi bitmiştir. Saldırı saldırıdır, уеуэнщи къибудынщ…Bu yüzden karşı karşıya gelenimiz çok, ancak gelmesin…
🙂 🙂 🙂
Çerkesler Çerkes, Abazalar(Çerkesyalı) Abaza, Balkarlar Balkar, Karaçaylar Karaçay olarak ve renklerini koruyarak örgütlenecek… Tarihi Çerkesya gerçeğine omuz verenler elbette kendi renklerini koruyarak son aşamada işbirliği yapacak… Herkes önce kendi rengini koruyacak ve tıpkı Çerkesya’da olduğu gibi herkes Çerkesya halkı olarak örgütte yerini alacak… Herkes tıpkı Çerkesyadaki gibi özgünlüğü yaşatırsa ve korursa ancak o zaman
Çerkesyadaki sinerji yakalanacak…
Karaçay, Balkar, Abaza(Çerkesyalı), Çerkes… Yaşam tarzı birebir aynı değil ancak hepsi Çerkesya halkı ve hepsi Çerkesyanın vazgeçilmez rengini taşıyor. Hepsi Çerkesya’yı
kaybetmekle ve Çerkesyanın Çerkesleri ve diğerlerini kaybetmesiyle ne kaybettiğinin farkına varırsa o zaman renkler yeniden hayat bulacak.
“O, itici bulduğun şahıs senin için iticiyken halkını bir konuda gerçeğe itiyor. O şahıs tam da bu yüzden yitmeyecek ama sen yiticisin…” diye zevkle fisıldıyorum pek çok fani YİTİCİnin kulaklarına…
Kim için yazdım unuttum… Ama olsun 🙂
Siyasi olarak devlet olan Abhazya’nın siyasi gücünü Çerkesler için kullandığını görelim… Siyasi ve net olarak…Gerisi polemik..
Пэжыр зи тхьэмадэм щыщ фищӀ псори.
Thamade bolluğunda tek thamadeniz gerçekler olsun.
Çerkesler Abhazları desteklesin, Gürcistan Çerkes soykırımını tanıyan tek ülke olsun buna rağmen Çerkesler yine Abhazların bağımsızlığını desteklesin Gürcüler bunu bilsin
Abhazların Çerkeslere mesafesi sürsün sonra Abhazlar, kardeşliğimizi bozuyor diye protesto bahanesiyle Ürdün’de Çerkeslere ayar versin… Yok öyle…
Harcında yüreğin olsun yaptıklarının.
Yüzyılların yanlışlarıyla tökezlerken bile rengini koruma hakkı ve kurumsallaşma hakkını kullandıran çağdaş yaşamın gerisindeki Osmanlı Devleti… Bir yanda çağdaş yaşamı
müjdeleyerek hayat bulan ancak renkleri ve kurumsallaşmalarını istismar bahanesiyle ortadan kaldıran Türkiye Cumhuriyeti… Keşke Türkiye Cumhuriyeti fiziki çağdaş hedefine hayat verirken Osmanlıdan devraldığı ve çağdaş olmanın gereği olan renkleri yaşatma felsefesini ileri taşısaydı ve istismar alanlarını da bunu gözeterek yok etseydi.. Taşımadı. Hem renkler soldu hem de istismar alanları yok edilemedi…. Yakın döneme kadar da renklere karşı sert tutum devam etti…
Çağdaşlık ve insan sıcaklığının hayat bulduğu bir Cumhuriyet istiyoruz. İnsanların birbirinden korkmadıkları, müreffeh ve -bırakın halkların rengini- her bireyin kendi rengiyle var olmasının garantisi sıcacık bir Cumhuriyet istiyoruz.
Cumhuriyet, ilan edildiğinde var olan tarihi köklere sahip ve tecrübe edilmiş olumlu demokratik ve insani gelişmeleri sistemini kurmak için yerle bir etme yanlışının izlerini silmelidir..
Fikrin ve vicdanın hür olduğu, bunun yarattığı insan sıcaklığının yarınları ısıttığı güzel günler diliyorum ülkemiz insanlarına.
Farklı olanı düşman görmek yerine iyi bir fark yaratmakla dünya güzelleşir.
Anlamadan, dinlemeden, bilmediği her şeyi ulusal tehdit kabul etmek ülke için en büyük ulusal tehdittir.
Yüreğinin hizası bozuk ama insanı hizaya sokmak dışında bir davranışı olmayanı Tha ıslah etsin….
Niye beklentilere uygun hayal kurasınız ki
🙂
Bireysel ilişkilerin bir kurumu kirletmesini önlemenin yolu o kurumu maddi manevi ayağa kaldırmak için sahip çıkmaktan geçer. Sonrasında o kurumda gerçek bir kurum kültürü oluşur ve ismiyle rant edinme kapısı kapanır. Yoksa bireysel gayretlerle sürüklenen kurumlar bir yerlerde sürekli tıkanır.
Asgari müşterekimiz, geleceksizliğimize çözüm bulmak.
Ağız dolusu konuşsak da imkânlar ölçüsünde ne yaptığımız önemlidir.
Diyaspora hedefimiz: Güçlü bir lobi ile sorunumuzu çözmek Anavatan hedefimiz: Barış içinde geleceği olan Çerkes halkı
Ancak, dünyaya mesaj verebilen güçlü bir diyaspora lobisi ile ses verebiliriz geleceğimize.
Anadilini ciddiye almayan kendi ruhunu ciddiye almamaktadır. И анэдэлъхубзэр къизмыдзэм и псэ хэтращ къыримыдзэр.
Boyumuzun ölçüsünü alma sebebimiz boy boy (Kabardey,Şapsığ..) boy göstermemiz. Çerkes olarak boy atma zamanı 🙂
Başarmak için yapacağınız ilk iş yüreğinizin düğmesine basmaktır.
Duymazdan gelmek geleceksizliğe onay vermektir.
Yürekleriniz el ele vermeden yenemezsiniz geleceksizliği…
Üşüten Global Büyük Aklın en büyük düşmanı her atışında insanları ışıtan kocaman yüreklerdir.
İnsanlığından vazgeçmek en büyük cesarettir, çünkü dönüşü yoktur. Ben korkağın teki olmayı seçtim bu konuda.
🙂 🙂 🙂
“Bana mı dedin ulan!”la dava yolunda yürünmez. Dava, kenar mahalle sokağında yürümeye benzemez. Farkındalık ve donanım gerektirir.
Gerçeğe dayanan gerekçelerle Çerkes meselesinde yapılan yanlışları eleştirenleri tehdit diliyle ve gerekçe ortaya koymadan eleştirenler, meselenin en büyük sabotajcılarının
tetikçileridirler ve farkında da değildirler çoğunlukla. Dost ortamında iyi sandıkları birilerinin etkisindedirler çoklukla ancak zerre kadar özde kötü niyet taşımazlar…Kendi özgün
düşünceleri ve çözümleri yoktur. Kaba kuvvetleri de geçmişlerinde genelde başlarına iş
açmıştır Çerkes toplumunda…
Keşke fark etseler.
Kafkas Halkları: Çerkes, Çeçen, Abaza, İnguş, Oset, Balkar, Karaçay, Lezgi, Gürcü, Dargi, Ermeni, Azeri, Kazak…..
Kafkas Dernekleri Federasyonu: ??????
Dil: ????
Anavatan: ?????
Misyon: ?????
Taban: Çerkes
Tavan: Delik
…. Bu sadece delilik…..
24 Eki 2019 21:35
Dikkate almadığınız ve gözünüze batan gerçek, ya ayaklarınıza ya da yüreğinize batacak elbet.
“Kafkas” adıyla mücadelenin meçhul askeri Çerkeslerdir. Hiç kimse meçhul asker anıtı bile dikmeyecek oysa ki!!!
Diyasporada “Kafkas” isminde ısrarcı olmak,
1) Nart Mitolojisini sahibi olan Çerkeslerin elinden almaktadır
2) Çerkes halkının kadim folklorünü, sembollerini Çerkes halkının elinden almaktır 3) Çerkes halkının tarihini sislere gömmektir
4) Dünyanın ulus olarak tanıdığı bir halk olan Çerkesleri küçük parçalara ayırmaktadır 5) Çerkes halkının siyasi gücünü elinden almaktadır
6) Çerkes halkının lobi iradesini gasp edip uluslararası mücadelesine sekte vurmaktır 7) Herkese ev sahipliği yapıp evsiz kalmaktır
8) İradesiz ve belirsizliği Çerkes halkına dayatmaktır
…..
Kimliğinizden korkarak kimliğinizi koruyamazsın!!!!
Tüm çözümsüzlüklerde insan yüreğinize sığının… Işık orada… İnsanlar kırmaya odaklı, kırılmamayı öğrenmeli bir şekilde…
Halk bilinçli ve halkın bilincini deren(toplayan) kurumsa DERNEK dernektir. Çözümsüzlüğün derildiği yerse sadece kurum(is) toplama yeridir.
Lehinize oluşan boşlukları sinerjik olarak doldurma isteğiniz ve iradeniz yoksa geleceğe yürümüyorsunuz demektir… Önce bilinçlenme hareketi…
Boş… bomboştu orası yine… İnsanlar vardı -birkaç- ama insanın yüreğini ısıtan bir sıcaklık yoktu yine… Yürekleri orada olmaya ikna etmemişiz halen…. İlk işimiz bu olmalıydı oysa…. Xase….
Öfke insanı kemirir. İnsanı içi boş bir ağaç gibi devirir. Öfkeye değil insan sıcaklığına odaklanmalı.
Salya sümük eleştiriyorlar birilerini, ayar veriyorlar, ancak gerizekalı birer devşirme hepsi de. Eleştirdiklerinden beterler!!!!
Kabustan kurtulmak mı istiyorsun!!! Uyan o halde!!!
Kabustan kurtulmak mı istiyorsun!!! Uyan o halde!!!
Adımızı kullanmaktan imtina ederek attığımız adımlar geriye doğrudur.
Rusya Federasyonu Çerkes sorununa insani yaklaşmamakla rakiplerinin(Batının) İSYANÎ emeline hizmet ediyor
Rusya Çerkesya’yı Çerkeslerden kaçırmak yerine Çerkesliğin niteliğini korumasına yardımcı olarak Çerkesleri vatanlarına çekmeye çalışmalıdır. Çerkeslik barış ve işbirliği dışında başka bir şeye sebep olmayacaktır bilesiniz. Ama Çerkesliğini yitirmiş ve diğer ideolojilerin
tetikçisi olmuş bir Çerkesten daha tehlikelisini de insan ırkı içinde bulamayacaksınız.
Çerkesler Çerkesliğini yitirince en çok Ruslar korksun. Şu an yitirmemeye çabaladığımızı elimizden alınca Rusya’nın daha güçlü olacağını zannedenler bilsin ki yanılıyorlar. Elimizdekini yitirmemiz cehennemin kapılarının açılması anlamına gelmektedir.
Rusya Federasyonu eğer ki devletsel bir çözüm üretebilirse soruna, sonuçta hem nitelikli bir halkın nüfusuyla güçlenecek hem de cehennemin kapılarını kapatmış olacaktır…
İnsanların Çerkes rengini yasaklarla engellemek DÇB gibi işbirlikçilerle iş götürmek ekstermizmin tohumlarını geleceğe ekmektir ey RUSYA… Bu da kan ve daha çok kan anlamına gelir Rus ve Çerkes halkı için.
İnsanlarına istikrarlı bir huzur sağlayamayan devlet istikrarlı olamaz. RF Çerkesler için istikrarlı bir huzur üretme aşamasında olmadıkça istikrarlı değil zorbalıkla yönetilen bir ülke olmaya devam edecektir.
Açık arama, bir şekilde bulma ve heves kırıp demotive etme konusunda uzman olan ve de herşeyi bilen ancak bir iş ortaya koymayan marje guşşe;
Söz, iş tutun ağzımızı tutup ucundan biz de tutacağız…
Fısıltılarla bizimle konuşanların ödü karşımızdakiyle konuşmaya başladığımızda kopacaktır.
RF devletine:
Ağızdan aynı seslerin çıkması (tek dil, tekçi Rusya) değil, yüreklerin insan ritminde atmasıdır ülkeyi ayakta tutacak olan.
Samsun’u, Uzunyayla’yı, Maraş’ı, Tokat’ı, Çorum’u, Düzce’yi, İstanbul’u, Xeku’u… bırakın. Kafkas’ı ve herkesçiliği bırakın… Çerkes ve Çerkesya ideali yoksa ayakta mı kalacağız sanıyorsunuz… Taş atmayı da bırakın, taş üstüne taş koyun!!!!
En büyük değişim kendimiz olduğumuzda gerçekleşecek. Bırakın Kafkas’ı, Çerkes olarak yola devam…
Başkalarının hayrı için KAFKAS adını kullanıyorsanız bilesiniz ki kendi hayrımıza bir dava
yürütmemize engeldir KAFKAS adı. Davamız ikincil planda kalacak hep bu adla ve statüko sürecek….
Hareketsiz duruşunla ve iş yapanları sözlerinle vuruşunla değil, meselendeki Çerkes duruşunla yaptıklarınla değerlisin.
Bir hayalim yok, gerçeğim var benim. O da Çerkesya gerçeği… Düşlerim var elbet benim, mekanı gerçeğim olan.
İdeolojik olarak erozyona uğramış bir halk yeniden yürümek için erozyona uğratan bilinçaltından kurtulmalıdır.
Birilerinden dolayı halkınız için pek çok şey yapabilecekken küsenlerimiz, bilesiniz ki halkımızın geleceğine küstünüz. Yapmayın. Geleceğimiz olsun.
Kendini bahşedici Tanrı yerine koyan l’si eksik ne çok adil var ortada!!!!!
Sarhoşken bile çekilemeyecek olanı ayıkken çekenlere selam ola 🙂
Derneklerin ilk sorumluluğu kültürel faaliyetlerden ziyade farkındalık çalışmasının yapılmasıdır.
Къабэрдей, Шапсыгъ, КӀэмыргуей, Абэзэхэ… Мыхэр ди Ӏэпкълъэпкщ. Псори ды Адыгэщ. Къызэрдэджэхэр ЧЕРКЕСщ. Хамэм я пащхьэм дыЧЕРКЕСмэщ тщылъэщыр. УФми, Хэхэсми ЧЕРКЕС цӀэкӀэщ утыку дызэритын хуей къудейр!!!
Мамырыгъэм тету ЧЕРКЕСри ЧЕРКЕСИЯри псоми нэрылъагъу яхуэтщӀмэ ткъызэфӀэувэжынущ.
ИӀэ Адыгэ!!!!
Kişi, kurum… kim ve ne olursa olsun hem eleştirip hem de iyi işlerinin arkasında durabilmeli. Eleştiriler de kişilikler üzerinden değil teknik olarak konuyu gerekçelerle eleştirmek
yörüngesinde olmalı.
Bir insanı bir konuda desteklemek onun her konuda fanatiği olmak değildir. İnsanların bir konudaki duruşları faydalıysa o konudur sizi ilgilendirmesi gereken. Gerisi size ve o insana polemiklerle zaman kaybettirir, faydanız da dokunmaz bir şeyleri düzeltme ve iyiye
götürme konusunda.
KISACA Çerkesler kitleler halinde vatanından zorla kopartıldı. Çerkeslerle aynı zamanlamayla Karaçay Balkarlardan küçük bir grup Çerkesyadan Çerkeslerle beraber
çıkarıldı. Çerkesyaya dönmek Çerkeslerin hakkıdır. İkinci Dünya Savaşından sonra Karaçay Balkarlar Çerkesyadan sürüldü. Kruşçev Karaçay Balkarların geri dönmesine izin verdiği gibi hem etnik Çerkeslerin topraklarına yerleştirmiş hem de parasal yardımlarla Karaçay Balkarların Çerkesler aleyhine ekonomik olarak güçlenmelerini sağlamıştır. Sözde onları
eşit cumhuriyet paydaşları yaparak Çerkeslerin kamusal ilerlemesinin önüne geçmiştir.
Türlü oyunlarla etnik Çerkes toprakları mümkün olduğunca gaspedilmiştir. Karaçay ve Balkarlar ev sahibini gözardı edip evi zimmetlerine alma gayretindedirler. Balkarlar ve
Karaçaylar nasıl Çerkesyaya dönebilmişse Çerkeslerin dönmesi de haktır. Çerkesler aleyhine gaspettiklerini bırakmamak için türlü entrikalar çevirenler bilsin ki ev sahibi biziz. Kaybedecek birşeyimiz yok ve almasını da biliriz. Elbette ki barış ancak herkesin haddini ve hakkını bildiği barış.
TRT ÇERKES
Köyümüzde önceden çok elma yetiştirilirdi. Her eve de dağıtılır kalanı da toptancı gelirse satılırdı.
Bir gün iki delikanlı pazara bir ilk gerçekleştirip elma satmaya gider. Herkes bağıra çağıra sebze meyve satmaktadır. Bizimkiler onları izler. Bağırmaya alışkın değillerdir. Sonunda birisi kendince yüksek bir sesle ama aslında etraftan pek de duyulamayacak bir sesle “”Elma var.” diye sesini yükseltir. Arkadaşı da “Yaw wumgo, yemık’us!(Niye bağırıyorsun ayıp.)” diye arkadaşına çıkışır.
TRT Çerkes istemek konusu da aynen budur. Bırakın elma satanı, bağırsın. Hatta gidip hem elma alalım hem de takdir edelim. Belki öbür hafta biz de naşşe satacağız onun
yanıbaşında ondan cesaret alıp.. O hepimizle aynı köyden… Elmalara, çürütüp yazık etmeyelim.
Korkularımızdan oluşan sağlam sütunlar üzerinde geleceğimizi çalarak şatolar inşa etmiş yoz insansıların şatoları çatırdamakta her paylaştığımız farkındalıkta.
Korku, insanı sömürmenin en aşağılık yoludur.
Her korku küçücük bir farkındalıkla yıkılacak kadar zayıftır.
Şatoları yıkmakla kalmayacağız, her şeyi ışığa vereceğiz…
İlkelliği, ilkeli yaşayarak yeneceğiz. 15 Eyl 2019 15:05
Birbirinize yaptıklarınız ve birbirinize ettiğiniz kötü sözler değil, davanız için yaptıklarınız mücadeleyi yükseltir… 🙁
Yüreksiz olanlar küreksiz kayıkta olanlardır. Sadece sürüklenirler. Akıntının insafına kalmışlardır. Kıyıya hiç ulaşamazlar.
Sorunu ortaya koymamız çözmek içindir,sorun çıkarmak için değildir Durumu sorun çıkarmak olarak görenler şizofrenik sorunsaldır.
Çarpıcı bir şekilde sorunlarımızı ortaya koyan ve aynı zamanda çözüm de sunan yazıları çoğunuz beğeniyorsunuz, ancak küçücük bir azınlığınız hariç diğerleriniz çözüme hiçbir katkı sunmuyorsunuz. Samimi ve sorunları çözmeye odaklı insanımız maddi ve manevi olarak yalnız. Demek ki ekseriyetiniz Ortadoğunun arabesk kültürünün bir parçasısınız ve sadece sorunların verdiği acıyla mutlusunuz. Bizi de acılarınızı beslemek için
kullanıyorsunuz. Önce arabeskten ve miskinlikten kurtulmaya karar verin sonra her bir çözüm kendiliğinden gelir.
Hiçbir halk Tanrı adına davranma hakkına sahip değildir ayrıca hiçbir ideoloji insanı hizaya koyma hakkına sahip değildir. İsrailoğullarının, Hitlerin, Stalinin, din savaşlarının insanlığa verdiği zararı aklınıza getirin…
Tanrı bizi insan olarak, dillerimizi de insanı ifade edecek şekilde kodladı. Üstünlük taslamak yerine o kodlara ulaşmaya ve yeniden keşfetmeye odaklanırsak o zaman dünya yaşanabilir hale gelecek.
Çerkesce kodlarımızın halen okunabildiği bir dildir. Yitmesi, insanlıktan bir hazinenin yitmesidir.
Kan, et ve güçten ziyade kodlarımızı keşfetmektir aslolan…
Kodlarıyla yaşayan her halk güzeldir. Ne kodları güçle manipüle eden halklar Tanrının
çocuklarıdır ne de Tanrının adına ahkâm kesenler Tanrının sevgilileridirler. Onlar sadece Tanrının yasalarının sabotajcılarıdır.
Derdimizi anlamaya yanaşmayan derdimizin parçasıdır.
Bedelini ödemeden bir şey alamadığın bu hayatta bizimkilerin alacağı tek şey hava. Yewe pşınawe 🙂
Açık olmak yerine kaçak olunca insan, sadece yaşar gider… Geçmişin hukuğunu da yanında götürür.
Birbirine sataşan ve olumsuzlayarak karışan değil, birbirine danışan bir toplum olmadıkça iflah olmaz halkımız.
İnkâr etmek kâr değil, aksine zarardır.
Bulunduğunuz yere insan kalitesini katmıyorsanız kendinize cehaletten katıyorsunuz demektir.
Rengimizi korumak ve yaşatmak istediğimizde bize çemkirenler herkesten çok öldüklerimizi unutup bizden sadakat ispatı bekliyor.
İnsanlığa yapacağınız ilk büyük iyilik samimi olmaktır. Gerisi gelir zaten.
8 Ağu 2019 21:49
Eskiden lhepkh uexu denince herkes birer koyun verirdi onların çocuklarının çoğu şimdi günahını veremiyor… Çoraklaştık.
Yaptığınız yoksa, samimi değil davanıza sözlerle zaman kaybettiren ve davanızı zehirleyen istismarcılarsınız nıbjeğuxe, şıpxhuxe!
İnsanları manipüle ederek onların sinerjerini yutanların boğazına elbette takılacaktır çalınan düşlerin laneti. Boğulma kesin!!!
Gerçekliğiniz için bir şey yapma niyetiniz yokken sadece yapacakmış gibi yapıyorsanız sadece onu manipüle ve istismar ediyorsunuz
Milyonlarca insanın emeği, hayalleri ve geleceğinin paraya hapsedilip gaspedildiği doğa ve insan düşmanı, incelik yoksunu, binyılların deccali büyük efendinin karanlık düzenini
sadece insan olduğumuzda alaşağı edebileceğiz.
Halkı için değil, görünür olmak için öne çıkanlar… Sazı ellerinden almak lazım.
İnsan olamayanlar cinnete gidecek sonsuza dek acı acı çığlık atacaklar ve kimse onları duymayacak, kurtarmayacak.
Ey halkım, İki seçeneğin var ya uyuyacaksın ya da uyanacaksın. Uyursan kâbuslarını diri tutmak, uyanırsan gerçeklere kılavuz olmak boynumun borcu olsun. Уэ си лъэпкъ, Е ужейынущ е укъэушижынущ. Ужеймэ жэщтеуэ пщIыхьэпэм укIыхэзмыгъэкIыныр, укъэушми пэжыгъэхэмкIэ гъуазэ сыкъыпхуэхъуныр си пщэрылъ тхьэрыIуэщ.
Аращ…
Ey RF,
Duyarlı olmanız gerekirken duyarsız olduğunuz şey bir gün duyabileceğiniz bir şiddette size kendini duyuracaktır!!!
Rusya ancak, Çerkeslerden aşırılmış Grek Mitolojisiyle dünyaya hakim olan sözde medeni Batıya karşı mitolojinin orijinali Çerkes Mitolojisiyle ve Çerkes değerleriyle güneşin gerçek doğuşuna sebep olup bu hakimiyete son verebilir. İlk olarak da güneş kendilerini ışıtır ve gerçek medenilik dünyayı aydınlatır.
Ruslar bugün Çerkes sorununa kayıtsız. Asıl film Çerkesler asimile olunca başlayacak. Mutant kültürle kurgulanan ve haksızlığa uğradıkları motivasyonuyla ölmeye ve öldürmeye kurgulanan asimetrik robotlar hem Rus hem Çerkes halkının sonu olacak. Çerkes sorunu
işte o zaman Rusya’yı acıtarak vuracak….
Ya da Ruslar bugün, çözme şansları olan meseleyi geleceğe kan sıçratmamak için
Çerkeslerle uzlaşı içinde barışla çözecek.
Rusya oyuncu mu, oyuncak pazarı mı olmak istiyor?!!!!!
Umutsuzluk ve çözümü bulunmamış vatansızlık sorunu Ruslar bu durumu görmezden geldikçe global güçlerce Rusya aleyhine işleyen mekanizmalara dönüştürülüp Rusya
cehenneme çevrilecektir. Bu cehennemde hem Çerkesler hem de Ruslar yanarken global güçler sadece bu durumun yarattığı boşluğu Rusya aleyhine ekonomik çıkarlara çevirecek ve amaçlarına ulaşacaklardır.
Psikolojik birlik olmadan mücadelesel güç olunmaz. Sürgünün yeniden yeşermesi için Çerkes ve Çerkesya…
Kendi adımızla örgütlenmeye karşı çıkanlara:
Tarihte bizim adımızı taşıyan ülkeye geldiniz. Kimliğinizle yaşadınız ve yaşam alanınızda
kendi sözünüz geçerek ve bizimle kardeşçe yaşadınız. Beraber sürgün yedik. Beraber çile çektik.
Örgütlenmemizin temelinde Çerkesya olmalıyken, siz örgütlenmemizde renginizi koruyabilecekken Çerkes isminin sizin icin ayrımcılık olduğunu ileri sürmeniz tarihe,
geçmişe ve geleceğe ihanettir.
Geleceğe taşıyalım dedik. Sadece dedik, dedik eylemedik. Sonunda nur topu gibi bir “kült”ümüz oldu. Kültümüzü kutsadık her gün ve tüm enerjimizi kültümüz emdi… Kültür, terleyince geleceğe taşınır, kutsayınca kült olur… Sonraysa думп/dump olur 🙂
Anlamak istemeyene…
“Çerkes” davası “Çerkes” adıyla yürütülür. Gerisi ego, gerisi kör dövüştür.
Gerçeği bilmeyene gerçekleri anlatın belki sizinle görecektir gerçekleri ve size güç katacaktır. Gerçeği öğrendikten sonra gerçeği görmezden gelirse o zaman tavır alın, peşinen değil.
Yazıp çizmeden gelecek mi çizilir!!!!
Her güzel şeyi iç edip güzelliği hiç edenlere lanet ola!
İnsanların fikirlerine odaklanın. Aynı fikirde değilseniz meseleyi kişisel sataşmaya indirgemeyin. Sizinle aynı fikirde olmayan insanlar fikirlerinize odaklı oldukça tartışmaya devam edin. Ancak dikkatleri fikirlerinizden ziyade aynı fikirde olmadığınız için şahsınıza saldırıya odaklıysa zaman kaybetmeyin. Canın cehenneme deyip yolunuza devam edin. Davalar şahsi egoyla ve aynı fikirde olmayanın şahsına savaş ilan ederek yürümez.
Davalar ARAFTA yürütülmez. İsmi olur davaların. Dava sahibinin ismi olur davadan önce ve öte!!!!
Devşirme ideolojilerle sadece davamızı devşirdik her seferinde. Çerkeslik kendi başına bir ideoloji ve bin yıllara meydan okumuşken başka ideolojilerden medet ummak nafile.
Asıl Birleşik Kafkasya bir projedir. Ümmetçiliğin Kafkasya versiyonudur. Şamil, Muhammed Emin bu projenin enstrümanlarıdır. İthal düşüncelerle tüm Kafkasyayı malzeme etme
amacındadır. Tarihçiler yazsın Şamil ve Muhammed Eminin global anlamını, eylemlerini, bizi mahvoluşa sürükleyen durumlara katkılarını…
Noxhçi Çeçen Çeçenistan diyor sorun yok, Apsuwa-Aşuwa.. Abhaz Abhazya diyor sorun yok, başkaları Oset Osetya diyor sorun yok Adıge Çerkes Çerkesya diyor herkes sorun ediyor… Hayır efendim yineliyoruz, biz Çerkes Çerkesya diyoruz.
Kafkas Kafkasya=Herkes Herkesya Vazgeçin!!!!!
Rusya Federasyonu renklere yaşama hakkı tanıdıkça yaşayacak. Renkleri yok edince bitkisel hayata sürüklenecek.
Kendini hiç düşünmeden herkesin hayrını gözete gözete namerde muhtaç olmak…
Kutsalı kendi egosu olan kişinin davası hır çıkarmaktır. Dava sahibi herkes onların düşmanıdır ey Çerkes!
Rusya Federasyonu sözde milliyetçi provakatörlerin manipüle ettiği yoldan dönerse ancak o zaman gerçekten kazanan taraf olur Çerkes meselesinde.
Sorunu çözebileceğiniz halde çözmemek sorun yaratmış olan kötü kişinin taraftarı olmaktır.
RF yetkilileri,
Halkımızın hafızasındakileri görmezden gelmeniz hiç birimize hayır getirmez. Bunun yerine hafızamızdakileri çözüme kavuşturalım. Görmezden gelmek yeni sorunlar yaratır. Sorunu çözme iradenize inanırsak sorunu neticelendiririz. Sorunu taşeronlara havale etmekten vazgeçin. Taşeronlar size şirin görünmek adına sadece sorunu derinleştiriyor. Taşeronlar hafızamızdakilere öfke ve nefret bulaştırır. Taşeronlar sadece kendi günlerini kurtarır geleceklerimizi değil….
RF’nin Çerkeslerle ilgili gerçekleri sahiplenip çözmesi Çerkeslerin de RF’yi barış içinde ileriye taşıma isteği ve gayretiyle karşılık bulacaktır.
Herkes kendisininkine duyarlıyken Çerkes herkesinkine… Çerkes kendine sağır. 🙂
Putin tek tip Rusya Federasyonu vatandaşı oluşturmak yerine, vatandaşların rengine
müdahale etmeden onların yüreklerini güzel günlere inanç konusunda üniterleştirmelidir. Yoksa o gidince Yeltsin çok…
Rusya Federasyonu biz “demokrasi”, “adalet” derken yumuşak karın yaratmak istediğimizi ve oradan ülkeyi enfekte edip rakiplerine hizmet edeceğimiz şizofrenisinden sıyrılsın. Biz hem kendi geleceğimiz hem de ilişkilerimizin geleceği için kalite istediğimiz için onları diyoruz. Başıboş ve kaotik bir durum peşinde değiliz. İnsanımızın sorununun(Çerkesler)
çözülmesi hem Rusya Federasyonu’nun itibarını arttıracak hem de kaygılarını ortadan kaldıracaktır.
RÜYA DEĞİL, OLMASI GEREKENLER….
Rusya Federasyonu:
1) Çerkeslerin tehlikeli insanlar olmadığını idrak etsin
2) Barış, alınteri, vatan diyen Çerkeslerin taleplerine ayağı yere basar halde resmi işlerlik versin
3) Korkuya dayalı oluşturduğu yerel, rantçı, menfaatçi işbirlikçilerin aslında Rusya Federasyonu’nu bölen asıl tehlike olduğunu kabul edip tasfiye etsin
4) Çerkesya bölgesi ilan edilsin ve tüm halkların demokratik iç yönetimlerine izin verilsin, yerel tüm renkler yaşam tarzını korusun
5) Çerkesya’nın yerinden edilen tüm halklarına ilan edilen Çerkesya’ya yeniden yerleşme hakkı tanınsın ve bu hak barış ve alınteri sözleşmesine dayansın
6) Çerkesya’nın atanmışlarla rüşvet ve yolsuzlukla tahrip edilmesi önlenmeli ve seçimle gelmiş yöneticiler iş başına getirilmelidir. Parlemento Adıgey parlementosunda olduğu gibi yerel ve Çerkes kökenli birini başta tutacak şekilde örgütlenmelidir.
7) Rusya Federasyonu diasporaya yönelik 7/24 yayın yapan Çerkesce bir TV kanalıyla yukarıdaki ilkelere uygun ve Çerkes kültürünü ileriye taşıyacak yayın yapmalıdır.
Böylece bölge dışı provakasyonlar önlenecektir, kaliteli bir toplum Rusya Federasyonu’na yeniden entegre olacak ve geleceğe kan ve gözyaşı sıçramayacaktır.
Meselesine sağır ağır adamlarımızı(!) kınıyorum…
Varlık sebebin yoksa veya varlık sebebin için mücadele etmiyorsan yok hükmündesin.
Yabancısı olduğunuz şeylere düşman olmak yerine anlamaya çalışın.
Rus Halkına:
Biz vatanımızla sadece barış, sanat ve alın terimiz ile ilişki kurmak ve geleceği bu temellerle kurmak istiyoruz. Manipülasyonu yırtın atın ve yöneticilerinizi şizofreniden kurtarın lütfen. Barışa, sanata ve alın terimizle var olma isteğimize elinizi uzatın. Rengimizden korkmayın.
Зищхьэ Ӏуэху зи бийр щхьэ гъэпцӀэжщ. Дищхьэ Ӏуэху илъщ.
RF’da gücün yanında durup zulmü alkışlayanları not alıyoruz.
Bizim ellerimiz yürek, yüreğimiz şiir kokar Onların elleri zulüm, yürekleri karanlık kokar. Onlar bizden korkar
Kurum tutmuş kurumlarımızdan (xaselerden) kurumları temizlemeden kurumsal çözüm üretemeyiz.
Zerre kadar iyi niyetlerinden şüphe etmediğim ancak manipüle edilen dostlarım gün gelecek manipülasyon perdesini yırtacak.
Esinti var tepelerde, pis kokular geliyor… Tepelerde çürümüş insanlıkların kokusu olsa gerek…
Varlığımıza tahammül edemeyen Rusya tahayyül edemeyeceği felaketin kapısını açmamak için bundan vazgeçmeli.Biz felaket istemiyoruz
Çerkes halkının vatanı ve geleceğinin üleşilmesine sessiz kalmayacağız.
Abhazya’nın Çerkeslerle ilgili resmi politikası nedir?
Rusya Federasyonu’nun Çerkesleri inkârı sadece Çerkeslere değil kendi geleceğine de sabotajdır.
Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Çerkeslerle beraber birer resmi birim kurup Çerkeslerin sürgün ve soykırımı ile ilgili bir siyasi çözüm oluşturmalıdır.
Vatanımız işgal edilip vatandan zorla kopartılırken tek içsel yeminimiz Çerkesliğimizi nerede olursak olalım işgal ettirmemekti 🙁
Çerkesler ancak, ruhlarını işgalden kurtardıkları zaman gelecekten söz edebilecektir.
69269 Karaçay/Malkar sürgüne yollanıyor, geri dönüyor. Çerkeslerin %90ından fazlası soykırım sonrası sürgüne yollanıyor , 1.500000 den fazla, dönemiyor. Karaçaylar yeniden diriliş günleri kutluyorlar. Arsızca da Çerkesyanın asıl sahiplerini yok sayıyorlar, yeni
statükoda Çerkes sürgünü gerçeğini ve Çerkes vatanında yaşadıkları gerçeğini atlayarak aşırı özgüvenli davranıyorlar.
Karaçay/Malkarların 40.000 lik diasporasına karşı 5 milyondan fazla Çerkes diasporası varken bunu hesaba katmadan Çerkesyadaki mevcut nüfuslarıyla orayı gasp etme
peşindeler. Tabii ki müsaade etmeyeceğiz.
Abazalar (Abazinler) yaşam tarzı olarak Çerkeslere Abhazlardan daha yakındır. Çerkesyaya organik olarak bağlıdırlar. İki dillidirler ve Çerkes toplumuyla kader birlikleri vardır.
Abhazlar kader birliğini tarih boyunca Çerkeslerle değil de daha çok güney halklarıyla yapmışlardır.
Çerkesler ve Abhazlar düşman halklar da değillerdir. Ancak Abazalar(Abazinler) ile Abhazlar arasında organik bir siyasi bağ uğraşı tarihi gerçeklere aykırıdır. Elbette ki Abazaların Abhazya vatandaşı edilmesinin ve doğal vatandaş kabul edilmesinin de bir
sakıncası yoktur. Çerkeslerin Abaze diye adlandırdıkları bölgeler Çerkes bölgeleridir. Abazalar (Abazinler) Çerkesya’da kendi yaşam alanlarında Çerkeslerle aynı kaderi
paylaşarak var olmuşlardır. Sürgün ve soykırıma da aynı şartlarda uğramışlardır. Sürgünde de yine Çerkeslerle içiçe aynı kaderi paylaşmışlardır. Abhazya sürgünü Çerkesya
sürgünden farklı şartlarda gerçekleşmiştir.
Kurumlarımızın adının Çerkes olması Abazaları(Abazin) yok saymak değildir. Tarihi
gerçeklere uygundur. Abazaların (Abazin) sürgün edildiği ülke Abhazya değil Çerkesyadır. Abazinlerin derneklerinin Çerkes dernekleri içinde yer alıp Çerkesya gerçeğine güç vermeleri gereklidir. Abazinlerin Abhaz ve Abhazya sempatisi elbette olacaktır. Tarihi
geçmişe uygun çözüm ancak gerçekler üzerinden sağlanacaktır. Abazinler Çerkes ve Abhazlar arasında tarihi gerçeklere uymayacak şekilde malzeme edilmemelidir.
Kafkas, Kafkasya örgütlenmeleri sorunumuzun çözümü değildir. Çerkes ve Abazinler
Çerkesya, Abhazlar Abhazya gerçeğiyle örgütlenmelidir. İki halkın gerçek işbirliği böyle
sağlanacaktır.
….vicdanın dank etmediği yer…
Rus halkına: Atalarınıza insanlık onuru yerine güç efendi oldu. Çerkesyayı yakarak ocakları söndürdüler. Kutsal bir savaş kazanmadı atalarınız, insan olmayı yitirdiler.
Siz ki halen atalarınızı kutsuyorsanız ve nefret kusuyorsanız başka söze gerek yok.
Kaygınız insanca bir gelecek inşa etmekse bizi halen yakan yangını bizimle söndürürsünüz.
Bir halkı topraklarından zorla koparmak ve teker teker öldürmek yerine topluca öleceklerini bilerek ölüm yolculuğuna çıkarmak elini kana bulaştırmadan soykırım yapmaktır. Savaşta
da ordu ile sistemli sivil katliamı yapmak zaten soykırımdır. Barışta da sistemli bir politikayla bir halkın rengini ve hafızasını silmeye çalışmak da soykırımdır. Soykırıma karşı adaleti talep etmek susturulamaz. Kapıları elbette zorlayacağız ve duymayan kulaklara işittireceğiz yeniden tohum olup düşmek ve yeşermek için Çerkesyada. Kendi soykırımı karşısında susmak kendi soykırımına alet olmaktır.
SOYKIRIM
Şamil projesi, Çerkes soykırımı ve sürgünü ve İngiliz peksimeti meselesi, Drau katliamı, bile bile ve isteye isteye Çerkesleri katlettirme meselesi,
… İnsanlarını kanla besleyen medeni İngiltere(!)…
İkinci bir Ortadoğu’yu Çerkesya’da yaratma peşindeki sevgili İngiltere(!)
Yüreğinde çiçekler açmış Duyulur kokusu yüzünde… MV
21 Mayıs travmasını VAR OLMA mücadelesine evirmek gerek.
“Eylem Güzeli”nin “Çerkes” İzdüşümü
Nice ölümler yaşadı halkım, gülümseyerek. Yürek diretti Çerkesyamızda.
Gözlerini aradı yitenlerin
Özgürlük sesleri yankılandı dağlarda.
Çerkesyam güzel vatanım benim
Yitik bir ülkeyi korumaya değil Yeniden kurulacak bir ülkeyi
Aşkla örmeye benzer bir Çerkes olmak…
İnsanca var olmaya adın yazılsın
Varsın zor olsun mücadelen aldırma
Yüreğinde direncinin baharını yeşert
Yıkılsın içindeki yılgınlığın ateşi
İşte zamanı geldi mücadelenin
Susma, bir Çerkes gibi dimdik yürü sen
Yüreğim, yıldızlaşan Çerkesyam benim
Direnç gülü oldun sen gökyüzünde
(Ali Asker’in şarkısının yüreğime, kendi mücadelemize izdüşümü)
Yitik bir ülkeyi korumaya değil, barışla yeniden örülecek Çerkesyayı, aşkla örmeye benzer bu zamanda Çerkes olmak.
(Alıntımsı)
Acımızı ancak sesimize kamu gücüyle destek olduğunuzda paylaşmış olacaksınız. Aksi her şey bizi tavlama girişimidir.
Rus Halkına:
Atalarınız atalarımızı topluca katlederek fiziki soykırım işledi ve suçlular. Cezasını Tanrı verecek. Ölümlerin bedelini karşılığında sizi öldürerek size ödetmek gayesinde değiliz.
Soykırıma ancak geleceğe uzanmamıza karşı koyduğunuzda ortak olacaksınız. Bizi geleceksiz bırakarak yeni bir soykırıma ortak olmak yerine insan duyarlılığında geleceğimizi inşa etmek için bize destek olun. Olun ki soykırım utancını ve günahını gelecek nesillere
bırakmayın. Öldüğünüzde toprağa huzurla girin ve yarınlarımıza geçmişin kanı sıçramasın. Siz ki güce meydan okuyup devrim yapmış bir halkın evlatlarısınız aynı zamanda. Neden insanca olmayana bizimle meydan okumayasınız!
Yok sayanlara yok hükmünde davranmalı.
Acımızı paylaşmayanın yanında olmak zavallı olmaktır.
21 Mayısta düşmüştük dizlerimizin üstüne, zorla terkettirmişlerdi dermansız dizlerimizle vatanı… Yine 21 Mayıs… Ayağa kalkma, vatana yüzümüzü dönme ve vatana yürüme zamanı artık.
Rusların milyonlarca cana (hem Çerkes hem Rus halkından) kanlı bedel ödeterek vatanımızı gaspetmeleri şanlı bir zafer değildir.
Vatanında kalanların halen anasını ağlatan ve diasporadakileri görmezden gelen Rusya Suriye’de insanlık dersi vermesin… Önce hatasını telafi etsin.
Rusya haksız bir savaşın soykırımının zaferini kutlamak yerine insanlığını yerin dibine geçiren haksızlığından vazgeçmelidir.
Ruslar 100 sene hayaletlerle mi savaştınız ki Çerkes halkı hiç yokmuş gibi davranıyorsunuz.. Vicdanınızdaki cehennemden kaçış yok.
Kendimize ait, kendimiz gibi taşımalıyız yasımızı…
Ruslar bizi soykırım sonrası sürgüne ve ölüme yollarken insanlıkları ve vicdanları sürgüne gitti. Sürgünden dönme vaktidir!!!
Aynı geçmişten geldik, biz bize benzeriz(!) Çerkes olmak dururken neden kavga ederiz…
Profilinde Çerkes bayrağı olan, ağzından nefret ve aşağılama dökülen derin, sinsi Çerkesimsilere dikkat…Amaç provakasyon…
Rus Halkına ve yetkililerine:
Somut karşılığını yaratmak peşindeyiz mücadelemizin. Somut karşılığı asla ve asla yeni ölümler yaratacak düşmanlıklar yaratmak değil barış içinde sorunumuzun idrak edilip gereğinin somut olarak hayat bulmasıdır.
Rus Halkı alet edildiği soykırımın zaferini değil Çerkes halkının hakkını teslim edip acılara son verip insan olmayı kutlasın.
Kırım’ı referandumla Rusya Federasyonuna katan Rusya Çerkes meselesini ajandasına almalıdır.
Bazı dostlarım maalesef başımızı öne eğiyorsunuz. Siyasi olarak kimi desteklerseniz destekleyin ama çoğu siyasi paylaşımlarınızda Çerkes inceliği yok çoğu kez… En uçtaki
söylemleri bakıyorum da bizimkiler paylaşıyor her kesimden 🙁 Üzücü.
Tartışmanıza eyvallah ama birbirinize hakaret etmeniz ve ayrıca Çerkes kimliğinizi unutarak davranmanız üzücü.
Söylenen sözden eyleme dökülen söz önemlidir.
Ne mutlu aklını yüreğini manipüle etmek için kullanmayana ve yüreği özgür olana.
Şamille başlayan ve Çerkesleri sürgünle ve soykırımla başbaşa bırakan ve seyreden, Kafkasyada 1918 yılında kurumsallığını ilan eden ve kısa ömürlü olan, Basayevle yeniden kurumsallığı deneyen proje Kafkasyanın asıl unsurlarınının projesi ve dinamiği değildir.
Çerkesya gerçeği Çerkeslerin tek gerçeğidir. Elbetteki komşu halklarla dayanışma olmalıdır ancak bu dayanışma coğrafyanın gerçekleriyle uyumlu olmalıdır. İthal ideolojiler iyileştirici değildir.
Size gerçeklerle değil de suçluluk duygunuzla seslenerek sizden talepte bulunanlar sadece adi birer istismarcıdırlar.
Ruslar umutları yok ederek bizi provakasyona teşvik ederken Batı bu inkârı provakasyona evirme peşinde. Farkındalıksız işbirliği..
Vatanımızda elbette ki kendi insanımıza yer açmak için çabalıyoruz. Çabamız diğer insanlar gitsin yönünde değil orada insanca bir hukuk sağlanması ve inkarsız bir geleceğimiz olsun yönündedir. Fiziki her türlü yok edişe karşıyız ve geçmişin inkar edilerek oluşturulmuş her
türlü suni yapılanmaya ve gaspa karşıyız. Vatandan sürülenlerin hakkını savunuyoruz ve
sürgünden sonra oluşan duruma göre her türlü toprak gaspına da karşıyız. Çerkesya
gerçeği asıl unsurların ve sonradan oluşan unsurların birlikte geçmişi göz önüne alarak birlikte yaşaması üzerine kurulu bir çözümle ele alınmalıdır. Mevcut durumda en çok asıl unsurların mağdur olduğu bir durum vardır ve elbette ki mücadelemiz bunu giderme
yönündedir.
Sen kendi hakikatinin gür sesi değil de türlü hakikatlerin(!) zavallı tetikçisiyken başlık atarsın”Hakikatın Gür Sesi”diye..Yuh!
Kendi isminizle yapacağınız her şey kendi adınıza yazılacakken isimsiz yaptıklarınız meçhulde kaybolur.
Kendimize alan açmak için insanlara acı yaratmak peşinde değiliz. Gerçeklerimizle var olma ve geleceğe yürümektir tek amacımız.
21 Mayısta:
1) Her Çerkes hanesinde j’erume ğawun geleneği canlandırılmalı çünkü ölenlerin ruhu için yapılan bir göndermedir bu gelenek ve bize aittir. Ayrıca derneklerde ve uygun meydanlarda da bu geleneğin gereği yapılmalı. Ayrıca köylerde camilerde sürgün ve soykırımda hayatını kaybetmiş atalarımız için Kur’an okutulmalı.
2) Merkezi ve görünür bir yerde bir anıt ve her yıl anma programı yapılmalı.
3) Basın açıklamaları yapılmalı ve basında RF yönetimi ve Rus halkına açık mektuplar yayınlanmalı
4) Çerkesya gerçeği vurgulanmalı ve Çerkes kavramı vurgulanmalı ve de RF’deki suni
bölünmüşlüğe son vermek için vatandaki “Çerkes” isminde yeniden bir olma kampanyasına destek yüksek sesle dile getirilmeli.
Ayrıca…( Ayrıcası sizden…Haydi…)
Mayıs toprağa sıkı sıkı tutunma ayı olmalıdır. Mayıs sürgünlerin kendi toprağına uzanma ayı olmalıdır.
RF’ye:
Onure edeceklerinizi rencide ederek, saygın bir geleceğiniz olamaz…
Rusya Federasyonu yetkililerine:
Teröre ve anarşiye en az sizin kadar karşıyız. Sloviklerin Kabardey’de yaptığı sadece
Çerkesleri terörize etme girişimidir. Slovikler Rusya’yı değil sadece şiddeti sevmekteler. Aklınızı başınıza alın ve bizi yok saymaktan vazgeçin. Gerçekleri masaya yatırın. Silah zoruyla değil ancak gerçeklerle ve gönül birlikteliğiyle gelecek yaratılır.
Korkma! Korktukça kokuşursun ey Çerkes.Dik dur. Sürgünsün madem, ışkın vermelisin vatanına.Sen Çerkesyanın yani güneşin tohumusun.
“İstikbal köklerdedir.”(Tıkue Hayrettin Turan)
İstikbalimiz, özümüzün görünür yüzümüz olmasına bağlı ey Çerkes halkı!
Satılık olan(insan) ucuza gider her halükarda. 30 Nis 2019 00:03
İnsanların kendi yüreklerinin ışığında, kendi gerçeklerinin yolunda, kendi şarkılarını söyleyerek yürümelerini sağlayın.
Адыгэр Адыгэм фӀэзгъэкӀуэду, зэрыгъэжьыкхъхэу фейсбукым исхэр зэтегъэсхьапхъэкъэ тӀэ 🙂
Rusya Federasyonu Çerkeslere baskı kurmak yerine ayakları yere basan yaklaşımlarla Çerkes sorununu ele almalıdır.
Bizim iyi insanlar olduğumuzu söylemeniz yetmiyor. Neden iyi gördüklerimize katkı sunmuyorsunuz?
Zamanımızda, gerçekleri duyanlar dokuz köyden kaçıyor.
Özellikle дэдейхэр.
Haksızlığı ve gerçekleri ifade eden bizler değil, kulağınıza senaryolar fısıldayanlar tehlikelidir ey Rus yetkilileri.
Rus yönetimi Çerkes meselesini görmezden gelmeye devam edemeyecek. Gerçekler er geç köşeye sıkıştıracak onları.
Bazıları sadece hayatın edebiyatını yapar, bazılarıysa hayatı edebi bir şekilde yaşar.
Derdimizi anlatmak için konuştuğunu söyleyip derdimizi katlayanlar var maalesef.
İnsanlığınız sefilken zengin değilsiniz, sadece engin bir mutsuzluğunuz var.
Karşılığında insanlığınızı vererek edindiğiniz mülkle zengin olamazsınız.
Parayla ve şöhretle dönüşen Çerkesten kurtarıcı yönde bir dönüşüm beklemeyin. O, tercihini zaten kullanmıştır.
İçinizden çok şey geçse de insana dair olandan vazgeçmeyin.
Zengin olup dönüşenlerimiz insanlığımızı da dönüştürüp ünlenme peşinde. Ama “insanlık”, onları tercih etmiyor.
Öğretmenlik, her şeyi bilmek ve taşımak değil öğrencilerle beraber keşfedebilmektir içselleştirme yolculuğunda.
Eğitim, bilgi yığmak değil bilgileri beraberce keşfedip anlamlandırmaktır öğretmen için.
Bakış açısı vermeye çabalamayın. Kişinin kendi sağlıklı bakış açısını bulmasına yardımcı olun.
Egoları şişkin ve sahnede hamasetle insanlık gösterisi yapan ama sahne kapanınca insan olmaktan kaçıp başka sahne arayan zevattan sıkıldım. Daral geldi… 🙂
Vizyonunuz yoksa kavgadan başınızı kaldıramazsınız vizyonunuz varsa mücadele edersiniz.
Sevincini değil de sadece sorununu paylaşırken beni bulanın canı cehenneme.
Hor gördükçe gerçekleri zor görürsünüz.
Takdir görmek değil işinizin hakkını vermek olsun amacınız…Ona da insan sıcaklığı katmak lazım.
Statükoyu değiştirmek istiyorsanız önce kendi alışkanlıklarınızı gözden geçirin.
İçselleştirmemişseniz bir şeyi, onun içine etmiş olabilirsiniz.
🙂
Karalar bağlayarak karartılmış geçmişini silip aydınlığa çıkamazsın ey Çerkes. Geçmişini bilip alınterinle aydınlat geleceğini.
Ya imkânımız elvermiyor. Ya insanımız el vermiyor ki elverişsiz ortamdan çıkamıyor Çerkes halkı.
🙂
Birşeyler yapmak istiyoruz. Yapmak istediklerimiz büyük ve halkımızla yapılması gereken türden. Tüm iyi niyetimizle haydi şunu yapalım diyoruz. Her seferinde derdimizi
anlamalarına rağmen rağbet edilmiyor yapılması gerekenlere. Pes etmiyoruz ve bu sefer hırsla çalışıp çabalayıp olanaklar var ediyoruz, olanaklarımızla bu sefer kendi acı
tecrübelerimizle yapmak istediklerimizin karar merkezine sadece kendimizi koyarak
yürümeye çabalıyoruz. Üç beş kişi geliyor gibi yapıp gelmiyor. Kızgınlıkla lânet okuyup bu sefer, hiç bir çaba göstermeyen halkımızın değerlerini istismara başlıyor bir kısmımız kendilerince haklı olarak. Bir kısmımız da halkımızdan tamamen kopuyor. Bir kısmımız da her seferinde öfkeyle kendi halkımıza saldırıyoruz. Bir kısmımız da…. Liste uzuyor. Uzatmayayım, temelinde iyi niyetle başlayıp birşeyler için bocalayıp hayal kırıklığı
bataklığına saplanan aynı tecrübe sahibi yüzlerce insanımız var halen bir şekilde enerjisini halkı için yoran…. Bu insanların halka lanet etmek veya halktan medet beklemek yerine, yapılabilecekleri kendileriyle aynı tecrübe sahipleriyle bir araya gelip masaya yatırmaları gerekir. Sadece bu insanların bile sadece kendi olanaklarını birleştirerek hareket etmeleri bile toplumun bir kesiminin harekete geçmiş olması demek olacaktır…
Soykırıma uğramışlığın farkındalığıyla ayağa kalkma isteğinin ifadesi değil gazımızı alıp AYNEN DEVAMa hizmet eden KEFKEN’E HAYIR!
Bıraksa yakamızı hayat, kavga etmezse bizle kimseyle kavga etmeden sevinçle yaşamak isterdik.
Bırak Kefken’i, yırt üzerindeki zamansız kefeni Çerkes.
Vizyon yerine polemik devralıp arpa boyu yol gidemeden statükoyu sürdürmek yerine KAFFED Çerkesyayı vizyonunun merkezine koymalıdır. İsmi dahi statükonun yansımasıdır. Önce isminden başlamalı değişime.
Golan’daki 12 Çerkes köyü ve Çerkeslerin kenti Kuneytra… Golan bir Çerkes limanıydı sular altında kaldı… Ne Yahudinin ne Arabın Golanı ama her ikisinin de Golan’ı… Amerika’ya Suriye’ye savrulan Golan Çerkesleri… Yahudiler Golan’ı kendilerine alırken Araplar Çerkesleri askere aldı… Gerisi hikaye… Yüzünü ve gönlünü Çerkesya’ya çevirmedikçe sana sadece tükenmek var. Melodisi güzel ağıtlar yerine kendine ait olanı dillendir ey halkım…
Efendiliğinden geride durursan zavallı muamelesi yapar efelenirler.
Duruşunuz ve bulunuşunuz kalite katıyorsa bir yere veya davaya; orada durun ve bulunun. Aksi halde ne işiniz var orada!
Sözlerinizin asil yüreklerde insan sıcaklığıyla karşılık bulması kadar güzel bir şey olabilir mi!
Farklılığını taşıma niyetinde değilsen, ne farkeder farkınla ilgili güzel şeyler söylemişsin.
Yüreği yüzünde atanlar ve size dişlerini gösterip atarlananlar…
Yıllarca yanılıp yanılttığınızı dellillerle ortaya koyana yanıldığınızı itiraf etmek yerine ona deli demek nasıl bir şizofreni!?
Meselemizle değil kendini öne alma çabasıyla yürüyenler, Çerkes ismimizi taşıtmak yerine bize ait olmayanı taşıtma gayretindeler..
Gerçek, nereden ve kimden gelirse gelsin yürekte karşılığını bulur.
Adına yeterince sahip çıkmadın ki adını ansınlar.
Çerkesce, insanlığı iyileştirip insanlığı manipüle eden karanlık ideolojilerden arındıracak felsefî güce sahiptir.
Gerçekleri ifade etmek tehdit değildir. Uyuyakaldınız ve hayata geç kalmayın uyarısıdır. Kim uyanmak ister ki, zaten! 🙂
İnsanlığınızı yeniden kodlamanın anahtarıdır Çerkesce. Адыгэбзэр, цӀыхугъэкӀэ Ӏэпкъ лъэпкъ уэзгъэгъуэтщ.
Eğer iş üretmek yerine statüko üretmeye başlamışsanız artık miadınız dolmuştur.
İsmini taşımaktan acizken davanı taşıyamazsın…
“Adınla yaşa.”der atasözü…Adınla yaşamıyorsan zaten ne anlamı var ki yaşadıklarının….
Karadelik gibi ismimizi yutan kavramlardan ayıklamalı hayatı. Herkesçilik, kendin olmanın düşmanıdır.
Gelecek gerçeklerle gebe bırakılmalı, öfkeyle değil. Gerçeklere de sevgiyle tutunmalı.
İllüzyon ve istismar berkti bugün ve berk de alkış aldı. Ödül ve alkış nelere kadirmiş. İyi uykular. Uyumak güzelleştirir!
Rusya Federasyonu kendisinin işbirlikçisi sandığı şeytanların fısıltılarıyla geleceği dinamitlemekten vazgeçsin!!!!!
8 Mar 2019 21:52 güncellendi
Biz gerçekleri açıkça ifade ederken gizlice bizden tehlikeli diye bahseden bizim hainlerimize inanacak kadar saf mı Rus Devleti?
Kendimizi insan sıcaklığıyla kodlayıp, insan sıcaklığıyla birbirimizi kollayıp torpil geçmeli üşüyen yanlarımıza.
Çerkesliği menfaate devşirmeye kalkan onu zaten yitirmiştir. Çerkesliğini hayatında ön plana çıkaran zaten öne çıkar.
Statüko değil, fark yaratan, ilkeli, hedefleri net, çalışmaları net, halkının sahiplenip taşıdığı bir örgütlülük anlayışına evrilmeliyiz.
Olmayan kanaatlerimize önder olanların bizi temsil etmeyen yaklaşımlarıdır eleştirdiğimiz.
Zass (Çerkeslere soykırım uyguladı) Alman
Liman Von Sanders (Çanakkale savaşını uzatarak yüzbinlerce insanı katlettirdi) Alman Enver Paşaya Ermenileri sürme kararı aldıranlar Alman
Hitler (20. yüzyılın katliamlarını tetikleyen adam) Alman
…
TESADÜF İŞTE!!!!! (Yerseniz.)
3 Mar 2019 00:13
İnsanlığın şifası Çerkescede kodludur. Farkındalık düşmanları için en büyük tehlike budur.
Sembollerle insanlıktan gerçekleri saklayanların sakladıkları insan, evren, Tanrı bilgisi Çerkescede kodlanmıştır.Kadim anahtar…
Çerkesce “bir”in anahtarıdır… Birin kodları ve işleyişi Çerkescededir… Birin ötesini gören gözdür Çerkesce…
İnsanın, evrenin, Tanrının kodlandığı Çerkesce gerçeklerin anahtarıdır, kutsalın sesidir. Çerkesce, güneştir yürekleri ışıtan…
Acılara değil gerçeklere tutunarak geleceğe yürüyebiliriz.
Kaliteli insanlığımıza yeniden hayat vermek noktasında birleştiğimize göre bunu sağlayacak gücü de örgütlemede birleşeceğiz.
Bedeninizi yani etinizi tam kapasite kullanmanız dışında size bir şey öğretmeyi
amaçlamayan size bedensel hazlar dışında bir hedef koydurmayan ve ruhunuzu manipüle eden global üst aklın yolundan giderek insan olma sonucuna varamazsınız. İćinizde ölen insanın kokusuyla yaşamak yerine ruhunuzu manipüle eden düşünceleri atıp insan olma yolculuğuna çıkın acil. Size iyi gelecek 🙂
Sadece Çerkeslerin değil Rusların da manipülasyondan sıyrılmaları ve meseleyi gerçeklerle ele almaları gerek ki Çerkesyanın ikinci Ortadoğu olması projesi çöpe atılsın.
Ey Çerkes; “SAVUNMA” değil “FARKINDALIK” modunda ol ki hem davaya sızmasınlar, hem de birbirine karşı boşa enerji harcama!.
Bana hak verdiğini söylediğin veya mücadelemi (Çerkeslik) olumladığın için peşinen dostum olmadığının farkında olduğumun farkında ol.
Bizimle (Çerkeslerle) ilgili gerçekleri söyleyenleri elbette alkışlayacağız, sadece gerçeklerimizin arasına kötü niyet serpiştirmelerine engel olacağız. Mücadelemizi, bizi alkışlamaya alıştırıp mutantlaştırmalara izin vermeyeceğiz.
Haydi, farkındalığını al gel davaya! Gerisi gelir! Çerkes ve Çerkesya gerçeğimizdir!
Çerkes olmak hayata estetik bir anlam katmakken estetik değerleri egonuz için pazarlamanın etinizi pazarlamaktan farkı yoktur.
İnsan olmak ayağa düşmüşse insanları basit hazlarla köleniz yaparsınız. Herkes memnundur haz oldukça. Hele bir de “acı=haz”sa! 🙂
Kutsal gördüğünüz çoğu kez, aslında sizi insanlık konusunda zavallı kılan egonuzdan başka birşey değildir.
“Kutsal”, insana saldıran değildir. “Kutsal”, insana kalite kattığı için insanda huzur yaratandır. Kutsalınızdan ne haber?!
🙂 🙂
Kimseyi eylemeden ve eğip bükmeden, eğilip bükülmeden…
Hepimizin asıl düşmanı bizi manipüle eden fısıltılardır. Fısıltılarla iş görüyorsak doğru yolda olduğumuzu asla iddia edemeyiz. Eğer bize fısıldayan yüksek sesle her yerde aynı şeyi
söyleyemiyorsa o kişi genellikle adi bir istismarcıdır. Fısıltıyla edindiğimiz dostlara ve
düşmanlara dikkat etmeli. Dost çoğunlukla dost düşman da aslında düşman değil…
Hepimizin asıl düşmanı bizi manipüle eden fısıltılardır. Fısıltılarla iş görüyorsak doğru yolda olduğumuzu asla iddia edemeyiz.
Eğer bize fısıldayan yüksek sesle her yerde aynı şeyi söyleyemiyorsa o kişi genellikle adi bir istismarcıdır.
Fısıltıyla edindiğimiz dostlara ve düşmanlara dikkat etmeli.
Dost çoğunlukla dost düşman da aslında düşman değil…
Kavgamız, kutsalı imgelere indirgeyip kutsalın arkasına saklanıp imgelerle halkımızın varlığına savaş açanlarladır.
Var olmak için vizyona ihtiyaç vardır. “Çerkes ve Çerkesya” kavramları vizyondur. Yeniden hakkıyla taşımak çabayı ve sonucu yaratacaktır.
Kafkas, Şamil, Kuzey Kafkas, Çeçen, Ferah Ali Paşa vs vs… Yeter!
Genel toplum bizi “Çerkes” olarak çağırıp kabul ederken kavramlarla kendini neden tanınmaz hale getirirsin!!!
Damarlarındaki derin korku ve şirin görünme çabası sana yakışmıyor!
Çözüm değil malzeme ve magazin peşinde olanlarla dolmuş memleket!!! 🙂 🙂 🙂
Yok yok biz bu işi başarırız! Yeter ki Çerkeslikle ilgili illüzyonu yırtıp gerçeğin resmini görelim.
“Çerkes ve Çerkesya farkındalığı” dedikçe rahatı bozulan ve keyfi kaçanlar bize bırakın o
işleri de şunlarla oyalanın (ki zaman kaybetmeye devam edin) diyorlar… Kim adına vazgeçin diyorlar biliyoruz…
Biz devam edeceğiz farkındalık çalışmasına. 🙂
Kalabalık sözlerle “Çerkes ve Çerkesya” farkındalığına karşı çıkan truva atları, tabii ki biz yolumuza devam edeceğiz ve tabii ki yaptıklarınızı da not düşeceğiz ki hakettiğiniz itibar
için yarın haksızlığa uğramayın!!!!
Çelişki yaratıp çelişkileri besleyerek, sadece çözümsüzlüğü vurgulayarak insanları demotive ederek mesele çözülmez.
Kutsal birikimlerinizle iyi işler yapanlara saldıracağınıza iyi iş yapın… Çerkes ve Çerkesya’ya karşı çıkışınız boş!!
Düşman karşınızda ve daha dürüsttür işbirlikçiden çünkü erkekçe vurur sizi. İşbirlikçi ise gardınızı boş bıraktırır, gücünüzü manipüle eder sevgili Çerkes halkı.
Çerkeslerin aynı ismi kullanmaları, hem bizi parçalara ayırıp kendimizin bile zamanla inandığı tek tek herkes başının çaresine baksın ve herkes kendine göre şirinlik yapsın ki var
olabiliriz illüzyonunun çöpe atılmasıdır. Bu, siyasi irade gösterme kararlılığında birleşmektir. Yıllarca savaşmış bir halkın çocuğu “karşı tarafı kızdırırsak biteriz”le devam edemez. Ayrıca gerçeklerin araya serpiştirildiği söylemler ve uzun açıklamalarla net ve duru olan ÇERKES adıyla sahneye çıkmanın zorunluluğu fikrini haklı olarak topluma maletmek için
çabalayanları oyalama amaçlı polemikler iyi niyetli olamaz… Biz ÇERKES ve ÇERKESYA gerçeğinin gücünün farkındayız. Net ve duruyuz. Gerekçelerle bu noktadayız. Mücadeleler sonuç-garanticisi bir yaklaşımla değil güncel gerçekliğe mücadele oturtularak yapılır.
Ya tutarsa ile yürümez davalar, tutarlılıkla yürür sevgili muhattap!
Kimsenin reddedemeyeceği gerçeklerin arasına o kadar çok riya şıkıştırılabiliyor ki 🙂
Öyle yüreğinizde biriktirdiklerinizle veya hayal dünyanızda biriktirdiklerinizle birikim sahibi olmuyorsunuz, ego sahibi oluyorsunuz çok sevgili Çerkesim demekten imtina eden Адыгэ dostum..
Gerçekler kanlı canlıdır ve dokunularak taşınır. Yürekten taşanlar çoğu zaman gerçekler değil de gerçek olmadıkları için yürekte yer bulamayan akıl oyunlarının öfkesidir.
Meseleyi anladıktan sonra bile bile egondan dolayı ısrar etmen davanı kendi elinle sabote etmektir Çerkes kardeşim…
İsmimizin gücüne sahip çık…. Çerkesiz, Çerkesya’nın çocuklarıyız….
Karanlık birlerine gebe olan mutlaka gayrımeşru eylemler doğurarak onlara ebeveynlik yapacaktır. Karanlık, boş bırakmaz. 🙂
Şapsığ, Abzex, Kabardey, Wubıx, Hatıkuey, Adıge, Uzunyaylalı Adıge, Samsunlu Şapsığ, Reyhanlı’lı Abzex olarak değil ÇERKES olarak dünya siyasetinde var olabiliriz. Vatanımızın adı da ÇERKESYAdır tarihte. Yeniden güç olabilmek için Çerkes ve Çerkesya kavramlarına sahip çıkalım.
Her bir şeye razı olup başkalarından çözüm beklemek bizim tarzımız olamaz.
Dünyanın çivisi falan çıkmadı sadece sizin yüzünüzden insanlığın akışı canınızı yakacak yönde akmaya başladı. Ağlamayın 🙂
Kendi adını söyleyemeyenden kendi adına iş yapmasını bekleyemezsin…Çerkesiz….
Teröre destek veren ülkeleri herkes biliyor… Bir de teröre zemin hazırlayan Rusya Federasyonu var Çerkesleri umutsuz bırakarak..
Tüm kalitesizliklere kaliteli bir karşı duruş zamanıdır.
Güç dediğimiz şey insan olmayı kemiren bir kanserden öte birşey değildir.Bakın bir etrafınıza!Biz insan ve gücü birarada istiyoruz
Ve, namusun yürekte değil de tende olduğuna inandırıldığında başladı insanlığın ateşle imtihanı. Her şey o zaman başladı çürümeye!
Namus dersinin çok verildiği yerde namussuzlardır en çok dersini çalışmış olanlar.
Kendin olmaktan vazgeçip başkalarının fikirlerini kurtarıcın olarak gördüğün gün mazlum oldun sevgili halkım. Kendin olursan bitecek zulüm.
Gerçekleri dolanarak veya dolandırarak ulaşılacak tek son kendinin dolandırıcısı olmak olacaktır.
Kabul görmek için yeter artık gerçekleri dolanmalar!!!
Çerkeslik para etmiyor diyerek içine ettiler güzel olanın, ruhu beş para etmeyenler.
Çaresizliklerimizi bir araya getirsek dünyayı çaresiz bırakırız, çarelerimizi bir araya getirsek onurlu bir gelecek yaratırız…
Yatırın ruhunuzu Çerkesliğe, arınsın kabzabze olsun. 🙂
Hayatımızı kazanmak adına kaybettiklerimiz ne kadar çok…
Öldürmeyecek derecede hastalandır. İyileştirme ve öldürme ki paralar aksın.. Sosyal
yaşayacak kadar değil temel ihtiyaçlara yetecek kadar parasını öde uyanmasın, ömür boyu umut ver ve ulaştırma.; sömür usulca… Sonra baktın hasta ve sefillerle dolmuş ortalık bir savaş çıkarırsın, temizlik yaparsın… Böyle, büyük aklın düzeni…
Sevgili Rus istihbaratı FSB, iyi okuyun lütfen:
Ülkeleri yıkan eskisi gibi savaşlardan ziyade insanı mutsuz kılan boşlukların asimetrik yokediciliğinin baş ağrısının sebep olacağı kitlesel mutsuzluklar olacak… Rusya Federasyonu insanlarını mutsuz eden boşlukları doldurursa geleceğe güçlü girer ve
muhteşem coğrafyasında mutlu bir ortak irade oluşturur. Çerkes meselesi Rusya Federasyonunu yıkacak bir potansiyel barındırırken aynı zamanda Rusyanın en büyük
güvenlik sorununu Çerkeslerle beraber aşmak potansiyelini barındırıyor. Rusyayı, güneyinin ortadoğulaşması yıkar… Sözün özü mesele boşluk kabul etmiyor, Çerkes de Rus da gerçek barışı ve uzlaşıyı diyasporayı hesaba katarak sağlama iradesi gösterirse Rusyanın ve
Çerkesyanın geleceği olur…
Bir ilke vardır sevgili halkım,
Bir davan var ve ona hizmet edecekse bir vakıayı öne çıkarırsın… Birilerinin öne çıkardığı bir vakıayı eğer sen propagandan için kullanıyorsan başkalarının davasına maşa edilebilirsin…
Ellerinizden gelse birbirinizin kanını içecek kadar birbirinizden nefret ediyor ve birbirinizi donunuza kadar kıskanıyorken her gün bu kadar birbirinizi olumlamayın… Çok tiksinç…
Güneş sana gülümseyerek doğuyorsa somurtarak güne doğmamak lazım.
Ne ad altında olursa olsun Çerkesliği istismar eden her şeye karşı koyacağız…Çerkeslik durudur ve duru olmayan çerkes değildir.
Elimize tutuşturduğunuz bizim davamız değil.Biz sizin sislerle kapattığınız davamızı aydınlığa çıkarıp onu Çerkes gibi taşıyacağız
Yürekli olun ve davanıza kendi tarzınızla sahip çıkın, bir Çerkes gibi!!!
Bizim olmayanı elimize tutuşturup onyıllardır Çerkes değeriymiş gibi gezdirtiyorlar. Bir
şekilde kendilerine bizi yamayacak imgeler bizi kemiriyor. Biz de bizi dolaylı da olsa
kabulleniyorlar, bir gün nasılsa kabullenirler yanılgısıyla buna alet oluyoruz. Zamanla o sözde değerler bizi hareketsiz kılan zincirlere dönüyor. Kimseye açıklama borcumuz yok. Var olmak için dönüşmeye değil kendimiz olmaya ihtiyacımız var…
Kafkas, Kuzey Kafkas, Şamil vs vs…
Biz halklar birbirine düşman kalmasın ve geleceğe ölümler sıçramasın diye barış içinde çözümler önerirken RUS YETKİLİLER şeytanla işbirliği halindeler. Yani, susuyorlar. Bizi ve Çerkesyayı inkâr ediyorlar. İnkâr, düşmanlıktır ve asimetrik kinin önünü açar, yani İnkâr, terörün ilk altyapısıdır. Karşıda terörü global olarak kullanan rakipleriniz varken bunu görmezden gelmek sadece gerizekalılıktır.
Teröre destek veren ülkeleri herkes biliyor… Bir de teröre zemin hazırlayan Rusya Federasyonu var Çerkesleri umutsuz bırakarak..
” Halkım” diyemeyip eğerek bükerek, eğilerek bükülerek yaşayanlar yok hükmündedir yeryüzünde…
Kimsenin Çerkes halkının geleceğini egosuna ve çok bilmişliğine kurban etmeye hakkı yok!!!
Bir Çerkesi tanımıyorsanız ve o, Çerkesler için mücadele veriyorsa onu varsayımlarla eleştirip topal etmek yerine ondan onu açıkça tanımayı talep edin. Bunu başarırsanız eleştirdiklerinizden pek çoğunu bilgisizliğinizden eleştirdiğinizi ve halkımıza zaman kaybettirdiğinizi fark edeceksiniz… Kimsenin Çerkes halkının geleceğini egosuna ve çok bilmişliğine kurban etmeye hakkı yok!!!
Çerkessek Uzunyaylacılık, Samsunculuk, Düzcecilik, Maraşçılık yerine önce birbirimizi anlayalım. Çerkes halkıysa eğer önceliğimiz, önce kendi içimizde birbirimizi bir duyalım.
Samsun’u da, Maraş’ı da İstanbul’u da aynı şeyi istiyor. Uzlaşmak zorunda bile değiliz ki aynı şeyi istiyoruz. Bir araya gelince aynı şeyleri istediğimize göre beraber dillendirmemiz yaratacaktır istediklerimizi gerçek kılma gücünü…. Tok sesle konuşma ve ses getirme zamanıdır halkım!!!!
Gücünü dehşetten alanlar, dehşetli bedelden elbette ki tadacaklar.
endi kültürü için çabalayan insanının arkasında duramayan Çerkesim diye ortada gezmesin, bir de xabze nutukları atmasın.
Mazlum edebiyatı yapmıyoruz, boş tehdit de savurmuyoruz, gerçekler gösteriyor ki RF
dünyayı kurtarma peşindeyken bir taraflarını kurtaramayacak bu gidişle… Çerkesyayı yuttuğunuzu zannediyorsunuz ama hazmedemiyeceksiniz ve elbet burnunuzdan getireceğiz. Gelecek barışla kurulur, sizi vizyon sahibi olmaya davet ediyorum… Kaybedecek bir şeyimizin kalmayacağı noktada göze alabileceklerimizi kestiremezsiniz!!!
Rusya Federasyonu bu vizyonsuzlukla yıkılır. Çerkesyanın uyuyan lanetini uyandırmak üzereler!!!!
Rusya Federasyonu Suriye’de Şirin Babacılık oynuyor Çerkeslere karşı da Gargamellik yapıyor…Yeme bizi RF!!!
Sayın Rusya Federasyonu yetkilileri,
Meselemizi gündeminize almak için provakasyona gelip canınızı yakmamızı mı bekliyorsunuz!!!
İstismara kapı aralamak ve herkese karşı iyi olup herşeye tamam demek değildir Çerkes olmak.Dur, demen gerekene dur deme vaktidir!
Bütün güzelliklerden faydalanma hakkımız olmadığını anladığımızda insan olma estetiğini yakaladık demektir.
Kazanmayacak deseniz bile dostunuzun arkasında durun. Kazanan yine inandığınız, sizi dost kılanın sıcaklığı olacak. Değer buna!
İdeolojileri savunmak yerine Çerkes halkının geleceği açısından sorgulamak ve bize kattığı birşey yoksa uzak durmak zamanı…
Biz olmazsak şöyle olur böyle olur diyen zatlar siz gelir gelmez onca emeğimize rağmen iktidarı elinize alınca elimizde olanı aldınız, hak kullanmayı canavarlaştırdınız, gıdım gıdım dalga geçer gibi sözde haklarımızı verdiniz… Çağdaşlıkla bizi tavladınız, çağdaşlığı kaybetme korkumuzu sömürdünüz, modern görünümünüze rağmen küf kokuyorsunuz… Elbette cumhuriyet ama insanı yücelten ve vatandaşından korkmayan, sömürüyü eleştirip yeni sömürünün önünü açmayan, sıcak ve herkesi ısıtan…
Aykırı olmayan ve aramayan kendi insan rengini nasıl bulur! Kendi rengini bulamayan zaten boşa var olur… Kendini savunan kutsalın kendisi değildir zaten ve bu çaba sadece gücünü, rantını korumak isteyenlerin bizi inandırdığı bir yanılgıdır… Tanrı, haklarını rant karşılığı savunduracak bir aciz midir ya da savunulan Tanrı değil de zavallı rantlarımız, miğdemiz ve uçkurumuz mudur ya da inandırıldığımız bir yanılsama mıdır…. Tanrıyı savunulacak bir imgeye indirmek karşı çıkıldığı iddia edilen putperestliğin bizzat kendisidir, ve bu ayrıca
karşı çıkıldığı ifade edilen münafıklığın bilfiil safında olmaktır. Saf yerine koyup kutsalı istismar etmektir düpedüz.
Gönlünüzü yönetmeye kalkan ve sizi hizaya sokmaya çalışan şey kutsal olamaz.Olsa olsa sadece bir istismar olabilir enerjinizi emen
Duru görünle gördüğün var olandır. İstediğin hale getirdiğin ise puttur. İstediğin halde görme şizofrenisi ise putperestliktir.
Kutsalı satıyorsunuz diye çemkirenler kutsal statükolarını paraya çevirmekte hiç sakınca görmüyor… Sahi fark ne!!!
Hesap sorandan değil, anlamaya çalışandan yanadır Çerkes yüreğim.
Korkularımıza değil de insanlığımıza seslenin… Endişeniz olmasın, fısıltı bile olsa duyar ve o sese saygı duyarız.
Ehveni şer kavramından dolayı birilerini eleştirenler rakiplerinin ne kadar şer oldukları üzerinden tavlamaya çalışıyorlar insanları ve ehveni şeriz diyorlar farkında olmadan… Vizyonsuz ve soğuklar… 🙂
Çağdaşlık elden gidiyor diyenler-Tanrı adına -cehennemde yanacaksın diyenler kadar soğuk ve insana uzak.Korku olan yer kötü kokar.
Aklı, bilimi, sanatı öne çıkarıp insanı önceleyip çağdaş bir toplum kuracaktık;
küllendirecektik tüm acıları… Sadece koca bir statükomuz oldu… Aklı, bilimi, sanatı
çağdaşlığın sloganı yaptık ve aklı da, bilimi de, sanatı da tükettik… Statükonun sloganlarıyla korkunç öcüler yarattık… Yemedi ve o öcüler gücü ele aldı çünkü insanlar statükoyu sevmez… Sevdikleri birşey statükoya dönerse onu da alaşağı eder…
Çok zaman kaybettik… İnsan sıcaklığına inanmak bizi iyileştirecek…. Fısıltı ve sloganlarla değil insan sıcaklığıyla ele almalı sorunları…
Sevdiklerimizin anlamadıklarını düşündüklerimizi tavır yaparak, canlarını yakarak farkına vardırmaya çalışırız… Ne acı, can yakıyoruz.. Hayata beraber seviçle dokunmak olmalıyken hedef, hedef dersini verme alışkanlığına dönüyor.
Yüreğini yanında getirmeyen davayı bırakıp gidecek elbet.
Biz mi çekiyoruz acıları mıknatıs gibi ki ondan mı acı çekiyoruz???
Canı cehenneme, (bizden olup) davasını sloganlarla gaza gelmek sananların ve iyi işleri beğenip beğenilesi iyi işler yapmayanın…
ФыкӀэрыкӀ “herkes dernek”хэм, фыухуэ “Çerkes dernek”хэр… 🙂 Fık’erık’ “herkes” dernekxem, fıwuxue “Çerkes Dernek”xer… 🙂
Önünüze işinize gelmeyen şeyleri koyuyorum, gözardı ediyorsunuz. Güncelliğini yitirdiğine kani olana kadar da yoksunuz ortada. 🙂
Kendimizi avutan konuşmalarla zaman kaybetmek yerine meselemiz konusunda aydınlanıp gereğini yapalım.
Karanlık tutmuş,
Her yer karanlık.
Karanlık tutmuş insanlığı,
Kusup çıkarası var bünyesine dokunanı… Karanlığın tutası var iyi olanı,
İçine atıp, yutmak için.
Karanlık tutmuş her bir köşeyi Pusuda beklerler ışığa düşman…
Gerçeği ifade eden söz istismarcıların gücüne gidendir. Gerçekle hayata dokunmak isteyenler içinse yürekleri ısıtan GÜÇTÜR.
DERİNCE
Osmanlı Devleti 1920’lerde üstelik yıkılırken bile Çerkeslere kullandırdığı ve asla da kendisine tehdit oluşturduğuna dair bir kayıt bulunmayan demokratik hakları ( okul,
örgütlenme, dil, isim, yayın…) kullandırmakta sakınca görmezken Türkiye Cumhuriyeti Devleti nedenini kimsenin bilmediği şekilde demokrasiyi bu konuda askıya alarak Osmanlı Devletinden çok geride kalmıştır. Osmanlı Devleti zamanında sorun olmamış ve soruna sebep olmamış bu hakların kullanımı ortada fol ve yumurta yokken yıkıcı unsur olarak kabul edilmiştir.
Bu işler yanlış ve bu konuda Osmanlı Devletinden gerideyiz. 118 sene gerideyiz. Devleti
yönetenlerin kulağına fısıldayan ve komplo teorilerinden bahseden o güçler iyi niyetli olmadı hiç. Bu devletin beka sorunu yok. Sorun, beka sorunu var diyerek devleti yönetenleri zehirleyenler. Asıl beka sorunu beka sorunu var diyenlerin. Çünkü bir meşruiyetleri yok ve halkın sinerjisini gaspettikleri ortaya çıkarsa tüm film bitecek.
Seçilen her iktidarı zehirlemeyi başaran bu güç kimsenin hayrına iş yapmıyor…
Seçilenlerin seçimini toplumun yararına yapacağını umuyoruz. Yoksa statükonun devamı
dışında bir işe yaramamış olurlar.
Gücü olduğu halde İYİNİN arkasında durmayan kötüden de kötüdür. Kötü, kötü olmayı seçmiştir, diğeri düpedüz istismarcıdır!!!
Kamusal güç eliyle kültürel erozyona uğradık ve kültürel olarak yeniden ayağa kalkmak için devletin kamu gücünü kullanmak haktır.
SÖZ, GÜÇTÜR ey Çerkes Halkı!!! Herkesin ISRARLA ne istediğimizi dile getirmesi SES ve SONUÇ getirecektir.
Fiziki kanıtınız nedir hep sevdiğinizi iddia ettiğiniz halkı sevdiğinize dair? Kanıtınız yoksa sadece bir istismarcısınız.
Estetik yoksunu insanlık yoksullarıyla
yok hükmünde bir zaman
Bölgesini sidiğiyle işaretleyenler gibi, dediğiyle insanları işaretlediğini zanneden türler çoğaldı..Çok pis kokuyorlar çoook!..
Birisi için kaliteli sevişgen ve tüketgen tip tek hedef, diğeri için organsal ilişkileri düzenlemek tek amaç… İkisi de tiksinç..
Kimsenin ağzının tadı kaçmadan, insanca istedik. Duymazdan gelmeler tadını kaçırdı. “Bir de siz mi çıktınız” anlayışı tuz biber üstüne.
Altyazı geçmemizi gerektirmeyecek kadar hukukumuz var herkesle biz Çerkeslerin. O yüzden kimseye açıklama borcumuz da yok. Asıl, açıklama isteyenin niyeti sorgulanmalı. Rengimizle yaşamak istiyoruz ve gereğini istiyoruz, hepsi bu.
Birşey ispatlamamıza gerek yok bu hak için, hoşunuza gitse de gitmese de rengimizle var olacağız ve buna herkes saygı duyacak.
İyice çirkinleşiyor ve silikleşiyor arsızların yüzleri. Kalmayacak yüzleri bu gidişle yarına.
Gözün kapalıysa hayallerin esirisin, gözün karaysa ışık düşmüştür gözbebeklerine ve yüreğinle dokunmaya başlamışsındır hayata.
Sizi avucuna alana kadar size şirin görünen avucuna alınca da sizi oyuncağı görenlerin heveslerinin kölesisiniz, yazık insanoğlu!!
İtin “hit” olduğu yerde bir bit yeniği var ama hayırlısı bakalım. 🙂 🙂 🙂
Çerkes halkını varlığınız değil yaptıklarınızla onure edin. Ya da gidin başka birilerine meze edin kıymetli varlığınızı.
1.000.000. Çerkes
3.000.000. Çerkes
6.000.000. Çerkes
Rakamları tersten okuyor olmalıyız ya da hayatı tersten yaşıyor olmalıyız.
Wumar Wotey, Adıge Guaje, Lash Ulvi Şengül, Tarik Topcu ve Hatko Semanur’u etiketledin Gücünüz yoksa gücünüze gide gide yaşarsınız. Yoksa!.. Yoksa oturmadan terleyip edinmemiz lazım.
🙂 🙂 🙂
Önce cahil bırakır, sonra sizi öfkeye bırakır, cebinizdekini ve özünüzdekini alır. Bazı bazı da gazınızı alır, globofaşizm işte!
Zulmün de, sömürünün de, adam yerine konmamanın da, herşeyin gayri insani olmasının da nedeni idrakınızı terk etmiş olmanızdandır.
Global derin aklın en büyük düşmanı yürekle işleyen halklardır. Çünkü insanca işleyen ve sömürülemeyen bir dünya düzeninin kanıtıdırlar. Kanıtları yok etmeye çalışıyorlar. İnkâr ve görmezden gelinmemizin sebebi budur Çerkeslerin. Global derin kan emici aklı baştan alıp alaşağı edecek güç yeniden yürekle işlemeye başlamasıdır insanların… (Türkçe yürek: (insan olarak) işlemek için kendisine dayanılan Çerkesce gu: özsel işleyişin merkezi). Xabzemize, dilimize bakarsanız göreceksiniz. Xabzemize ve dilimize sahip çıkarsanız büyük aklı yeneceksiniz.
🙂 🙂 🙂
Ruhunu satanda, karanlıkla yatanda, birbirine katanda, atan tutanda değil bu suç. Kanıp yutanda ve de karşı durmayıp yutanda suç!
Her kutsalına saygı, bir de üstüne benden minnet bekle sonra da beni ve kutsallarımı görmezden gel! Başka bir arzun?!
Kutsalı, kaliteli olmak yerine kendilerini kutsatmak için kullanan putperest firavunlar, buyururlar yüceden(!)
Kendi insanlığını istismar edenler iyileşmez. Kutsalı istismara başlarlar ve kutsalla da her bir şeyi istismar ederler.
Birileri kutsalla kendilerine değer katmak bir yana, kutsal olana emdikleri çiğ sütten katıyor.
Efendilerine it olan yiğitlere(!) hoşt olsun hayat! 🙂 🙂 🙂
Yürümeyen yürekler, yürüten eller dolmuş… Bizim eller el olmuş insanlığa…
Yetenek çalmakta değil, insan kalmakta.
Çalınamayan tek şey “insan olmak” ayrıca. 🙂
“İnsan” sıfatını yitirdikten sonra edindiğin makam ve okuduğun kutsal sözler seni bir daha insan kılmaz, boşa.
Makamını hırsızladığı gibi arsız arsız kendilerine cenneti taksim eden zevatlar; bu kadar da arsız olunmaz 🙂
Hem makamını hem ekmeğini çalacaksın hem de bana günahkâr zavallı muamelesi yapacaksın! Haydi ordan!!!!!
RF YETKİLİLERİNE: Çerkesya’yla gönül bağımız varken bağımızı koparmaya çalışan her teşebbüs RF’nin geleceğini dinamitlemektir.
MV
RFyetkililerine:
Devletin görevi insan haklarını insanlardan kaçırmak değil, barış içinde kullandırmanın altyapısını hazırlamaktır
FSB’ye: Barışı sabote eden, insanın doğal haklarını talep etmesi değil, devletin kendisini o hakları ihsan eden tanrı sanmasıdır.
Toplumsal sorunlarda duyarlı olduğu için gerektiği her
durumda xase mekanizmasını, toplumu bir araya getirerek harekete geçirebilen Çerkes
toplumu en gerekli olduğu zaman olan bugün iki yakasını bir araya getiremiyor bu konuda. Bunu kırmalı.
40 yıl önce sağcısını da solcusunu da bir araya getirecek bir örgütlülüğü vardı Çerkeslerin yüreklerinin. Yüreklerimiz o günlerdeki örgütlülüğü özlüyor. Ben ucundan hatırlıyorum o günleri. O insanlarla aldığım nefesin tadındandır hiç vazgeçmeyişim.
Haydi, yüreklerimize format atalım ve o günlerdeki yazılımı yeniden yükleyelim. Yani
yüreklerimizi Çerkes olarak yeniden örgütleyelim.
Vezir Marguş
Çerkeslik örgütlü bir eylemdir. Örgütlenen, yüreklerdir. Örgüt, insan olmanın Çerkes rengidir. Haydi örgütlenip eyleme geçelim!
RF yetkililerine: Şizofrenik saplantılarınızı vatanseverlik sanıp Çerkes soykırımını inkar ederek felaketi çağırıyorsunuz.
Biz Çerkesler acımızı kutsayarak siz Ruslar türlü bahanelerle soykırım konusunda susarak devam etmez bu işler… Bir yerde patlar.
iz her gün soykırım ve sürgünün bedelini öderken RF devletinin iktidarını gaspedenler bedel ödemeyeceklerini mi sanıyorlar!!!
Anladık ki RF ve FSB suskunluğumuzu barışseverliğimize değil de kudretsizliğimize yoruyor. Öyle olmadığını anlayacaklar!
Rus Halkına: Biz soykırım acısını, siz soykırım utancını taşıyorsunuz. Acımız şiddete dönmeden utancınız adalete dönsün.
Rus Halkına:
Soykırım insanlık ayıbıdır. Bu ayıp maalesef halkınızın adıyla işlenmiştir. Bu ayıbı görmezden gelmek ona sahip çıkmaktır. Rus Halkının bu ayıba sahip çıkmadığını ancak bilinçli olarak bu meselenin Rus Halkından kaçırıldığını biliyoruz.
Rus Devleti ölenleri geri getirmeyecek ancak inkar etmeyi, görmezden gelmeyi bırakırlarsa insanca bir geleceği halklarına kurma şansı verecekler.
RF yetkililerine:
Halkınızdan gerçekleri kaçırarak onlara güzel bir gelecek yaratamazsınız. Çerkesleri inkar ettirmeyeceğiz size!!!
Rusyada devletçe manipüle edilen Rus halkında kamuoyu oluşturma zamanıdır. Çerkesleri görmezden gelen RF yöneticileri halklarına en büyük fekaketi çağıran hainler olarak tarihe geçecektir. RF yöneticilerinin rakiplerine Pandoranın kutusunu açmalarına izin verdikleri
aşikârdır. Bedelini Rus ve Çerkeslerin ödeyeceği çatışmanın tohumlarının çimlenmesini
önlemenin yolu Çerkes meselesini çözmektir.
Davalar, olumsuzlayanlarla değil, onu omuzlayanlarla taşınır.
Olumsuzlayanla değil, karanlığı yırtacak olan Güneşe inananla işimiz…
..RF’na..
Adaleti boşverip umursamazlık içinde olanlar, yarın doğacak şiddetin kıvılcımını düşürmüşlerdir hayatın rahmine.
Kendimizi Rus Devleti yerine Rus Halkına anlatmalı her platformda…
Rusya Federasyonunun Çerkes meselesini halen inkâr ediyor olması Çarlık Rusyasının soykırımına sahip çıkması anlamına gelir.
A: Mükemmeli bu değil.
B: Peki nasıl?
A: Şudur, budur…
B: Haydi mükemmelleştirmeme yardımcı ol. A: …(Ses yok)
İnsana değer vermeyen, onu hiçleştiren ve kendisine hizmet ettiren şey ne “değer”dir ne de “değerli”. O şey sadece sömürüdür
Kendine sıfatlar dilenip edindikten sonra sıfatına insanların tapması için sıfatının gücünü sonuna kadar kullanan firavunken, ayrıca kaypak beyniyle kaypak bir imaj yaratıp ona
tapınan sıradan putperest iken kim oluyorsun da hidayete erdiğini sanıyorsun da yoluna çağırıyorsun!!!
eşke ‘işinizi bu kadar bilmek’ yerine biraz da işinizi yapsaydınız.
Aydınlık olsaydı ruhunuz, yüzünüze düşerdi aydınlığı. Yüzünüz de karanlık ruhunuz da.Karanlığınız var sadece sizin, buz gibisiniz.
Değer, tabii ki insana kalite katabilir. Ne yazık ki sıradan değersizliği ile, değeri sözde taşıyanlar işte o değerin en büyük düşmanıdırlar.
Bu ülkede ne kadar çok “reign” geyiği var. Ren olsa önemli değildi… Herkes keşke önce asıl işine baksa. 🙂
Her işten az çok anlayan değil, her konuda fikri olan can sıkıcı. Her işten anlayan iyi kötü bir şey ortaya koyar en azından.
Eleştirirken değil de fark yaratırken göreyim sizi.
Ne kadar güzel şeyler söylediğinizin değil de dediklerinizin ne kadar arkasında durduğunuz önemlidir…
MV
“…cehaleti güce devşirmek…” Ortadoğu’lu toplumların en büyük kanseri…
Ya düşlerimiz bir olacak ve düşeceğiz peşine, ki yarınımız olacak. Ya da meze olacağız kanımızla, canımızla başkalarının düşlerine ve de hep düşüp, üşüyeceğiz yarınsız kuytularda.
“Eğitim”in Çerkescedeki karşılığı “ğasen/гъасэн”dir. Yani “kişiye kendi ‘ben’ini, kendi özgün şeklini buldurma işi”dir. Eğer eğitimi bunun dışında tanımlar ve insanı tanımladığınız
kavrama uydurmak için eğip bükerseniz kırarsınız. Olması gerekenin dışında bir araya tekrar getirip sunduğumuz şey zaten insanlıktan çıkmış zavallı bir makinadır.
Bu arada kavramlarınızın zehirlenmesi geleceğinizin şifa bulamamasının ilk sebebidir. Kavramları zehirlemede en mahir millet İngilizlerdir. Selam(!) ola İngilizlere…
İnsanları aydınlatmak yerine onları sorgulamayacak hale getirip bilgi(!) adını verdiğiniz çerçöple doldurursanız elbette ki o insanlar toplumu kokuşmuş hale getirecektir.
Cehaleti beslerseniz linç toplumu yaratır ve geleceğinizi linç ettirirsiniz. Aydınlığı beslerseniz sorumlu bir toplum yaratır, sorunlarınızı çözmeye başlarsınız.
İnsanlara dokunulmaz düşler vaad edip dokunabilecekleri düşlerini ve insan sıcaklığını ellerinden alarak mı kutsal bir yaşam kuruyorsunuz!!!
Haydi oradan, sahtekârlar sürüsü!!!!
Ağızlarıyla Yaradanı kutsayıp onun cennetine susatanlar, nedense kendi cennetlerini bu dünyada yudumluyor.
Bir şeyleri kutsayarak kutsal olmuyor gelecek. Kutsal insanlığını insan gibi taşı yeter.
Mutlu olmak için yeni bir isme ve sıfata ihtiyacım yok. İsmim ve sıfatımla gururla dokunmalıyım hayata ve gururla dokumalıyım onu.
Siz, hayatını zehir ettiklerinizin ellerinden, içiyorsunuz bir de kahkaha atarak hayatlarından söküp aldığınız yaşama sevinçlerini. Saygı ve itibar da bekliyorsunuz canları acıta acıta.
İnsan sıcaklığımda o kadar insanı ısıtırken, Üşüyorum cehennemimin en dip yerinde…
Tüküreyim içine, ki gerçeğin, yaratmaktan uzaksa insan olma sevincini.
Soğuyacak yüreğim
Ruhsuz olanın başladı cehennemi… Serinleyecek yüreğim
Güzel ruhların rüzgârı değiyor tenime..
Hiç bir insan güzelliği kalmamış estetik yoksunu renksizler nedense en renkli sonu kendilerinin sanıyor…
Siz, ideoloji istismarcısı nasırlı dilliler; siz en güzel yemeğin içine düşmüş o yapış yapış, tiksinç karasineklersiniz.
Senin düşlerin kara, benim gözüm.
Efendisi yanında olmadığında efelenmeye kalkan ve efendisi karşısında tırsan zavallı, benim hiç efendim olmadı ona göre hesapla efeliğini. Efendi ol!
Sanal itibarıyla, densizliklerini kurtuluş olarak pazarlayan ve densizliğini her seferinde hatırlattığınız için kuduranlar insan olma evreninde hiçtir.
Buz tutmuş insan,
İnsanlığın başına çalına. Çalım satma bana, Satılık olmayanla
Ne haddine aşık atmak!
Sıkıntımız, kendini duyduğuyla inşa eden, söylediği ve göründüğünü zannettiğiyle adam olmuş olduklarını sananlar.
Toplumsal değerleri meta(mal) olarak görmek ve satmaya çalışmak yerine toplumumuza, iyi olanı mal etmek zorundayız.
Sözleriniz gerçekse, elbet düşüp yeşerecek gerçek bir yürekte, belki de yüzlerce yürekte. Kadim gerçeklerin ormanı büyüyecek….
Varlığımızda derin bir sancı var. Bu bir doğum sancısı. Kendimizi doğuracağız yeniden! Sancı doğum sancısı ey Adıge(Çerkes)!
Öz unsur, tali unsur…Her şey sizin için kusur! “Öz unsur” diyenler, kusursuz öz ve de ön kusur sizsiniz!!!
Kafanıza dank etmiyorsa -ki etmiyor- canımıza tak edene dur diyeceğiz elbette. MV
Resimleri bile istismar ediyorsunuz. İkinci, üçüncü sınıf hayatların resimlerini. Gene oyuna getiriyorsunuz vicdanları. İnsanlık(!) yaparken ve kutsal acıma duygunuzu lûtfedip sunarken bile aldatıp istismar ediyorsunuz. İçinizde olan ama çoktan vazgeçtiğiniz, içinizde ölen ve
pis kokan insanlığınızın gazını alıyorsunuz arada bir. Hepsi bu.
Kendi olamayan elbette ki en çok işe yarayandır günümüz dünyasında. Her iş için maşa, her sofraya meze, her salataya maydanoz edilirler…
Bunların hiç birine yaramayana selam olsun.
Kendini kutsatan değildir kutsal olan. Sadece özgürlüğünle ve alınterinle gösterdiğin çabayı kutsayandır, kutsal olan.
Kimsenin kırıntılarına ve ihsanına değil, kendine inandığın o iradene ihtiyacın var sevgili halkım!
Урысхэр ӀулъхьэкӀэ зэрашэ яфӀэщӀхэм текӀуэдэнущ. Ахэм нобэ урысхэм нэхъри нэхъыбэ ахъшэ къэзыт ягъуэтащи урысхэр пцӀыкӀэ щхьэдаш. Ахэм икӀи пэмыщӀхэм икӀи урысхэм я ахъшэ яшх. Мис щапхъэ, дгъуасэ щхьэгъур зезыхьэхэм ядэтӀысахэм фаплъ. Ахэм яӀэр
кӀыхьщи хэти къэщэхуф ахъшэ удзыфэкӀэ… Ахъшэ удзыфэр зейр хэти фощӀэр…
13 Ara 2018 22:59 güncellendi
Ахъшэр/сомыр зи ӀумпӀэр, хэткӀи зешэгъуафӀэщ. АхъшэкӀэ Адыгагъэ къытхуэзыщэхэр ӀумпӀэкӀэ зэрашэ блымыжьхэрщ.
Türkiye’de ve dünyanın her yerinde en masum ideolojilerin, değerlerin içine sızmış tetikçileri var o global karanlık mühendisliğin, her şeyi mutantlaştırmak da gayeleri. Çoğu kez de başarılılar. ….Karanlığın uşakları efendileri yokken efeleniyorlar işte… Çok
eğleniyoruz bilsinler…
Tabii ki biz de gücümüzün farkındayız. Elimiz armut toplamıyor ve çoook güçlerine gidiyor.
Ey halkım, kişisel çıkarlarımız için değil de gerçeklerimiz için koşa koşa bir araya geldiğimizde yeneceğiz o, makus olanı!!
Gerçeği gizleyen/çarpıtan her zihniyet insanlığın düşmanıdır. Kutsala(!) sığınmak/linç psikolojisiyle hareket etmek de tarzlarıdır
“Kültürel hak talebinde bulunuyorsanız bölücüsünüz.” diye buyurmuş Fatih Altaylı, özetini geçmiş hastalıklı zihniyetinin… Son kalesi olan sözde milliyetçiliğine sığınmış… Kesin bir rant ya da korku var ortada. 🙂
Fatih Altaylı efendiye:
Asıl bölücü sensin ve senin gibileri. Melodilere düşman senin gibileri asla bir koro yönetemez. Ülkenin geleceği adına beste yazıyorsun bir de…
Kimsenin gölgesine sığınmadan
Yürüyebiliyorsan kavurucu güneşin altında
Kimseye minnet etmeden
Taşıyabiliyorsan hayatı omuzlarında
Birileri senin farklılığına öcü gibi bakarken
Sen hayata Çerkes gibi bakabiliyorsan
Kimse yenemez seni
Kimse alamaz elinden geleceğini…
Diyasporada emeğin ve alınterin olan için minnet bekleyen
Boşa bekler eğilmeni
Çerkesyana kurulanlar
Çok beklerler vazgeçmeni…
Çerkes olan bilir gücünü
Gücüne gidip gücenecekler bize diye
Vazgeçmeyeceğiz geleceğe tutunma gücümüzden…
Dünkü soykırıma ve düne kadarki inkâra rağmen yok olmadığımıza üzülenler bilsin ki Buradayız ve gücümüz var ki herşeye rağmen ayaktayız.
Yaranmak, yara açmaktır insanlığınıza.
Düşüncelerinizde gedik/kaypaklık varsa düşlerinizde de gedik açılır/kaypaklık oluşur ve de gerçek bir gerçeği asla yaşayamazsınız.
Yaranmaya çalışmak geleceğine yara açmaktır. Yaralıysak bugün, vazgeçmeli bu illetten yarınımız için….
İlkesi, çıkarı olanlara ilkeli davranmak, tüm emeğinin hiç edilmesi ve iç edilmesiyle sonuçlanır. Üstüne de linç edilirsin.
Başkalarının uygun gördüğü sınırlar içinde kendin olamazsın. Olsan olsan derdini anlatamayan bir zavallı olursun ya da zavallı zannedilirsin. Böylelikle sadece zaman kaybetmeye devam edersin sevgili halkım.
Sevgili halkım, kendinizle ilgili şeyleri kendiniz umursamıyorken sizi kim umursar burnu havadaki bu egonuzla!!!!
Cahile laf anlatmaya çalışmak cahili güçlü kılmaktır. İşine bakacaksın, doğru bildiğinden şaşmayacaksın.
Nice cahilli günler geçirdik… Ortaokuldaydık.. 1986-1989 arası… Anadilimizi
konuşurduk…İnceden sözde inkar edilirdik… Dilimizle dalga geçmek için”Haydi, bir gavurca konuşsana!’ derlerdi. Ciddi anlamda bir baskı yaşamadım kendi adıma…Üzülürdüm insanların tanıyıp bilmediklerine düşman olmalarına…O zaman farkettim insanın en büyük düşmanının cehalet olduğunu, cehaletin sağır olduğunu…
Taraftar devşiren ve onları fanatik savunuculara dönüştüren her ideoloji insanlığın prangasıdır. Kırmalı onları ki yürüyebilsin insanlık.
Duruşun olsun yeter ki ta uzaklardan bile görünürsün.
Birilerini susturmanın bir yolu onların asıl niyetlerini inkar edemeyecekleri şekilde ortaya koymaktan geçer.
😎😎
Övünmekle ne kadar sahibiyiz o şeyin!?! Mesela Çerkesliğimiz… Mesela…. Siz tamamlayın…
Biz hepimiz için iyi şeyler peşindeyken işinize geldiği için ismimiz önemli değilken sizin için, işinize gelmeyen tek bir işte bile ismimizi öne çıkarıyorsanız sizin için önemli olan tek şey
sadece kendinizsiniz. O halde bize “iyi günde kötü günde masalı” anlatmayın. Dürüst olun. Bu ülkenin çimentosu attığınız sloganlar değildir. Siz o sloganları sadece doymayan
kursaklarınız için atıyorsunuz. Yapmayın beyler, bir ülkenin çimentosu dürüstlük, iyi niyet ve güvendir. Gerisi üretmek, paylaşmaktır.
“Tam haz!!” diye diye tam gaz sürükleniyoruz hazsızlığa. Anın hazzını ertelediğimiz için haz almaya almaya duyarsızlaşıyoruz hazlara. Mutlak haza ulaşmak yerine mutlak doyumsuzluğa sürükleniyoruz.
Kutsal olan, insan olandan geçerken(insan olanla ilişkiliyken) ve insan, yürekle aklın
yüreklice uzlaşmasıyla insan olabilecekken İKİ ORGANIN ilişkisini düzenleyen sahtekarlara tüm özgürlüğünü teslim etmiş, böylece insan olmaktan vazgeçmiştir.
Ey Çerkes, düşlerini ve yüreğini işgalden kurtarmadan Çerkes gibi yaşayamazsın yeryüzünde.
Susarsam, susarım ve içim yanar. SUSMAM!!!
Susarak gelecek kurulduğu nerede görülmüş sevgili Çerkes halkı!?
Yakınma!!! Durumu düzeltmek için çaba harca, durumu değiştirmeye teşebbüs et!!!!
İnsanlığın kodları ve insanı iyileştirecek sırlar Çerkescededir. O yüzden Çerkesce. İnsanlığın kayıp tarihi Çerkes mitolojisindedir.
Kendine ne ad takarsan tak, hangi ünvanı gaspedip kendine takarsan tak, hangi ünvanla bana takarsan tak, istersen Roma’yı da yak takmıyorum seni ki bundan da keyif alıyorum. 6 Kas 2018 13:42
Değişim… Öz aynı kalandır, değişen zamansal akış içinde özün eyleme yansıyışıdır.
Çerkeslik ruhumuza ve hayatımızı kazandığımız işimize odaklanacağız. Ruhumuzun akı ve alnımızın teriyle yaşayacağız hayatı.
Önce insan olmayı kendi yüreklerinden söktüler sonraysa insanları vatanlarından; Kızılderilileri, İnkaları, Çerkesleri… Hem de aynı zamanlamayla. Bu sistemli bir yok edişti. Ama yeniden ayağa kalktık. Derin güçler derinden korkmakta şimdi.
Meseleni sahibi meçhul edersen meseleni bulandıranlar hep faili meçhul kalırlar. Marguş Vezir
Sen kendi rengine boyarken dünyayı, diğer bütün renkler kayboluyor ve renk birdenbire kan kırmızısına dönüp havada da kan kokusu duyuluyorsa basit bir canavarsın sadece.
Bir şeyi yaparken, bir şeye hayat verirken, bir şeyi yaşarken öncellediğiniz şey “insan”
değilse o şey ne olursa olsun potansiyel olarak insanlığın düşmanıdır. Bu, basit herhangi bir şey için geçerli olduğu gibi DİN, MİLLİYETÇİLİK gibi kavramlarda da geçerlidir.
Bizi zaten anlayabilecekken anlamak istemeyene kendimizi anlatmaktan vazgeçmeli derhal çünkü bu bir tavizdir. Kendi tarzımızla yola devam…
“O, itici bulduğun şahıs senin için iticiyken halkını bir konuda gerçeğe itiyor. O şahıs tam da bu yüzden yitmeyecek ama sen yiticisin…” diye zevkle fisıldıyorum pek çok fani YİTİCİnin kulaklarına…
Gerçeği bulmaya katkı sunmak gibi bir niyetin yoksa polemiklerini yanına al da git!!!
Sadece kaliteli insanlara uygulanması gereken güzel xabzeler vardır xabzelerimiz arasında. Adil olmak adına bu xabzeleri adi olanlar adına uygulamanız bilinçli olarak sizden talep edilebilir ki amaç adalet değil de xabzenizi adileştirmektir. Bu tuzağa düşmeyeceğiz. WerkhXabze ancak asil ruhların hakettiği özel bir xabzedir. Asil olmayan davranışlara sahip olanlar bunu talep ederse hakettikleri elbet hatırlatılıp uygulanacaktır.
Hoşgörmeyenlere hoşgörü sadece boşbulunuştur. Yemeyiz.
Bize mahallemizde çemkirenlerin haddini bildirirken çıkan gürültüden rahatsız olan ve sakin olmamızı isteyen mahalle sakinlerimiz bizden çok şey istiyor, ancak bazen gürültü şart.
Nezaketim sıfır, bana eleştiri adı altında kutsallık dersi vermeye kalkan istismarcılara. Elbette en ağır karşılığı alıp deliklerine kaçıp saklanacaklar ve iyileşmeyecek yaralarını kanatmaktan da geri durmayacağım.
Çerkesya bizim yarimiz, yarınımızdır. Yarimiz ve yarınımızdan asla vazgeçmiyoruz….
(Ta ki yenene kadar yeniden çay koyar yeniden mücadeleye başlarız. Yılmak bize göre değil..)
Akilsiz olun ve de akılsız. Yürekseyerek yaşayın. Tek ihtiyacımız yürek katmak hayata yani yürekle yürümek. Tek başına akılla kurgulamamalı hayatı. Yürekteki duru gerçeklikle kurgulamalı hayatı. Akilli olmak köleliktir. Akılın tek akıllıca şey olduğuna inanmak da
köleliktir.
Ey Çerkes, başa kakarak, ağlayarak olmuyor. Ayağa kalk!!! Gerisi gelir.
Bazı insanlar var. Mutlaka dersini alacak ancak mutlaka sınıfta kalıp ölüp gidecek. 🙂
Biri makamıyla insan(!) öbürü makam sahibinin kırıntılarıyla beslenip sahibini korumak için havlamakla, sahibini koruyacağını göstermek için etrafina göstere göstere sahibini dolanmakla insan (!).
Sadece görüntü olduğunu bilen ahmaklar sizi. Çok kalmadı dersinizi alacaksınız.
Kurallara korktuğunuz için değil insana saygı duyduğunuz için uyun.( Şu anda sınav olan öğrencilerime aynen dedim.)
Arabesk dünya istemedikçe, dünya mahalle kabadayısı gibi boğazımıza sarılıyor. Biz de batsın ulan senin gibi dünya diyoruz son hırıltımızda.
Yürek dolusu yaşayamadığım hayat, sana ağız dolusu küfür ediyorum.
Ego, uranyumdan daha yok edici bir radyoaktif enerji yayıyor. Egonun değdiği her yer kanser ediyor ruhunuzu.
Yüreğim kaldırmıyor hayatı… Güzelliğe her uzanışımda içine ediyor o, kara düşlü ve ağzımdan burnumdan geliyor hayat ekşi ekşi… Bana göre değil bu hayat.
Ya vicdan yakmıyor olup da yakması gereken yeri, ki üşüyorum. Ya da vicdanı hiç yok ki her yer ateş, yanmaktayım…
Herkesi kucaklayana değil, birbirimizi kucaklaştırana ihtiyacımız var…
Halkın mutluluğu ve esenliğini hedeflemeyen ancak kendi gizemini ve devamını hedefleyen o derin yapı güneş görmeye görmeye küflenmiş olduğu için yeşerip filizlenemeyecek artık. Çürük ve kanlı kokuyor. Güneşe yenik artık.
Ortalığı birbirine kat ama insanlığa hiçbir şey katma… İnsanlığın ortalık malı o halde..
İnsanların düşünsel dünyasına ve hayatlarına kalite katmak ama kendi fiziki dünyasına kalite katamamak…
İnsan evrimden geçiyor. Bu evrim tersine bir evrim. İnsanlığımız vahşiliğe doğru geriye evriliyor… Devrim mi? Evet olmalı. Radikal bir yöntemle akışın yönü yeniden insanlığa çevrilmeli…
Birisi verdiği görüntüyle itibar devşirirken ve halkı hiç umurunda değilken görüntü bu sefer onun omuzuna ilk kez sorumluluk yükledi ve de kendi gibi duyarsızlardan ve
samimiyetsizlerden yakınıyordu. Bugün facebookta gördüm. Çok eğlenceliydi doğrusu… Nasıl mış 😂😂😂😂😂😂😂😂😂😂😂😂
İmkanınız varken yokmuş gibi yapıp yapmanız gereken için iyi kıvırıyorsanız bırakın her şeyi eğlenmenize bakın…
İmkanlarıyla sözleri örtüşen bir zamandan sesler çoğu zaman benden duyduklarınız. Siz imkanlarınız dahilinde alın sözlerimi. İmkanlarınızla yapabileceklerinizi yapmadığınız
konusundaki ağır eleştirilerime de alınma hakkınızın da olmadığını gayet iyi biliyorsunuz. ( S…. dostumla bugün konuştum… Ne demek istiyorumun özeti bu ifadelerde… Hep soruyorsunuz ya “Ne demek istiyor bu adam?” diye.. 🙂 )
Niyeti bozuk olanın sütü bozuktur.
Gerçekler egonu aşıp sana ulaşamıyorsa kendimi seninle konuşarak yormama hiç gerek yok.
Marğuş Vezir
Yaptıklarınız çözüm getirmiyorsa yaptıklarınızla çözümsüzlüğün statükosunu yaratıp ona hizmet etmeye başladınız demektir. Ya yaratıcı eylemler geliştirin ya da vazgeçin başkaları yapsın.
İdeolojilerle kısıtlanamayacak kadar acil sorunumuz var. Zamana yenik düşüp yitmemelisin sevgili halkım.
Birşeyleri nasıl ve ne zaman değiştirebilirsiniz?
Herkes üşürken yürekleri ısıtırsanız, soğumazsa insanlığınız o zaman değişir birşeyler… Marğuş Vezir
Sürçi lisan affolunur ama sürçi insan asla!
İnsan ruhundaki estetiğin hayata yansımasını engellerseniz geriye sadece et kalıyor.
Seni yok sayanı saydıkça saygıdeğer olamazsın.
Soylu bir davranış göstermeden, kendini göstermekle soylu olunmuyor
Sözde, insanlık arenasında paranın geçmediği Çerkes için paradan geçememek ilginç bir samimiyet testi, az kişinin geçtiği.
Birbirimizin hayatına kalite katabilmek varken sözcüklerle süslü çirkin hayatlarımıza her gün daha çok azap katıyoruz.
Sorun yok sönmedikçe… Hepimiz aynı beyaz ışığın farklı ve benzersiz renkleriyiz…
İçimizden geldiği gibi değil elimizden geldiği gibi almalı hayatı. Ta ki içimizden gelenin elimizden geldiği vakte kadar… Yoksa… yoksa soluk bile alamazsın.
O, vatanından zorla kopartılanların hatırı içindir bu kadar sabır… Anlamayacağınıza kani olduklarıma elbette ki diyeceğim büyük bir içtenlikle “Canınız cehenneme!” diye.
Buz gibi, git üşü
Ateş gibi, al taşı..
Radyasyon yayıyor ruhu
Kanser ediyor dokunuşu…
O kadar negatif ki
Hiç bir sevinç şarj etmediği gibi Tüm hayat enerjisini emip,
Pörsütüyor varlığı… Cehennemin dibinde
İnsanlığın en dibinde
Zıkkımın dibinden acı Yudumlamak hayatı…
Gerçeklerinizi sizin adınıza ben bulup, al diye avuçlarınıza koymam! Ben size farkındalığınızı hediye ederim, farkındalığınızın aynası olup size kendi yansımanızı göstererek… Gerçeğinizi siz keşfedersiniz benimle de sevincinizi paylaşırsınız. Hepsi bu.
Marğuş Vezir
Söyleyemediklerim ve içimde kalanlarla yaşamayacağım, bütün mesele bu!
Doğruyu ifade etmek bir işe yaramaz, doğruyu içselleştirtmektir işe yarayan!!!!
Sadece kendi türünden biyolojik canlılar üretebilmek dışında hiçbir şey üretemeyen zavallı bir üretim olmak…. İyi birşey olmasa gerek 🙂
Allaha havale etmeden önce üzerimize düşeni yapalım 🙂
Duygularınızı kolayca gaza getirip sözcüklerinizle coşmanızı sağlamak çok kolay… Ancak gerçeklerinizi harekete geçirip bunlarla ortaya gerçek işler koymanızı sağlamak atomu parçalamak kadar zor SEVGİLİ HALKIM!!!!
Kendiniz olmayı elinizden alan her şey düşmanınızken bir de onu savunmak gibi bir onursuzlukta bulunursunuz çoğu kez.
Farkındalıkla değil de ne farkeder ki diye yaşamak, değil bana göre…
Dejenere olmuş ve tek kaygısı dünyadaki zevkleri sağlayan güçleri edinmek olan düşmüşlerle konuşacak bir şeyi olamaz halkımın!!!
Karşıdakiler kalleş, güvenilmez; bunu bildiğimizden, sığınmadık gölgelerine ve özgüvenimizin kavurucu yaz güneşi altında büyüdük. Neylersin!!!!
Çerkes olmak yürek işi, doğru.
Çerkes davasına bu devirde imkanlarıyla destek olmaksa enlerin eni en yürekli iş oldu yane yiğelığuej.
Balkarlar için “empati, anlayış, uzlaşı” demeyin!
Empati yapıp geri getirdik, toprağımıza göz diktiler; anlayışlı davrandık, bedelini
ödemedikleri hakların yarısını istiyorlar.
Uzlaşmak mı! Asla!
Önce bizim kadar bedel ödesinler, bire yüz düşmanın karşısına çıksınlar, nüfuslarının yüzde doksanı sürülsün eşitlenelim o zaman uzlaşırız.
Malum kanlı örgütlerin sevicilerine,
Kan dökenler, şiddetin taşeronu olanlar utanmadan demokratik haklar istediğini
söylemekte. İnsanı öldüren, kendi şiddetini her fırsatta kusan, can yakan, yok eden insan insanlıktan çıkmıştır ve demokrasi de karşı tarafı boş bulundurmak ve onu vurup yok etmek için bir araçtır. Önce insan olmanın kalitesininin taşındığı ispatlanır, o kaliteyle davranılır ve sonra zaten hak edilen demokratik karşılık yaratılır. Kâbus yaratanlar insanlara güzel
dünyalar sunamaz. Kanı kutsayanı kutsayanların ruhlarına kan bulaşmıştır.
Bizi yıllarca farklı gösteren ve düşünce dünyamızı mutasyona uğratıp bize bizi olmadığımız şey zannettiren kavram ve imgelerden kurtulup kendi öz düşüncemizle yolumuzda
yürümeliyiz.
ELİNİZİ HEM BEĞENİ BUTONUNA HEM DE CEBİNİZE ATMA VAKTİ!!!
RF YÖNTEMİ ÜZERİNE, RF YETKİLİLERİNE:
Satın aldıklarınızla işi yürütüyorsanız unutmayın. Satın almak için ödediğiniz paradan
fazlasını ödeyenler çıkacak ve kendi işlerini yürütecektir. Bir milleti satın aldıklarınızla idare edemezsiniz. Karşıda bir millet varsa onunla konuşacaksınız.
Rusya Federasyonu Balkarları provake edip Çerkeslere saldırtanları iyi araştırsın. Altında Kırım üzerinden Batı çıkacak. Rusların toplumsal olaylarda hırçın davranacağı bilindiğinden ve eski usül davranacağı bilindiğinden olası gelişmeler buna dayanarak kurgulandı. Kurgulayanların amacı bir taşla birkaç kuş vurmak. Çerkes Balkar gerginliği, Çerkeslerin RF yönetimiyle karşı karşıya getirilip Çerkes meselesini çözümsüzlüğe mahkum ederek uzun
dönemdeki İkinci Ortadoğu Çerkesyayı yaratmak için manipüle edilmiş Çerkes insan
kaynağını işlemeye başlamak… Amaçları boşa çıkarmak için olay iyi araştırılmalı…Ruslar agresif tepkilerle olayı geçiştirmek yerine Çerkeslerle diyalog içinde Çerkes meselesini çözmeli…
SAYIN RUSYA FEDERASYONU YETKİLİLERİ
Barış, bir kesimle ilgili gerçekleri inkarla olamaz.
Barış, bir kesime itidal çağrısı yaparak o kesimi gizlice pasfize etmekle sağlanmaz.
Barış, huzur kaçırıp bir kesimi gelecek kaygısına itmekle sağlanmaz.
Barış, karşı kesimden adam devşirip karşı kesim adına konuşturmakla sağlanmaz.
Barış, punduna getirip hamle yapmakla sağlanmaz.
Barış, karşı tarafla birilerini karşı karşıya getirmekle sağlanmaz.
Barış, gerçek muhattapla gerçekleri konuşarak sağlanır.
Evet huzursuzuz. Huzursuzluk asabiliğe gebe ve bu da şiddete yol açar.
Kaçarak ve meseleyi kaçırarak bir yere varamazsınız. Ertelediğiniz sorun hepimizin gelecek sorunu.
Sorunu manipüle ederek çözemezsiniz.
KISACA
Çerkesler kitleler halinde vatanından zorla kopartıldı.
Çerkeslerle aynı zamanlamayla Karaçay Balkarlardan küçük bir grup Çerkesyadan Çerkeslerle beraber çıkarıldı.
Çerkesyaya dönmek Çerkeslerin hakkıdır.
İkinci Dünya Savaşından sonra Karaçay Balkarlar Çerkesyadan sürüldü.
Kruşçev Karaçay Balkarların geri dönmesine izin verdiği gibi hem etnik Çerkeslerin topraklarına yerleştirmiş hem de parasal yardımlarla Karaçay Balkarların Çerkesler aleyhine ekonomik olarak güçlenmelerini sağlamıştır. Sözde onları eşit cumhuriyet paydaşları yaparak Çerkeslerin kamusal ilerlemesinin önüne geçmiştir. Türlü oyunlarla etnik Çerkes toprakları mümkün olduğunca gaspedilmiştir.
Karaçay ve Balkarlar ev sahibini gözardı edip evi zimmetlerine alma gayretindedirler. Balkarlar ve Karaçaylar nasıl Çerkesyaya dönebilmişse Çerkeslerin dönmesi de haktır. Çerkesler aleyhine gaspettiklerini bırakmamak için türlü entrikalar çevirenler bilsin ki ev sahibi biziz. Kaybedecek birşeyimiz yok ve almasını da biliriz.
Elbette ki barış ancak herkesin haddini ve hakkını bildiği barış.
PARALANMALAR
Meğer ki
Paralamışım sadece kendimi
Yapalım diye
Aydınlık gelecek için yapılması gerekenleri.
Dilimde tüyler bitmemiş sadece
Dilimde sakal çıkmış
Ama çıkmamışız aydınlığa uzanan yola…
Dişimle tırnağımla hayata kazımaya çalışırken geleceği Dişim ve de tırnağım kırılmış
Diğerleri bakımlı tırnaklarıyla
Sadece kendi başlarını kaşımış… Paralanmakmış doğrusu
Çil çil, deste deste,
Bir de tırnaklara yazıkmış
Sadece başımı kaşımalıymışım onlarla… Olmuyor paralanmakla
Paralanmam lazım ki
Paralanmayayım boşuna.
Marğuş Vezir
Her sözünde dava da dava ama dava için aha şunu yapalım denirse dava sana hiç ait değilmiş gibi davran. İyi vallahi.
Kamusal çözümler yaratamayan sözler lakırdıdan ibaret kalıyor.
Sözlerimiz kıtalararası menzile sahipken eylemlerimizin menzili bir ok atımı kadar bile değil.
Gerçeğin sözcükleri yetmiyorsa idrak etmene, o kaçtığın gerçekler elbet zamanı gelince seni yakalayıp yakana yapışacak, canını acıta acıta idrak ettirecek her şeyi.
Abhazlar kardeş halktır. Acılarını Çerkes halkı olarak paylaştığımız gibi savaşta ve sevinçlerinde de yanlarında olduk, oluyoruz.
Abhazyanın tanınmasını, Abhazyanın huzur ve güvenliğini hep arzuluyoruz. Mesele Abhazya olunca kendi platformlarımızda hep yanlarındayız.
Ancak Abhaz yönetimi tüm bu gerçeklere rağmen neden bize soğuk, neden kardeş halka bu kadar uzak, kim bunların sebebi bilmek istiyoruz.
İŞTE BU YÜZDEN ÇERKESCE… (MV 1)
…Çerkescede, sevmek üç aşamalı, bilinçli ve özgür bir eylemdir. Sevmek=f’ıwe lhağun: 1-İlk aşama olarak netçe(iyice) görmek, farkında olmak ve 2- netçe(iyice) görülen, farkında olunan şeyin iyi(olumlu=pozitif) olduğunun ayırımına varmak, ve 3-iyi olduğuna karar verilen şeyden gelenlere pozitif olarak konumlanmak… Bir insanı da, bir olguyu da, Yaratıcıyı da o
şekilde sever bir Çerkes. Bir Çerkesin sevgisi bu yüzden sadece bir “ifade” değil bir “bilinçli eylemliliktir”…..
Halkı için kaygı duymak iyi bir şeydir. Bir noktadan sonra kaygı insanı kemirmeye başlar. Kaygı duyulan her neyse onun için sevgiyle küçücük de olsa ter dökmek kaygının enerjimizi kemirmesini önler ve mutlu hissederiz.
Hedefinize yürüme konusunda kararlı olun ve yavaş da olsa yola düşüp yürüyün. Aynı hedefe yürümesi gerekirken oturup şöyle böyle olması gerekiyorla zaman kaybedenleri bırakın orada ve yola düşün. Ardınıza yavaş yavaş düşeceklerdir.
Ektiğimizi biçemiyoruz diye ekmekten vazgeçmedik.
Toplumumuzun ikliminde yeşertip yeni ürünlere sermaye olsun diye bir kitap ektik.
Yeşermedi ve ürün alamadık. Toplumumuzun ikliminin ve toprağının müsait olmadığını bile bile ektik. Bire bin vermeyecekti biliyorduk.
İlk ekimde kendimizi parlatacak tohum yerine en zor yetişecek olandan başladık.
Kaygımız iklime meydan okumaktı. Okuduk. Zor da olsa iklime inat tohum ekmek isteyenlerle keşişti yolumuz. Kargaları ve ekilen ürünü küçümseyenleri de tanıdık.
İnanıyoruz ki iklim değişecek, toprak verimli hale gelecek.
Evet açız. Halk olarak açız. “İyi Çerkesim” diyene değil susup gerçekten iyi Çerkes olana.
Sizler sanarken, bizler yanıyoruz… Yana yana çare arıyoruz halkımızın geleceğine…
ADAK?
Adadık ruhumuzu
Halkımızın davasına, Sandı ki halkımız
Adaklık kurbanlarız… Ama bilsin halkımız Sadece çare ararız,
Yol bulmak isteriz geleceğe Yolumuzu bulmak değil Marğuş Vezir
24.07.2018
23:17 Гъубж
Sözlerin zehir
Akar kulaktan içeri Ulaşır yüreğe
Çırpınarak can verir
Yürekteki umutlar
Ama zehre inat
Çarpar da çarpar yürek
Kavramlarla değil, kavramakla insan olursun.
Bilinçlenmezsek birileri davamızı iç edip nemalanmaya devam edecek!!!
Alkış tutma. İşin ucundan tut, ey Çerkes!
“-PEREST (putperest, hayalperest, vs) olma, kendi fikirlerinle karşımda ol!!!
Senin için yapması gerekiyor ve yapabilecekken yapmayıp akıl buyuruyorsa bir de, canı cehenneme!!!
Söyleyen değil, güzeli eyleyen alkışlanır.
Rüzgar nereden eserse essin insan, yüreğinin yolundan yürümeli.
Mücadeleye önce işgal edilen ruhlarımızdaki işgalcilerden başlıyoruz ey halkım!!! Ипэ дипсэр зэщ1эзыщтахэм дазауэурэ зэдыщ1ыдодзэ лъэпкъ зауэм маржэ!!!
…Sesler dayanamadı yitip gitmeye ve yüreklerine sabırla fısıldamaya başladı onları yitirmemişlerin. O yürekler yavaş yavaş başladı işgalden kurtulmaya. O yüreklerin sahipleri kutsal seslerin resimlerini başladılar çizmeye. Zor ve imkânsız olmadığını haykırmaya
başladılar kurtuluşun. Ve karar verdiler Tanrının dilini konuşmaya….
Duygusuz duygu tacirleri çok kazanıyor, gerçekler elimizde kalıyor alıcısı yok.
Ruhu işgal edilenden Çerkes çıkmaz. M.V.
Samimiler kudretsiz, kudretliler samimiyetsiz Çerkes meselesinde.
Eğer size birileri köpek gibi saldırmaktaysa her ağzınızı açışınızda, susar yolunuza devam edersiniz çalıdan öte. Korkmaktan değildir susmanız.
Hayalleri gasp edenlerin işleri rast gitmeyecektir.
İfşa etmekten önce inşa etme alışkanlığını öne almalı.
Keşke polemiklerin üstüne atlayıp polemik yaptığınız kadar davanıza da ilgi duysanız ve enerji harcasanız.
Davanı kendi yüreğinin sesiyle değil de kulağına fısıldananla götürüyorsan muhtemelen bir piyonsun ve de davanı da kullanışlı malzeme yapmaya uğraşmaktasın.
Besle yalanı oysun insanlığını.
Yapman gereken orta yerde duruyorken ahkam kesme bana!
Zaman hızlı geçiyor ve ди зыгъэзэр зы мазэщ. Zamana yetişemiyoruz.
Düşmanlıkları besleyerek değil, bize yapılan düşmanlıkların ve görmezden gelinmenin hukuksuzluğunu milletçe gür bir şekilde haykırıp karşı durarak açacağız vatanın kapılarını.
Başını kaldırmayanın naaşı, yaşarken kalkmıştır.
Külliyen yalan içinde yüzerken kül yutmazsın öyle mi 😏😏😏
Farkında oldukça tükürebilirsiniz yalancıların çarkına. 😂😂😂
Bir şekilde aldatılarak zihninizdeki hapishaneye kapatılsanız da gerçekler bir şekilde firar eder.
Sandığa sandıklarınızla gitmeyin gördüğünüz ve anladıklarınızla gidin.
Artık sandıklarınızın esiriyseniz şizofrenik bir yalancısınız ve ağzınızdan dökülenler de hastalıklı ruh halinizdir.
Dikkatinizi boşuna eyleyenlerden uzak durun.
Kavgası ikbali için olanın kutsal bir davası olamaz.
Yaratıcı adına ahkam kesmek ve onun adına insanları hizaya sokmak en büyük putperestliktir çünkü O’nun sıfatlarını gaspetmek ve kendini vekil ilah görmektir bu.
Peşinizden gelenlerde ilke kaygısı yerine ikbal kaygısı varsa artık, artık yolda kavga
başlayacaktır ve sesinizin bir önemi kalmamıştır. Herkes kendi yoluna sapacaktır öfke ile.
Bir liderin en çok dikkat etmesi gereken gücü eline aldığında birilerinin isminden beslenerek insanların hukukunu gasp edip etmediğidir.
Bir lider istediği kadar mükemmel olsun böyle parazitler önce insanların hayatını mahveder sonra ise lideri işe yaramaz hale getirerek sonunu hazırlar.
Siyaset, gerçekleri insanlara gösterip gerçeklerle geleceği nasıl örmek gerektiğinin
yöntemine insanları ikna etmek olmalıyken gerçekleri manipüle etmenin ve kendine ikbal
sağlamanın aracı olmuşsa ortadaki kavga geleceği umutsuz kılmaktan öte bir işe yaramaz.
Dava için en büyük seçeneğin ölmek olduğunu söyleyenden dolayı ölenler varsa ve dava sahibi ölmek için en önde değilse onun tek davası kendisidir.
Gerçeği çarpıtanlar gün gelir çarpılırlar. 🙂
Bazı gerçekler tüm manipülasyonlara rağmen duyurur sesini.
Yaşamayı öğreten sanatkardır, ölümü öven sahtekardır.
Hepimiz sadece “an”ız. Andan ana yolcularız. Azığımız insanlık. 😏😏😏
İnsan olamadıktan sonra olduğunuz hiçbir şeyin kıymeti yoktur.
İmtihan ediliyorsunuz diyorlar soruları çalınmış hayatta.
Kırınca yalını yalakanın Kırılır renksiz dünyası Kırılanı kalbi değil…
Esaretle korkutup esaretin korkusuyla kendi esaretine almak… kendini özgür sanan esirler, aslında esirlerin gizli efendisi özgürlük şövalyeleri(!)…
Haydi, sadece cesaret…
İnsanın pişkin olanı çoğunlukla düşkün olur.
(Pişkin: 1. ham olmayan, pişmiş 2.utanmaz, arsız Düşkün: 1. maddi durumu kötü 2. insani vasıflarını yitirmiş )
Şarlatan olduğunu bilmek ancak hoşumuza gittiği şekilde takla attığı için alkışlamak ve insanca olanın gaspına göz yummak… Bu durumda şarlatan sadece şarlatandır ama biz adi birer mahluktan öte değiliz.
Kokuşmuş kutsallığa inat, “insan” kokar bazıları.
Kalitesiz olanların sürekli yanında gezdirdiği ve gözümüze gözümüze soktuğu şey kutsal olamaz…
Beğenmiyor ve istemiyorken öyle olmasını, bunu sorun etmiyor ve eyvallah diyerek aynen devam ediyorsan ortada SORUN var. O da sensin.
Seçim öncesi seçmenlerin yaşadığı psikolojik rahatsızlığın adıdır “manipülatif depresyon”. Kişi bunun etkisindeyken hür seçimde zorlanır.Manipülatif depresyonu yenmenin tek yolu söylenenleri iç sesinle dinlemek ve o sesin yap dediğini yapmaktır. 🙂 🙂 🙂
🙂 🙂 🙂
Dava için mücadele etmek kadar davayı manipüle ettirmemek de önemlidir.
Başkalarının malzemeleriyle birbiriyle kavga etmediğimizde Çerkesiz.
Filistinde yeşermiş özgürlük mücadelesini manipüle ederek insanları radikalize edenler,
IŞİD vb örgütlerin mühendisi olan beyinlerdir. Yaşamadan ölmeye hazır kitleler bu beyinlerce öldürmeye ve ellerindekileri almaya müsait hale getirilmiştir. Özgürlük
mücadelesi istenilen boyuta devşirilmiştir… Gözlemlerim ve iç sesim böyle diyor. Filistin halkı yeniden bu gerçekle kendini inşa etmelidir. Ülke ancak o zaman geleceğe bakabilir ve yaşayabilir.
Söyleyebilmenin tek yolu susmak olmuşsa ve aynı nedenlerle susmuşsak hepimiz birisi dayanamayacak, söyleyecek yettiğini… Sessizlikle böylece kırılacak zincir.
Kutsala riya bulaştıranın insanlığı ishal olur.
Sürgün yedik tekrar yeşermemecesine ama yeniden sürgün verip yeşereceğiz.
Лъапсэ дымыдзижыфыным къэсащ жыхуа1эу ди лъапсэр къыхатхъри хыф1адзат 1эткэ мытк1эм ауэ лъапсэ дыдзижынурэ дыкъэщхъуэнт1эжынущ.
…ağzıyla kuş tutup insanlığı kafese koymak…
Ordan burdan bulduklarıyla gerçeklik elbisesini dikmeye çalışan akılların diktikleri olsa olsa cehaletin insanlığı utandıran bol yamalı fakir elbisesidir ki insanlık meclisine o elbiseyle giremezler.
-En yakınlarımız dahil- parayla arasındaki mesafeleri kapananların insanlıkla aralarındaki mesafe açılıyor. Çerkeslik=insanlık-para ilişkisi genelde böyle diasporada.
Kanıt sunanın değil de hoşunuza gideni söyleyenin peşindeyseniz gazı alınan ve sürüklenen kullanışlı bir zavallısınız.
Korkarak ve susarak değişmez ki hayat. Terleyip kokarak, susayarak kazanılır hayat.
Hayatın seni kırdığı her an hayattan öç almak adına bana öfkeni kusmakla öcünü hayattan almıyorsun ama hayatımdan eksiliyor sessizce.
Herkesin bir hikayesi var, hikaye anlatma bana! Kendi hikayeni anlat.
Bir halkı topraklarından zorla koparmak ve teker teker öldürmek yerine topluca öleceklerini bilerek ölüm yolculuğuna çıkarmak elini kana bulaştırmadan soykırım yapmaktır.
Savaşta da ordu ile sistemli sivil katliamı yapmak zaten soykırımdır.
Barışta da sistemli bir politikayla bir halkın rengini ve hafızasını silmeye çalışmak da soykırımdır.
Soykırıma karşı adaleti talep etmek susturulamaz. Kapıları elbette zorlayacağız ve duymayan kulaklara işittireceğiz yeniden tohum olup düşmek ve yeşermek için
Çerkesyada.
Kendi soykırımı karşısında susmak kendi soykırımına alet olmaktır.
İçinde kendi geleceğimiz olmayan gelecekler için yeter mertçe ölmelerimiz!!! Kendi geleceğimiz için mertçe ayakta durmaktır tek ışığımız geleceğe dair.
Terketmek istememekle sahip olmaya devam edemezsin bazen. Çünkü terketmek istemediğine sahip olma vasfını yitirirsen terkeder seni terketmek istemediğin.
Seni bağlayan sadece şizofrenik iç sesin. Kır zincirlerini, kırlar halen orada duruyor özgürce koşmak için.
İklim değişmedikçe ya da o iklimde ne yetişeceğini bilmedikçe tohumlar büyüyüp gebe kalmaz meyvelere. Yürek iklimine yeşermeyen tohumlar değil yeşerecek tohumlar serpmeli ki yürek ikliminde yeşersin ülke.
Bir kolayla(cola) protesto edince çözülecek kadar kolay olsa mesele. Mesele derin, su bulanık, balık tutan çok.
Tadı yok hiçbir şeyin
Yürek çırpınırken
Takıldığı dikenlerden kurtulamazken
Dil, kökeninde insan ruhunu taşır ve insan olmak dile kodlanmıştır. Dillerin çoğunluğu bu
özellikleri yitirmiştir ve sembollerin kodlandığı seslere dönüşmüşlerdir. Çerkescede ruhunu yitirmemiş ve insan olmanın kodlandığı kavramlar oldukça fazladır. Ondandır dil kaygımız.
O sözü arıyorum, herşeyi yoluna koyacak olan, Tanrıya ve evrene geçecek o sözü ve beklediğimi vermek için beni karşılayacak olan o sözü.
Ezberlediği yüreksiz sözlerle kurtuluşa erdiğini sanan hadsiz, karanlık çamurda boğulacak bağıra bağıra…
Hoşunuza gitmeyeni değiştirmenin ilk adımı değişebileceğine inanmak ve değişim için üzerinize düşeni kendi adınıza yapmaya başlamaktır. Ben neyi değiştirebilirim ki’den kurtulmak, değişimin başlamasıdır.
İtham etmek, çamur atmak, karanlıkla saf tutmanın hazzını duymak… Karanlık ışık düşene kadardır ve hiç bir zaman koruyamaz ışığa düşman kölelerini. Köleler başka başka
pazarlarda satılır durur. Köleler efendisiz yapamaz. Efendi, kafalardaki karanlıktır ve sahibi olduğu et parçasının hükmü yoktur.
Öfkeyle sulanan fikrin meyvesi önce sahibini zehirler.
Söylediklerinizle somut bir başarı yakalayamıyor ve birileri her sözünüzle eğlenip polemik yapıyor ve o polemikten başınızı kaldıramıyorsanız sadece statükoya hizmet eden bir zavallısınız.
Halkını atlatarak, halkına rağmen halkı için iyi işler başaracağını ve halkını temsil ettiğini iddia ederek vitrine oynayanlar halkına çelme takanlardır ve halkın en büyük düşmanlarıdır. Onlar başaramayacak.
Halkına anlatarak, halkıyla ve hakkını vererek yürüyenler varacak sonuca.
Kimsenin üzerimizde şifofreni geliştirmeye hakkı yok her şeyimiz açık. Şizofrenisi olanlara da açıklama gerekmez çünkü kesin bir tedavisi yok.
Karanlık çökünce ve ortalığı pus alınca kuzu sandıklarınız katil sırtlanlara dönüşüyorsa ya kuzu kuzu sizi yemelerine göz yumacaksınız ya da şimdiden aslan gibi davranacaksınız ki size ilişemeyecekler karanlık ve puslu havada.
Abdesti ya da orucu bozan şeylere değil de insanı bozan şeylere dikkat etse insanlar 🙂
Konuşmak için bahane aramayanlar nedense yapmak söz konusu olunca bahane arıyorlar.
Elle tutulur bir şey yapmadan ağzın laf yapıyorsa davandan saptın zaten… Bakma sen bana… İşine bak.
Kimsenin taşeronu olmadan, ocaklara ateş düşürmeden ve terleyerek, insan sıcaklığında yürüyendir gerçek dava adamı.
Bize çok bilenler değil, bildiğini az da olsa eyleyenler lazım.
Tek düşmanımız yapmaya çalışmak yerine konuşmaktır veya düşünüp durmaktır.
Bazen çare olarak önerdiklerimiz kendi çaresizliklerimiz için yapmadıklarımız ve başkalarına önerdiklerimizdir.
Dinlememekte ısrar etmek dinlemedikleriniz için manipülasyon alanı yaratmaktır ve bu alanı düşmanlarınızın istismarına açık hale getirmektir.
Farklı olanı anlamaya çalışmak yerine peşinen o potansiyel tehlikedir demek ve ağız dolusu hakaret etmek vatanseverlik değildirdir bilakis vatana edilen en büyük ihanettir.
BATI
Eğer sömürülecek madenleriniz, petrolünüz varsa veya madenlere, petrole giden yolu
açacak insan kaynağınız varsa batı size ideolojiler empoze eder ve her türlü silahı da size verir. Kaybedecekleri hiçbir şey yoktur maddi olarak. Zaten bir koyup on alacaklarını
düşünürler ve genelde de geçmişte bunu gerçekleştirmişlerdir… Beyni uyuşmuş insanlar kendilerine empoze edilmiş idealler için ölür dururlar. Ne zaman ki batı seçtiği insanların başarısızlığını öngörürse o zaman da bu insanları terkedip giderler. Tıpkı biz Çerkeslerin
toplu mahvoluşumuza sebep olanlardan zamanın İngilteresi gibi sözde insanlıkları tutar da siz mağdur olduğunuz için bilmem ne kadar ingiliz peksimeti teklif ederler ve insanlık yapmış olurlar. Kullanma süreniz bitince hiçbir öneminiz yoktur artık…
Eğer ki kulağınıza öldürmek fısıldanıyor ve güzel günler vaad ediliyorsa o sesin sahibi size yalan söylüyordur. Terör örgütleriyle coğrafyamızı kana bulayan batının sesidir bu. Bu seslerden kurtulmak ve zombileşmiş taşeron işbirlikçilerden kurtulmak zorundayız.
Sandırmak ve kandırmak için yazmıyorum. Sananlar, ayrıca kendini ve başkalarını kandıranlar bende hiçbir şey bulamayacaksınız. Haydi canınız cehenneme!
Halkın için çalış didin. Halkın bilmezse o yüz yıl savaşan ve yiten atalarının canı bilir. Elbette ki Halikin de bilir.
Derneklerimizin ilk görevi farkındalık sağlamak ve bu farkındalıklara hayat verececek potansiyel oluşturmaktır.
Hükmü yok Çerkeslik için sarfettiğiniz sözlerinizin ve parıltılı gösterişlerinizin Çerkes kalma adına. Geleceğe de katkısı yok maalesef. Haydi yaptıklarınızı görelim biraz da!
Elimizden kayıp gideni yıldız kayıyormuş gibi izlemek ve dilek tutmak değildir Adıgağe. Elimizden kayıp gideni tutmaya çalışanlara güç vermektir somut olarak, Adıgağe.
Biz üretiyoruz. Halkımız ürettiğimizi ve emeğimizi tüketiyor. İlgisizlikle, çok bilmişlikle
tüketiyor ürettiklerimizi. Önce heveslerimizi tüketiyorlar sonra yarına bırakabileceklerimizi soluksuz bırakıyorlar.
Yüreklerin düşlerini ve sıcaklıklarını ellerinden alarak onlara güzel bir gelecek vaad eden hiç bir düşünce masum da değildir, kutsal da olamaz.
Sözde hidayetin ortasındaki Düşleri kara
Karanlık insan, Dokunduğu kokan
Aydınlıktan korkansın.
İnsan olandan yoksunsun, Yoksun!
Size empati yapmalarını sağlamadan sempati duymazlar. Empati yapmaları için gerçekleri insan sıcaklığı kıvamına getirmeli ve öyle ifade etmelisiniz.
“küçük hayatlar yaşayıp büyük laflar etmek” Söz kime ait bilmem ama tuttum. 🙂 8 Şub 2018 13:11
Akıllı düşüncelerimiz var pek çoğumuzun ancak o düşüncelerle hareket edebilenimiz çok az.
Eğer ki toplum olarak inanç tohumunu ekersek günümüze, yarın o ağaç olur ve meyvesini verir…..
“Nasıl olacak ki?” demeyi bırakıp, “Neden olmasın ki!” ile yola çıkmalıyız.
1 Şub 2018 00:38
Beklemekle beklentilerinize varamazsınız. Beklentinize doğru yürüyün.
Üzerinize düşeni bilip üzerinize düşen için çabalamadığınız dava sizin davanız olamaz. Çabalamayıp sadece konuşuyorsanız sadece istismarcısınız.
(Haitensen)
Ya üzerinize düşenin üstüne düşün ya da susun artık, yakamızdan düşün.
(Ben)
Dünyaya karşı duracak kadar yürekli ve maddi, manevi olarak sağlam bu karşı duruşta ancak kendi asimilasyonuna karşı duramayacak kadar yüreksiz ve maddi, manevi ilgisiz ve duruşsuz bir şekilde yol alıyoruz geleceğe; bir arpa boyu ilerlemeden.
Xabze, uygulamadaki değişmez şekilsellik değil özdeki anlayışın zamana uyan halidir.
Marğuş Vezir
Meselemizin çözümü toplu bilinç oluşturmak bu bilinci toplu reflekslere dönüştürmek ve bu refleksleri de kurumsal güçlere dönüştürmekten geçmektedir. Sadece kaygıyı canlı tutmak ve kaygı sahibi olmak hiç bir şey ifade etmemektedir.
Marğuş Vezir
Bir davada aynı fikirleri yıllardır yineliyor ve yinelediğiniz fikirlerden hiç birşey doğmuyorsa ya samimi değilsiniz ya da başka fikirlere ihtiyacınız vardır.,
Marğuş Vezir
Eğer içinde ışık varsa korkması gereken sen değilsin. Korkma ve ışığınla yürü yolunda. Işığın yolda başka ışıklarla büyüyecektir ve korku yenilecektir. Sendeki ışık tohumdur, yürümen gereken yol topraktır. Ek onu. Göreceksin ki aydınlık meyvesi yemişin olacaktır.
Sadece istikbalinin kölesi olanlar edinecekleriyle yitirdikleri insanlıklarını bir daha satın alamayacaklar…
Olan bitene şaşırmak ve seyretmek yerine olan biteni değiştirebilme gücünüze inanın…
Olmaması gerekene fırsat vermemenin yolu olması gerekenleri yapmaktır.
Birinci vazife vatana yüzünü dönmektir.
İkinci vazifen vazife almaktır yüzünü döndüğün vatan için. Sonrası gelir kendiliğinden.
Dur hele bir hayat! Sana diyeceğim var: Bana aitsin ve sadece istediğim şekilde akacaksın artık! Yeter!
Halden anlamak, çare olmak ve herkesle empati kurmak ama kendin dışındaki herkes… İlk kez aynada ne kadar çok kendinden uzak ve yapayalnızca kendini özlediğini görmek…
Гъасэн/eğitim/education: Сэ гъэхъун/езбы и купщ1эм тегъувэн: kişinin benine ulaştırılması: To get out of someone’s inner self…
Çerkesce böyle diyor/Circassian language says it 🙂
8 Oca 2018 20:20
Düşene kadar düşlerinin peşinde olmalı insan. Bugün sesimiz dokunabiliyorken Adıge Xeku/Çerkesyaya ve ordakilerin sesi dokunabilyorken bize, neden dokunamayalım düşlerimize nefesimizle.
Kendi derdini anlayamadan ve derdini bilenler için de onu çözmek için adım atmak yerine isyan etmek ve batsın bu dünya moduna girmek çözüm değil.
Boşuna yırtınmayın, ünvanla insanlığınız “number one” olmuyor işte.
Atalarımız vatan ve xabze için hep toprağa düşmüşken bize de düşkünlük düştü 🙁
Vere vere bitiremediğiniz aklınız davaya hizmet etmiyor. Davaya omuz verin, can verin. Verdiğiniz her sözün arkasında durun ve karanlıkta saklanmayın.
Size hizmet edeceğine korumak için kölesi olduğunuz imkanlarınızı davanız için harcamadıkça harcadığınız sadece insanlığınızdır bilin.
Ortada bıraktığınız dava ölür ve davanıza kargalar üşüşür bir gün… Davanızın ölü etinden ayıramazsınız kargaları ve tüketirler davanızı…
Ya sahip çıkacaksınız ya da ceketinizi alıp davadan çıkacaksınız 🙂
Alın teri dökenin arkasında duracağınız yerde şöyle böyle diye kıvırmakla bir yere varacağınızı mı sanıyorsunuz!
Meselemize içselleştirdiğimiz bir yol çizmeli önce. Ve yürümeli o yolda… 17 Ara 2017 23:21
Ne var yaptığımız, sözde doğrularımızı birbirimizin gözüne sokmak dışında ve kör gözlerimizle kendi yolumuzda bile yürüyememe gerçeği dışında ?!
Her konuda bir fikri olan ama insan olma konusunda fikri ve becerisi hiç olan onlar var ya, kadimin laneti değecek onlara, yakındır. Ancak kaçacak yer konusunda hiç bir fikirleri olamayacak…
Kimseyle yarışmıyorum, hayat ve hayalleri barıştırmaya çabalıyorum.
Olmasın bu ülke Piyonların dolaştığı
İspiyonda şampiyonların yarıştığı
At iziyle it izinin karıştığı
İtin insanla dalaştığı
Ve bunlara alıştığımız bir cehennem
“An”ı
“Anılara” ve
“Zan”a kurban etmek Dehşet içinde
Zamanın dışında yaşamak
Yarın makamın olmadığında aslında hayatında aldığını sandığın saygı ve sevginin aslında hiç de var olmadığını anladığında ben çok eğleneceğim.
Yazık. Bir hiçsin ve hayata olumlu bir anlam katamadın.
Daha zor olmasına rağmen savaş yerine barışı örgütlemeye çalışan bizler geleceği kuracağız çok kıymetli sağır Rus yöneticiler!
Fikir üretmekte üstümüze yok ancak fikirleri finanse etmeden hayata geçmiyor fikirler. 🙂
Sahip çıktıklarımıza sahip çıktıkları için sahip çıkarız birilerine. Bir şekilde sahip çıktıklarımızı bir kenara atanlara ve başka yolda olanlara değil. Zulme karşıyız ancak güçlü olunca bizi yok sayacak olanlar da kendileri iken seçtikleri yolu onamak ve onlara malzeme olmaktır onlara sahip çıkmak.
Kadim dilde, kadim insanın kadim yolunda sonsuz aydınlanmaya yürüdüğümü söylüyorum. Söz, özün kadim yoludur.
Bilgisiyle övünen ancak bilgisinin kırıntısıyla bile ortaya iş koyamayanlar ancak ve ancak enerjimizi demotive eden bilgi asalaklarıdır.
Okuyun!
İnsanlığınızın kodlandığı anadilinizle okuyun en çok ki insanlığınızın kodları yitmesin!!! Феджэ!
Ауэ нахыбэу фи анэдэлъхубзэк1э феджэи фыкъызхэщ1ык1а ц1ыхугъэм и купщ1эр иремк1уэд!!!
Okumak lazım çıkış yolu için, “neyiz”i bulmak ve “nereye”yi cevaplayıp yola düşmek için.
Sahip olduğu malı mülkünden hep mensup olmaktan övünüp mensubiyetini itibara devşirmeye çabaladığı kendi toplumu için harcamayana yazıklar olsun.
Üzerine alınteri damlayan ve küçücük de olsa olumlu katkılar sağlayan emekleri
“Mükemmeli budur.” ya da ” Mükemmel değil ki.” diye eleştirmek hadsizlikten öte bir şey değildir.
O zaman sorarlar adama “Senin mükemmel olarak ortaya koyduğun nerede!!” diye.
Taşıdığınız kan değil halkınız için taşıdığınız kaygıdır sizi o halktan kılan.
Tükettiklerinde güzel şeyler üretecekleri ve hayata anlam katabilecekleri şeyleri tüketmek yerine kendilerini tüketen halkım 🙂 Okuyun kısaca!!!!
Жейм щIырехъумэ сызхуэмейуэ щыту (1уэхугъэ) хъуари, нэху къырремыкI.
Putperest değiliz ki her bir hakkı lutfetme hakkının kendilerinde olduğunu iddia edip buna inandıranlara secde edelim. Onlar da insan, ancak sadece etten ve kemikten, ayrıca da ruhsuz ve de renksiz olanından.
Acılarımıza Rus yönetiminin bizi kayıtsız kılma girişimi iflas etmiştir ve acılarımızı tüm halkımız iliklerine kadar yeniden hissetmeye başlamıştır. Buna onların kayıtsızlığı ve
izledikleri yanlış yol sebep olmuştur. Şimdi acılarımızın bizde uyandırdığı cesaretle yola çıktık ve onların kayıtsızlıkları acılarımızdan kaynaklı taleplerimizle yerle bir olacak.
Урысейм и унафэ гъэзащ1эхэм а кууэ дигу щ1эхьа ди узышхуэр тщагъэгъупщэн щхьэ сытри ящ1э ауэ а гуузыр зэр лъэпкъыу дигухэм къыщыушижу щ1идзащ. Ахэм
зыф1амгъэыгуэрэурэ я щытык1эмрэ зытет гъуэгу щыуагъэмрэ къихьащ мыр. Нобэ а ди гуузым и гушхуэныгъэм гъуэгу ттришащи ахэм я зыф1эмгъэщ1ыныгъэр щ1ым щыщ ищ1ынущ ди гуузым къыбгъэдэк1 дызхуейыпхъэхэм и макъым.
Canımızın yandığını anladık, acımız bizi uyandırıyor
Дипсэм узыр къызэре1эр къыдгуры1уэри дыкъызэдэушащ.
O kadar da kötü durumda değiliz belki. Davamız nedir gerçekte bilmezsek de, duyarsızlıkta kimse bizimle yarışamazsa da en azından bir davamız olmalı fikri var bilinçaltımızda. Bakarsın yeşerir bir gün. 🙂 🙂 🙂
Bir avuç duyarlı insanın değil bir halkın yekününün sesi duyulursa dikkatler oraya çevrilir…
Ey Rus halkı,
Çerkes meselesini FSB’nin ve çarist zihniyetin perde arkası çalışmalarıyla ertelemek geleceğe şiddet tohumları atmaktır.
Karşımıza gerçeklerle çıkarın sizi sizin adınıza yönetenleri. Çerkes meselesinin çözülmesi gerekiyor her iki halkın huzuru ve geleceği için. Geleceğiniz ve geleceğimiz için bizi anlamak ve adalete destek olmak zorundasınız.
Susturulan sesin sahibinin kaybedecek bir şeyi kalmazsa kaybettirebileceği her yolu denemesi kaçınılmaz olur. Bu kan ve ölüme gebe bırakmaktır geleceklerimizi. Kan ve ölüm mühendisi global ülkeler susturulan sesimizle ilgili saha çalışması yaptılar ve bal gibi biliyorsunuz bunu.
Sesimizi duyun: “İntikam değil, adalet istiyoruz meselemizde!”
Sesimizi duymazdan gelirseniz hepimiz ölümün sesini işiteceğiz.
Bir yıldız kayıyor, adı Ruslan. Oturup dilek tutmayın. Sadece atalarımızın kendilerine verdiği ve bize miras bıraktığı sözün ucundan tutun.
Ya wey wey Adıge dedirteceğiz ya da way zavallı Adıgeler dedirteceğiz. Arası yok.
18 Eyl 2017 21:12
Ruslan açlık grevinde,
Geleceğimizi, ruhumuzu, Çerkes kalmayı besleyecek gıdamızdan yoksun kılmak istiyorlar insan olma ikliminden yoksun olan Çarist faşistler… Hepimiz zaten açız; geleceğimize, ruhumuza, Çerkes kalmaya…Bizi aç bırakanların elinden alınterimizi söküp alacağız tek
başımıza olsa da insan olma ikliminde olan ve Çarist faşistleri istemeyenlerle beraber olsa da… Yok edeceğiz zulmü ve insan olma ekmeğini paylaşacağız, kimseyi aç
bırakmayacağız!!!
Toplumsal konularda “şöyle yapmalı, böyle etmeli” demek dışında ne mutlu küçücük de olsa elinden geleni yapan diyasporalı gerçek kardeşlerime.
Zulme uğruyorsan mazlumsun, yapman gerekenleri yapmayıp sadece mazlum edebiyatı yapıyorsan ve daha iyi bir gelecek bekliyorsan sadece istismarcı bir ahmaksın mazlum falan değil diasporik kardeşim!!!
Keşke can-ı gönülden bir şeyler yapıyor da gücümüz yetmiyor olsa halkımızın sorunu. Hem birşeyler yapmıyor hem de …. (gerisini siz tamamlayın)
Çarpıcı bir şekilde sorunlarımızı ortaya koyan ve aynı zamanda çözüm de sunan yazıları çoğunuz beğeniyorsunuz, ancak küçücük bir azınlığınız hariç diğerleriniz çözüme hiçbir katkı sunmuyorsunuz. Samimi ve sorunları çözmeye odaklı insanımız maddi ve manevi olarak yalnız. Demek ki ekseriyetiniz Ortadoğunun arabesk kültürünün bir parçasısınız ve sadece sorunların verdiği acıyla mutlusunuz. Bizi de acılarınızı beslemek için
kullanıyorsunuz.
Önce arabeskten ve miskinlikten kurtulmaya karar verin sonra her bir çözüm kendiliğinden gelir.
Kendine gelmek için titremek yetmez, önce üşümek lazım. 🙂 🙂 🙂
Keşke öfkeyle bileyenler ve bilenenler değil de bilimle donananlar ve bilgiyi insan yararına pratik edebilenler işgal etse her yeri…
Çıkarsız yaşadım ben, hep çıkmazdaydım ki zaten 🙁
Ne kadar iyi niyetli olursanız olun yaptığınız organizasyon eğer toplumsal sinerjinin zorlamasıyla değil de bir avuç duyarlı insanın toplumsal kaygısıyla vücut bulmuşsa hem polemik malzemesi oluyor hem de toplum için itici bir güce dönüşemiyor…
Daha ilk aşamadayız; ne olduğumuzu niteleyip nereye varmak istediğimizi toplum olarak bulup çıkarmalıyız ki organizasyonlar itici güç olsun…
Ey halkım,
İki seçeneğin var ya uyuyacaksın ya da uyanacaksın. Uyursan kâbuslarını diri tutmak, uyanırsan gerçeklere kılavuz olmak boynumun borcu olsun.
Уэ си лъэпкъ,
Kendi mücadelesini tanımayan, onun için mücadele etmeyen ancak sağa sola kendi mücadelesini ve ismini meze edenler uğrayacaklar isimlerinin lanetine ji si gum.
Geleceğe taşıyalım dedik. Sadece dedik, dedik eylemedik. Sonunda nur topu gibi bir “kült”ümüz oldu. Kültümüzü kutsadık her gün ve tüm enerjimizi kültümüz emdi… Kültür, terleyince geleceğe taşınır, kutsayınca kült olur… Sonraysa думп/dump olur 🙂
Kara kara düşünüp Bembeyaz dünyalar kurmak Kararak düşlerini
Sağlam bir insan kurmak
Mucize olmadı yine, Gerçekler çıplak. Eve dönüyorum Belki çay sıcak
🙂 🙂 🙂
Eskiden elleri nasırdı, güzeldi insanların yanık yüzleri… İnsanlar şimdi süslü, maskeli ve yüzsüzler ayrıca ellerdeki nasır dillerde artık.
Caka sata sata, bire bin kata kata, ata ata ve yata yata sadece dava satılır, sadece davaya kalitesizlik katılır, sadece dava bir kenara atılır, sadece dava ölüm uykusuna yatırılır wey si Adıge.
Çoğunluğun sanmak için takıldığı sosyal medyada gerçeklerle yanan azınlığın işi zor olsa gerek.
Güzelliğin en huzurlusunu vermesi gerekenlerin en büyük düşmanlığı size reva görmeleri… Acı ve ateş içinde yanmak… Haykırılmaktan uzak kederler… Gönlünüzün uzandığının upuzak yerde olması ve dokunamamak…Sıfırın altında yaşamak öylece…
Ruslarla Çerkesleri uzlaşmak zorunda bırakacak eşdeğer çıkarları var ve okuyabilmek lazım bunları…
Aydınlık ve duruydu hissettiklerim, anlamının yitmemesi lazımdı onun. Ve bir gün anlamını hayata dokuyacak nesillere belki ufak ipuçları bırakabilmek umuduydu bana Adıgağeyı vazgeçilmez kılan. Somut hayatımda anlamına uygun yaşayamamış olsam da ruhum zamanın acıtmalarına rağmen hep Çerkesti (Adıgeydi)…
Mücadelede başarılı olmak için aydınlanmak ve atacak adımları içselleştirip bilinçlice atmak lazım. Ancak o zaman sinerjik/toplu hareketler doğar ve başarıya ulaşır..
Aydınlanmak için kitlenin düşüncelerinin anlamını ve akması gereken yolu ifade eden yani düşüncelerin zamana uygun resmini çizen kitapları bolca okumalıyız.
Aydınlatamadığımız yolumuzda herkes el yordamıyla yürüyor ve uzaklara da varamıyor. Kitaplarla meşaleler yapmayı ve ışığında yürümeyi öğrenmeliyiz.
Yollar duygusallıkla yürünmüyor. Yolu tanımak ve yolu aydınlık kılmak zorundayız. Davanın halen ilk aşamasındayız. Aydınlanmadan aydınlık geleceğimiz olamaz.
Aklınızı bir kenara bırakmanızı isteyen hiç bir düşünce sizi hidayete erdirmez.
Gölgenizdekilere dikkat edeceksiniz. Gölgenize sığınanların yapacağı haksızlık size aittir. Gölgenize aldıklarınıza aman dikkat.
Söylemi ve eylemi barış olanlara Çerkesya kapıları açık olmalı. Yeni düşmanlıklar hepimize lüks. Geleceğe ancak barışın gölgesinde umutla bakabiliriz.
İntikam değil, adalet istiyoruz.
Adalet acıların yeniden kan ve ölüm yaratmasını engelleyecektir.
Sevdaların eylemi olur. Sevdalıysak eğer Xekujje/Vatana, eylemi olmalı bu sevdanın. Sevda, farkındalıkla yürekten kopan eylemler gerektirir… Ancak o zaman sevdalandığımız, sevdamıza karşılık verip sevdamıza saygı duyarak bizi bağrına basar…
Gelecek çıplak gerçekliklerle kurulur. Çıplak gerçekliklerimizi kabul edip hayalden
sıyrılalım ve gerçeklerimizin izin verdiği küçük küçük imkanları birleştirip geleceği kuralım 🙂
Geçmiş bizde geçmeyen yaralar açtı ama gelecek nesiller için o yaraların barışla kapatılmaya çalışılması gerek. En büyük yaramız vatanımızdan kopuk olmamız. Vatana yeniden emek emek uzanmamızın yolu açılmalı barış içinde.
Geçmişten öfke devşirenler ve barış diyenleri suçlayanlar acaba Çerkes halkını kimin kime öfkesi için meze yapmaya çalışmakta! Barış içinde gelecek arayanları Rusçu ilan edenler
öfke içinde bize nasıl gelecek inşa edecek! Hayır, barış içinde derdimizi kabul ettireceğiz!
Gündemlerinde hiç olmadıklarımızın gündemlerini gündemimizden çıkarma vaktidir. Tek gündemimiz yeryüzünde kendi rengimizle bugünü yaşamak ve yarına taşımak.
Ağır gölgedeyken ağaç olamayız. Toprağımız vatanımız, güneşimiz Adıgağe, suyumuz dilimiz ve xabzemiz. Yürekleri vatana ekmeli.
Benimle empati kurmayanın kendisini kutsal görmesi ve sempati beklemesi… Yok bir gram sempatim.
21 Mayısta düşmüştük dizlerimizin üstüne, zorla terkettirmişlerdi dermansız dizlerimizle vatanı… Yine 21 Mayıs… Ayağa kalkma, vatana yüzümüzü dönme ve vatana yürüme zamanı artık.
Sürüldük ey halkım!
Кurban edildi geleceğimiz, geleceğimiz peşkeş çekildi. 21 Mayısta yitenlerin yasını tutmalı elbet, ancak 21 Mayısta yitenlere söz vermeli geleceğimizi yeniden kurmaya.
Bu sözü her nefeste tutmak ve geleceğimizi yeniden kurmak boynumuzun borcudur!
Kimse bugün herhangi bir bedel ödemeye yanaşmıyorsa bedelini en sonunda hep beraber ödeyeceğiz sevgili Adıge halkı.
MAYIS
Onlar yok oluşa ve bilinmeze sürgün vermişlerdi Mayısta Bilinmezdeki ışkınların meyveleri
Düştü toprağa, saçıldı tohumları.
Ağaç olmak için yürüdü kökleri toprağa
Ama tohumlara
Eksik geliyor toprağın şefkati
Onlar özlüyor kendi toprağını…
Mayıs sürgün ayı olmalı yeniden
Sürgünler uzanmalı toprağına ışkın ışkın
Işık düşmeli yüreğine sürgünlerin
Aşkla ulaşmalı ışkınlar
Köklerinin sevdası
Güzel vatana.
08.05.2017 22:26
Pazartesi
Biz sadece ağlarsak çocuklarımız da ağlayacak halkımızın geçmişine. Ama bu gün ufak da olsa elimizden gelenleri yaparsak yarın çocuklarımız çözüm adına daha büyük şeyler koyacaklar üstüne.
Geri döndüm. Susamadım. O, içinde konuşamadıklarını bize söyletmek, yaşayamadıklarını bize yaşatmak için yitenlerin sesi ve nefesini duydu yeniden yürek… Susadım ama susamadım.
Dilsiz, farkındalıksız, edebiyatsız ve en önemlisi de DUYARSIZ bir şekilde yoluna devam eden Çerkes kardeşim: Toslayacağız duvara, zaman yakındır
Kimisi yüreğiyle insanlığını yaşar acıyarak, kanayarak, düşe kalka. Kimisi parasıyla yürekli bir insancık çizip yüreksizce yaşar ve ona inanmak daha kolayınıza gider.
Bir davayı kişisel heveslerinize alet etmekten vazgeçmedikçe o dava için hiçbir şey yapamazsınız Çerkesler(!).
M.Vezir
Ateşe vermek lazım dostluklarını tüm sahte selam sahiplerinin sahipleriyle birlikte elbette ki!
“Herkes”lik yaparak ve “herkes” gibi davranarak “Çerkes”lik yaşamaz. Çerkeslik hayat bulmalı Çerkeste.
Köklerin bir kez bırakmışsa toprağı, rüzgarda savrulmak kaçınılmaz. 🙁
“Wey, wey Adıge”den ” Vah zavallı Çerkesler”e savrulduk. 🙁
İngiliz, İstanbul ajanları önce yüreğimizin, sonra bedenimizin köklerini kopardı vatandan. 2 milyondan fazla beden rüzgarın insafına terketti kaderini. 🙁
Belki de yeryüzünde bir halka uygulanan ilk toplu hipnozdu bu…
🙁
100 bin kişilik orduya dayanma azmini yitirdi 100 yıl mücadele eden halk. 🙁
Bir yanda dağ gibi görünen fare doğuranlarımız, bir yanda serçe zannedilen dağ yüreklilerimiz var.(çerkeslere/adıgelere)
Yaratıcı adına buyuran, ama insan olma yoluna buyurmamış ama cennete buyuracağını zanneden zanperest zavallı, buyuracağın tek yer sadece hiçlik diyarı.
Hiç hükmündesin biliyorsun ve kuduruyorsun.
“Olmak ya da olmamak.” değil mesele. Mesele “Üçüncü sınıf imkanlarla birinci sınıf yüreğe hayat verememek.”
Siyaset…… radyasyon…. Siyaset sürekli ortada durursa ve sıradan günlük yaşamda elden ele gezerse enerjisi yararlı olmak yerine dostlukları ve insan sıcaklığını yok eden bir radyasyona dönüyor… Siyaseti siyasiler yapsın, enerjiyi ustaları dönüştürsün toplumsal faydaya ve
hayatımızdan çıksın radyasyon etkisi…
Kıvrak zekayı yüceltenlerin yüceldiği toplumlar kaliteli bir gelecek kuramaz. Laf kalabalığı sadece moloz yığınıdır, ondan bina kurulamaz.
Sorunumuzun muhattabı Ruslar, elbetteki rahatsız olacaksınız sorunumuzu dillendirmekte ve çözme konusunda. Unutmayın ki çözüm isteğimiz barış temelli. Çözüm konusunu
görmezden gelmek yarını görünmez tehlikelere gebe kılıyor, bilesiniz.
Hani o elindeki imkanlar var ya, o imkanları edinirken insan olma imkanını imkansız hale getirdin eski dostum.
Bilmek hiçbir şeydir bildiğinle eylemedikçe.
Eğer toprağı insanını çağırıyorsa ve insanı da onu diliyorsa hiç kimsenin engel olmaya gücü yetmez. Çünkü toprak canlıdır insan gibi. Eğer canı gönülden arzulasaydık toprağımızı o bizi elbette ki bağrına basacaktı. Kimse bahane aramasın.
Tükettikçe tükenir, üretip paylaştıkça yarınımız olur.
Okuma yazma bilmeyen, kendi dilinde üretmeyen, değer üretmek yerine tüketen, duyarsız ve dünyasızken dünyayı kurtaran halkımın bireylerine 2017de yeniden ve derin uykular…( çerkeslerden bazılarına)
Duyarlı ve güzel tüm insanlara acısız ve mutlu seneler.(herkeslere)
Bilmek güzel bu hayatta ama Bildiğine dokunabilerek yaşamalı 🙂
Kanayarak değil kana kana yaşasın tüm güzel insanlar 🙂
Cephesiz bir savaştayım doğduğum günden beri, Direniyorum her gün, vuruluyorum.
Sarıldım her taraftan, sağanak gibi ateş.
Sığınağım sarıldığımdır, bırakmam savaşımı…
Hayatıma ilişen ama yüreğime ilişemeyenlerin ilişikliklerini sonlandırma vaktidir 🙂 🙂 🙂
(Bizimki(!)lere…)
İtekleye itekleye, pohpohlaya pohpohlaya, minnet ede ede dava yürümez. Yürüyün gidin işinize yarınsız, bugünsüz, dünsüz, dümdüzler.
Uzun süren sinsilikle ve düzenbazlıkla kurulan şer kuleleri aydınlıkta kısa bir sürede darmadağın olacak, çaresi yok.
Elimizi atacak bir cebimiz yok bizim,
o yüzden halkımıza verebildiklerimiz hep yürektendir.
Okumak, eğer kapı açıyorsa idrak etmeye o zaman okumaktır.
Okumak, eğer kapatmak içinse idrakı, okumak, o zaman uyuşturucu etkisindedir ve insan olmayı zindana kapatmaktır.
Etrafımızda okuyan ve zindana çağıran sesler çok.
Doğru okumalı o sesleri ve sahiplerinin canına okumalı.
Çerkeslerle Ruslar arasına korku, ve güvensizlik ekenler, ister Çerkes ister Rus olsun kendi halklarına ve halklarının geleceklerine düşman hainlerdir. Bunlar gelecek için kanlı
hesaplaşmalar ektiklerinin bilincinde olmalarına rağmen şahsi çıkarları için bunu umursamayan, insanlıktan çıkmış ucubelerdir… Ödenecek en ağır bedel onlara ödetilmelidir ve alaşağı edilmelidirler.
Adıgağe ve farklılık… Sadece ifade etmek bir şey ifade etmiyor. İfade ettiğin değil eylediğin önemli.
Yüreği benimle atanlarla işim, yüreğini atanlarla değil…
Kanı benden ama canıma değmemişlerle de değil…
Düğün ve cenazede benimle sözde ortaklığı olan ve sözde en yakınlarım olanlarla ve uzaktan uzağa sözde benimle gururlananlarla, hiç de değil…
Terk edin olmadığınız dünyamı tezden. Gidin de sahip olduğunuz her imkanınızla satın aldığınız sözde insanlarla sözde güzellikleri kaçırmayınız.
Canınız cehenneme hepinizin.
…
Zıkkım ettiğiniz, içine ettiğiniz dünyama ait değsiniz. Ki o dünya da arındı zehirinden.
Körse yürekleri ve özleri, göz olamıyor sözleriniz…
İyinin, güzelin, kötünün, çirkinin NOTERi olmaktan sıyrılıp iyi ve güzelin elinden tutmadıkça sadece palavra atan zavallı olarak kalırız.
Şiddete dayanarak hak(!) arayan, tüm hakkını yitirmiştir.
Ele her türlü şirin ve onlara karşı en yardımsever ama halimi hiçbir zaman bilememişsen, elim ayağım olamamışsan en el sensin. Ses ve nefesimle duyamayacağın, ulaşamayacağın yere varmak üzereyim. Ertelediklerinin telafisi yok. Beni koyduğunu zannettiğin yerde
değilim.
Kim bu memlekette dışardan fısıldanan şeylerle gizli gizli, ortaya çıkmadan iş çeviriyorsa bu memleketin düşmanıdır. Fısıltılara kulak tıkamalı her birey ve memleket insanı her meselesini açıkça konuşmalı.
Bu ülkenin, karanlık günlerde kendine vazife çıkaranlara ve kulaklara gelecekleri için türlü şekilde fısıldayanlara değil vazifesini hakkıyla yapan liyakatli insanlara ihtiyacı var.
Birilerine birşeylerin hesabının sorulacağı bu günlerde (ki sorulsun ve bedeli de ödetilsin) bakıyorum da daha düne kadar yalanlarıyla yalana yalana başka türlü takılanlar bugün
gene yalana yalana yalan senaryolar üretip kahraman olmaya çalışıyorlar. Hesap sorucular bu yalakalara da dünlerinin hesabını sorsun ya da bu durumun farkında olarak hesap sorsunlar.
Minnet ve bizdencilik yerine liyakat sahiplerine güvenmeli bu ülke. O zaman taşları yerine oturtmak daha kolay olur. Bukalemunlar işte o zaman renk değiştiremez.
Noter gibi şu doğru diye onaylayan Çerkeslerden ve avukat gibi öyle değil diyerek çürütmeyi seven Çerkeslerden bıktım…
Davasının gereğini eyleyen ne kadar az Çerkes var!
13 Tem 2016 23:39
DÖNGÜ
Hayalleri yazmak ancak hayata çizememek ve hayallerin yüreği acıtarak çizmesi…
Para niçin lazım? Ruhumuzun nefes alabildiği bir alan yaratıp yüreğimize bir nebze olsun nefes aldırmak için. Bu dünya düzeninde nefes alabilmek için başka yol bırakılmadı. Ama parası olduktan sonra nefes alıp aldırmak yerine nefesleri çalanlar var eskiden iyi insan olanlar arasında. Kendini unutmak ne acı.
Bazen hayattan istifa edip herşeyi istifra edesi geliyor insanın 🙂
Bizde nahoş olanı yapmak serbest söylemek yasak, yabancılarda nahoş olanı söylemek serbest yapmak yasak.
S.B.
Peki biz Çerkeslerde;
Önceden nahoş olanı incelikle/espiriyle söylemek varken şimdi hem atış serbest hem de yapmak ve yapmamış gibi yapmak moda. 🙁
Sananlar kendilerini taşeron
Yürekleri katı ve beton
İhale etmeye kalkarlar her bir günahı Yüklemeye kalkarlar sırtımıza
Sevgi dolu Yaratan adına
Sözde aydınlıktır gayeleri Karanlıktır yolları
Taşeron(!) ve beton ruhlar
Beğenmediğiniz düşünce sahiplerinin düşünceleri yerine şahsı hedef almak zayıflıktır.
Düşünceleri hedef aldığınız halde karşılığında şahsınız hedef alınırsa o zaman o şahsı hedef alabilirsiniz.
Bir davada ithamlarla yolunuzu bulup yürüyemezsiniz. Eğer elinizden gelmeyenler için sadece suçlama yolundaysanız zaten o dava için siz bittiniz ve artık siz davayla yolunu bulmaya çalışan bir dava asalağısınız.
Rus devleti Çarlık Rusyasının utanç sayfalarını değil barışı inşa edip onu miras bırakmalıdır geleceğe.
Rus yetkilileri devlet idare ettiklerini unutmasın. Devlet idare etmek muhattabını yok saymak değildir. Bilinsin ki barışı örgütlemek öfkeyi örgütlemekten zordur. Barıştan
vazgeçmiş değiliz ancak Rus yetkilileri günü okuyamadıkları için öfkeye yatırım yapıyorlar.
Önce vatanını yitiren atalarımızın vatana dair düşlerini ve umutlarını omuzlanmalı sonra onların düşleri ve umutlarına hayat vermeli.
Ey canları acıya acıya vatanını yitiren atalarımız,
Vatanımıza dair umutlarınız emanetimizdir. Yitirmedik.
21 Mayıs’a dair:
Atalarımızın yaslarını tutmaktan ziyade atalarımızın vatan için kendilerine verdikleri sözleri onlar adına tutmalıyız. Yeniden ve sıkıca tutunmalıyız vatana hem yüreğimizle, hem de ellerimizle.
21 Mayısta sadece yas tutmak yerine birbirimize tutunmayı öne çıkarmalı. Дызэкъуэтмэ дылъэщщ.
Fısıltıların kol gezdiği yerde fısıldananlara inanmak yerine gerçekleri araştıranlara ne mutlu. Ne yazık, vesvesecilere sessizce ortak olanlara. Ne mutlu sürünün parçası olmak yerine gerçeğin parçası olana.
Sizin nokta koyduğunuz meseleye gelip bir alt vigülle noktayı noktalı virgüle çevirip devam etmeye cüret ediyorsa birileri ünlemlere de hazırlıklı olmalılar!
Kaypakça yalanlarla senaryolar yazıp hasta ruhuyla buna inanıp, kendisini yıldız sanıp senaryosunu oynamaya kalkışan kimse hayatın gerçeklerinin ona ne sürprizler hazırladığını sürpriz bir şekilde görecek ve oyunculuğu beş para etmeyecek.
Kulağınıza fısıldananlarla değil yüreğinizin size fısıldadıklarıyla hareket edin.
Duyarlı insanlar vardır, bir de duymuş oldukları gerçeklerini duymamış gibi yapan bahaneci boş insanlar vardır davamızda. İkinci gruptakiler sadece zaman ve enerji kaybından başka bir şey değildirler ve davayı polemiğe boğan kuru laf tüccarlarıdır. Davanın en büyük iç
düşmanları bu ikinci gruptakilerdir.
Her şeyi en iyi bilen ve bununla en iyi övünen insanım (Çerkes soydaşım), ne zaman en iyi bildiklerini en muntazam şekilde gerçekleştirdiğin için övünmeye başlayacaksın?(!) Аращи, щхьэ гъэбатэрэ Iуэху мыгъэкIуатэрэ ди куэдщ.
DÜMDÜZ
Ağzınız salya salya
Beyni ise ters-düzsünüz. İnsanlıktan eser yok
Meymenetsiz yüzünüz Çoraksınız, zavallılar
Hepiniz dümdüzsünüz.
Marğuş Vezir 07.04.2016
16:53
Kendi kavgaları yerine başkalarının kavgalarını verenler zavallıdır ve başkalarının kavgalarından arta kalan zamanda kendi kavgalarını verdiklerini sananlar da kendilerini avutan sahtekarlardır.
Kendi davasına sahip çıkamayanlar başkalarının en ateşli militanları olmaya ne kadar da hevesliler. Özellikle bizim Çerkez(s!)ler. Sağdan, soldan, kuzeyden, güneyden, doğudan, batıdan farketmiyor.
FARK YARATMAK İÇİN FARKLI NE YAPIYORSUN? YOKSA SADECE KONUŞUYOR MUSUN!
Kendilerine güç vermediklerinizi zayıf davranıyorlar diye eleştirmek ahmaklıktır.(Sivil toplum örgütlerimizi eleştirmek dışında sahiplenip, güç verip olması gereken yönünü bulmasına katkıda bulunmayanlara.)
Kitaplarına uymaya çalışanlardan ziyade kitabına uydurmaya çalışanlar var çoğunlukla etrafımızda. Ne şans ama!
122
Bir şeyi sadece beğenmeniz hiçbir şey ifade etmez. Beğenilecek işler yapmaktır fark yaratan.
Önce kendimiz olmayı seçiyoruz. Sonraysa #Anadilimiziseçiyoruz 9 Şub 2016 20:54
Çerkes halkına;
Siz sorunlarınıza duyarlı oldukça emin olun o sorunlar aşılıyor ve duyması gerekenler duyuyor. Çerkesliğimiz ile ve duyarlıca hareket ettiğimizde kapılar açılıp sorunlar
aşılabiliyor. Duyarlı olmalı ve duyulmamaktan yakınmayı bırakmalıyız.
Birilerini idare ederek bir davayı yürütemezsin, sadece davanı dejenere etmenin önünü açarsın.
Şeyh Şamil diasporada kimliğimizi kabul etmeyen zihniyetlerin bize siz ondansanız ancak sizi kabul ediyoruzun imgesidir. Dayatmadır. Bir kurtarıcı veya kahraman değildir. En büyük
acıları biz yaşarken kendisi tahsis edilen sarayında yaşıyordu. Biz öldük ve o kahraman oldu. Ey Çerkes, bizim mücadelemiz özgürlük içindi. Şamil hem doğu Kafkasyanın hem de
Çerkesyanın organik yapısını bozan zihniyetin tezahürüdür. Şeyh Şamilin torunusunuz diyerek bizi pohpohlayanlar hiç bir zaman bizim gerçeklerimizi kabul etmeyenlerdir. Biz
Çerkesiz. Çerkesyamızı yitirdik ve onu tekrar elde etmenin yolu Şamilist fikirlerle ölüm kusan ideolojinin esiri olmakla değildir. Önce ne olduğumuzu sorgulayıp kendimiz olabilirsek ancak o zaman Çerkesyaya sahip çıkabiliriz.
1859 yılında teslim olan ve 1871 yılında ölen Şeyh Şamil biz (çerkesler) en büyük felaketi yaşarken bizim hakkımızda tarihe düşmüş düşünceleri neydi? Ki hayattaydı…Var mı bilen? Madem birileri bizim kahramanımız zannediyor, cevap versinler. Yoksa misyonunu tamamlamış bir imgesimiydi çağının dış güçlerinin?
Hayatımıza iyi hiçbir fark katmayan ve sadece ölümden sonrası için bize akıl veren, alemleri sömüren “alim(!)” lerinize lanet olsun.
Yürekli olan sessizce sizin için çare ararken yüreksiz olan sinsice defolup gidiyor hayatınızdan.
Akıl vermeyin. Sizde kalsın. Belki hayata onunla güzel bir yön verirsiniz ve güzelliklerinizin sahibi de kendiniz olursunuz.
Marğuş Vezir
Meseleyi ortada bırakırsan fahiş amaçlarına hizmet ettirir birileri ve ne meselenin kutsallığından bahsedebilirsin artık ne de kendi kirlenmemişliğinden.
Mevcut yapıdaki Çerkes toplumu heves kırıcı. Çalışıp didiniyorsunuz ve karşılığı yok.
Adıgebzenin kutsal melodisi ve atalarımızın geçmişinin teşvikiyle birşeyler yapmaya devam ediyorsunuz. Durum bu 🙂
Farkınızın farkında değilken fark yaratamazsınız. Adıge(Çerkes) olmanın farkı nedirin cevabını bulduğunuzda fark hayata geçecektir.
Ve biz Çerkesler,
Yüzümüzü vatana çevirmeli ve atalarımızın var olmak için yaşadıkları çileleri hep
hatırlamalıyız. Bir mirasyedi gibi Çerkesliğimizi bozdurup bozdurup harcayıp geleceksiz kalmamalıyız.
Şimdi geleceğe yatırım zamanıdır. Bilime, akla, sanata, barışa, iş alanlarına, geleceğimiz için çabalayan insanlara yatırım zamanıdır. Bu alanlarda en iyisi bizler olmalıyız. Yaptıklarımızı vatana adamalı ve bunu Adıgelik onuru olarak saymalıyız.
Geleceğe yatırım yapmadığımız her gün halkımızın geleceğinden tüketiyoruz.
Sözlerle değil, hayata dökme konusunda yarışmalıyız.
Akıl vermeyin, akla sadece ilgili yerde işlerlik kazandırın 🙂 Ya aklımızı başa alacağız halk olarak,
Ya da aklımızı alacak gidişatımız.
Çerkes kanı taşıyan değil Çerkes halkı için gerçek kaygısı olan ve bu kaygısından dolayı birşeyler yapanlar Çerkesdir. Kanı damarlarında rahat durmadığı gibi ağızları da rahat durmayan biyolojik Çerkezlerden uzak günler dilerim.
Herkes kaygılandığı şeyleri yazsın Çerkeslik için ama en azından kaygılandığı şeylerden en az biri için de birşeyler yapsın.
Dalların göğe uzanmak ister ey Çerkes.Bunun için köklerinin özgürce uzayacağı toprakta olması lazım. Şu an diyaspora sadece saksı senin için ve köklerin özgür olmadığından uzanamaz dalların göğe.
Ölüme çağıranların değil, size nasıl hayata tutunacağınızdan bahsedenlerin peşinden yürüyün.
KANI
Kana kana yaşamalı hayatı tüm çıplaklığıyla Kana kana değil yalanlara
Kanıyor ülke bugün safça
Kandıkça da kanıyor kızıl kızıl
…
Durdurmalı kanı
09.09.2015
22:14
Ey ныбжьэгъу,
Vatan için vermeyi bilmiyorsan, “vatan” diye gezme ortada. Birşeylerini vermeden vatan senin değildir… Parandan, enerjinden vereceksin ki vatanda senin de hakkın olsun.
Yok saymakla yok olmayacağına göre onun varlığıyla nasıl ve ne yapabileceğini bulman lazım 🙂 🙂 🙂
“Beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı.
İncil’i verip bizi uyuttular; gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı”
Jomo Kenyatta
Asyalı adam geldiğinde bizim de bereketli topraklarımız, özgür ve mutlu bir halkımız vardı. Bize kutsal dinle geldiler. Onu bize verdiler. Yanında da bolca pohpohladılar. İçimiz geçti.
Uyuduk ve çoğumuz uykudan uyanamadan öldü ve niçin Kuzeyli adamın bizi öldürdüğünü bilemedik. Gözlerimizi açtığımızda kutsal din bizde, canlarımız Asyalı adamın ellerinde, topraklarımız Kuzeyli adamın ellerindeydi.
Marğuş Vezir
28.08.15
Hayalleri paramparçayken bizim gibi insanların,
Ve buna rağmen “Halkım” diye terimizi akıttığımızı bilirken Çerkesliği sanal ortamlarda beğeniler ve süslerle tüketen
Ve halkı için hiç bir dişe dokunur iş ve eylem içinde olmayan Slogan Çerkesimsilere yazıklar olsun…
Evet kutsaldır Çerkeslik ve
Kutsalla oyun olmaz
Susuzluktan kavrulan bedeninizin ihtiyaç duyduğu su miktarını karşılamak için nasıl ki bir şişe suya çekinmeden paranızı esirgemeden verebiliyorsanız , ruhunuzun ihtiyaç duyduğu anadiliniz ve Çerkesliğiniz için de elinizi cebinize atmayı beceremedikçe daha ruhunuz çok kavrulur susuzluğunu gideremeden…. Ve de daha çoook serap görürsünüz. Ve akbabaların işini kolaylaştırırsınız, ruhunuzun peşinde dolanan.
Ey Çerkes,
Uğrunda terlemediğin sana ait olamaz. Ne Çerkeslik ne de vatan…
Yapılan herşey anavatanda barış içinde yeniden yeşermek için olmalı ve bu gayeye hizmet için yola çıkanları eleştirmek yerine asıl amacımız olan vatanda barış içinde yeniden
yeşermek için toprağının ve havasının kokusunu tatmaya gidenlere destek olmalıyız
yürekten.
Fark yaratıyorsanız farklısınız.
Hak, almayı bileninse ve almanın bir yolu varsa o yolu bulacağız ve hakkımızı da elbet söke söke alacağız.
Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz
Her şey sizden yana görünebilir ancak yüreğiniz yok.
Benim halkım kazanacak ve ona kazdığınız karanlıklar mezarlığını yırtıp çıkacak.
Görmemek, duymamak en büyük düşmanlık ve görmezden, duymazdan gelerek ilan ettiniz dost olmadığınızı.
Görmediğinizi gözünüze sokacağız, duymadığınızla kulağınızı yırtacağız Yetmezse… yeteni de bilmekteyiz
Maneviyat, teslimiyet ile yaşanmaz; farkındalık maneviyatın kendisidir.
Birileri pişkince yalan üretirken birileri de onu iştahla tüketiyor bugünlerde.
Yeni dünya düzeni 40 erkek gücündeymiş 🙂
Dilene dilene değil başka şekilde…
Kendisini dev aynasında görenlerin dev düşmanları olur ve asla uyanamayacakları kâbusları da hayatları olur.
Kimse bizim için birşey yapmayacak
Kimse bize al senin olsun demeyecek
Masal vatanımızda atlılar da yok ki gelsin
Bileğimiz ve alınterimiz yaratacak özlediğimiz Adıge(Çerkes) yaşantısını Beklediğimiz atlı da kendimiziz aslında
Ata binmeyi yeniden öğrenip
Süreceğiz güzel geleceğe doğru atlarımızı
Slogan atmak, çoğu kez “atmak” fütursuzca.Arkasında olmadığınız, sadece “atmak” yani.
![]()