Tarihi Geçmişimize ve Siyasi Gerçekliğe Göre Örgütlenmeliyiz

Tarihi geçmişimize ve siyasi gerçekliğe göre örgütlenmeliyiz ki birbirimizin enerjisini yormadan geleceklerimizi kurabilelim.
Türkiyedeki Çerkes diyasporası olarak yaşadığımız en büyük sorunlardan birisi Çerkes diyasporasının Çerkes meselesini çözmek için kendi özgün terminolojisi yerine başka terminolojilere takılmış olmasıdır. Kafkas ismi ilk başlarda resmi olarak Çerkes adının yasak olmasından dolayı bir çalıyı dolanma durumuyken zaman içinde hem Abhaz hem Çeçen savaşlarında komşu halklarla dayanışma gösteren Çerkes halkının zorunlu üvey evladı durumuna getirilmiştir. Ayrıca Çerkesya Abaza diyasporasının kafa karışıklığı ve tarihe ve siyasi gerçekliğe uymayan yaklaşımlar sonucunda Kafkas adı yerine Çerkes adıyla örgütlenilmesine şiddetli karşı çıkışlar ve alınganlıklar gösterilmiştir.
Siyasi geçmişi Çerkesya ile ilgili olan Çerkesya Abazaları hem Çerkeslerle kardeş halk olduklarını ifade ederek Kafkas adının değiştirilip Çerkes adı yapıldığında ayırımcılığa uğradıklarını ifade etmekte hem siyasi geçmişleri aynı olmayan Abhazya’nın Çerkesya Abazalarını her türlü olanaktan faydalandırmasına rağmen Çerkesleri faydalandırmamasına ses çıkarmamakta ve bu konuda ayırımcılık yapıldığını hiç ifade bile etmemektedirler. Ayrıca Çerkeslerle kardeşiz diyen Çerkesya Abazaları, vatandaşlık konusunda siyaseten Ermeni ve Gürcülerden geri tutulan Çerkesleri hiç hatırına getirmemektedir.
Elbette kişiler bazında Çerkeslere yaklaşım konusunda olumlu tutumlar da vardır. Ancak kurumsallaşmamış ve Abhazyanın siyasi kararının sonucu olmayan bu tutumların gerçekte somut bir değeri yoktur…
Çerkesya Abazaları konusunda en önemli sıkıntı Çerkesya Abazalarının tarihi ve siyasi gerçeklerle örgütlenmemeleri ve Çerkesya ve Abhazya siyasi gerçekleri yerine duygusal davranmaları sonucunda manipülasyon aracına dönüşmeleridir.
Siyaseten Çerkeslerin Gürcülerle herhangi bir temasını yerden yere vuran Abhazya’nın Gürcülerin soykırım ve sürgün enstrümanını ellerinden almak için ne Çerkes sürgün ve soykırımını dillendirebilmektedir ne de siyasi bir karar alabilmektedir. Ancak Abhazlar Çerkeslerin Gürcülerle her temasını hainlik, düşmanlık ve fitne olarak nitelendirmektedir. Ancak asıl fitne Çerkesleri bu konuda suçlamaktır.
Tarihi Abhazya tarihi Çerkesya’nın komşu ülkesidir. Abhaz ve Çerkes halkları siyasi olarak komşu halklardır. Abhazlar Çerkesya için komşu diğer halklarla aynı statüdeyken Çerkesya Abazaları yaşam tarzı olarak Çerkeslere yakın ve aynı zamanda Abaza özgün rengine sahip bir halktır. Siyasi olarak aynı ülkenin halkıdırlar. İki dillidirler ve Çerkes olmadıkları halde Çerkeslerle en derin ilişkilere sahip halklardandır. Şu anda bile hem tarihi Çerkesyada hem diyasporada durum aynıdır. Ayrıca Abhazya’ya doğal vatandaşlık hakları tanınan Çerkesya Abazalarının pek çoğunun Abhazya’da bir süre yaşayıp, yaşam tarzını benimsemeyip nihayetinde yeniden tarihi Çerkesya’ya döndükleri vakalar sıktır. Ayrıca Türkiye diyasporasından hem Abhazya hem Çerkesya’yı ziyaret edip gözlemleyen Çerkesya Abazalarının birleştiği nokta, siyaseten kendilerine somut gelecek vaad eden Abhazya’ya rağmen kendi hayat tarzlarının Abhazlara uymamasından dolayı Çerkeslerle daha yakın olduklarını ifade etmeleridir yaşam tarzı açısından.
Çerkesler olarak nihai hedefimiz tarihi toprağımız Çerkesya’da yeniden kök salmaktır. Uğradığımız tarihi haksızlığı dünya milletleri nezdinde gündeme getirmek ve hem siyasi hem de ekonomik olarak meselemizi çözmektir. Bizim için Çerkesya Abazaları Çerkes halkına yaşam tarzı olarak en yakın halklardandır. Kendi renklerini ve kimliklerini koruyarak geleceğe uzanmalarını istiyoruz. Çerkesya’dan sürgün ve soykırımla atılan, Çerkesya’yı vatanı kabul eden ve orada Abaza olarak gelecek inşa etmek isteyen her Abazayla nihai amacımız ortaklaşmaktadır.
Geleceğini Abhazya’da gören Çerkesya Abazalarına da saygımız var, bu siyasi bir tercihtir. Ancak Çerkesya’nın geleceği için zaman zaman Abhazya’yla ters düşeceğimiz, bazen onlarla komşu bir halk olarak ortaklaşacağımız gerçeğini atlamasınlar.
Ancak Çerkesya’nın tarihi ve siyasi geçmişini yok sayarak yalnızca Abhazya’nın siyasi tezleriyle bize yaklaşılmasını haksızlık olarak kabul ediyor ve bu yaklaşımı reddediyoruz.
Abhaz atasözünde mealen “Tanrı bütün halkları özgür ve mutlu kılsın ama bizi de (Abhazları) unutmasın.” diyor. Abhaz halkı da unutmasın, siyasi bağımsızlığının arkasında hep durduğumuz Abhazya siyaseten Çerkes halkını unutmakta ve üstüne üstlük bir de haksız bir alınganlık göstermektedir.
Hepimiz halk olarak komşu ve dostken tarihi ve siyasi gerçeklerimiz ayrı ayrıdır. Geleceğimizi içiçe değil dostça ve ayrı ayrı örgütlemek zorundayız. Tarih ve siyasi şartlar bunu gerektiriyor.
Birbirimizle enerjimizi yormayacağız.

04.11.2019
Marguş Vezir
23:25

ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE

ÇERKES VE ÇERKESYA KAVRAMLARI VE KARŞI ÇIKIŞLAR ÜZERİNE
Çerkes ve Çerkesya kavramları psikolojik, siyasi ve tarihi olarak var olabilmek için sahip çıkmamız gereken kavramlardır. Bu kavramlar tecrübe edilip hayata geçmiş kavramlardır ve dünya üzerinde kimliğimizle var olabilmek için etrafında kenetleneceğimiz kavramlardır. Çerkeslerin bu kavramlara sahip çıkmadan yürüttükleri bütün mücadeleler bir güce dönüşmeden zayıflayıp yok olmaya mahkumdur. Çerkes ve Çerkesya kavramları Çerkes halkının sinerjisinin diğer halklar, milletler ve devletler tarafından tarihi olarak kabul edilmiş somut gücünün karşılığıdır.
Çerkes halkını belli güçlerin kullanılacak enstrümanı olarak gören hiç bir ideolojide Çerkes halkı için hayır yoktur. Ne Kafkas ne Birleşik Kafkasya ne herkes=Çerkes yaklaşımı Çerkes toplumunun sorununa çare değildir. Kendi organik birlikteliği için çalışmayan bir halk geleceğini yaratamaz. Sinerjisini yeniden Çerkes ve Çerkesya kavramlarında birleştirmeyen Çerkesler tamamen dağılmaya ve yok olmaya varacaklardır.
Çerkes halkı Çerkesyanın kadim halkı Adıge halkının dünyada tanındığı ismidir. Çerkes halkı uğradığı soykırım ve sürgüne Çerkes olarak uğramıştır. Meselesini dünya gündemine Çerkes kimliğiyle taşıyıp sorunu Çerkes adıyla çözecektir. Tarihi olarak Çerkeslare yapılanlar belgeleriyle ortadadır ve Çerkesler sinerjilerini sorunu çözmeye odaklamak yerine kendilerine ait olmayan kavram ve ideolojilerle oyalanmaktadırlar.
Çerkesya ana unsuru Çerkesler dışında pek çok farklı halkın da vatanı olmuştur. Herkesin rengini ve ismini koruduğu bu ülkede Karaçay/Balkarlar, Abazalar ve diğer halklar da mevcuttu. Ekseriyeti Çerkes olmak üzere diğer halklar da Çerkeslerle beraber soykırıma uğramış ve sürülmüşlerdir. Çerkeslerin %90 dan fazla nüfusu vatan topraklarından çıkarılmıştır. Çerkesya topraklarında sanki hiç sürülen olmamış gibi yeni statükolara göre oluşan durumda Çerkes soykırım ve sürgünü inkar edilmiş, Çerkeslerin tarihi hakları yok sayılmış, bu yok sayma Çerkesyada kalan ancak İkinci Dünya Savaşında sürülüp yeniden Çerkesyaya yerleştirilen halkların Çerkeslerle eşit isimlerde cumhuriyetleri Çerkeslere dayatılmış ve Çerkeslerin kendi vatanlarındaki temsiliyet güçleri ellerinden alınmıştır. Yerlerine dönen halklar kendi bölgeleri dışında tarihi Çerkes yerleşim alanlarına serpiştirilmiş bu halklar sanki orada hiç Çerkes yaşamamım ve sürgün edilmemiş gibi davranışlar geliştirmiştir. Ayrıca kendi sürgünlerini hiç dillerinden düşürmemelerine ve çoğunlukla geri dönebilmelerine rağmen Çerkeslerin sürgünü ve uğradıkları haksızlıkları da unutmuşlardır ve Çerkes halkının tarihi haklarını yok sayıp yeni statükonun içinde alanlarını genişletmişlerdir. Bu noktada Çerkes halkının tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrası sürgünündeki gibi Büyük Çerkes Sürgünündeki Çerkeslerin aynı haklarla dönüşlerini talep etmesi ve tarihi olmayan fiziki oluşumları reddetmesi ve bunları organize şekilde yapması elzemdir.
Çerkesler tarihi Çerkesyadaki gibi tüm halkların kimliklerini ve geleceklerini koruduğu bir yapı için mücadele etmelidir. Balkar olsun, Rus olsun, Kazak olsun, Abaza olsun tüm halklar Çerkesyanın parçasıdır ve en çok ta Çerkesyada kimlikli gelecek Çerkesyada Çerkeslerin hakkıdır. Çerkes sorununun görmezden gelmeye devam edilmesi ve manipüle edilmeye devam edilmesi tüm halkları birbirine düşürmeye devam edecektir. Çerkes sorununun çözülmesi ise Çerkesyayı doğal insani iklimine kavuşturacaktır.
Çerkes adıyla örgütlenmemize karşı çıkışlarda mikro milliyetçilik yaptığımız, diğer halkları ötekileştirdiğimiz, kardeş olduğumuz için ortak bir isim olması gerektiği gibi argümanlar ortaya atılmaktadır. Çerkes ve Çerkesya gerçeğini yok sayan bu argümanlara kulak vermemiz bizim sinerjik bir mücadele vermemizi engellemektedir.
Biz öncelikli olarak mikromilliyetçilik yapmıyoruz. Geleceğin, geçmişin gerçekleri üzerine kurulması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de her halkın kendi kimliğiyle örgütlenip rengini koruması taraftarıyız. İster Çerkes, ister Balkar, ister Abaza olsun kendi isimleriyle örgütlenmeleri taraftarıyız. Hepimiz ayrıca Çerkesya misyonuyla örgütlenmiş bir üst örgütlenmede pekiala buluşup siyasi ve ideolojik olarak tarihi olarak bize yapılan haksızlığın da birleşik mücadelesini verebiliriz.
Abaza halkıyla hem diyasporada hem vatanda derin bir kaynaşma ve alışveriş içinde olmamıza rağmen Abaza Abaza kimliğiyle Çerkes Çerkes kimliğiyle kabul görmüştür aramızda her zaman. Özellikle diyasporadaki Çerkesya Abazalarının Çerkeslerle en kutsal kavramlarda bir olmalarına rağmen Abaza hiç bir zaman Çerkes olmamıştır. Kendi renkleriyle var olmuşlardır ve var olacaklardır. Çerkesya Abazalarında Adıga Xabze, Adıge Nemıs gibi birebir Çerkesce kavramlar aynı ortak değerlere örnektir.
Örgütlenmemizde kardeşlik hukukumuzdan dolayı alınganlık gösteren Çerkesya Abazaları için özel bir durum mevcuttur. Yaşam tarzı olarak Abhazya Abazalarından ziyade Çerkes yaşam tarzı baskındır. Güncel zamanda diasporadaki Çerkesya Abazaları Çerkesyadaki Abazaların ve Çerkeslerin yaşam tarzının kendilerine daha yakın olduğunu bizzat dile getirmektedirler. Ayrıca Çerkesya Abazalarının eski tarihi vatanları Abhazyaya karşı bir sevgi ve sempatileri vardır. Bu da geleceğe uzanmanın kurumsallaşmış bir birliktelikle daha kolay olmasından ve Abhazyanın geleceğe uzanmak için somut bir şans olmasından kaynaklanmalıdır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazaları duygusal bir ikilemde kalmaktadırlar. Abazalığın geleceği için Abhazya somut olarak öne çıkarken yaşam tarzı ve gelenek olarak da günümüzdeki Çerkesyadaki Abazalara daha yakın oldukları duygusu öne çıkmaktadır. Bu da örgütlenmelere kesin bir yön vermeyi zorlaştırmaktadır. Bu noktada diyasporadaki Çerkesya Abazalarının tarihi Çerkesya ve Abhazya gerçeğiyle örgütlenmeleri gereği ortaya çıkmaktadır. Çerkesya Abazalarının hem tarihi Çerkesyayla ilgili mücadeleleri hem de Abhazyada somut gelecek arayışı bu örgütlenmelerce yürütülmelidir. Bu örgütlenmeler hem Çerkesya hem de Abhazya örgütlenmelerinde temsil edilmelidir. Kendi gerçek rengiyle mücadele edecek bu örgütlenmeler hem Abhazya Abazaları hem de Çerkes halkı ilişkilerindeki gerilimi tolere edecek ve hem de ilişkiyi olması gereken rotaya sokacaktır.
Sonuç olarak Çerkes ve Çerkesya adları geleceğe uzanmak için Çerkeslerin vazgeçilmez kavramlarıdır. Somut karşılığı vardır ve Çerkes halkının geleceğe uzanması için sinerjisini toparlayacak güçtedir. Bu yüzden de örgütlenmelerde bu isimler somut olarak kullanılmalıdır. Kimse de bu kavramlardan vazgeçmemizi isteme hakkına sahip değildir. Bu kavramları kullanmak bir çatışma ve güçleri bölme girişimi değildir. Bu kavramlar gerçeğimizin kavramlarıdır ve sinerjimizi odaklayacak kavramlardır.
Özetle olması gereken şudur:
1) Çerkesler sadece Çerkesya gerçeğiyle Çerkes ismiyle örgütlenir çünkü iki kavram da tarihi olarak siyasi güç taşımaktadır. Siyasi olarak meselenin tanınması için bu şarttır.
2) Aşuwa Aşkarıwa Abazaları iki gerçekle örgütlenir..1) Son yitirdikleri vatan Çerkesya 2) Tarihi vatanları Abhazya… hem Çerkeslerle Abazalar arasında köprü olurlar ve de tarihi vatanları Abhazyayla yeniden organik bağ oluşturup güçlendirdikleri gibi Çerkesyadaki bağlarını da koruyup güçlendirirler…
3) Apsuwa Abazaları Abhazyaya yüzleri dönük ve diğer Abazaların da fiziki gerçeklerinin politikalarını somutlaştırarak mücadele ederler…siyasi bir güç olarak alanları daha geniştir…
4) Tarihi Çerkesya gerçeğiyle örgütlenen 2. maddedeki Abazalar 1 ve 2. maddedeki örgütlenmelerin her ikisinde de yer alır… Çünkü Çerkeslerle organik olarak iç içedirler, organik olarak tarihi Çerkesyadaki soydaşlarıyla daha yakındırlar, ve tarihi vatanları Abhazya onların fiziki olarak geleceğe uzanabilecekleri fiziki bir şanstır..

Marguş Vezir
24.07.2019
01:37

COĞRAFYA

COĞRAFYA
Aynı coğrafyanın çocuğuysanız ve aynı iklimi paylaşıyorsanız hepiniz için felaket olabilecek veya hepinizi daha iyi günlere götürecek güç uzaktaki güçlere değil de kendi potansiyelinize bağlıdır. Eğer ki birbirinizle anlaşmak yerine kavga ediyorsanız ve biriniz diğerini eziyorsa ve bunda ısrar ediyorsa coğrafyanızda insanca yaşam kurup geleceğe bakmak yerine sadece geleceğinizi uzak coğrafyaların sömürüsüne açık hale getiriyorsunuz demektir.
Çerkes ve Rusların mücadelesi yüz yılı aşan bir mücadele olsa da Çerkeslerin Tatarlarla mücadelesi daha uzundur.. Eğer ki gelecek düşmanlıklar üzerine kurulacaksa mücadele edilen coğrafyadaki halklar hiç bir zaman özledikleri mutlu günlere kavuşamayacaklardır. Halkların enerjisi sadece birbirini yok etmeye odaklanacağından coğrafya ne kadar güzel olursa olsun kimse o coğrafyanın hayrını görmeyecektir.
Öncelikli olarak Rus halkı ve Çerkes halkı tehlike algısını değiştirmeli ve kendi aralarında denge oluşturup coğrafyalarındaki düşmanlık ve güvensizlik algısını yok etmelidirler. Diasporaya savrulmuş Çerkes halkının uğradığı felaketler konuşulmalı, çözüme kavuşturulmalı ve paylaşılan coğrafyada güvensizliklerle enerji tüketmek yerine ortak dengeyle geleceğe uzanmalıdır halklar. Diaspooraya savrulmuş Çerkeslerin vatana dair umutlarının tüketildiği vakit uzak coğrafyadaki güçlerin tam da istediği gerçekleşecektir. Geleceksiz ve umutsuz Çerkesler gözü kara her türlü vurucu provakasyonun geri adım atmayan unsurları olacaklardır. Çerkesler barış içinde yaşayabilme düşüncesi konusunda manipüle edildiklerinde ve bunun yerine öç alma duygusuyla donatıldıklarında Çerkesya coğrafyası ucu belirsiz kanlı olayların merkezi haline gelecektir. Ruslardan öç almak isteyen Çerkesler dünyanın her yerinde Ruslara Rusların müdahale demeyecekleri çoklukta ve çeşitlilikte zararlar verip başlarına işler açacaklardır. Gelişecek olaylar ne Ruslara ne de Çerkeslere hayır getirecektir. Rusların bu olayların Çerkesya coğrafyasındaki yansımalarını bastırma girişimleri hem enerjilerini tüketmek anlamına gelecek hem de Rusyanın başka coğrafyalarında dikkati zayıflatıp başka coğrafyalardaki provakasyonlara ve fiili karışıklıklara zemin hazırlamaya hizmet edecektir. Coğrafyadaki kan ve şiddet; coğrafyanın ikliminin, doğasının, insanlarının ayrıca telafisi zor zararlar yaşaması demektir.
Yüz yılı aşkın savaş ve ertesinde diğer halkı sürgün ve soykırıma uğrattıktan sonra soykırıma ve sürgüne uğrayan halkın coğrafyanın saldırıya uğradığı II. Dünya savaşında coğrafyayı savunma refleksiyle Ruslara karşı değil de dışarıdan gelenlere karşı mücadele refleksi göstermesi aynı coğrafyanın komşu halkları için geleceğe dair atılmış en değerli adım olarak alınmalı ve Çerkesya coğrafyasının sahipleri olan Çerkeslerle geleceğe dair barışçıl bir çözüm iradesinin yansıması olarak alınmalıdır. Meseleye, hiç bir halkı dışarıdan fısıldananlara ve ırkçılara itibar etmeden geleceği çizme iradesi göstererek yaklaşmalıdır. Çerkesya, aynı coğrafyada yaşamanın gerektirdiklerine göre Çerkesler ve Rusların uzlaşısıyla her türlü fısıltı, provakasyon ve düşmanlıklardan arındırılmalıdır. Piyonlar ve ikili oyuncuların iki halkı da zehirlemesine müsaade edilmemelidir.

Vezir Marguş
10.05.2019
22:34

ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM

ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM
Hedeflerimizi net olarak koyduktan sonra hepimiz en iyi yaptığımız işlere odaklanarak yolumuza devam etmeliyiz. Enerjimizi en çok yoran durum öne çıkarılıp ileriye götürülmesi gereken sayıca çok alanın olması ve bunların kaybolmaması gerektiği kaygısıyla pek çok alanda gücümüzü aşan konulara enerji harcamamızdır. Hepimizin kaygısı Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamaktır. Kadim örgütlülük yapımıza rağmen örgütlenemeden her şeyi bir arada taşımaya çalışan duyarlı ve kaygılı insanlarımızla yolumuza yarım yamalak devam etmekteyiz. Her gün sahip olduklarımız azalmakta, taşıması da zorlaşmaktadır.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunda birleştiğimize göre ve bu konuda birleşenler de sayıca az olmadığına göre her şeyi bir arada taşımaktan vazgeçip en iyi olduğumuz konularda çalışmalar yapmalı ve çalışmalarımızı daha nitelikli hale getirmeliyiz.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunun pek çok ayağı vardır:
İsmimiz, farkımız, farklılığımız, yarınımız, hedeflerimiz, duruşumuz, politik dünyadaki yerimiz ve varmamız gereken yer ve değerlerimizin farkındalığı çalışmaları:
Kimlik, vatan ve gelecek farkındalığının işlenmesi…
Dünya gerçeklerini güncel olarak okuyan, hedeflerimiz açısından halkımıza uyarlayan, duruşumuzun ve tutumumuzun nasıl olması gerektiğini gerekçelerle ortaya koyan, genç nesillere vizyonumuzu aktarıp motive eden, ismimizin ve vatanımızın anlamını işleyen yayınlar, toplantılar, konferanslar…
Vatandaki insanlarımızla ortak bakış açıları oluşturulması, düşünsel koordinasyon…
Bilinen her dilde o dili anlayan insanlarla kamuoyu oluşturmak…
Çerkes felsefesiyle dünyaya bakıp, güncele uyarlayıp halka blilinir kılmak….
Dilimizle edebi yapıtlar üretmek, yayınlar çıkarmak, TV gibi platformlar kurmak:
Dilimizde şiirler yazmak, meselelerimizi dilimizde tartışacak platformlar oluşturmak, makaleler yazmak somut olarak dili yaşatmak… Yayınlar ve kitle iletişim araçlarında somut olarak yer işgal etmek….
Tarihimizi bilinir kılmak ve tarih farkındalığı oluşturmak:
Farklı farklı kaynaklardan anlatılan, yazılan tarihimizi yeniden süzgeçten geçirip gerçeklik temeline oturtup bilgilendirerek halkın özgüvenini canlandırmak…
Dilimizi korumak:
Halkı anadilinde okuryazar hale getirmek, materyaller hazırlamak, anasınıfı, ilkokul, ortaokul gibi kurumlar kurmak, devlet nezdindeki Milli Eğitim, Kültür Bakanlığı gibi kurumların işbirliğini sağlamak….
Xabzelerimize yeniden işlerlik kazandırmak:
Cenaze, düğün, thamadelik, xase vs gibi kavramlardan yola çıkarak zamana ve yeni uyarlanmış, bizi yansıtan xabzelere işlerlik kazandırmak…
Mitolojimiz:
Avrupa ve batısının hayran olduğu ve yeni bir yaşama odaklanmak için kullandığı Grek Mitolojisinin ve diğer mitolojilerin kadim kökeninin Çerkes Mitolojisi olduğunu gerekçeleriyle ortaya koyup dünyada bilinir kılmak, bunun her platformdaki propagandasını yapmak…..
Folklorümüzün korunması ve geliştirilmesi
Tüm alanlardaki çalışmaların maddi ve somut olarak desteklenmesi
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonuyla hareket eden bir kurumun vizyonumuzu temsil edecek söylemlerle bizi temsil etmesi.
Listeye ilk aklıma gelenleri yazdım. “ Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunu paylaşıyoruz diyenlerin bir araya gelip haydi demesi bu iş için başlangıç olacaktır.

Marguş Vezir
16.03.2019
22:00

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ

ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ
Çerkes Halkını acılar örgütlemiyor. Eğer acılarla örgütlenmek Çerkesler için mümkün olsaydı 21 Mayıslarda çoktan örgütlenmiş olurduk. Ancak acı temelinde örgütlenmemiş olmamız örgütlenme konusunda çıkış noktası bulamayıp bize has örgütlenmenin yolunu bulamamamıza rağmen aslında olumsuz da değildir. 21 Mayısta insanlarımızın bir araya acılardan dolayı geldiği açıktır. Acıların insanlarımızı bir araya getirmesine rağmen acılarımızla örgütlenmek bize göre olmadığı, Çerkes insanının doğasına uymadığı için örgütlenmemize yetmemiştir. Her 21 Mayısta örgütlenmemiz gerektiği konusunda hayıflanıp, bunca büyük bir acıya rağmen örgütlenemeyişimize hayıflanıp yeni bir 21 Mayısa kadar zaman kaybediyoruz.
Çerkes Halkının kavraması gereken durum örgütlenmeye çalıştığı modellerin aslında doğasına uymadığını farketmesi gerektiğidir. Acılarla örgütlenme doğamıza uymamaktadır. Çerkes insanının geleceğini örgütleyecek tek seçenek kendi gerçeklerinin farkındalığıdır. Çerkes Halkının FARKINDALIKLA örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu yaşanan tüm tecrübelerin işe yaramaması göstermektedir.
Örgütlenmenin klasik argümanlarından en çok başvurulanı acıları kullanma ve acılarla halkı motive edip, öç alma duygusunu toplu bir güce veya -son zamanlarda olduğu gibi- asimetrik terörize eylemleri besleyen ideolojilere çevirmektir. Bu ise oluşturulan bu güç, fonksiyonunu tamamlayınca sadece devleti zorla bir arada tutacak güç olarak dönüşmekte ancak sosyal alanda acıyla bir araya gelen toplumun yaşam kalitesini arttırmak konusunda işe yaramadığı gibi toplumu ideolojilere hapsedip sürekli olarak iç husursuzluklara evrilmektedir. Ayrıca acıdan doğan güç, deneyimlediği tüm acılardan fazlasını acıların sebebi olan düşmanına yaşatmakta sakınca görmemektedir.
Çerkes Halkının çoğunluğu klasik argümanlarla kurulmuş veya kurdurulmuş devletlerde yaşamaktadırlar. Bu devletlerin kurucu unsurlarının acılardan kaynaklı reflekslerle biraraya gelmiş olmalarından dolayı ve bir halkın örgütlenmesinin tek nedeninin güç oluşturup öç almak gereğinden kaynaklandığına inandıkları için Çerkeslerin her örgütlenme çabasını tehdit olarak algılamışlardır. Çerkesler ise iyi niyetli olduklarını ispat için örgütlenme konusunda oldukça çok zaman kaybetmişlerdir. Tüm Çerkes örgütlenmeleri arafta faaliyet gösteren ucube örgütlenmelerden öteye geçememiştir.
Acıyla bir araya gelmiş insanların reflekslerinin organize edilmesiyle oluşan devletlerdeki güçler kaliteli insanlar yetiştirmeye odaklanmak yerine bir daha acı yaşatacaklara şiddetle dersini vermek konusuna odaklandığı için fiziksel savaş olmamasına rağmen ülkeler gelişememiş, ülkelerin insanları dış rakiplerin de manipülasyonuyla birbiriyle enerjisini tüketmiştir. Kaynaklar sosyal yaşamı iyileştirip kaliteli yaşamak yerine bir daha acı yaşamamak için ölmenin kutsandığı ve savunmaya odaklanıldığı bir yapı içinde çarçur edilmiştir. İnsan kalitesi eğitimle arttırılmadığı için genelde iyi örneklerinden taklit edilen yapılar her zaman deforme edilerek içi boşaltılmış, ölmek konusunda özgüveni yüksek ancak kaliteli yaşamak konusunda geri toplumsal yapılar oluşmuştur. Çerkes Halkı da sosyal şartlarda hareket alanı bulamadığı için acı temelli yapılanmaları taklit etmiş ancak içselleştiremediği kurumlar ortaya çıktığı için de bu kurumlarla hiç bir zaman ciddi bir yol alamamıştır.
Çerkes halkı farkındalıkla ve kendi gerçekleriyle örgütlenmelidir. Kendi ismi ve özgün yapısıyla örgütlenmelidir. Çerkes halkı iyi niyeti konusunda açıklama yapmaktan vazgeçip geleceğine odaklanmalıdır. Farkındalıkla örgütlenmenin sonucunda acılara sebep olan çatışmaların derin kaynağı çözülüp yokedileceği için hedeflenen çatışma değil de insanın kaliteli yaşayacağı bir işleyiştir.
Çoğunluğu diyasporada yaşayan bir halk acılarla örgütlendiğinde örgütlülüğüyle elde edeceği güç terör ve de istismar edilebilecek bütün alanlarda kullanılmaya kalkılacak bu ise o halka ağır bedeller ödetecektir. Aynı zamanda bu durum rakibine de büyük ve telafi edilemez bedellere yol açacaktır. Rus halkı da geleceğini en az acıyla örgütlenmek kadar tehlikeli olan korku ve çatışmaya odaklı güçler tarafından değil de sahip olduğu fiziki kaynakları kaliteli insanlar yetiştirerek ve gerçekleri güçle bastırmak yerine gerçeklerle dayalı çözümlerle yeniden örgütlemelidir. Bu da Çerkes halkıyla insanları yeni acılara sürüklemeden uzlaşmak anlamına gelmektedir.
21 Mayıslar bizi çözüm getirecek gerçeklerimize odaklamadığı için örgütlenmeye dönüşmeden sadece bizi bir araya getirmektedir. Acılar elbette Çerkes halkını da bir araya getirmektedir ancak acılarla geleceğini örgütlemek Çerkes halkının doğasında yoktur. Çerkes halkı elbette ki acılarını hatırlayacaktır ancak acılarını hatırlamasının nedeni topluma o acıları getiren koşulları ve toplumun idrakını elinden alarak toplumu bu olumsuz duruma sürükleyen sebepleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Farkındalıksız mücadeleler toplumlarda acı ve yıkım yaratmaktadır. Çünkü temelinde acı ve korku gibi karşı tarafa saldırma ve öç alma ve de etkisizleştirme içgüdüsü yatmaktadır. Ayrıca acıya sebep olan güçler de etkiye tepki ilkesinden dolayı aynı acıya muhattap olacakları acıyla örgütlenen bir dünyada şiddetle muhtemeldir. Bir devlet birlikteliğinin geleceğe uzanmak için insanlarının kaliteli düşünüp yaşadıkları bir toplumsal yapıya ihtiyaçları vardır. Böyle bir toplumsal yapı acıyla ya da korkuya dayalı olarak geleceğe uzanmak isteyen toplumlardan daha güçlüdür. Çünkü toplumun tüm enerjisi toplumun geleceğinin hayrına harcanacaktır.Özetle hepimizin tek düşmanı ilkesiz ve insana değer vermeyen güçle hareket etmektir.
Çerkes halkı bilinen tüm zamanlardan beridir kaliteli bir toplum yapısıyla hep güçlü kalmış ve var olmanın en güçlü ilkesini koruduğu için coğrafyasında tutunmuştur. Çerkes halkının bölünmesi ve ayrışmasının sebebi de birleştiği insanlık kalitesi yerine farkındalıksız temelli akımlarla manipüle olmuş idrakıdır. Çerkes halkını örgütleyecek tek şey tarihindeki misyonu olan kaliteli bir toplumsal yapıda yaşamı paylaşmak noktasından hareket etmek olacaktır.

Marguş Vezir
28.02.2019
22:10

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

 

PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)

“Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras, hürriyet uğruna savaşmak hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır.”

Bu sözleri sarfettikten sonra hürriyet uğruna savaşan insanların savaşı hakkında tek kelime etmeden düşmanınızın sizi ağırladığı korunaklı sarayınızda rahat rahat yaşamaya devam edeceksiniz. Sık aralıklarla dönemin Avrupalı gazetecilerine demeçler vereceksiniz.  Hürriyet aşığı ve ölümden korkmayan sözler edeceksiniz. Ölümü kutsadığınız halde yaşamayı seçtiğinizi unutturacaksınız. Biz ölüp haksızlığa uğrarken  hakkın yanında hiç yer almamanıza rağmen bize hakkı savunacaksınız. İnsanca bir dengeyi kurup yüzyıllarca yan yana yaşamayı başarmış bir coğrafyaya radikalizmi öğreterek yaşamaktan koparıp rengini zehirleyeceksiniz.

Davası için annesini öldürmeye kalkan bir insanı(!) oğlu rehinmiş diye pasifliği konusunda aklamaya çalışacaksınız. Muhammed Eminlerle Çerkeslerin haklı davasını Avrupa ve insanlık gözünde eşkıyalığa yol açarak gözden düşürüp Ruslara soykırım yapmaları için gerekçe olacaksınız. Çerkeslere yaptığınız baskın ve katliamları unutmamızı isteyeceksiniz. Dokusunu radikalizmle bozduğunuz cenneti bize unutturup kafanızdaki cennetle yaşama enerjimizi ve yaşama alanlarımızı manipüle edeceksiniz. Düşlerimize ve yarınımıza kalite katmayan fikirlerinizle bize sadece ölümü güzel kılacaksınız.

Suudi Arabistan’daki radikalizmle aynı zamanlamayla ortaya çıkmışlık ve aynı şeyleri savunmuşluk ne tesadüf….

Yetmezmiş gibi önümüze atamız olarak konulmanız ne tuhaf. Çerkeslerin sizin çocuklarınız olarak lanse edilmesi ne tuhaf. Duyarsız olduğunuz ve tetiklediğiniz soykırımın çocuklarını n sizin gayretlerinizle hidayete erdiklerinin lanse edilmesi çok garip…

Evet, müthiş bir miras bıraktınız… İnsanlara ölmeyi ve radikalleşmeyi öğrettiniz. Birileri bizi silahla öldürürken o silahı çekmelerinin gerekçesi çoğunlukla siz oldunuz…

Bir proje… Birilerinin çok güzel başardığı global bir proje… Hani biz açlıktan kırılırken bize peksimet teklif edip parasını da başkalarından alan ülkenin derinlerinin projesi… Her kutsalın içine sızan ve mutantlaştıranların projesi… Bir dereden geçince iki balığın arasını bozanların projesi… Başka bir ülkede aydınlanan ve yaşamak istediğinin farkına varan insanların önünü kesmek için türlü şekillerde ideolojilerin içine sızarak birbirine düşüren ülkenin projesi… Yine aynı ülkede vatanseverlere güçle ezmeyi telkin ederken diğer tarafın eline silah tutuşturarak özgürlük savaşçıları olduklarına inandıran böylece kesintisiz kan akışını statükoya dönüştüren ülkenin derinlerinin projesi… Avrupa’nın en batısında,  kendi kızı parkta tacize uğradığında bu saldırı tüm kızlarımızadır diyebilen bir insani anlayış refleksiyle davranmayı başaran ancak insan gibi yaşamayı sadece kendi türleriyle sınırlı tutan ırkın derin bir projesi… Kutsal mutsal değil… Düpedüz istismar…

Her şeyi insan olma kalitesine değer katıp katmama masasına yatırıp ondan sonra hayatımıza katmalı veya tamamen çıkarmalı.

Vezir Marguş

22.04.2019

12:54

RUS VE ÇERKESLERİN (ADIGELERİN) DENGE İHTİYACI

RUS VE ÇERKESLERİN DENGE İHTİYACI
Çerkeslerin çoğu tarihi vatanlarından kopmuş haldedir ve bu durum kimliklerinin yok oluşunun en büyük sebebidir. Çerkeslerin tarihi vatanlarıyla ilgili hakları mevcuttur ancak hakkın mevcut olması bu hakların kullanılabilmesi anlamına gelmez.
Günümüzde Ukrayna, Gürcistan gibi ülkeler ABD ile Rusya’nın mücadele alanıdır. Uzun dönemde ise Kuzey Kafkasya ABD ile Rusya’nın mücadele alanı olacaktır. ABD ve Batı, demokrasi adı altında her zaman Rusya’nın etki alanındaki ülkelerin düzenlerine müdahale etmişler ve Rusya’yı köşeye sıkıştırmaya çabalamışlardır. Bunda kısmen başarılı olmuşlardır. Ancak Rusya bütün bu çabaların farkındadır ve geleneksel stratejilerini gözden geçirmiş ve günün ve geleceğin gereklerine göre vizyonel yeni bir strateji belirlemiştir. Rusya en büyük tehlike olarak kendi nüfuz alanı içindeki halkların kendinden kopacak olması paranoyasını bir kenara bırakarak asıl büyük tehlike olan ABD ve Batı’nın Rusya’yı istikrarsızlaştırarak Rusya’yı bir şekilde yarı sömürge haline getirme isteğini engelleme stratejisini ön plana almışlardır. Sadece Rus milliyetçiliğini ön planda tutmak Rusya’yı uzun dönemde bir arada tutmayacaktır. Ruslar da bunun farkındadır. Rusya’nın ihtiyacı Rusların önder olduğu Ruslardan farklı halkların da gönül bağıyla Rusya’ya bağlı olduğu bir devlete evrilme ihtiyacıdır. Kendi kendini yönetme, Ruslardan intikam alma gibi isteklerle oluşacak toplumsal hareketler Rusya ve o toplumlara uzun dönemde sadece kan ve istikrarsızlık getirecektir. Zayıflayan Rusya enerjisini ekonomik gelişmeye değil iç sorunlara harcayacaktır ve bu durum zayıf bir liderle birleşirse Rus kaynaklarının Batı tarafından sömürülmesi önlenemez hale gelecektir. Rusya ile fiili olarak mücadele eden toplum da bedeli kan ve ekonomik perişanlıkla ödeyecektir.
Rusya’nın Abhazya’yı tanımasını okursak eğer şu anlama gelir: Gürcistan bölgenin Truva atıdır çünkü ABD’nin müttefikidir. Gürcistan’ın müttefik olması ABD çıkarlarına çok uzun bir dönem hizmet edecek bir durumdur çünkü Gürcistan’ı kullanarak uzun dönemde Rusya’yı istikrarsızlaştırmak pekiala mümkündür. Kuzey Kafkasyada en büyük haksızlığa uğrayan ve vatanlarını kaybeden Çerkesleri uzun dönemde milliyetçilik ve radikalliğe evirip Gürcistan üzerinden Kuzey Kafkasyaya sokmak ve Kuzey Kafkasyada bağımsızlık ve intikam akımını başlatmak gayet mümkündür. Gürcistan bunun ilk duygusal altyapısı olarak Çerkes soykırımını tanımıştır. Bu uzun soluklu bir toplum mühendisliği çalışmasıdır. Çerkes kimliği diasporada asimile olduğunda ve yeniden kimlik arayışına girdiklerinde Gürcistan ABD ve Batı için daha da değerli olacaktır. Arayış içindeki Çerkesler zamanla arayışlarına ulaşmak için kan dökmek gerektiği fikrine önce alıştırılacak sonra da inandırılacaklardır. Milliyetçi Çerkesler ikna edilirken Gürcü ve Çerkes halklarının ne kadar çok ortak yanları olduğu vurgulanacak, dincileştirilen Çerkesler için ise Hristiyan Gürcüler sevgi bakımından Müslümanlara en yakın topluluk olarak takdim edileceklerdir.Ne Gürcüler ne de Çerkesler ne de Ruslar bu durumdan kazançlı çıkmayacaktır. Bu durum sadece istikrarsızlıktan nemalanan bölge dışı ülkelerin işine gelecektir. Bölge ikinci bir Ortadoğu olacaktır.
Rus Devleti güçlenmek ve uzun dönemli istikrarsızlığı engellemek için Çerkeslerle denge kurmak zorundadır. Çerkeslerin ise kimliklerini yitirmemek ve yeniden güçlü ve mutlu bir halk olmak için dengeye ihtiyaçları vardır. Çerkesler ve Rusların gelecekleri bu noktada kesişmektedir. Ruslar Çerkesleri önce gönül bağıyla Rusya’ya inandırmalıdır. Eğer bunlar gerçekleşmezse Çerkesleri fiziksel bir yok oluş, Rusları da kanlı bir istikrarsızlık beklemektedir.
Putin güçlü bir liderdir. Gücünü ise global düşmanlarının hamlelerini önceden fark edip gereğini yapması ve vizyonel bir siyaset geliştirip uygulamasındadır. Rusya Çerkes halkının acılarını anladığını ifade etmeli ve orta dönemde Çerkes halkının tarihi acılarını çözeceğini ilan etmelidir. Atacağı iyi niyetli adımlarla da bunu pekiştirmelidir. Ne Çerkeslerin ne de Rusların düşmanlıklardan kazanacağı bir şey vardır. Rusya güneyini güvenceye almak ve Çerkeslerin orta ve uzun dönemde en büyük fiili düşmanlarına evrilmelerini önlemek için bunu yapmalıdır. Çerkesler ise yok olmaktan ve dünya halkları arasında hakettikleri onurlu yeri yeniden edinmek ve global güçlerin satranç taşı olmamak için bunu desteklemek zorundadır.
21.04.2014
Маргъущ Vezir