COĞRAFYA
Aynı coğrafyanın çocuğuysanız ve aynı iklimi paylaşıyorsanız hepiniz için felaket olabilecek veya hepinizi daha iyi günlere götürecek güç uzaktaki güçlere değil de kendi potansiyelinize bağlıdır. Eğer ki birbirinizle anlaşmak yerine kavga ediyorsanız ve biriniz diğerini eziyorsa ve bunda ısrar ediyorsa coğrafyanızda insanca yaşam kurup geleceğe bakmak yerine sadece geleceğinizi uzak coğrafyaların sömürüsüne açık hale getiriyorsunuz demektir.
Çerkes ve Rusların mücadelesi yüz yılı aşan bir mücadele olsa da Çerkeslerin Tatarlarla mücadelesi daha uzundur.. Eğer ki gelecek düşmanlıklar üzerine kurulacaksa mücadele edilen coğrafyadaki halklar hiç bir zaman özledikleri mutlu günlere kavuşamayacaklardır. Halkların enerjisi sadece birbirini yok etmeye odaklanacağından coğrafya ne kadar güzel olursa olsun kimse o coğrafyanın hayrını görmeyecektir.
Öncelikli olarak Rus halkı ve Çerkes halkı tehlike algısını değiştirmeli ve kendi aralarında denge oluşturup coğrafyalarındaki düşmanlık ve güvensizlik algısını yok etmelidirler. Diasporaya savrulmuş Çerkes halkının uğradığı felaketler konuşulmalı, çözüme kavuşturulmalı ve paylaşılan coğrafyada güvensizliklerle enerji tüketmek yerine ortak dengeyle geleceğe uzanmalıdır halklar. Diaspooraya savrulmuş Çerkeslerin vatana dair umutlarının tüketildiği vakit uzak coğrafyadaki güçlerin tam da istediği gerçekleşecektir. Geleceksiz ve umutsuz Çerkesler gözü kara her türlü vurucu provakasyonun geri adım atmayan unsurları olacaklardır. Çerkesler barış içinde yaşayabilme düşüncesi konusunda manipüle edildiklerinde ve bunun yerine öç alma duygusuyla donatıldıklarında Çerkesya coğrafyası ucu belirsiz kanlı olayların merkezi haline gelecektir. Ruslardan öç almak isteyen Çerkesler dünyanın her yerinde Ruslara Rusların müdahale demeyecekleri çoklukta ve çeşitlilikte zararlar verip başlarına işler açacaklardır. Gelişecek olaylar ne Ruslara ne de Çerkeslere hayır getirecektir. Rusların bu olayların Çerkesya coğrafyasındaki yansımalarını bastırma girişimleri hem enerjilerini tüketmek anlamına gelecek hem de Rusyanın başka coğrafyalarında dikkati zayıflatıp başka coğrafyalardaki provakasyonlara ve fiili karışıklıklara zemin hazırlamaya hizmet edecektir. Coğrafyadaki kan ve şiddet; coğrafyanın ikliminin, doğasının, insanlarının ayrıca telafisi zor zararlar yaşaması demektir.
Yüz yılı aşkın savaş ve ertesinde diğer halkı sürgün ve soykırıma uğrattıktan sonra soykırıma ve sürgüne uğrayan halkın coğrafyanın saldırıya uğradığı II. Dünya savaşında coğrafyayı savunma refleksiyle Ruslara karşı değil de dışarıdan gelenlere karşı mücadele refleksi göstermesi aynı coğrafyanın komşu halkları için geleceğe dair atılmış en değerli adım olarak alınmalı ve Çerkesya coğrafyasının sahipleri olan Çerkeslerle geleceğe dair barışçıl bir çözüm iradesinin yansıması olarak alınmalıdır. Meseleye, hiç bir halkı dışarıdan fısıldananlara ve ırkçılara itibar etmeden geleceği çizme iradesi göstererek yaklaşmalıdır. Çerkesya, aynı coğrafyada yaşamanın gerektirdiklerine göre Çerkesler ve Rusların uzlaşısıyla her türlü fısıltı, provakasyon ve düşmanlıklardan arındırılmalıdır. Piyonlar ve ikili oyuncuların iki halkı da zehirlemesine müsaade edilmemelidir.
…
Vezir Marguş
10.05.2019
22:34
Category: Çerkesya
ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM
ENERJİMİZİ DAĞITMAYALIM
Hedeflerimizi net olarak koyduktan sonra hepimiz en iyi yaptığımız işlere odaklanarak yolumuza devam etmeliyiz. Enerjimizi en çok yoran durum öne çıkarılıp ileriye götürülmesi gereken sayıca çok alanın olması ve bunların kaybolmaması gerektiği kaygısıyla pek çok alanda gücümüzü aşan konulara enerji harcamamızdır. Hepimizin kaygısı Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamaktır. Kadim örgütlülük yapımıza rağmen örgütlenemeden her şeyi bir arada taşımaya çalışan duyarlı ve kaygılı insanlarımızla yolumuza yarım yamalak devam etmekteyiz. Her gün sahip olduklarımız azalmakta, taşıması da zorlaşmaktadır.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunda birleştiğimize göre ve bu konuda birleşenler de sayıca az olmadığına göre her şeyi bir arada taşımaktan vazgeçip en iyi olduğumuz konularda çalışmalar yapmalı ve çalışmalarımızı daha nitelikli hale getirmeliyiz.
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunun pek çok ayağı vardır:
İsmimiz, farkımız, farklılığımız, yarınımız, hedeflerimiz, duruşumuz, politik dünyadaki yerimiz ve varmamız gereken yer ve değerlerimizin farkındalığı çalışmaları:
Kimlik, vatan ve gelecek farkındalığının işlenmesi…
Dünya gerçeklerini güncel olarak okuyan, hedeflerimiz açısından halkımıza uyarlayan, duruşumuzun ve tutumumuzun nasıl olması gerektiğini gerekçelerle ortaya koyan, genç nesillere vizyonumuzu aktarıp motive eden, ismimizin ve vatanımızın anlamını işleyen yayınlar, toplantılar, konferanslar…
Vatandaki insanlarımızla ortak bakış açıları oluşturulması, düşünsel koordinasyon…
Bilinen her dilde o dili anlayan insanlarla kamuoyu oluşturmak…
Çerkes felsefesiyle dünyaya bakıp, güncele uyarlayıp halka blilinir kılmak….
Dilimizle edebi yapıtlar üretmek, yayınlar çıkarmak, TV gibi platformlar kurmak:
Dilimizde şiirler yazmak, meselelerimizi dilimizde tartışacak platformlar oluşturmak, makaleler yazmak somut olarak dili yaşatmak… Yayınlar ve kitle iletişim araçlarında somut olarak yer işgal etmek….
Tarihimizi bilinir kılmak ve tarih farkındalığı oluşturmak:
Farklı farklı kaynaklardan anlatılan, yazılan tarihimizi yeniden süzgeçten geçirip gerçeklik temeline oturtup bilgilendirerek halkın özgüvenini canlandırmak…
Dilimizi korumak:
Halkı anadilinde okuryazar hale getirmek, materyaller hazırlamak, anasınıfı, ilkokul, ortaokul gibi kurumlar kurmak, devlet nezdindeki Milli Eğitim, Kültür Bakanlığı gibi kurumların işbirliğini sağlamak….
Xabzelerimize yeniden işlerlik kazandırmak:
Cenaze, düğün, thamadelik, xase vs gibi kavramlardan yola çıkarak zamana ve yeni uyarlanmış, bizi yansıtan xabzelere işlerlik kazandırmak…
Mitolojimiz:
Avrupa ve batısının hayran olduğu ve yeni bir yaşama odaklanmak için kullandığı Grek Mitolojisinin ve diğer mitolojilerin kadim kökeninin Çerkes Mitolojisi olduğunu gerekçeleriyle ortaya koyup dünyada bilinir kılmak, bunun her platformdaki propagandasını yapmak…..
Folklorümüzün korunması ve geliştirilmesi
Tüm alanlardaki çalışmaların maddi ve somut olarak desteklenmesi
“Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonuyla hareket eden bir kurumun vizyonumuzu temsil edecek söylemlerle bizi temsil etmesi.
Listeye ilk aklıma gelenleri yazdım. “ Çerkes olarak sahip olduklarımızı hem yarına taşımak hem de Çerkes halkının dünyada bir yer edinerek yarınlara uzanmasını sağlamak” vizyonunu paylaşıyoruz diyenlerin bir araya gelip haydi demesi bu iş için başlangıç olacaktır.
Marguş Vezir
16.03.2019
22:00
ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ
ACILARLA DEĞİL, ACILAR YAŞAMAMIZIN SEBEPLERİNİN FARKINDALIĞIYLA GELECEĞİMİZİ KURACAĞIZ
Çerkes Halkını acılar örgütlemiyor. Eğer acılarla örgütlenmek Çerkesler için mümkün olsaydı 21 Mayıslarda çoktan örgütlenmiş olurduk. Ancak acı temelinde örgütlenmemiş olmamız örgütlenme konusunda çıkış noktası bulamayıp bize has örgütlenmenin yolunu bulamamamıza rağmen aslında olumsuz da değildir. 21 Mayısta insanlarımızın bir araya acılardan dolayı geldiği açıktır. Acıların insanlarımızı bir araya getirmesine rağmen acılarımızla örgütlenmek bize göre olmadığı, Çerkes insanının doğasına uymadığı için örgütlenmemize yetmemiştir. Her 21 Mayısta örgütlenmemiz gerektiği konusunda hayıflanıp, bunca büyük bir acıya rağmen örgütlenemeyişimize hayıflanıp yeni bir 21 Mayısa kadar zaman kaybediyoruz.
Çerkes Halkının kavraması gereken durum örgütlenmeye çalıştığı modellerin aslında doğasına uymadığını farketmesi gerektiğidir. Acılarla örgütlenme doğamıza uymamaktadır. Çerkes insanının geleceğini örgütleyecek tek seçenek kendi gerçeklerinin farkındalığıdır. Çerkes Halkının FARKINDALIKLA örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu yaşanan tüm tecrübelerin işe yaramaması göstermektedir.
Örgütlenmenin klasik argümanlarından en çok başvurulanı acıları kullanma ve acılarla halkı motive edip, öç alma duygusunu toplu bir güce veya -son zamanlarda olduğu gibi- asimetrik terörize eylemleri besleyen ideolojilere çevirmektir. Bu ise oluşturulan bu güç, fonksiyonunu tamamlayınca sadece devleti zorla bir arada tutacak güç olarak dönüşmekte ancak sosyal alanda acıyla bir araya gelen toplumun yaşam kalitesini arttırmak konusunda işe yaramadığı gibi toplumu ideolojilere hapsedip sürekli olarak iç husursuzluklara evrilmektedir. Ayrıca acıdan doğan güç, deneyimlediği tüm acılardan fazlasını acıların sebebi olan düşmanına yaşatmakta sakınca görmemektedir.
Çerkes Halkının çoğunluğu klasik argümanlarla kurulmuş veya kurdurulmuş devletlerde yaşamaktadırlar. Bu devletlerin kurucu unsurlarının acılardan kaynaklı reflekslerle biraraya gelmiş olmalarından dolayı ve bir halkın örgütlenmesinin tek nedeninin güç oluşturup öç almak gereğinden kaynaklandığına inandıkları için Çerkeslerin her örgütlenme çabasını tehdit olarak algılamışlardır. Çerkesler ise iyi niyetli olduklarını ispat için örgütlenme konusunda oldukça çok zaman kaybetmişlerdir. Tüm Çerkes örgütlenmeleri arafta faaliyet gösteren ucube örgütlenmelerden öteye geçememiştir.
Acıyla bir araya gelmiş insanların reflekslerinin organize edilmesiyle oluşan devletlerdeki güçler kaliteli insanlar yetiştirmeye odaklanmak yerine bir daha acı yaşatacaklara şiddetle dersini vermek konusuna odaklandığı için fiziksel savaş olmamasına rağmen ülkeler gelişememiş, ülkelerin insanları dış rakiplerin de manipülasyonuyla birbiriyle enerjisini tüketmiştir. Kaynaklar sosyal yaşamı iyileştirip kaliteli yaşamak yerine bir daha acı yaşamamak için ölmenin kutsandığı ve savunmaya odaklanıldığı bir yapı içinde çarçur edilmiştir. İnsan kalitesi eğitimle arttırılmadığı için genelde iyi örneklerinden taklit edilen yapılar her zaman deforme edilerek içi boşaltılmış, ölmek konusunda özgüveni yüksek ancak kaliteli yaşamak konusunda geri toplumsal yapılar oluşmuştur. Çerkes Halkı da sosyal şartlarda hareket alanı bulamadığı için acı temelli yapılanmaları taklit etmiş ancak içselleştiremediği kurumlar ortaya çıktığı için de bu kurumlarla hiç bir zaman ciddi bir yol alamamıştır.
Çerkes halkı farkındalıkla ve kendi gerçekleriyle örgütlenmelidir. Kendi ismi ve özgün yapısıyla örgütlenmelidir. Çerkes halkı iyi niyeti konusunda açıklama yapmaktan vazgeçip geleceğine odaklanmalıdır. Farkındalıkla örgütlenmenin sonucunda acılara sebep olan çatışmaların derin kaynağı çözülüp yokedileceği için hedeflenen çatışma değil de insanın kaliteli yaşayacağı bir işleyiştir.
Çoğunluğu diyasporada yaşayan bir halk acılarla örgütlendiğinde örgütlülüğüyle elde edeceği güç terör ve de istismar edilebilecek bütün alanlarda kullanılmaya kalkılacak bu ise o halka ağır bedeller ödetecektir. Aynı zamanda bu durum rakibine de büyük ve telafi edilemez bedellere yol açacaktır. Rus halkı da geleceğini en az acıyla örgütlenmek kadar tehlikeli olan korku ve çatışmaya odaklı güçler tarafından değil de sahip olduğu fiziki kaynakları kaliteli insanlar yetiştirerek ve gerçekleri güçle bastırmak yerine gerçeklerle dayalı çözümlerle yeniden örgütlemelidir. Bu da Çerkes halkıyla insanları yeni acılara sürüklemeden uzlaşmak anlamına gelmektedir.
21 Mayıslar bizi çözüm getirecek gerçeklerimize odaklamadığı için örgütlenmeye dönüşmeden sadece bizi bir araya getirmektedir. Acılar elbette Çerkes halkını da bir araya getirmektedir ancak acılarla geleceğini örgütlemek Çerkes halkının doğasında yoktur. Çerkes halkı elbette ki acılarını hatırlayacaktır ancak acılarını hatırlamasının nedeni topluma o acıları getiren koşulları ve toplumun idrakını elinden alarak toplumu bu olumsuz duruma sürükleyen sebepleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Farkındalıksız mücadeleler toplumlarda acı ve yıkım yaratmaktadır. Çünkü temelinde acı ve korku gibi karşı tarafa saldırma ve öç alma ve de etkisizleştirme içgüdüsü yatmaktadır. Ayrıca acıya sebep olan güçler de etkiye tepki ilkesinden dolayı aynı acıya muhattap olacakları acıyla örgütlenen bir dünyada şiddetle muhtemeldir. Bir devlet birlikteliğinin geleceğe uzanmak için insanlarının kaliteli düşünüp yaşadıkları bir toplumsal yapıya ihtiyaçları vardır. Böyle bir toplumsal yapı acıyla ya da korkuya dayalı olarak geleceğe uzanmak isteyen toplumlardan daha güçlüdür. Çünkü toplumun tüm enerjisi toplumun geleceğinin hayrına harcanacaktır.Özetle hepimizin tek düşmanı ilkesiz ve insana değer vermeyen güçle hareket etmektir.
Çerkes halkı bilinen tüm zamanlardan beridir kaliteli bir toplum yapısıyla hep güçlü kalmış ve var olmanın en güçlü ilkesini koruduğu için coğrafyasında tutunmuştur. Çerkes halkının bölünmesi ve ayrışmasının sebebi de birleştiği insanlık kalitesi yerine farkındalıksız temelli akımlarla manipüle olmuş idrakıdır. Çerkes halkını örgütleyecek tek şey tarihindeki misyonu olan kaliteli bir toplumsal yapıda yaşamı paylaşmak noktasından hareket etmek olacaktır.
Marguş Vezir
28.02.2019
22:10
PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)
PROJEMİZ VAR BUYURUN(!)
“Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras, hürriyet uğruna savaşmak hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır.”
Bu sözleri sarfettikten sonra hürriyet uğruna savaşan insanların savaşı hakkında tek kelime etmeden düşmanınızın sizi ağırladığı korunaklı sarayınızda rahat rahat yaşamaya devam edeceksiniz. Sık aralıklarla dönemin Avrupalı gazetecilerine demeçler vereceksiniz. Hürriyet aşığı ve ölümden korkmayan sözler edeceksiniz. Ölümü kutsadığınız halde yaşamayı seçtiğinizi unutturacaksınız. Biz ölüp haksızlığa uğrarken hakkın yanında hiç yer almamanıza rağmen bize hakkı savunacaksınız. İnsanca bir dengeyi kurup yüzyıllarca yan yana yaşamayı başarmış bir coğrafyaya radikalizmi öğreterek yaşamaktan koparıp rengini zehirleyeceksiniz.
Davası için annesini öldürmeye kalkan bir insanı(!) oğlu rehinmiş diye pasifliği konusunda aklamaya çalışacaksınız. Muhammed Eminlerle Çerkeslerin haklı davasını Avrupa ve insanlık gözünde eşkıyalığa yol açarak gözden düşürüp Ruslara soykırım yapmaları için gerekçe olacaksınız. Çerkeslere yaptığınız baskın ve katliamları unutmamızı isteyeceksiniz. Dokusunu radikalizmle bozduğunuz cenneti bize unutturup kafanızdaki cennetle yaşama enerjimizi ve yaşama alanlarımızı manipüle edeceksiniz. Düşlerimize ve yarınımıza kalite katmayan fikirlerinizle bize sadece ölümü güzel kılacaksınız.
Suudi Arabistan’daki radikalizmle aynı zamanlamayla ortaya çıkmışlık ve aynı şeyleri savunmuşluk ne tesadüf….
Yetmezmiş gibi önümüze atamız olarak konulmanız ne tuhaf. Çerkeslerin sizin çocuklarınız olarak lanse edilmesi ne tuhaf. Duyarsız olduğunuz ve tetiklediğiniz soykırımın çocuklarını n sizin gayretlerinizle hidayete erdiklerinin lanse edilmesi çok garip…
Evet, müthiş bir miras bıraktınız… İnsanlara ölmeyi ve radikalleşmeyi öğrettiniz. Birileri bizi silahla öldürürken o silahı çekmelerinin gerekçesi çoğunlukla siz oldunuz…
Bir proje… Birilerinin çok güzel başardığı global bir proje… Hani biz açlıktan kırılırken bize peksimet teklif edip parasını da başkalarından alan ülkenin derinlerinin projesi… Her kutsalın içine sızan ve mutantlaştıranların projesi… Bir dereden geçince iki balığın arasını bozanların projesi… Başka bir ülkede aydınlanan ve yaşamak istediğinin farkına varan insanların önünü kesmek için türlü şekillerde ideolojilerin içine sızarak birbirine düşüren ülkenin projesi… Yine aynı ülkede vatanseverlere güçle ezmeyi telkin ederken diğer tarafın eline silah tutuşturarak özgürlük savaşçıları olduklarına inandıran böylece kesintisiz kan akışını statükoya dönüştüren ülkenin derinlerinin projesi… Avrupa’nın en batısında, kendi kızı parkta tacize uğradığında bu saldırı tüm kızlarımızadır diyebilen bir insani anlayış refleksiyle davranmayı başaran ancak insan gibi yaşamayı sadece kendi türleriyle sınırlı tutan ırkın derin bir projesi… Kutsal mutsal değil… Düpedüz istismar…
Her şeyi insan olma kalitesine değer katıp katmama masasına yatırıp ondan sonra hayatımıza katmalı veya tamamen çıkarmalı.
Vezir Marguş
22.04.2019
12:54
KÖPRÜLERİ FARKINDA OLMADAN YIKMAK
KÖPRÜLERİ FARKINDA OLMADAN YIKMAK
Vatana yıllarca hasret kalan ve bir şekilde vatana gitmiş, orada yaşayan insanlarımız var. Bu insanlardan bir kısmı diasporadayken ideolojileriyle vatanı yeniden kuracaklarına şiddetle inanan insanlardı. Bu insanlar uzun yıllar vatana alınterlerini akıtarak orada yaşarken diasporada yıllarca savundukları “ideoloji ile” vatanın kurtulamayacağı ayırımına vardılar. Vatanın en çok ihtiyaç duyduğu şeyin barış ve vatan sevgisiyle diasporanın mümkün olduğunca vatana sahip çıkıp orada yeniden bütünleşmek gerektiğini farkettiler.
Bu insanların en büyük çıkmazı ise diasporaya o farkettikleri gerçeği anlatamamalarıdır. Yıllarca diasporada Rus düşmanlığıyla yaşayıp vatana döndükten sonra ve orada bir süre yaşadıktan sonra barıştan söz etmeleri sürekli olarak onlara karşı haksız bir saldırıya yol açmaktadır. Sürekli ifade etmeye çalıştığımız, dünya gerçekleriyle bağdaşmayan aşırıcı çözüm önerilerini savunan insanlar yapmaktadır bu saldırıyı. Vatanda az önce kastettiğimiz insanları döneklikle ve Rus yalakalığıyla suçlamaktadırlar. Hiçbir zaman fiili olarak gerçekleşse bile ilk kendilerinin kaçacağı çatışmayı savunmaktadırlar saldırıda bulunanlar. Bu insanlar söylemleriyle halkımızın gerçeklere dayalı bir çözüme ulaşmalarını engellemekte ve çözümsüzlüğe hizmet etmektedirler.
Diasporada “Rus yanlısı” damgası yapıştırılan bu insanlar kolay kolay kendilerini ifade edememekte, büyük saldırılara göğüs germek zorunda kalmaktadırlar. Damga yapıştıran insanlar da vatana hiçbir somut katkı sağlamayan kuru sözlerle halkımızın zamanını çalmaktadırlar. Bugün diaspora ve vatanın birbirini tanımamasının ve ortak işler yapamamasının sebebi işte bu damga yapıştıran insanlardır.
Vatandaki gözlemlerim ve görüşmelerim oradaki insanların bizi hiç mi hiç tanımadıklarını gösterdi. Konuştuğum tüm insanlar bizimle ilgili gerçeklere açlar. Vatana gitmemizi can-ı gönülden istiyorlar. Ancak diasporadan duydukları sesler onları ürkütüyor. Oraya gidecek insanların orada çatışma ve sorunlara yol açmasından korkuyorlar. Oraya ideolojize edilmiş herhangi bir şey taşımamızı istemiyorlar. Oranın havasını beraber solumamızı, orada beraber gelecek inşa etmemizi istiyorlar. Vatanın mamur hale gelmesi ve diasporadan dönenlerle mutlu bir gelecek kurmak arzu ettikleri tek şey.
Ama köprüleri yıktık biz. Orada yaşayan insanların gerçek yaşantılarını, gerçek arzularını bize iletecek insanlar vatanda çatışma ve mücadele olmamalı dediklerinde kulaklarımızı onlara tıkadık. Polemiklerimizle onları yalnız ve fonksiyonsuz bıraktık. Bu insanlar sürekli olarak diasporadan yükselen seslerden dolayı da orada tam olarak anlaşılamadı. Bu insanlar orada bunu kırmak için çok çabaladıysa da bizden gerçekçi bir sesle karşılık alamadıkları için yalnızlıklarında bocalamaktan öte gidemediler.
Vatanımız yalnız ve çocukları birbirinden uzak. Yüreğimizin aklı vatanı hiçbir şekilde vatanı yeni savaşlarla kuramayacağımızı söylüyor. Vatanın çocukları birbirine hasret ve birbirini tanımaya muhtaç. Bunlardan dolayı vatana bizi barışla çağıran ve oraya terimizle dokunmaya çağıran insanlarımıza önce söylemlerimizle sonra eylemlerimizle destek olalım. Hepimizin sıkıntısı yaralanmışlıklarımızın gerçeklerden bizi uzaklaştırması. Bizi gerçekliğe çağıran insanlar emin olun kimsenin yalakası değiller. O insanlar bizim köprümüz olmalı… İnanmıyorsanız söylediklerime buyurun vatana gidin. İnsanlarla konuşun. Gerçeğinizi arayın. Yok bunları yapmayacaksanız artık susun.
Marguş Vezir
10.09.2014
23:13
RUS VE ÇERKESLERİN (ADIGELERİN) DENGE İHTİYACI
RUS VE ÇERKESLERİN DENGE İHTİYACI
Çerkeslerin çoğu tarihi vatanlarından kopmuş haldedir ve bu durum kimliklerinin yok oluşunun en büyük sebebidir. Çerkeslerin tarihi vatanlarıyla ilgili hakları mevcuttur ancak hakkın mevcut olması bu hakların kullanılabilmesi anlamına gelmez.
Günümüzde Ukrayna, Gürcistan gibi ülkeler ABD ile Rusya’nın mücadele alanıdır. Uzun dönemde ise Kuzey Kafkasya ABD ile Rusya’nın mücadele alanı olacaktır. ABD ve Batı, demokrasi adı altında her zaman Rusya’nın etki alanındaki ülkelerin düzenlerine müdahale etmişler ve Rusya’yı köşeye sıkıştırmaya çabalamışlardır. Bunda kısmen başarılı olmuşlardır. Ancak Rusya bütün bu çabaların farkındadır ve geleneksel stratejilerini gözden geçirmiş ve günün ve geleceğin gereklerine göre vizyonel yeni bir strateji belirlemiştir. Rusya en büyük tehlike olarak kendi nüfuz alanı içindeki halkların kendinden kopacak olması paranoyasını bir kenara bırakarak asıl büyük tehlike olan ABD ve Batı’nın Rusya’yı istikrarsızlaştırarak Rusya’yı bir şekilde yarı sömürge haline getirme isteğini engelleme stratejisini ön plana almışlardır. Sadece Rus milliyetçiliğini ön planda tutmak Rusya’yı uzun dönemde bir arada tutmayacaktır. Ruslar da bunun farkındadır. Rusya’nın ihtiyacı Rusların önder olduğu Ruslardan farklı halkların da gönül bağıyla Rusya’ya bağlı olduğu bir devlete evrilme ihtiyacıdır. Kendi kendini yönetme, Ruslardan intikam alma gibi isteklerle oluşacak toplumsal hareketler Rusya ve o toplumlara uzun dönemde sadece kan ve istikrarsızlık getirecektir. Zayıflayan Rusya enerjisini ekonomik gelişmeye değil iç sorunlara harcayacaktır ve bu durum zayıf bir liderle birleşirse Rus kaynaklarının Batı tarafından sömürülmesi önlenemez hale gelecektir. Rusya ile fiili olarak mücadele eden toplum da bedeli kan ve ekonomik perişanlıkla ödeyecektir.
Rusya’nın Abhazya’yı tanımasını okursak eğer şu anlama gelir: Gürcistan bölgenin Truva atıdır çünkü ABD’nin müttefikidir. Gürcistan’ın müttefik olması ABD çıkarlarına çok uzun bir dönem hizmet edecek bir durumdur çünkü Gürcistan’ı kullanarak uzun dönemde Rusya’yı istikrarsızlaştırmak pekiala mümkündür. Kuzey Kafkasyada en büyük haksızlığa uğrayan ve vatanlarını kaybeden Çerkesleri uzun dönemde milliyetçilik ve radikalliğe evirip Gürcistan üzerinden Kuzey Kafkasyaya sokmak ve Kuzey Kafkasyada bağımsızlık ve intikam akımını başlatmak gayet mümkündür. Gürcistan bunun ilk duygusal altyapısı olarak Çerkes soykırımını tanımıştır. Bu uzun soluklu bir toplum mühendisliği çalışmasıdır. Çerkes kimliği diasporada asimile olduğunda ve yeniden kimlik arayışına girdiklerinde Gürcistan ABD ve Batı için daha da değerli olacaktır. Arayış içindeki Çerkesler zamanla arayışlarına ulaşmak için kan dökmek gerektiği fikrine önce alıştırılacak sonra da inandırılacaklardır. Milliyetçi Çerkesler ikna edilirken Gürcü ve Çerkes halklarının ne kadar çok ortak yanları olduğu vurgulanacak, dincileştirilen Çerkesler için ise Hristiyan Gürcüler sevgi bakımından Müslümanlara en yakın topluluk olarak takdim edileceklerdir.Ne Gürcüler ne de Çerkesler ne de Ruslar bu durumdan kazançlı çıkmayacaktır. Bu durum sadece istikrarsızlıktan nemalanan bölge dışı ülkelerin işine gelecektir. Bölge ikinci bir Ortadoğu olacaktır.
Rus Devleti güçlenmek ve uzun dönemli istikrarsızlığı engellemek için Çerkeslerle denge kurmak zorundadır. Çerkeslerin ise kimliklerini yitirmemek ve yeniden güçlü ve mutlu bir halk olmak için dengeye ihtiyaçları vardır. Çerkesler ve Rusların gelecekleri bu noktada kesişmektedir. Ruslar Çerkesleri önce gönül bağıyla Rusya’ya inandırmalıdır. Eğer bunlar gerçekleşmezse Çerkesleri fiziksel bir yok oluş, Rusları da kanlı bir istikrarsızlık beklemektedir.
Putin güçlü bir liderdir. Gücünü ise global düşmanlarının hamlelerini önceden fark edip gereğini yapması ve vizyonel bir siyaset geliştirip uygulamasındadır. Rusya Çerkes halkının acılarını anladığını ifade etmeli ve orta dönemde Çerkes halkının tarihi acılarını çözeceğini ilan etmelidir. Atacağı iyi niyetli adımlarla da bunu pekiştirmelidir. Ne Çerkeslerin ne de Rusların düşmanlıklardan kazanacağı bir şey vardır. Rusya güneyini güvenceye almak ve Çerkeslerin orta ve uzun dönemde en büyük fiili düşmanlarına evrilmelerini önlemek için bunu yapmalıdır. Çerkesler ise yok olmaktan ve dünya halkları arasında hakettikleri onurlu yeri yeniden edinmek ve global güçlerin satranç taşı olmamak için bunu desteklemek zorundadır.
21.04.2014
Маргъущ Vezir
VATANI YENİDEN HAKETMEMİZ LAZIM
VATANI YENİDEN HAKETMEMİZ LAZIM
Biz diasporadaki Çerkeslerin/Adıgelerin en büyük hayali vatanımızda yeniden yaşamaktır. Vatan sevgimiz olduğu aşikardır ancak vatanımıza yeniden ulaşmak için yaptıklarımız maalesef ki vatanımızı bizden daha çok uzaklaştırmaktadır. Vatanın ve günümüz şartlarına uymayan hayalci yaklaşımlar sadece biz diasporadakileri avutan düşüncelerdir ve de vatandaki bir avuç insanımızı zor durumda bırakan düşüncelerdir. Pratikte gerçekleşmeleri hem olanaksızdır hem de vatan-diaspora işbirliğiyle ortak adımlar atılmasını engellemektedirler.
Evet yüzyıllar boyunca Ruslarla mücadele ettik ve yenilgiden sonra pek çok kayıplar vererek vatanımızı yitirdik. Haksızlıklara uğrayarak dünya üzerinde bölük pörçük bir insan yığınına döndük. Halkımızın geleceğini tartışmaya ise bu kayıplardan sonra başlayabildik. Dünya üzerinde global olarak süregelen diğer halkların yapısına pek benzemeyen bir yapımız olduğu için çözüm önerilerimiz de ayakları yere basan öneriler olamadı çoğu kez. Halen bizi buralara savuran nedenleri bile tam olarak idrak de edebilmiş değiliz.
Pek çok kesimimiz Rus düşmanlığı ve cihat ile meseleyi çözebileceğimizi düşünmektedir. Önce Kafkasyadaki insanlara din anlatılıp o insanlar dindarlaştırılacak daha sonra ise diasporanın silahlı desteğiyle cihat ilan edilerek vatandan Ruslar temizlenecek. Bu çözüm önerisi halkımızı büyük bir ateşin içine atacaktır. Zaten az olan nüfus daha da azalacak, diaspora dan da o vaad edilen destek hiçbir zaman gitmeyecek ve halkımız için sonuç felaket olacaktır. Büyük bir kesimimiz de Rus düşmanlığı ve milliyetçilikle meseleye yaklaşmaktadır ve onların çözüm önerisi de milliyetçi Çerkesleri/Adıgeleri vatana yerleştirmek ve fiziki olarak tüm yabancı unsurları oradan temizleyerek yeniden orada devletleşmektir. Bu düşünce de hayalperest bir düşüncedir. Yıllardır vatanına dönenlerin sayısı ortadadır ve yapılan şovenist propagandalar vatanda etkili olamamaktadır.
Önce gerçeklerimizi ortaya koymak lazımdır. Vatanda sayıca azız. Diasporadan dönüşler de vatandaki sayımızı ve etkinliğimizi arttıramaktadır. Ekonomik olarak zayıfız ve hepimizin destekleyebileceği lobi faaliyetlerimiz maalesef ki yoktur. Marijinal ve dünya gerçeklerine uymayan fikirler Rus devletinin olumsuz dikkatini vatanımıza çevirmekte ve oradaki insanlarımız baskıya maruz kalabilmektedir.
Her şeyden önce niçin vatanda olmak gerektiğini cevaplamamız lazımdır. Vatan niçin gereklidir bunu kendimize izah etmemiz lazımdır.
İnsanoğlu yeryüzünde sadece karnını doyurmak ve cinsel ihtiyaçlarını karşılamayı arzulamaz. Psikolojik olarak değer üretmek ve onları paylaşmak ihtiyacındadır. Çerkesliği/Adıgeliği sevmemizin nedeni bu ihtiyaçtandır. Aynı kandan oluşan insanlardan oluşan bir devletten ziyade aynı bakış açılarının devletleştiği ya da somutlaştığı bir siyasi ortam arzulamaktayız. Vatanımızda olmasını arzuladığımız şey günlük yaşantımızda Çerkesliği/Adıgeliği kurumsallaştırmaktır. Çerkeslik/Adıgelik özde insan sevgisi taşıdığı için bu kurumsallaşma çatışma doğurmayacaktır. Ayrıca diasporada saksı misali küçük küçük yaşattığımız değerler vatanda kendi doğasında elbette ki daha kolay yeşerecek ve canlanacaktır.
Dünyayı gerçeklerle okuyup önce bulunduğumuz yeri okumak, yeniden konumlanmak ve harekete geçmek lazımdır. Bulunduğumuz durum ortadadır: haksızlığa uğramış, vatanından uzak yerlerde yeni yaşantılar kurmuş ve bu yaşantılarının akışlarını değiştirmeyi istemeyen bir insan kitlesi, herşeye rağmenÇerkesliği/ Adıgeliği geleceğe taşıma isteği ve bunun için en çok toplu olarak yaşanılan vatanda yaşama arzusuna sahip bir kısım insanımız, çözüm önerilerinin çözümden çok kendilerinin varlıklarını ileriye taşıyan bir kitlemiz var. Konumlanmak meselesine gelince vatanla ilgili somut olarak beraber davranacağımız grup önemlidir bizim için. Bu grup Çerkesliği/Adığeliği geleceğe taşıma isteği duyan ve bunun için en çok toplu olarak yaşanan vatanda yaşama arzusuna sahip insanımızdır. Bu grup günümüz gerçeklerine uygun olarak kendisine bir yol çizer ve yolda yürümeye başlarsa bundan hem vatan hem diaspora hem de Rus Devleti fayda sağlayacaktır.
Vatan herşeyin güllük gülistanlık olduğu bir yer değildir. Yüzü ve gönlü gerçekten vatana dönük kişiler bu gerçekle yola çıkarsa durumumuz iyileşecektir. Vatana dönüldüğünde hazır bir yaşantı beklememektedir kimseyi. Diasporada akıttığımız alınterini avatanda akıtmaya başladığımız gün işler olumlu yönde değişecektir. Vatan atalarımızın terkettiği günlerden oldukça uzaktır. Global dünyanın geçim kaygısı orada da sürmektedir. Orada Çerkeslerde/Adıgelerde aynı diasporada olduğu gibi her çeşit insan vardır. Farklı olarak vatanda Çerkesliğin/Adıgeliğin gelişme ve iyileşme ve kurumsal kimlikle sürme umudu ve şansı mevcuttur. Vatanı gezen ve orayı bizlere anlatan insanlar tüm gerçekleri önümüze serememektedirler. Bir kısmı oradaki ağırlama kültürü ve doğasının güzelliğinden başka bir şey görememektedir. Bir kısmı oradaki insanların nasıl kendisini aldatıp dolandırıldığını anlatmaktadır. Bir kısmı diasporadaki yaşantının tercih edilmesi gerektiğini oradaki yaşamın sancılı olduğunu anlatmaktadır. Genellikle vatana gidenlerin çoğunluğu parası pulu olan insanlardır. Bu insanlar ya gezmeye tozmaya ya da parasına para katmaya giden insanlardır. Yüreği ve gönlüyle oraya yaşamak için gidenler azınlıktadır. Yüreği ve gönlüyle oraya gidenler zaten orada yaşamaya devam etmektedirler.
Entelektüel insanlarımızın toplumu ve vatandaki siyasi yapıyı doğru yönlendirmeleri gerekmektedir. Vatan hayali kurmanın hiçbir işe yaramadığı, bir yere alınterini akıtmadan oranın vatan olamayacağı gerçeğini işlemeleri lazımdır. Toplumumuzu gerçeklerle bilgilendirmek ve onlara bakış açısı kazandırmak ve seçenekler sunmak gerekmektedir. Kuru ve eylemsel hiçbir değeri olmayan söylemlerden toplumumuzun sıyrılması gerekmektedir.
Vatanın şu an en çok ihtiyaç duyduğu kitle gözü ve gönlü vatana dönük ve günümüz gerçeklerinin farkında olan, ekonomik olarak da işgücü ve sermaye katkısıyla vatana faydalı olacak kişilerdir. Gerçekten gönlü vatana dönük insanlar eğer ki oralara varabilirlerse sahip oldukları yeteneklerine uygun bir iş dalında iş bulablecekler ve zamanla da eğer diyasporadaki tempoyla çalışırlarsa iş sahibi de olabileceklerdir. Diyasporada köylerden kentlere taşındığımızda minimum hayat şartlarında yaşadık çoğumuz ve geleceğin iyi olacağı inancıyla çalışarak çoğumuz çok iyi yerlere geldik. Vatana gidince elbette ki sıkıntılar ve zorluklarımız olacak ancak geleceğimizin iyi olacağı düşüncesiyle hayata ve çalışmaya sarılmak kesinlikle hem kendi geleceğimizi hem de vatanın yarınını olumlu anlamda değiştirecektir. Bu arada sermaye sahipleri de vatanı üs olarak kullanarak Rus Devleti içinde pekçok bakir alanda yatırımlar yapabilirler. Mesele vatansa gerisi ayrıntıdır.
Bizim işimiz gözü ve gönlü vatana dönük insanlarladır. Bu insanların bir şekilde vatanda yaşamalarını sağlamaya yönelik çalışmalar önceliğimizdir. Bunu somutlaştırmak hedefimizdir. Bu konuda önce entelektüellerimize doğru yönlendirme işi düşmektedir. Sonra ise imkan sahibi insanlarımıza iş düşmektedir. Tüm yüreğiyle vatana bağlı ama vatanda yatırım yapmayı elindeki imkanları vatanda kumara yatırmak olarak düşünen imkan sahipleri imkanı olmayan orada her şartta yaşamayı ve çalışmayı isteyen insanlara yardım ederek vatana en büyük katkıyı sağlayabilirler.
Günümüzde ekonomik güç her şey demektir. Vatanı ekonomik olarak ayağa kaldırmak ve ondan sonra ise aklı başında öngörülerle hedef koyup halkımızın geleceğini çizmek gerekmektedir. Güzel günlere inancımızı yitirmemeliyiz. Güzel günlere ulaşmak için terlemeliyiz. Şu an sadece isim olarak vatanımız var. Vatanı için çalışan ve terleyen insanlara evrilirsek işte o zaman vatan bizi kollarına alacaktır.
Marguş Vezir
24.08.14
00:59