HALK, HALKIN GERÇEK SESİYLE KONUŞANLA YÜRÜMEYE BAŞLAYACAK VE YAKINDIR ZAMAN
Eğer halkın karşısına şu an çıktığımız düşüncelere halkımız eylemsel destek vermiyorsa o zaman halkın karşısına halkı kendi adına düşünmeye itecek düşüncelerle çıkmalı ve halkımızın düşüncesinin sinerjisini (ortak enerjisini) yaratmalıyız. Biz de bu aşamada halkın kendi öz düşüncesiyle onu harekete geçirecek düşüncelerle halkımıza yol göstermeliyiz. Ya da şu anda halkın içinde zaten var olan gerçek düşünceleri okuyabilmeli ve onları hayata uyarlamalıyız.
Halkımız her şeyden önce barışa yatkındır ve hiçbir şekilde önceden düşünmeden ve iyice ölçüp tartmadan, yüreğinde onamadan bir mücadeleye asla girmeyen bir yapıdadır. Ancak hayat hakkına tecavüzde ve fiili olarak tehlikeye düştüğünde geri adım atmadan hayatını hiçe sayarak mücadele eder. Şu anda fiili olarak kendisine dokunamayacak olan Rusları düşman olarak görüp, silahlı olarak onlarla mücadele edip onları yenmek ve yeniden bağımsız bir coğrafyada bir araya gelmek düşüncesi halkımızın yapısından tamamen uzaktır. Zaten üzerinde fiili olarak bulunmadıkları vatanda ne fikri ne de silahlı mücadele olması mümkündür. Sürgün nesli olan dedelerimiz, yaşadıkları tüm acılara rağmen tüm enerjilerini yeniden yeni nesillerine hayatlarını devam ettirecekleri barışçıl ortamlar sağlamaya harcamışlardır. Sürgün topraklarındaki tüm olumsuzluklara rağmen işinde, gücünde olan ve barışı öne geçiren yaşantılar kurmuşlardır. Elbette ki yazılı dilimiz olmadığı ve yazılı değerlerimiz olmadığı için bir boşluk oluşmuş yeni nesillerden milletini ve tarihini öğrenmek isteyen insanlarımız hep güçlükle karşılaşmışlardır. Başka milletlerin kaynaklarından öğrendikleri ve kendi büyüklerinin anlattıkları kanlı ve zorlu geçmişlerini bulundukları ülkelerde edindikleri yeni ideolojilerle harmanlayınca ortaya yeni nesillere aktarılan ve kanla hesap sormayı amaçlayan, ortak ancak halkın kendi sinerjisinin yaratmadığı bir ideoloji ortaya çıkmıştır. Bu ideoloji günümüze kadar halkın önüne konulmuş, ancak Çerkes halkına hiçbir zaman yön verip somut çözüme sebep olamamıştır. Fiili olarak temas edilemeyecek Ruslarla düşmanlık değişik versiyonlarıyla sürekli canlı tutulmuştur. Sovyetlerin dağılmasıyla ve anavatana fiili temasla birlikte savunulagelen kanlı hesap sorma anlayışının uygulanamayacağı ortaya çıkmış ancak yine de bu ideoloji hırsla ve inatla birileri tarafından halkın önüne yeniden ve yeniden konmuştur.
Bu arada bahsettiğimiz ideolojiden haberdar olan Ruslar aslında Çerkes halkının toplumsal olarak üretmediği ve ideologların Çerkes halkının önüne koydukları ideolojiden kaynaklı olarak karşı teşebbüslere girişmiş yakın zamanlara kadar sürekli olarak anavatandakiler ve diasporadakilerin organik bağını el altından sabote etmiş Çerkes halkı da geleceği açısından sürekli bu durumdan muzdarip olmuştur. Rus devleti fiili olarak her teşebbüse el atmış ve sızmadığı herhangi bir teşebbüs olmamıştır. Rus devletinin hamleleri bu şekilde Çerkes halkına sürekli zaman kaybettirmiştir. Ancak işler Ruslar açısından sorunsuz zannedilirken birden bire global gelişmeler ve hesaplar bunun böyle olmadığını ortaya koymuştur. Amerika ilk önce renkli renkli devrimlerle Rusyanın nüfuz alanına sızmış ve Rusyayı kıskaca alıp neler yapabileceğini ortaya koymuştur. Ruslar süregelen politikalarını değiştirmek durumunda kalmış, sayıca Çerkeslerden daha az diaspora nüfusuna sahip Abhazya politikasını değiştirerek karşılıklılık politikasına geçmiştir. Abhazya resmen bağımsız olmuş, Ruslar da Gürcülerin Abhazlarla barıştırıldıktan sonra oraya diasporadan devşirilecek radikalleştirilmiş Çerkeslerin yaratacağı tehlikeyi önlemiştir. Ayrıca Abhaz devletinin Çerkeslere çok da sıcak yaklaşmayan politikası olaya bu açıdan bakınca daha kolay anlaşılacaktır.
Rusya karşıtı müttefikler bu sefer ikinci planlarını devreye sokmuştur. Amerikanın çok iyi bildiği bir şey vardır ki o da Çerkes toplumunu gizli amaçları için zamanı geldiğinde dönüştürebileceği gerçeğidir. Bunun için de Çerkes toplumu iyice asimile olduktan sonra ideologların Çerkes toplumu önüne koyduğu ideolojilerin asimile olan Çerkes toplumunda fiili olarak etkili olmaya başlayacağı ve Gürcistan aracılığıyla da fiili düşmanlarıyla temas edebilecekleri ve Rusyayı istikrarsızlaştırıp zamanla çökertecebileceği gerçeğiyle Amerika ve Batı planlar geliştirmişlerdir. Son yıllarda bu planın alan çalışmaları da denenmiştir. Asimile olan ve Çerkes gibi yetişmeyen ancak arayış içinde olan gençlerimize Gürcü kültürü ve Çerkes kültürünün ne kadar benzer ve aslında aynı olduğu empoze edilmiş ve bunun tutacağı da gözlemlenmiştir. Makro plan yavaş yavaş uygulamaya konmuştur. Bugün Çerkes toplumunda nereden beslendiği belli olmayan ve halk tarafından da tanınmayan, sesleri gür çıkan ama aslında hiçbir çözüm üretmeyen seslerin Batıca destek bulmasının nedeni budur.
Şu an Ruslar durumun farkındadır, ancak fiili olarak karşılarına çıkıp gerçekten çözüm üretebilecek yapıları dönüştürdükleri ve diasporadaki halkın bunlara olan derin bilinçaltı güvensizliklerini aşamadıkları için çıkmaz içindedirler. Şu an elde kalan tek çözüm sadece Çerkes halkının barışçı yapısının asıl sesini bir şekilde bir sinerjide birleştirip onu muhattap almaktır. Ancak Rusların da yakın zamana kadar işlerine geldiği için yüksek çıkmasına özen gösterdikleri kendilerine olan düşmanlık söylemini besleme ve Çerkesleri asimile etmek kendilerine dönen bir silaha dönmüştür. Olay etki alanlarından çıkmış ve düşmanlarının eline geçmiştir.
Tam da bu noktada Çerkes halkının halen çok da dillendiremediği ancak halkın yapısında olan çatışmasızlık ortamında uğradığı haksızlıklara dünya gerçekleriyle ve hiçbir kanlı maceraya girmeden çözüm bulma isteğiyle Rusların global çıkarları kesişmektedir. Çerkesler yeryüzünde Çerkes olarak yaşamak ve kültürlerini devam ettirme konusunda bir şekilde irade oluşturmak gerektiği ayırımına halk tabanında varmaktadırlar. Kulakları tıkayan tüm gürültülere rağmen Çerkes halkında bu farkındalık ya uyanmaya başlamış ya da uyandırılmak için küçük bir dokunuş beklemektedir. Halkını gerçekten düşünen Çerkeslerin bu farkındalığı seslendirmeleri ve bu farkındalığın toplumda yüksek sesle dillendirilmeye başlanması aşamasından sonra halk gerçek önderlerini ortaya koyacak ve onlar da global dengeler içinde halkımızı kanlı maceralara atmadan Ruslarla en adil şekilde uzlaşacaktır. Kimsenin bu halkın heyecanını sömürmeye ve sanal sokaklarda gezdirmeye hakkı yoktur. Halk artık uyanıyor ve elbette ki kendi gerçeğinin sesine ses katacak… Kimse beklemiyor böyle bir şeyi ancak halkın arayışı ve yönü budur.
Marguş Vezir
21.09.14
20:34